<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002</id><updated>2012-01-27T00:12:23.800-08:00</updated><category term='linux'/><category term='makale'/><category term='programlama'/><category term='listeler'/><category term='güvenlik'/><category term='dini'/><category term='tarihi sözler'/><category term='fıkralar'/><category term='bilgisayar'/><category term='yazılar'/><category term='cep telefonu'/><category term='resimler'/><category term='çeşitli'/><category term='internet'/><category term='biyografi'/><category term='oyunlar'/><category term='windows'/><category term='güzel sözler'/><category term='program'/><category term='şiir'/><category term='oyun hileleri'/><category term='şarkı sözleri'/><title type='text'>Her Türlü Çeşitli Belgeler</title><subtitle type='html'>Her Türlü Çeşitli Belgeler, Döküman, Güzel Yazılar, Makale ve Söyleşiler, Nasıl Yapılır?</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>blogger</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>168</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-6223289821446851129</id><published>2008-07-03T19:25:00.000-07:00</published><updated>2008-07-03T19:25:00.243-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><title type='text'>Odysseia</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_qqscAltARo4/SDDlZJaOqEI/AAAAAAAAE0A/ib5nzyBrelo/s1600-h/hercules_hydra.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_qqscAltARo4/SDDlZJaOqEI/AAAAAAAAE0A/ib5nzyBrelo/s400/hercules_hydra.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201909789798344770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Odysseia'nın -24 bölümden oluşan bu koskoca destanın- kısacık bir özetini yapmak istersek:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Truva savaşından sonra yurduna dönmek için çabalayıp duran Odysseus'un başından geçenler ve onun eve dönüşü sırasında, yurdu İthakea'da yaşananların anlatımı diyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence Odysseia hakkında vurgulanması gereken en önemli şey, bir destandan çok; kurgusu ve anlatım tarzıyla, bir romana hatta bir filme benzemesi. Homeros, Odysseia'da İlyada'nın aksine, bir olayı değil, bir insanı anlatır. Tekrarlardan kaçınan, yer yer geri dönüşler içeren akıcı bir anlatımı ve modern bir kurgusu vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Destan 24 bölümde anlatılmış ancak 5 ana destan parçasından oluşuyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Telemakhia (Bölüm 1-4) : Odysseus'un oğlu Telemakhos'un destanıdır. Truva savaşı biteli neredeyse 10 yıl olmuş ama sevgili babası hala yurduna geri dönmemiştir. Bu sırada onun öldüğüne dair söylentiler artınca, Ithaca'nın varlıklı erkekleri, annesi Penelopeia'ya talip olup, hepsi birden Odysseus'un sarayına yerleşmişlerdir. Bunların işi gücü yiyip içip, eğlenceler düzenleyip Odysseus'un mallarını tüketmektir. Bu sırada Penelopeia'nın bir karar vermesini, içlerinden birini seçmesini beklerler. Ancak o, kocasını beklemeye kararlıdır. Bu durumdan son derece rahatsız olan Telemakhos, tanrıça Athena'ya inanır, Odysseus'un öldüğüne dair şüphelerini bir kenara atar ve babasından haber alabilmek için Truva'dan dönmüş olan diğer liderlere onu sormak üzere yollara düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Kalypso'nun adası (Bölüm 5): Tanrıça Athena, Olympos'lu tanrıları bir araya toplar ve 7 yıldır Kalypso'nun adasında tutuklu olan Odysseus'un yurduna dönmesine izin vermeleri için onları ikna eder. Oysa Su Perisi Kalypso Odusseus'u gerçekten sevmektedir ve kendisiyle kalması koşuluyla ona ölümsüzlüğü teklif eder. Ancak yirmi yıldır görmediği güzel karısı Penelopeia'yı unutamayan Odysseus bu teklifi reddeder. Yurda dönmesi için izin çıkınca, kendisine bir sal yapar ve denize açılır. Uzun süren fırtınaların ardından Phaiakların ülkesinde karaya vurur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Phaiakların ülkesi (Bölüm 6-9) : Phaiak kralının kızı Nausikaa, Odysseus'u sahilde bulur, ona giysiler verir ve evine davet eder. Odysseus'u iyi karşılayan Phaiaklar ona yurduna dönmesi için yardım edeceklerini söylerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Odysseus'un maceraları (Bölüm 9-12) : Bu bölüm destanın merkezidir. Phaiak'ların kendi şerefine düzenledikleri eğlencede, bir ozan Truva savaşını anlatan şarkılar söylemektedir. Bunu duyunca gözleri dolan Odysseus, ona "Neden ağlıyorsun?" diye sorduklarında, "O hikayede bahsi geçen benim" diye cevap verir ve Truva'dan 12 gemisiyle ayrılışını ve üç yıl boyunca denizlerde çeşitli tehlikeler atlatıp bütün gemileri ve yoldaşlarını kaybedip, Kalypso'nun adasına varışını anlatır. Ardından Phaiaklar onu bir gemiyle Ithaca'ya gönderirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Ithaca (Bölüm 13-24) : Odysseus bir dilenci kılığında domuz çobanı Eumaios'un yanına sığınır. Orada yolculuktan dönen oğlu Telemakhos ile buluşur. İkisi birden taliplerle savaşıp onları öldürürler. Destan, Odysseus ve Penelopeia'nın yirmi yıllık ayrılıktan sonra kavuşmalarıyla sona erer. (Çok kuru oldu değil mi.. Daha dramatik bir anlatım için gidiniz kitabı okuyunuz :-) )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu kahramandan biraz daha ayrıntılı bahsedelim isterseniz..&lt;br /&gt;Baba Learthes ( ki Odysseus'a sık sık "Learthesoğlu" diye de seslenilmektedir.) ve ana Antikleia'nın oğulları olan Odysseus, kuzeybatı Yunanistan civarlarındaki Ithaca adasında doğmuştur. Bir rivayete göre, anne Antikleia, Learthes ile evlenmeden bir gün önce Sispyhos ile beraber olmuştur ve Odysseus, Learthes'in değil Sispyhos'un oğludur; üstün zekası da ondan gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odysseus'un gençliğine dair anlatılan iki şey vardır: Achilleus gibi hekim Kheiron'un yanında geçirdiği süre ve dedesi Autolykos'u ziyareti sırasında katıldığı bir yaban domuzu avında bacağından yaralanması. ( Bu yara izi sayesinde Truva savaşından yıllar sonra yurduna döndüğünde, onu büyüten dadısı Eurykleia onu tanıyacaktır.. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre sonra baba Learthes, oğlunu tahta geçirmiştir ancak bu konuda pek fazla bilgiye sahip değiliz. Ancak Odysseus'un kendine nasıl eş seçtiği birçok kaynakta oldukça ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır. İlerde Truva savaşına sebep olacak bu hikayeden ben de kısaca bahsetmek istiyorum. Aslında daha detaylı bahsetmek de istiyorum ama İlyada başlığı altında :-) Her neyse.. Su perisi Thetis ve Peleus'un düğünlerine davet edilmeyen Nifak Tanrıçası Eris, Athena, Aphrodite ve Hera'nın ayakları dibine bir altın elma yuvarlayıp ortadan kayboldu...Elmanın üzerinde "En güzele..." yazıyordu. Zeus bu üç tanrıçadan en güzel olanı seçmesi için Truvalı çoban Paris'i görevlendirdi. Paris ona zeka ve savaşma yetisi teklif eden Athena ile güç ve kudret teklif eden Hera'yı eledi, kendisine dünyanın en güzel kadınını teklif eden Aphrodite'i seçti. Aphrodite ona dünyanın en güzel kadını Helena'yı kaçırması için yardım etti, ve Helena'nın kaçırılışı Truva savaşını başlattı. Bu arada Helena'ya talip olan birçok kişi arasında Odysseus da vardı. Aslında Odysseus Helena'dan çok teyzesinin kızı Penelopeia ile ilgileniyordu. Baktı ki işler kızışıyor, Penelopeia ile evlenmesine izin verilmesi karşılığında, diğer taliplerin Helena'nın babasının seçtiği kişiye karşı ayaklanmamalarını sağlamayı önerdi. Bu öneri kabul edildi, Odysseus Penelopeia'yı, Agamemnon da kardeşi Menelaos'a götürmek için Helena'yı aldı. Ancak tam bu sırada Paris geip Helena'yı kaçırdı! İşte o anda kıyamet koptu ve Truva savaşı başladı. Helena'yı geri almak için Truva'ya gönderilecek askeri birlikler toplanırken, Odysseus'u da almaya geldiler. Oysa Odysseus savaşa gitmek istemiyordu; yeni evliydi ve oğlu yeni doğmuştu. Bu yüzden kendisini almak için geldiklerinde deli taklidi yaptı. Sahilde bir öküz bağladığı sabanı sürüyor, kumlara tuz ekiyordu. Ancak kendisini sınamak için sabanın önüne oğlu Telemakhos'u koydular ve doğal olarak Odysseus yönünü değiştirdiğinde, zekasının yerli yerinde olduğu ortaya çıktı. Tarihin bilinen ilk asker kaçağı böylece kendini ele vermiş oldu. Sonra tabii ver elini Truva :-)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaaa işte aşağı yukarı böyledir Leartesoğlu, akıllı ve zeki Odysseus'un hikayesi.. Aslında çok daha ayrıntılı anlatmak istiyorum ama bir daldım mı içinden çıkılmaz oluyor. Şundan bahsettik, bundan bahsetmesek olmaz diye diye bu bölümü üçüncü kez baştan yazıyorum aslına bakarsanız. Bana kalırsa iyi bir özet oldu. Son kısımdan özellikle bahsetmedim, çünkü istiyorum ki Odysseia'yı okumamış olanlar gitsin okusun, okumuş olanlar gitsin bir kez daha okusun. O anlatıma eş birşeyler çıkmadı benim klavyemden kusura bakmayın :-)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siber alemde fareme takılan, Odysseus ile ilgili şu linkleri de vermeden edemeyeceğim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Samuel Buttler'ın İngilizce çevirisine:&lt;br /&gt;"http://darkwing.uoregon.edu/~joelja/odyssey.html " ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;George Chapman'ın İngilizce çevirisine: "http://www.columbia.edu/acis/bartleby/chapman" adreslerinden ulaşabilirsiniz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-6223289821446851129?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/6223289821446851129/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=6223289821446851129' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/6223289821446851129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/6223289821446851129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/07/odysseia.html' title='Odysseia'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_qqscAltARo4/SDDlZJaOqEI/AAAAAAAAE0A/ib5nzyBrelo/s72-c/hercules_hydra.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-7230047698490312899</id><published>2008-07-02T19:23:00.000-07:00</published><updated>2008-07-02T19:23:00.992-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><title type='text'>i n s a n ı n     y a r a t ı l ı ş ı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_qqscAltARo4/SDDlBZaOqDI/AAAAAAAAEz4/-5Mb6fnCLRk/s1600-h/hera_zeus.gif"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_qqscAltARo4/SDDlBZaOqDI/AAAAAAAAEz4/-5Mb6fnCLRk/s400/hera_zeus.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201909381776451634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnsanın yaratılışı ile ilgili Grek mitine ait birkaç söylen vardır. En çok bahsi geçen iki değişik hikayeyeden bahsetmek istiyorum size. İlki belki zamanlama açısından daha mantıklı görünüyor ancak ondan daha çok sevdiğim bir hikaye daha var ki, ilkini kısaca özetleyip, onu sonra uzun uzun anlatacağım :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hesiodos'un Soylar Efsanesi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu efsane insanın tam olarak nasıl yaratıldığını açıklamaz. Sadece yaratılmış olduğunu varsayar ve sonrasını anlatır bize. Der ki Hesiodos:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chronus'un egemenliği sırasında, ölümsüz tanrılar ilk insan soyunu yaratmışlar. Buna "Altın Soy" deniyor. Bereketli topraklarında tanrılar gibi yaşarmış ilk insan soyu, Mutluluk içinde yaşar, mutluluk içinde ölür, sonra toprağı ve insanları koruyan birer minik cine dönüşürlermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra "Gümüş Soy"u yaratmış tanrılar. Gümüş Soy, Altın Soy kadar zeki değilmiş. Aptallıklarıyla başlarını derde sokar, tanrılara saygısız davranırlarmış. Zeus bunu saygısızlık olarak nitelendirmiş ve onları yeraltı cinlerine dönüştürüp toprağın altına gömmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tunç Soy" yaratılmış ardından. Oysa yeni gelen bu soy, çok daha betermiş öncekinden. Birbirlerine saldırmaktan, savaşmaktan, öldürmekten başka yaptıkları yokmuş. Zeus'un devreye girmesine gerek kalmamış bu sefer, onlar kendi kendilerini yok etmişler ve Hades'in karanlık yeraltı dünyasına göçmüşler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Demir Soy" en son gelmiş ve hala sürmekte olan soydur. Yine bu efsanede denir ki, bir altıncı soy daha gelecek. Saygısız, sevgisiz, yokedici bir toplum olacak ve hak kavramı ortadan kalkacak, güçlüler kazanacak, güçsüzler ölüme mahkum olacak. (Pek de yanılmamış galiba... 6. soy geldi mi, ne dersiniz? :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ovidius'un Metaporphoses adlı yapıtındaki anlatısı:&lt;br /&gt;(İşte benim sevdiğim :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hikayenin bir giriş kısmı var, oradan başlayalım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşklarıyla Olympos çevresinde oldukça ünlü olan Zeus, kız kardeşi Demeter'e kaptırmış gönlünü, onunla beraber olmuş ve güzeller güzeli Kore doğmuş.(Kore, daha sonra Yeraltı Tanrıçası olduğunda ismi Persephone olacak...Bu da başka bir hikaye :)) Kore, güzelliğinin yanı sıra son derece alımlı, kibar, zeki ve güleryüzlü bir kızmış. İflah olmaz çapkın Zeus, tutup kendi kızına aşık olmuş bu güzelliği gördüğünde. Aklı fikri Kore ile beraber olabilmekteymiş. Bir gün onu yalnız başına ormanda otururken gördüğünde, fırsat bu fırsat demiş, bir yılana dönüşmüş ve onunla beraber olmuş. Kore, Zagreus'a hamile kalmış. O sıralar Zeus'un gözdesi, en sevdiği Kore olduğu için, oğlu Zagreus'un da ayrı bir önemi varmış Zeus için. Onu deliler gibi seviyor, koruyor, kolluyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Zeus'un onu sevdiğinden çok nefret ediyormuş kıskanç Hera Zagreus'tan... Hera'nın hışmından korkan Zeus, bir mağaraya saklamış oğlunu. Zamanında kendisini büyütmüş olan Kuretlere emanet etmiş onu. Hera veya onun saldığı adamları yaklaşacak olursa, korkunç sesler çıkarıp onları korkutmalarını ve aynı zamanda bebek sesini bastırmalarını iyice tembihlemiş. Ancak Hera'nın öfkesi öyle büyükmüş ki, Zagreus'u bulamayınca Titanları çağırmış kendisine yardıma. Titanlar bebeği bulmuşlar Kuretlerin sakladığı mağarada. Ancak bebek Zagreus korkmuş dev Titanlardan ve mağaranın daracık dibine saklanmış. Titanlar bir ayna getirmeyi akıl etmişler mağaranın girişine. Zagreus kendi aksini görünce aynada, meraka kapılıp dışarı çıkmış. İşte o anda üzerine atılmışlar bebeciğin Titanlar ve onu paramparça edip etlerini yemişler. geriye sadece kemikleri kalmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu duyan Zeus öfkesinden deliye dönmüş ve şimşeklerini göndermiş Titanların üzerine. Oracıkta küle dönüşmüş Titanlar ve Zagreus'un kemikleri... Zaman geçmiş, yağmurlar yağmış. Yağmur suları çamura dönüştürmüş Zagreus ve Titanların küllerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prometheus gelmiş sonra. ( Kendisi bir Titan olduğu halde, Zeus'a karşı savaşmayı kabul etmedikleri için kardeşi Epimetheus ile Prometheus, Tartaros'a gönderilmemiş, Zeus tarafından insanın yaratılışında görevlendirilmişlerdir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prometheus, şekil vermiş bu çamura. İnsan bedenini yaratmış. O sırada oradan geçmekte olan tanrıça Athena, Prometheus'un eserine hayran kalmış ve çamura hayat üflemiş. İşte ilk insan böyle yaratılmış. Zagreus'un saflığı, temizliği, iyiliği ve güzelliği ile Titanların kötülüğü ve çirkinliğinin bir karışımı. İnsanın içinde hem iyilik hem kötülük bulunması bundan olsa gerek :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman geçmiş, insanoğlu çoğalmaya başlamış. (Bu kısım da mitolojinin birçok yerinde olduğu gibi oldukça kafa karıştırıcı. Çünkü birazdan göreceğimiz Pandora, ilk kadın ölümlüdür. Demek ki Pandora gelene kadar insanlar, yani erkek bireyler, bir şekilde kendi başlarına çoğalmayı başarmışlar... Nasıl? Bu da mitolojinin bilinmezlerinden biri :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlu yaratıldığında Prometheus kardeşi Epimetheus'a der ki, "Şimdi de sen bu ölümlü canlıların sıfatlarını dağıt." Epimetheus başlamış onlara iyi kötü özellikler vermeye. En son sıra insana gelmiş.Epimetheus bir bakmış ki, elindeki bütün güzel sıfatları dağıtmış, insana verecek birşey kalmamış! (İşte tam bu can alıcı noktada, Prometheus'un "ileri görüşlü / önceden gören", Epimetheus'un "geri görüşlü / sonradan gören" anlamlarına geldiğini belirtmemde fayda var sanırım :)) Prometheus yetişmiş o anda ve insana iki ayağı üzerinde durma yetisi, ateşi ve bunu kullanacak zekayı vermekte karar kılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar gelişmeye başlamışlar. Zeus karışmış orda hemen işin içine. Demiş ki, biz tanrılara tapınmayı öğrensin insanoğlu. "Bana, kurban ettiğiniz her hayvanın bir parçasını vereceksiniz. Hangi parça olduğuna ben karar vereceğim. Haydi kurban edin bana şurda duran koyunu" diye buyurmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prometheus insanlara yardımcı olmuş hemen. Ölümsüz bir tanrının, insanoğlunun yiyeceğine kendisini ortak koşuyor olmasına öfkelenmiş ve bir oyun oynamış Zeus'a. Kurban etinin en güzel parçalarını işkembenin içine doldurmuş. En kötü kısımlarla kemiklerin üstünü bir güzel örtmüş yağlarla. İnsanlar demişler ki , "Buyur seç bakalım, hangi parçaları sana verelim kurban ettiğimiz hayvanlardan, ulu Zeus?" Zeus şöyle bir bakmış, "O iğrenç işkembeyi ben ne yapayım, şu yağlarla kaplı semiz etleri seçiyorum" demiş. Ancak bir bakmış ki yağların altında kemik dolu. Çok öfkelenmiş Zeus. kendisini aldatmış olan insanlara ve Prometheus'a çok içerlemiş. Bir tanrı olaran oyuna getirilmeyi hazmedemiyormuş ama, kararı kesin olmak zorundaymış tanrının; hayır bunu beğenmedim diğerini alacağım diyemezmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrıların tanrısı, üçkağıda gelmiş olmayı yedirememiş kendisine, ve onlara ceza olsun diye ellerinden ateşi geri almış. Prometheus yine yetişmiş imdadına insanların. Gitmiş tanrısal ateşten bir parça çalmış, onlara vermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böylesine insan dostudur, mitolojinin ilk asisi olan Prometheus. Hep insanlar için çalışmış, savaşmıştır. Tanrıları hep son derece sıkıcı ve adaletsiz bulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeus, Prometheus'u cezalandırmaya karar vermiş. Hephaistos'a onu Kafkas Dağlarına zincirlemesini emretmiş. Cezası çok ağırmış: kolları iki yana açılmış şekilde zincire vurulan Prometheus'un karaciğerini gündüz boyunca bir kartal didikleyerek yiyor, sonra ciğeri gece boyunca yeniden büyüyormuş. Büyük acılar çeken Prometheus bu cezaya sonsuza dek çarptırılmış, zira kendisi ölümsüzdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda Prometheus yeniden özgürlüğüne kavuşmuş. Ama nasıl, işte bu kesin olarak bilinmiyor. Bazı kaynaklara göre, Hercules kurtarmış onu. Bazıları ise, Zeus'un onu affettiğini söyler. Çünkü, Zeus yine gönlünü yeni bir aşka, Su Perisi Thetis'e kaptırdığında, Prometheus bunu görüp, "Thetis'in doğuracağı çocuk babasından çok daha kuvvetli ve iktidar sahibi olacak, sakın onla beraber olma" demiş (Hatırlatma: Prometheus=Önceden gören... Sanırım bir nevi kahinlik de sayılıyor bu... ) ve Zeus onun zincirlerini çözmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardından insanlar arasındaki yaşamına devam eden Prometheus, Zeus'un hala kendisine bir kötülük yapabileceğini biliyormuş. (Bkz. üst satırdaki hatırlatma :)) Bu yüzden kardeşi Epimetheus'u uyarmış: "Sakın tanrılardan hediye kabul etme !" Ancak günün birinde Epimetheus, bir tanrı hediyesini kabul edivermiş! Güzeller güzeli Pandora imiş bu hediye. İlk dişi insan, ilk ölümlü kadın... Epimetheus görür görmez aşık olmuş Pandora'ya ve onu geri yollayamamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pandora yanında bir kutu getirmiş. Prometheus demiş ki kardeşine, "Beni dinlemedin, hediyeyi kabul ettin, ama bari şu kutuyu sakın açma! Başımıza bir bela gelecek" Fakat merakına yenilen Epimetheus, yine kardeşinin öğüdüne kulak vermemiş. Kutuyu açar açmaz, bütün dertler, kötülükler, üzüntüler, sıkıntılar saçılmış etrafa. Prometheus hemen atlamış kutunun üstüne, kapağını kapatıvermiş. Böylece tek birşey kalmış kutuda: Umut :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umut, o anda Prometheus'un yönetimine girmiş. Onu çok iyi korumuş Prometheus ve asla gerekenden fazlasını vermemiş kimseye; ve kardeşinin hatalarının sonucu, yaratmış olduğu insanoğlunu asırlar boyunca korumak, kollamak zorunda kalmış....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-7230047698490312899?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/7230047698490312899/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=7230047698490312899' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/7230047698490312899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/7230047698490312899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/07/i-n-s-n-n-y-r-t-l.html' title='i n s a n ı n     y a r a t ı l ı ş ı'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_qqscAltARo4/SDDlBZaOqDI/AAAAAAAAEz4/-5Mb6fnCLRk/s72-c/hera_zeus.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-8226179382073194597</id><published>2008-07-01T19:22:00.000-07:00</published><updated>2008-07-01T19:22:00.843-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><title type='text'>Dünyanın Oluşumu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_qqscAltARo4/SDDkj5aOqCI/AAAAAAAAEzw/PuHE1ch87Qw/s1600-h/ath_envy.gif"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_qqscAltARo4/SDDkj5aOqCI/AAAAAAAAEzw/PuHE1ch87Qw/s400/ath_envy.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201908874970310690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yunan Mitolojisi "Başlangıçta kaos vardı" der bize. Bu kaos nedir nasıl birşeydir pek bilinmez doğrusu. Belki de bu belirsizlik ona kaos ismini vermiştir :) Ama durup dururken, bu kaos'tan bir anda Gaia oluşmuştur, yani toprak, başka bir deyişle "Toprak Ana"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hesiod der ki, "Gaia'dan gökyüzü yükseldi" , yani Uranos... Gökyüzü, yani Uranos; toprağın, yani Gaia'nın hem oğlu hem eşi oldu. ( Garipsemeyelim, ensest ilişki, mitolojide çok sık rastlanan bir olaydır:)) O zamanlarda, gökyüzü ve yeryüzü birbirine o kadar yakındı ki, birbirlerine öyle büyük bir aşkla sarılmışlardı ki, aralarındaki sınır ayırt edilemezdi. Bereketli, yeşil Gaia, Uranos'un yağmurlarıyla ıslanınca, Eros ortaya çıktı; yaratıcı aşkın ruhu... Eros, bir varlıktan çok, Gaia'nın ruhu olarak tanımlanır; yeryüzü ve gökyüzünü birlikte kılan bir güç. Gaia ve Uranos'un kucaklaşmasıyla ilk varlıklar oluşmaya başladı. Gaia, Uranos'un kolları arasında mutlulukla kıpırdandığında, narin, yeşil, yumuşak tepeler oluştu, ve Gaia bu tepelerden Titanları doğurdu; düşünme yeteneğine sahip ilk varlıkları. Titanlardan sonra, Gaia yüz kollu, dev canavarlar doğurdu. Babaları Uranos onlardan görür görmez nefret etti, iğrendi ve toprağın içine geri itti. Gaia acıyla kıvranıyordu, bu kıvranmalardan yeryüzündeki büyük taşlık dağlar oluştu. Ancak Uranos Gaia'ya eziyet etmekten vazgeçmiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gaia, acı içinde ilk çocukları olan Titanlar'a seslendi. Babaları ve yarı kardeşleri olan Uranos'a karşı kendisiyle birlik olmalarını istedi. Ancak Titanların hemen hepsi Uranos'tan ölesiye korkuyorlardı, yardım çağrısına karşılık vermediler Gaia'nın. Ancak içlerinden biri, Cronus annesine yardım edeceğini belirtti. Titanların en cesuru olan Cronus, annesine yardım edip babasını saf dışı bıraktıklarında evrenin idaresinin kendisine geçeceğini sezinliyor olmalıydı. Bunun üzerine Gaia, Cronus'un pençeye benzeyen güçlü elleri için demiri yarattı. Yerden biten bu demiri çakıltaşıyla biledi, bir orak haline getirdi ve Cronus'a verdi. "Bununla babanı hadım edeceksin!" dedi. Cronus orağı aldı, ve gece olduğunda uykuya çekilen babasının üzerine atıldı ve onu hadım etti. Böylece gökyüzü sonsuza dek yeryüzünden ayrılmış oldu, artık dünyaya hükmedecek hükümdarların, toprağa ayak basmaları gerekecekti, gökyüzünden yeryüzüne hükmetmek olanaksızlaşmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babasının erkeklik organını kesen Cronus, ardına bile bakmadan ordan uzaklaştı. Kesilmiş erkeklik organından toprağa damlayan kanlardan yeni varlıklar doğdu. (Gökyüzünün erkeklik organı olur mu, hadi oldu diyelim, kanı olur mu diye düşünmeyeceğiz tabii.. Mitolojide "olmaz" yok.. Oluyor işte bir şekilde :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkin, İntikam Tanrıçaları Erinysler... Bu tanrıçalar birçok söylende yer almış olan korkunç yaratıklardır. "Suçluları kovalayıp duran bir nevi mitolojik polistirler" diye anlatır onları bir yazar. Niçin İntikam Tanrıçaları olduklarına gelince.. Erkeklik organı kesilmiş olan Uranos, korkunç bir acı duymuştu, duyduğu ilk acıydı bu, korkunç bir çığlık attı. Uranos' un intikam arzusuyla dolu bu çığlığından ve havada uçmakta olan kesik organdan damlayan ilk kan damlalarından İntikam Tanrıçaları doğdu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardından, Uranos'un kesilmiş erkeklik organından damlayan ikinci kan damlalarından Gigantlar doğdular. Yeryüzü görünümündeki Gaia, gökyüzü görünümündeki Uranos, fiziksel özellikleri pek bilinmeyen ancak insan görünümünde olduklarını düşündüğümüz Titanlar ve yüz kollu devlerden sonra; Gigantların dış görünüşleri pek garipti. İnsanlara benzer bir yapıları vardı ancak vücutlarının alt kısmında yılan biçimli bir kuyruk bulunuyordu. İki ayakları üzerinde duruyorlar ancak sürüngen özellikleri de gösteriyorlardı.. (Size de aynısını çağrıştırıyor mu?? Dinazorlar? :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organ uçtu, uçtu, sonunda suya düştü... Üzerinde bulunan spermler tuzlu deniz suyu ile birleşti ve bir köpük oluşturdu. Bu köpük Kıbrıs kıyılarında karaya vurdu ve içinden güzeller güzelli Aşk Tanrıçası Aphrodite çıktı. Aphrodite göğün kızıdır ve ilk tanrıçalardan biridir. Roman mitinde kendisine Venüs ismi verilmiştir, sabah ve akşam yıldızı olarak görünmüştür. (Hemen bir uyarı... Roman mitindeki karakterlerin hemen hepsi Grek mitinden alınmış, isimleri değiştirilerek anlatılmıştır...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uranos hadım edilip (Böyle ayrıntılı bir hadım tasviri ancak mitolojide mümkündür zaten..:)) , kesik organından Erinysler, Gigantlar ve Aphrodite doğduktan sonra, Cronus tahta geçmiş oldu. (Hangi taht diye sormayacaksınız, değil mi? :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Cronus'un babasından daha da zalim bir tanrı olacağını kimse bilemezdi.. Yüz kollu dev kardeşlerini kurtaracağı yerde, ona umut bağlamış olan zavallıcıkları daha da gerinlere, Tartaros'a itti. Tartaros, Yeraltı Dünyası'nın en derin, en korkunç, en karanlık yeridir ve Homeros tarafından "Tartaros'un yeraltı dünyasına olan uzaklığı, dünyanın gökyüzüne uzaklığı kadardır." diye tanımlanır. Oraya düşmek, bir varlığın başına gelebilecek en kötü şeydir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cronus, kendisine ayak bağı olacaklarını düşündüğü kardeşlerini Tartaros'a hapsettikten sonra keyfine baktı ve kardeşi Rhea'yı kendisine eş olarak aldı. Fakat hayal kırıklığına uğramış olan Gaia, Cronus'un ihanetine bir kehanetle yanıt verdi, ve Cronus'un keyfini kaçırdı... "Babana yaptıklarının aynısını günün birinde çocuklarından biri de sana yapacak."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rhea, Cronus'a bir sürü çocuk doğurdu... Böylece eski Yunan Tanrıçaları ve Tanrıları birer birer ortaya çıktılar. Kendilerinden birazdan bahsedeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cronus, annesinin kehanetinden korkuyor, Rhea doğurdukça çocukları yutuyordu. Rhea bu durumdan elbette hoşnut değildi ancak, günün birinde doğacak çocuğunu sever de kıyamaz yutamaz umuduyla doğurmaya devam ediyordu. Ancak Cronus akıllanacağa benzemiyordu. Oysa Rhea'nın sabrı tükenmişti, yine hamileydi ve bu sefer doğacak çocuğunu Cronus'un midesine göndermeye hiç niyeti yoktu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesi Gaia'dan akıl aldı, ve onun öğüdüne uyarak çocuğunu dağlık bir yere gidip doğurdu ve oğlunu keçi sütü ile besledi. Sonra da onu ne idüğü belirsiz Kuretler'e verdi. Kuretler o dağlık bölgede yaşayan küçük tanrıcıklardı, ama neden tanrıydılar, ne gibi tanrısal özelliklere sahiptiler bilinmemektedir. Ben onları tanrıdan çok, Doğa'nın Ruhu olarak düşünüyorum. Rhea, oğlunu işte bu Kuret'lere emanet etti. Kuret'ler eğer Cronus oralara yaklaşacak olursa korkunç sesler çıkarıp bebeğin sesini duymamasını sağlayacaklarına söz verdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra Rhea, yerden bir kaya parçası aldı, onu battaniyelere sardı sarmaladı ve yutması için Cronus'a sundu. Cronus'un gözü öylesine dönmüştü ki, battaniyeyle beraber yuttu kayayı, ohh bundan da kurtulduk diye düşündü, Rhea'nın bir sonraki doğumuna kadar rahatladı... Ancak Rhea bir daha doğurmadı, en azından böyle bir kayda rastlamıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan yıllar geçti, Zeus büyüdü, genç ve kuvvetli bir tanrı oldu. (Yaaa, evet. İşte Kuret'lere emanet edilen şanslı bebek, daha sonra Tanrıların Tanrısı olacak Yüce Zeus idi...:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günün birinde Metis'e, Akıllı ve Bilge Peri'ye rastladı. Zeus hemen ona aşık oldu. (ilerde Zeus'un ne kolay aşık olan, çapkın bir tanrı olduğunu göreceğiz :)) Metis'e hayatını anlattı. Babasının çılgınlıklarından, yeraltına hapsedilmiş kardeşlerinden bahsetti. Metis öğrendikleri karşısında kayıtsız kalamadı ve Zeus'a yardım etmeye karar verdi. Hemen büyülü bir iksir hazırladı, ve babasına içirmesini tembihleyerek bunu Zeus'a verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeus, babasının sarayına saki olarak bir şekilde kendisini kabul ettirdi ve şarabına büyülü iksiri karıştırıp içirmeyi başardı. İksir hemen etkisini gösterdi, Cronus birer birer yuttuğu çocuklarını kusmaya başladı. (Mantıksal değerleri unutunuz, onlar nasılsa, babalarının karnından ölmemiş, hatta büyümüş, gelişmiş bir şekilde çıktılar. Ölmemiş olmaları çok doğal aslında, çünkü onlar tanrı ve tanrıçalardır. Ama Cronusun karnı ve ağzının boyutları hakkında; çocukların onun karnında nasıl sindirilmeden kalabildikleri ve hatta orada büyümeyi başarabildikleri hakkında hiçbir fikrim yok! :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukları, Cronus'un midesinden çıktıktan sonra babalarının karşısına dikildiler: İlerde Olympos'ta bir nevi ev kadını olan Ocak ve Ev Düzeni Tanrıçası Hestia, kolunda bir demet başak ile tasvir edilen Bereket Tanrıçası Demeter, evliliğin koruyucusu Hera (ilerde kocası olacak Zeus tarafından bol bol aldatıldığından olsa gerek :)) , sonradan Yeraltı Dünyası'nın tanrısı olan Hades ve sonradan Denizler Tanrısı olan Poseidon...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsi de Zeus'un önderliğinde babalarına karşı birleştiler ve şiddetli bir savaş başladı. Zeus, Tartaros'tan yüz kolluları çıkardı. Onlar da kendilerini esaretten kurtaran Zeus'a minnettarlıklarını bildirmek için onun yanında savaştılar. Hatta Zeus'a şimşekli silahlar armağan ettiler. Böylece savaş Zeus ve kardeşlerinin üstünlüğü ile sona erdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu savaşın 10 yıl kadar sürdüğü söylenir. Niçin bu kadar uzun sürmüştür belli değil. Oldukça saçma oysa.. Bildiğimiz savaşlara benzemez bu. Kimse kimseyi öldürüp yaralayamaz, zaten ölümsüzlerdir çünkü. Sanırım amaç salt iktidar ve koltuk kavgası olduğundan, bunca süre Zeus, Cronus'u artık iktidarı kendisine teslim etmesi için ikna etmeye çalışmıştır. 10 yıl sonra da Cronus yorgun düşmüş olmalı ki, Zeus ile anlaşmaya razı olmuş, iktidarı devredip Mutlular Adası'na, kader ve kısmete yön vermek üzere atanmıştır. Böyle zalim birine nasıl böyle bir görev verilir o da garip, ama Zeus onu ancak bu yolla kandırabilmiş olmalı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cronus altedilince, Zeus önderliğinde yepyeni bir düzen kurulmuştur. Zaten Zeus'un önderliği herkes tarafından kabul edildiği için, bu pek de zor olmasa gerek. Zeus, kendisini "Gökyüzünün ve Yeryüzü'nün Tanrısı" , Poseidon'u "Denizler ve Irmakların Tanrısı", Hades'i "Yeraltı Dünyası'nın Tanrısı" ilan edip, zirvesi devamlı bulutlarla kaplı olan Olympos Dağı'na yerleşti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah, bu arada unutmadan: Zeus kendisine karşı gelen Titanları Tartaros'a kapatarak cezalandırdı. Ancak birer Titan oldukları halde kendisine başkaldırmayan Prometheus ve Epimetheus kardeşleri "İnsanın Yaratılışı"nda görevlendirdi. Savaşta diğer Titanların başında bulunan Atlas ise en büyük cezayı, yerküreyi omuzlarında taşıma cezasını aldı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-8226179382073194597?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/8226179382073194597/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=8226179382073194597' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/8226179382073194597'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/8226179382073194597'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/07/dnyann-oluumu.html' title='Dünyanın Oluşumu'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_qqscAltARo4/SDDkj5aOqCI/AAAAAAAAEzw/PuHE1ch87Qw/s72-c/ath_envy.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-8413202059299937572</id><published>2008-06-25T19:21:00.000-07:00</published><updated>2008-06-25T19:21:00.875-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><title type='text'>Sevgiliysek Eğer</title><content type='html'>Çok şeyler katmalısın hayata kendinden, benim için...ve kendin için tabii...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık laflar yetmiyor değirmenini döndürmeye sevginin. Önce hüzünleri&lt;br /&gt;kurutmalısın sayfalar arasında, kaçıncı sayfada olduklarını asla&lt;br /&gt;bilmemeliyiz... Ve... gülücükler takılmalı hayat okyanusundan bıraktığın&lt;br /&gt;ağlara... kucaklar dolusu...Uzağımdaysan, uzaklıkları yakın etmelisin&lt;br /&gt;ayrılığa inat! Üstüne üstüne yürümelisin zamanın. Gözlerin gecem olmalı,&lt;br /&gt;saçların rüzgar; hesabını yapmamalıyızmesafelerle ayların...Kilometreler&lt;br /&gt;kapı önü olmalı,kış ortasında kapıma getirmelisin gülüşünle baharı...Aylar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saatteki yelkovan, seninle yakalamalıyım uzayan sabahları...Yakınımdaysan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en yakını aramalısın! Yüreğimin kuytularında iç savaşlar çıkarmalısın. Ben&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bıkmalıyım mutluluklardan.İnadına tebessüm olmalısın. Sen düşüncelerimin&lt;br /&gt;bordasında vazgeçilmezim olmalısın..Sen... sevgilimsen eğer yanımda&lt;br /&gt;olmalısın benimle olmalısın içimde olmalısın... Ben seni sende yaşamalıyım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgili,sevgiliysek eğer..."Gel" dediğimde gelmelisin kutuplarda da&lt;br /&gt;olsan..."Gel" dediğimde "hayır" demesini bilmelisin küsmeme  aldırmadan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine de kızamamalıyım sana.Çok şeyler istiyorsam senden yine de sen&lt;br /&gt;bilmelisin sunacaklarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki bazen bir tebessüm,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki ufak bir not,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki elinden gelenin en fazlası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni verdiklerinle değil, onlar sız da sevmeliyim..!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat kısa sevgili, hayat sürprizlerle dolu. Bana gül bahçesi&lt;br /&gt;vaadetmemelisin papatyayla yetiniyorsam...Ve.. yüreğimi yormamalısın&lt;br /&gt;dinlenmek istiyorsam...Ben seni sende yaşamalıyım sevgili...Bilmeliyim&lt;br /&gt;içini, yüreğini... Ne duyuyorsan, ne yaşıyorsan olduğu gibi... Sevinçlerini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevincim bilmeliyim. Hüzünlerine ortak olmalıyım. Korkularında yanında&lt;br /&gt;olmalıyım, korkuları birlikte yenmeliyiz...Her şeyinle benim olmalısın...&lt;br /&gt;harikalıklarınla olduğu adar gühlarınla yanlışlarınla... her olumsuzluğa&lt;br /&gt;birlikte kanat germeliyiz, Sen, ben istemeden yanımda&lt;br /&gt;olmalısın..!Mutluluklar türetmeliyiz ufak şeylerden..Balıkçının oltasındaki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;balıktan,parktaki çocuğa kağıt helvanın yaşattığı mutluluktan ya da&lt;br /&gt;telefondaki bir "alo"dan... Ufak şeylerden büyük mutluluklar&lt;br /&gt;çıkarmalıyız.Senin tebessümün beni güldürmeli, benim hüznüm seni&lt;br /&gt;üzmeli..Yürekten olmalısın..!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylık yaşamıma girmelisin olur olmadık. Hatta haftalık, günlük.. Beni yine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;de sensiz bırakmalısın yanımda olduğun ölçüde. Özlemeliyim seni tüm&lt;br /&gt;yoğunluğunla... Saatlerin, günlerin hesabını yapmalıyım. Yokluğun kangren&lt;br /&gt;gibi kemirmeli içimi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O ölçüyü sen bilmelisin... Özlemim tavındayken varlığınla ödüllendirmelisin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hani derler ya;"kendini özlet ama unutturma", özlemler sevdayı güçlendirir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilirim...Ben seni sende yaşamalıyım sevgili...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük hayatında nasılsan öyle olmalısın benimleyken..Yaptığım yemeği&lt;br /&gt;beğenmediysen yemeyebilirsin (bunu bana tüm şirinliğinle söylemelisin ki&lt;br /&gt;sana kızamamalıyım). Ve... sen de bana kızmamalısın seninle futbol maçların&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;izlemiyorsam, sevemedimbir türlü... ama belki bazı önemli maçlarda eşlik&lt;br /&gt;edebilirim sana ne dersin, senin için...Birbirimizi olduğumuz gibi&lt;br /&gt;kabullenmeliyiz.. Macun tüpünü ortadan sıkıyorsan ya da ne bileyim... tüm&lt;br /&gt;giysilerini ortalığa dağıtıyorsan bunları da bilmeliyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir virüs gibi girmelisin içime. Ne senle olmalıyım ne de&lt;br /&gt;sensiz...gazetelerde senin burcunu okumalıyım benimkinden önce bir görevmiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gibi..Sonra yorumlar yapmalıyım falların üzerine... Bakla fallarında her&lt;br /&gt;şeyi sana yormalıyım... Ve... ben de senin vazgeçilmezin olmalıyım.Beni&lt;br /&gt;olduğum gibi kabul etmelisin.Ben buyum, böyleyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni böyle sevmelisin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hırçınsam, kıpır kıpırsam (ki yüreğim kıpırtılarla dolu) bir o kadar da&lt;br /&gt;durgunum belki. Sen beni çözmelisin... Beynimin labirentinde çıkış yolunu&lt;br /&gt;bilmelisin... Beni her şeyimle bütünlemelisin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben seni sende yaşamalıyım sevgili...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cesur olmalısın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürekten olmalısın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerimdeki toroslara tek nefeste çıkmalısın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerimdeki okyanusa düşünmeden dalmalısın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen hayatımda tek yörüngem olmalısın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sensiz olmamalı sevgili...!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir fedakarlık istemiyorum senden... Olduğun gibi olmalısın. Nasılsan&lt;br /&gt;öyle! Doğal, sıradan... Farklı olmaya çalışmamalısın... Ve... bütün bunları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendin olmakla yapmalısın. Sen olmakla... nasılsan öyle sevmeliyim seni.&lt;br /&gt;Öyle sevdirmelisin kendini. Ben seni sende yaşamak istiyorum&lt;br /&gt;sevgili...sunduklarınla, sunmaya çalıştıklarınla, olmaya çalıştığın&lt;br /&gt;farklılıklarla değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygularınla doğal,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğinle doğal,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamınla doğal yanlarınla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten olduğun gibi kabulümsen, her şey peşi sıra gelir.Kendin olmakla&lt;br /&gt;başarırsın her şeyi... Ve... senin kabulünsem olduğum gibi, tüm savaşlara&lt;br /&gt;hazırım yaşam boyunca...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi ! Uzat elini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat kısa sevgili...Vakit kaybetmeyelim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki bir daha fırsatımız olmaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi yola çıkalım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEN SENİ SENDE YAŞAMALIYIM SEVGİLİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE SEN DE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BENİ BENDE YAŞAMALISIN...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEVGİLİYSEK EĞER..!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-8413202059299937572?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/8413202059299937572/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=8413202059299937572' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/8413202059299937572'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/8413202059299937572'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/06/sevgiliysek-eer.html' title='Sevgiliysek Eğer'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-5297871685585407632</id><published>2008-06-20T19:18:00.000-07:00</published><updated>2008-06-20T19:18:01.225-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><title type='text'>Tahrif ve Tahrip Ediliyor Hayatlarımız 3</title><content type='html'>Mahmut AYAZ &lt;br /&gt;"Gündelik olarak içinde yaşadığımız cehennemde acı çekmemenin iki yolu vardır. İlki pek çok insana uygundur: cehennemi kabullenip, artık onu göremeyecek kertede bir parçası haline gelmek. İkincisi daha risklidir ve öğrenme yolunda sürekli bir dikkat ve irade gerektirir: cehennemin orta yerinde, cehennem olmayanı araştırmak ve tanımasını bilmek, sürmesini sağlamak, ona alan açmak."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalo Galvino.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne çok şeyi öldürdüler Arkadaşım, insana ilişkin ne çok şeyi!... Mevsimler bile yazdan ve kıştan ibaret. İnsanla birlikte doğasını da öldürüyorlar. Ne ilkbahar kaldı elimizde, ne de sonbahar. Sadece yaz ve kıştan ibaret siyah ve beyaz bir yaşam. İnsanlığı öldürenler, mevsimleri neden öldürmesinler ki? İşte hür parlamenter rejim ve çoğulcu demokrasi maskesiyle insanlığın habis uru, kangrenli kanseri kanlı kapitalizm bu! İnsanlığını soyunmuş, paramparça atomize bireyleri uzaylılar mı yarattı Arkadaşım!?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlızlığı ve mutsuzluğu insanlara biricik dost olarak dayatan kim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerimde hep bir hüzün gizli Arkadaşım . Biliyor musun, içli ezgilere Küba'da da, Vietnam'da da, Kongo'da da ağlanır. Her yerde gökkuşağı ve her gökkuşağının altında bir çocuk vardır. Demek ki, her şeye karşın sevmek ve direnmek, her şeye karşın insanlık vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman incecik bir hüzne boğulan yüzünü avuçlarıma alsam acı ve sessizliğin burgacında usulca ağlardın. Gözlerin yüzyıllarca suskunluğun yanık ezgisi, yağmalanmış bir ömrün ağıtıydı ve ben ayakları dikenlerde yırtılan bir çocuk gibi gözyaşlarımı içime akıttım durdum. Kanlı karanfiller, yargısız infazlar gibi yüzün geçtikçe gözlerimden, dudaklarımı ısırarak sessizce ve umarsızca ağlardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesin kirpiklerime öksüz çığlıklar, sakallarıma çırılçıplak yıldızlar, gözlerime yargısız infazlar düşürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenilerek kanayan, yenildikçe kanayan tarihim sakallarımda gizlidir. Yalnızlığın eşkali yüreğimde gizlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğin hep bir çığlık gibi yaralı tarihime devrilir. Soluğun yanık ezgiler gibi, öksüz çığlıklar gibi yüreğime devrilir. Çapraz ateşe alınmış gibi yüreğim devrilir. Yağmurlar yağar gözlerime kederli ve dertli dertli ağlayarak. Yaralı tarihimi ve kanayan yüreğimi, bir gece vakti bağrıma basarak kundakladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derler ki, o vakit, kanatları kanayarak beyaz bir güvercin havalandı çığlık çığlığa; yüreğinde yaralı bir kelebek gibi genç ömrü, gözlerinde kronik bir şizofreni....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kentte martıların çığlıkları hep kar altındadır, karanlıktadır. Bu kentte bir dal gibi budanmış yüreklere, bencillik ve duyarsızlık bir karabasan gibi çökmüştür. Kabalığın ve kırıcılığın hoyrat ve özerk cumhuriyetiydi bu kent. Bu hoyrat ve yıkıcı kalabalık, aslında kentin en büyük tenhalığıydı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırak başka şeylerini, bedenine bile sahip olamayan, umutlarını düşlerine hapsetmiş ama her şeye karşın herkesin yenik olduğu mağrur insanların kentinde tüm yanılsamalar hak edilmişti! Oysa herkesin bir örnek giyindiği bu kimliksiz kentin sokaklarında, insanların soluğu yalnızlık kokuyordu. Akşamları Kordon sefası olarak yaşanan, aslında bir büyük acısıydı bu kentin. Aşk ve ölüm, madalyonun iki yüzüydü bu kentte. Bu yüzden şarkılar aşkı ve ölümü, ayrılığı ve acıyı ve günlük yalnızlığı söyler durmadan. Bu yitik insanlar kimliksiz bir kentin kederli akşamlarına özlemlerini rehin bırakıp, sevinçlerini kanatırlar durmadan. Rüzgarı ve yağmuru, sevinci ve kederi bile dürüst olmayan bu kentte akşamlar geceyarılarına çürüyerek devrilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her çürümüşlük, ölüm değil midir Arkadaşım!?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-5297871685585407632?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/5297871685585407632/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=5297871685585407632' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/5297871685585407632'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/5297871685585407632'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/06/tahrif-ve-tahrip-ediliyor-hayatlarmz-3.html' title='Tahrif ve Tahrip Ediliyor Hayatlarımız 3'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-8612739193041291645</id><published>2008-06-19T19:17:00.000-07:00</published><updated>2008-06-19T19:17:00.620-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><title type='text'>Tahrif ve Tahrip Ediliyor Hayatlarımız 2</title><content type='html'>Mahmut AYAZ &lt;br /&gt;Ger derse Fuzuli ki: “Gözellerde vefa var,"&lt;br /&gt;Aldanma ki, şair sözü, elbette, yalandur!&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Fuzuli, eyb gılma yüz çevirsem ehl-i alemden,&lt;br /&gt;Neden kim, her kime yüz dutdum, ondan yüz bela gördüm.&lt;br /&gt;Fuzuli &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Temmuz 1992’de şunu demiştim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sende ben yıkımı gördüm çocuk / n’olur yalnızlığıma bulaşma, mutsuzluğumu kanatma / gülmeği çoktan unuttum / saflığınla beni ağlatma güzelliğinle aldatma / düşe kalka büyüyeceksin sen de ağlayacaksın çocuk / şimdiden kendini ağlatma / yazık etme genç ömrüne / körpe yüreğine sokma acıları / şimdiden yıkılma..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu çocuk yıkılmadı ama dört yıl önce söylediğim gibi YIKIMIM oldu. Bu çocuk, benim yalnızlığıma bulaşan akrebim oldu. Kalbim hiçbir zaman beni korumayı bilmedi. En başta kalbim ihanet etti bana. Celladım hep kalbim oldu. Ah kalbim, kan çıbanlı, kangrenli kalbim; dikenli labirentlerde kendini durmadan kanatıyor, sonra da üşüyor... donma derecesinde üşüyorsun. İçindeki dehlizde kayboluyor, sonra da oturup ağlıyorsun. Dikenini hep kendine ve sevdiklerine batıran ve hep bir elma şekerine kandırılan aptal bir çocuk gibisin. Bir elma şekerine kanan aptal bir çocuksun. Kandırılmanın diğer adı aşktır çocuk! Onca kandırıldıktan sonra, bunu hâlâ öğrenemedin mi çocuk? Bütün sevdaların yanıtsız bitti. Yanıtsız sevdaların geceler boyu kanattı ve ağlattı seni. Sabaha değin, geceleri bir tufan gibi yaşayan çocuk, sabahın ilk saatlerinde üşüyerek ve umarsızca kendine sarılıp yattın. Sonunda şizo-depresif oldun çocuk!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar karımdın benim. Arkadaşım; şimdiyse yabancımsın, yani hiçbir şeyimsin. Sapı kırılmış ve hep kanayan bir karanfilsin Arkadaşım. Cüzdanları büyük, beyinleri küçük insanların elinde elden ele dolaşan, sapı kırılmış ve hep kanayan karanfilsin. Benim onurlu karanfilim değilsin artık! Alkol ve sperm kokan gecelerde, kırık ve hep kanayan onursuz bir karanfilsin artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaralı bir güvercini sarar gibi seni bağrıma basmaz mıydım?! Gözlerini onarmaz mıydım... onarmaz mıydım?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa sesin çoktan eskidi. Artık, bedenimin bir parçası olmayı bırak, beynimin ve bedenimin fazlasıyla yabancısısın Arkadaşım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesime ses katan yok; sesimin yankısı yok Arkadaşım. Yapayalnız kalıyorum sokaklarda, meydanlarda Arkadaşım. Portatif bir hayatı koltuklarımın arasına katlayıp, kentten kente sürgünlüğümü başlatıyorum. Ama her kent aslında bir portatif hayat Arkadaşım. Her kent yıkıcı bir yalnızlık, her kent kahreden bir keder. Bu kentler, bu ülke bitmiş Arkadaşım. Sağımı, solumu, ülkemi bilmiyorum artık. Ülkem nerede Arkadaşım?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sokaklardan, bu kentlerden, bu ülkeden başka gideceğim bir yer yok Arkadaşım. Biz bu ülkenin sokaklarında eskiyerek ve eksilerek kayboluyoruz! Gidecek başka da bir ülkemiz, başka da bir halkımız yok Arkadaşım! Bu ülkede kimi zat-ı muhterem ve muteberlerin payına devrime yatırılmış alkole meze kadınlar düşerken, bizim payımıza pimi çekilmiş, patlamaya hazır bomba gibi bir yürek ve acılar düşüyor Arkadaşım. Ah sevgili yurdum... ah sevgilim..!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık kimseye sevgilim diyemiyorum Arkadaşım. Artık üşürken kimsenin elinden tutamıyor, kimseye sokulamıyor, kimsenin göğsüne sığınamıyorum. Kimsenin elini tutamıyorum; tutsam kirlenir, tutmasam üşür ellerim. Yüreğim kirlenir, yüreğim üşür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygularla birlikte şiir de bitti, Arkadaşım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldızlar hızla kirlenerek teker teker dökülüyor. Yıldızsız bir gökyüzü neye benzer, bir düşün Arkadaşım! Yıldızlar ve şiirle birlikte sen de bittin. Artık öksüzüm, gayri kimsesizim Arkadaşım. Artık şiir yazamam; seninle birlikte şiir de bitti Arkadaşım. Seninle birlikte ben de bittim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün yollar beni sana getirdi, bütün yollar sana çıktı Arkadaşım. Oysa şimdi hiçbir yol beni sana götürmüyor. Şimdi ben nereye giderim ki Arkadaşım? Bütün yollar ayrılığa, yani sensizliğe çıkıyor Arkadaşım. Sana çıkan hiçbir yol bilmiyorum. Hangi sokaklar sana çıkar, bilmiyorum. Artık hiçbir şey bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık ürkek, tedirgin ve telaşlı sevişemeyeceğiz. Artık seni içime alırcasına sıkı sıkı kollarımla saramayacak, içime hapsettiğim, sır gibi sakladığım duygularım yüreğimi kanatmayacak ve ben gizli gizli ağlamayacağım. Artık sen uyurken, gizlice tenine ve terine titrek öpücükler konduramayacağım. Şimdi artık bir başka yanacağım, bir başka kanayacak yüreğim. Bir başka delireceğim sensizliklerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murathan'ın dediği gibi: "Oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim / Ben sende bütün aşklarımı temize çekmiştim"..." Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana / Bütün kazananlar gibi / Terk ettin."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben fahişeleri severim Arkadaşım, hem de çok severim. Fahişelerin yürek ve beden fahişesi olarak ikiye ayrıldığını biliyor muydun Arkadaşım? Vücutlarını (ama sadece vücutlarını) çaresizlikten satan ama yüreklerini kendilerine saklayan fahişeler, aslında sahte fahişelerdir ve dünyanın aslında en ağır, en dürüst, en namuslu işçileridir bunlar. Yürekleriyle birlikte vücutlarını ya da bir başka deyişle, vücutlarıyla birlikte yüreklerini (ki daha başka her şeylerini) de satanlarsa gerçek fahişelerdir ve toplumun en namuslu, en ahlâklı, en dürüst geçinen en kalabalık güruhudur bunlar! Sen gidip bunların arasına dizildin Arkadaşım. Ve bütün sözler kirlendi!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunca kirlenmişliğin ortasında kim var seni gerçekten sevecek, böyle sevecek kim var?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık kimsesiz bir çığlık yüreğini keskin bir bıçak gibi yırtıp geçmeyecek. O öksüz ve köksüz yüreğin, hep aynı kirlenmiş göğe bakıp, çırpınıp duracak... Ve umarsızca susacak. Hep susacak. Benim şaşkın ırmaklarım artık senin içinden geçmeyecek. Hızla kirlenen yüreklere ırmak gibi, yağmur gibi, rüzgar gibi aşklar yaraşmaz Arkadaşım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk artık bitti, Arkadaşım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah be Arkadaşım, aşklar öylesine kirlendi ki, fahişe yürekler aşkla masturbasyon yapıyorlar artık. Korkunç bir mistifikasyonla yaşayan yürekler, hep yalnızlığın ve mutsuzlugun kör ve karanlık duvarına çarpmak zorundadır. Bu nedenle, sahte aşkların diğer adı hüsran oluyor. Kirlenen yürekler, kirlerini başka yüreklere de bulaştırıyor. Her geçen gün aşk daha da kirleniyor. Aşk yetimdir artık; aşk öksüz ve köksüzdür... Aşk kimsesizdir artık, sahipsizdir. Kirlenmiş yüreklerde yaşayan aşk değil, koskocaman bir yalandır / talandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camus, "Bir şey elde edildiğinde yitirilmiştir" diyor. Oysa artık aşk elde edilmeden yitirilmiştir Arkadaşım!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-8612739193041291645?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/8612739193041291645/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=8612739193041291645' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/8612739193041291645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/8612739193041291645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/06/tahrif-ve-tahrip-ediliyor-hayatlarmz-2.html' title='Tahrif ve Tahrip Ediliyor Hayatlarımız 2'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-2716744194735579122</id><published>2008-06-18T19:16:00.000-07:00</published><updated>2008-06-18T19:16:00.775-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><title type='text'>Tahrif ve Tahrip Ediliyor Hayatlarımız</title><content type='html'>Mahmut AYAZ &lt;br /&gt;"O gitti bir sevdaya yasladı kendini&lt;br /&gt;Ben kaldım yalnızlıkla karşıladım her şeyi"&lt;br /&gt;Refik Durbaş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sustum, sustukça sesim kanadı. Bu yitik kentin kimliksiz ve yalnız kalabalığında ya da kalabalık yaüstü örtülü bir acıyı aykırı bir sesle deşmek değil midir Arkadaşım?! Esmer yüzümde sessizliğimi taşıdım bilinmeyen kentlere; sustum, sustukça kanadı sesim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen de sustun Arkadaşım, sustukça yalnızlığında, kanayan sesin dargın suskunluğuma aktı usulca. Suskunluğumuz çoğaldı yaralı tarihimizi kanatarak; gözlerim kanadı. Biliyor musun Arkadaşım, her şey ama her şey büyütüyor suskunluğu, durmadan uykularımı kanatarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoz ve uyuz bir kentin karanlık, daracık, tenha sokaklarında seni öksüz bir çocuk gibi bırakıp uzun ve bilinmeyen yollara düşerken, ülserimden, yüreğimden ve gözlerimden kan sızdığını nereden bilecektin? Bu yalnız kentin solgun mevsimlerinde gizli gizli kirlendiğimi, yüreğimin durmadan kızgın demirlerle deşildiğini, özlemlerimin hoyratça kanatıldığını, bu kentin yağmurunun, rüzgarının, gecesinin, gündüzünün, her şeyinin ama her şeyinin gizli ve korkunç bir ölüm olduğunu ve benim yaralı bir serçe gibi apansız bu cüzzamlı kenti neden terk ettiğimi nereden bileceksin? Bu kentin hep bir eksiklik, yarımlık, yanlışlık, kimsesizlik, hep bir yalnızlık, hep bir düş kırıklığı, hep yavaş yavaş küçük bir ölüm olduğunu nereden bileceksin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teninin tenime, soluğunun soluğuma bunca sinmişliğinde, bir türlü yanlışlığının ayırdına varmayan ve suskunlukla yanlışlığını, sessiz çığlıklarıyla acılarını büyüten ve her akşam boğazıma düğümler atan bu kenti bir gece ansızın ateşe verip, acı bir çığlık gibi sessizce hüznümü alıp kaçtım büyük yalnızlığıma. Aşkın yüceliğinin, cinselliğin kutsallığının hiç önemsenmediği, her şeyiyle kirletilmiş, her şeyin iğdiş edildiği bu zavallı kentte herkes ne kadar yalnız, ne kadar bencil, ne kadar ikiyüzlü olduğunun ayırdında bile değil. Oysa yanılsama ve mistifikasyon, derin bir yalnızlık ve gizli bir ölüm değil midir Arkadaşım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalansız, çıkarsız, koşulsuz sevmeyi bilmeyen, mutluluğu bir eşya gibi satın almaya çalışan, yürekleri nasır, beyinleri pas tutmuş insan taslaklarının arasında, hazin hazin yaprak dökerek, hızla kuruyan bir ağaç gibi yaşayamazdım Arkadaşım. Anlamlı suskunluklarda çoğalmanın hazzını bilir misin Arkadaşım, sessizliğin sesini bilir misin? Kuru gürültülerden, kalabalık ağızlardan, anlamsız seslerden sessizliğe sığınmak çok mu tuhaf?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, diğer adı yalnızlık da olsa, sessizlik istedim Arkadaşım, sadece sessizlik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzümde hep sessizliğin sesi kanar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostlar gelir, dostlar gider kederli yüreğimden, ayak izlerini bırakarak usulca. Dargınlığımın, dalgınlığımın, daralmışlığımın, onurlu suskunluğumun altında, kahreden bir keder kanatır yüreğimi. Bu yüzden, yüzüm hep hüzün. Bu yüzden, yüzümde sessizliğin sesi hep durmadan kanar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anılar mı Arkadaşım? Cenap Şahabettin`in dediği gibi; "Anılar, kocayan beyinlerin koltuk değnekleridir." Anılar, zaman zaman kabuk bağlayan ama hep kanayan yaramdır benim. Anılar biraz aldanmışlık, biraz düş kırıklığı, biraz aydınlık bir umut, biraz doyumsuz bir mutluluk, biraz tedirgin ellerin, biraz hüzünlü gözlerin, biraz kendi ellerimizle boğduğumuz ilk gençliğimiz, biraz yasak aşkımız, biraz gizli ve doyumsuz sevişmelerimiz, biraz kanayan özlemlerimiz, biraz ihanetin, biraz sen, biraz ben, yani çokça onurlu ve yaralı tarihimiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anılardan sonrası mı Arkadaşım? Konfiçyus`un dediği gibi; "Elmas nasıl yontulmadan mükemmelleşemezse, insan da acı çekmeden olgunlaşamaz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anılardan sonrası uzun bir suskunluk ve bu suskunluğun ortasında büyüyen bir acı. Anılardan sonrası, yeniliksiz, tekdüze, heyecansız, cansız, onursuz günler, karanlık düşler, dalga dalga acısı yalnızlığın, bir türlü içi doldurulamayan büyük boşluklar, zamanın kederle aşındırdığı alnımda kırışıklıklar, sakallarımda dört mevsim ağaran acılar, derin bir uçurum gibi korkunç bir yalnızlık. Anılardan sonrası, yaralı ve durmadan kanayan bir tarih!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anılar ve anılar sonrası yaşamak, yaşamak mıdır Arkadaşım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğimde derin bir yara gibi ve her şeyini bırakarak çekip gittin. Ben kaldım yalnızlıklarda. Yüreğimde derin bir yara gibi apansız çekip gittin ve ansızın kanayan bir yara olarak çıkıp geldin. Kanım dondu damarlarımda, şaş kaldım. Yıllarca bir acıyı sessizce ve hep örselenerek büyüten yüreğim, bir kez daha kanadı gözlerinin hüznünde usulca susarak. Düşmemek için gözlerine tutundum. O hoyrat, o duyarsız kalabalıklardan örselenerek, yaralanarak gelip durmuştun karşımda tedirgin, ürkek ve mahcup. Bir düş kırıklığı, bir çaresizlik, bir onulmaz yalnızlık gibi gelip durmuştun karşımda, onurlu sessizliğimde. Acılarda boy veren kanayan özlemim, alnımdaki kederli kırışıklık, sakallarımda yasla ve acıyla ağaran onurum, dikenini içine büyüterek kanayan gülüm, acılarını yanık türkülerine akıtan, arsızca ve pervasızca her gün yağmalanan yasak ülkemdin benim. Şaşıra şaşıra şaş kalarak adresini bulmuş kederli gözlerin, acıların ağırlığıyla kırılmış kirpiklerin ilk gençlik düşlerini deneyerek tüm incimişliğiyle ve utancıyla, hüzünle gülümseyen ve bağışlayan gözlerime değince, dili tutulmuş ve şaşkın yüreğim, yani en hassas ve en güçsüz ve hep kanayan yerim, zavallı yüreğim, içimde bir şeylerin öldüğünü ve bir şeylerin yeniden canlandığını duyarak ve bu yükü kaldıramayacağını bilerek, içinde gizlice açan gülü herkesten saklayarak, yüzünü en ücra yerine gizleyerek apansız çekip gideceğini, bir büyük yalnızlığın yeniden başlayacağını tepeden tırnağa sızlayarak hemen anladı. Anladı ve karmakarışık duygularla sustu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-2716744194735579122?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/2716744194735579122/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=2716744194735579122' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/2716744194735579122'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/2716744194735579122'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/06/tahrif-ve-tahrip-ediliyor-hayatlarmz.html' title='Tahrif ve Tahrip Ediliyor Hayatlarımız'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-3109681938397380988</id><published>2008-06-15T19:18:00.000-07:00</published><updated>2008-06-15T19:18:00.867-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><title type='text'>Bilmem</title><content type='html'>en son neye küstüğümü hatırlamaya çalışıyorum - yok!&lt;br /&gt;Çamurlu kaldırımda çöpe terkedilmiş kitaplara mı üzüleyim,&lt;br /&gt;müziklerini çaldığım şairlere mi bilmem. Bildiğim, artık yoksun.&lt;br /&gt;Elimi uzatsam- hani bir uzatsam taaa yakında biliyorum. Yosunlanmış,&lt;br /&gt;yeşile aşık bir tutam saç gibi, ellerinde geleceğim. Ölüm korkutmuyor&lt;br /&gt;beni, korktuğum yalnızlığım.&lt;br /&gt;Ne sevmeyi özlerim en çok, ne kederli, yarıda bırakmayı kolamı. "-az&lt;br /&gt;iç" derdin. Dinlemezdim. Kıllığına diil ha salt içmek istediğimden.&lt;br /&gt;Hiç kızmazdın. Tıpkı o eski, o eprimiş, o naftalin kokulu sıcak&lt;br /&gt;sonbaharlar gibi hatrımda gençliğimiz. Ne güzel dostlardık biz. Hem&lt;br /&gt;herkesin ortasında bir yalnız kovboy, hem malatyalılar diyarında bir&lt;br /&gt;amerikalı.&lt;br /&gt;Oysa hiç bilemedik mesela biz, Los Angeles sokaklarının "aney aney"&lt;br /&gt;diye bağıran bir türkücü çıkaramayacağını. Olsun! Bile bile ladestik&lt;br /&gt;hayata.&lt;br /&gt;Önce "evlilik" icat oldu ( mertliğin bozulması bile çok sonralara&lt;br /&gt;denk düşüyor biliyorsun ), sonra boşanma. Ve tanrı çok kapsamlı&lt;br /&gt;açıyordu insanın başına belaları.&lt;br /&gt;Ne yanılmanın tadını hatırlıyordum işte- ne de baştan başlamaya&lt;br /&gt;cesaretim vardı bişiilere. hepsi hepsi bir küçük hayat kırıntısı.&lt;br /&gt;Kadınlarımızdan sakladığımız ufak bir hayat çalıntısı. Bilen biliyor,&lt;br /&gt;bilmeyenin de... Neyse... Evet bilenler çok iyi biliyor, mezarının&lt;br /&gt;başına çok sık gelmesem de, bedenin bedenimde- buna entellektüeller (&lt;br /&gt;yoksa ruhbilimciler mi demeliydim ) "ruh göçü" diyor. yapma bunu&lt;br /&gt;bana: bir rahatsız ruh bile fazla bu bedene.&lt;br /&gt;hatırlarsın, terimizi çok başka bedenlerde ıslatırdık ama hep bir tek&lt;br /&gt;kadınımız vardı hayatımızda. Sen ona aşık öldün, ben de diğerine.&lt;br /&gt;Artık daha iyi biliyorum, acının yeni adı şiirdir varoşta. "kalk&lt;br /&gt;gidelim" türküleri söylettiren adama, bir tek Tom Waits olamaz&lt;br /&gt;kuşkusuz. Bir Erkin Koray, bir Cem Karaca var mesela- tabii Barış&lt;br /&gt;Babanın yeri bambaşka.&lt;br /&gt;Yalan, uçurtmalara karışır bir süre sonra, kahraman kasabaya geri&lt;br /&gt;döner, hüzün bundan gayrı özümdedir. Yitirilen "zaman",&lt;br /&gt;kazanılan "para" adını alır ve "aşk" hiç kuşkusuz, hiç kuşku duymadan&lt;br /&gt;tadılacağı günlerin hayalindedir, içinde bir acı sitemle. Ve tabii,&lt;br /&gt;en sevdiğin şarkı her daim dilinde :&lt;br /&gt;"yağmurun elleri/ gitarın telleri yok/ sen de yoksun yanımda/&lt;br /&gt;özlemişim çok... sen orada ben burda/ el ne karışır/ çok acele gelmen&lt;br /&gt;lazım/ bize istanbul yakışır..."&lt;br /&gt;Gökhanım, insanın tek dostunun - bırakalım bu ağızları hadi - insanın&lt;br /&gt;tek "kanka"sının uzakta ve bir daha görünmeyecek olması, hafiften&lt;br /&gt;mide bulandırıcı be oğlum. Önsözü olmazsa romanın, ööle roman olmaz&lt;br /&gt;ki be oğlum. hadi be oğlum! Dön artık!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geç kaldın baba; ne iş, Parsellerde kazı mı vardı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Yazi Sahibi Ugur Uludag)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-3109681938397380988?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/3109681938397380988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=3109681938397380988' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/3109681938397380988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/3109681938397380988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/06/bilmem.html' title='Bilmem'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-7076378416360335620</id><published>2008-06-11T19:19:00.000-07:00</published><updated>2008-06-11T19:19:00.665-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><title type='text'>Özleme Dair - Can Dündar</title><content type='html'>Özledim seni...&lt;br /&gt;     Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir...&lt;br /&gt;     Beynimi uyuşturuyor özlemin...&lt;br /&gt;     Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.&lt;br /&gt;     Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp sürekli bir boşluğa dönüşüyor.&lt;br /&gt;     Sabahlara seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup seninle baş başa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü...&lt;br /&gt;     Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken... ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken...&lt;br /&gt;     Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında... o şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek...&lt;br /&gt;     "Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi:&lt;br /&gt;     "Yaşayamaz artık bu evde... Yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi, "O gitmeli... Ve kendine yeni bir hayat çizmeli..."&lt;br /&gt;     Bilsen ne zor, gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana...&lt;br /&gt;     ...ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek...&lt;br /&gt;     ...gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek...&lt;br /&gt;     "Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa" demek sana ne zor...&lt;br /&gt;     ...sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden, sesin, kokun hala beynimdeyken...&lt;br /&gt;     ...seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...&lt;br /&gt;     ...yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...&lt;br /&gt;     ...ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı, yan yana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arkadan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor...&lt;br /&gt;     ...ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek...&lt;br /&gt;     ...yokluğunu beklemek, ne zor...&lt;br /&gt;     Bunları düşündükçe, şu anda uzaklarda bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp, terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geliyor içimden...&lt;br /&gt;     Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum.&lt;br /&gt;     Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde, terk etmişlere özgü bir terk edilme korkusunu da yüreğimin derinliklerinde duyarak sana koşmak, yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek ve "Dön bebeğim" demek istiyorum:&lt;br /&gt;     "Geri dön... Kulüben seni bekliyor..."&lt;br /&gt;CAN DÜNDAR &lt;br /&gt;aydankrm@&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-7076378416360335620?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/7076378416360335620/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=7076378416360335620' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/7076378416360335620'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/7076378416360335620'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/06/zleme-dair-can-dndar.html' title='Özleme Dair - Can Dündar'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-3579868359868379700</id><published>2008-06-05T19:20:00.000-07:00</published><updated>2008-06-06T11:01:14.758-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><title type='text'>Bir Anı</title><content type='html'>BİR ANI&lt;br /&gt;Simdi bu benim hatun esine az rastlanir cinsinden bir hatun olur. Eskilerin "nevi sahsina münhasir" dediklerinden. Macerasi da boldur. 1993 yilindaydik. Uzunca bir dönem kullandigim Ford Taunus  arabami bir beyaz Saab ile degistirmistim. Daha birkaç gün olmustu herhalde bir gece disari çiktik bir yerlere gezmeye gitmeye. Ben her ne kadar kredi karti filan gibi zimbirtilari bol kullanirsam da yanimda nakit para az oldumu pimpiriklenirim. Tam Sahray-i Cedit meydanindaki Is Bankasinin önünde durdum gecenin bir yarisinda. Herhalde yemege çikiyorduk ve de biraz da geç kalmistik. Hanima surdan biraz para çeksene dedim Bankamatigi gösterip. Homurdana homurdana indi. Benim bankamatik kartim olsa sen in diyecek de nakit para hazinemiz onun tekelinde. Genel kiyafet yönergesi abiye üzerine düzenlenmistir benim hatunun. Tabi bu düzenlemeyi yapan da bizzat kendisi. O gece de hatirladigim hafiften bir süslü kokos mertebesine ulasmis oldugu. O yüzden gece vakti yanlis anlasilip da uygunsuz teklifler almasin diye gözucu ile takipteyim. Allahtan bir dakika sonra önümüze yanasan beyaz bir Tempradan hanim hanimcik bir bayan inip o da Bankamatige gitti de telasim azaldi. O da geçti bizimkinin arkasina sira beklemeye basladi. Bizimkinin bir huyu vardir. su kollu kumar makinalarinda bile diyelim bir çekiste 20 jeton kazandi ise neme lazim diye biraz bekleyip birkaç da tokat atar makinaya. Belki bi 5 tane daha avantadan verir diye. Bankamatikten de parayi çekip makinaya hor davranmaya basladi. Nerde bu paranin faizi diyerekten. Alamayinca da sinirlenip söylene söylene arabaya dogru yürümeye basladi. Ben tabii ilk hücumu karsilamak üzere teyakkuz durumuna geçip hafif siper aldim. Gözucu ile düsmanin atis menziline girmesini izliyorum. Yanasti yanasti ama birden bire rota degistirdi. Söylene söylene önümdeki Tempraya yürümeye basladi. Ilk önce adama niye bu kadar yakin durdun filan gibi kizip benimd ilk hücumu savusturmami saglayacak diye bir sevinç dalgasi kapladi içimi ancak yürüyüs stili bana arabalari karistirdigini anlatiyordu. Uyarayim diye korka korka kornaya bir dokundum. Kafasini kaldirip kötü kötü bakti ve hedefine kararli adimlarla yürümeye devam etti. Kornaya bir kez daha bastim. Bu sefer ne söyledigini anlamak için dudak okuma uzmani olmak yetmez ayni zamanda küfür kapasitesinin de yüksek olmasi gerekirdi. Gene aldirmadi ve öndeki arabanin sag kapisini hizla açip kendini içeri atti. Benim saskin bakislarim arasinda sokak lambasinin isiginda kocaman ve kel kafasi paril paril parlayan adama dönüp söylendigini gördüm.&lt;br /&gt;Bundan sonrasini onun agzindan aktarmam lazim.&lt;br /&gt;- Tamam aldim parayi. Hadi yürü.&lt;br /&gt;- ????&lt;br /&gt;- Yürüsene be!! Baksana arkadaki pusta yiyecek sanki Korna çalip durdu pezevenk ben arabaya binene kadar.&lt;br /&gt;- ????&lt;br /&gt;- Bak hala çaliyor pust. Dur ben ne yapacam bak ona.&lt;br /&gt;- ????&lt;br /&gt;- Yürüsene be ne duruyorsun!! Bak selektörde yapiyor. Kavga mı çikartacan elin ibnesiyle. Yürü hadi.&lt;br /&gt;Adam korka korka arabayi çalistirip vitese geçirip hareket edince ben ne oluyor yahu diye arabamla önlerine geçtim. Ben geçerken dudak hareketlerinden durumun hiç de iç açici olmadigini ayan beyan belli ediyordu hanim..&lt;br /&gt;- Bak pusta geçerken bile bakiyor bana.&lt;br /&gt;- ????&lt;br /&gt;- Nasil açiliyordu bu arabanin cami siçayim bi çarkina da görsün.&lt;br /&gt;- suradan hanimefendi.&lt;br /&gt;- Aaaaaaa sen kimsin be?&lt;br /&gt;Nihayet gördü herifi.&lt;br /&gt;- Ne isin var senin bizim arabada?&lt;br /&gt;- Ama hanimefendi bu araba benim vallahi.&lt;br /&gt;- Neee. Kocam nerde peki?&lt;br /&gt;- Bilmemki hanimefendi su korna çalan pust kocaniz olmasin.&lt;br /&gt;- Dur. Dur surda be. Inecem ben.&lt;br /&gt;- Hanimefendi zaten duruyorum.&lt;br /&gt;Indi arabadan. Ben artik basima ne gelecegini filan umursamadan yerlere yatiyorum kahkahadan. Tam sirada adamin karisi geldi ve arabalarindan süslü püslü bir kadinin inip fiyatta anlasamamis bir tarzda kapiyi hizla çarptigini gördü.&lt;br /&gt;Adamin yerinde olmak istemezdim dogrusu.&lt;br /&gt;Yanarim yanarim güzelim Saabimi bir Tempra ile ve de lepiska saçli kocasini da bir kelle karistirdigina yanarim.&lt;br /&gt;ekrem.gorur@&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-3579868359868379700?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/3579868359868379700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=3579868359868379700' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/3579868359868379700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/3579868359868379700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/06/bir.html' title='Bir Anı'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-1673421383713606640</id><published>2008-06-01T19:16:00.000-07:00</published><updated>2008-06-01T19:16:00.230-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><title type='text'>Kardelenin Aşkı</title><content type='html'>güzel bir efsane... bu efsanenin kahramani bulundugu krallikta tüm genç &lt;br /&gt;delikanlilarin ve yakin tüm kralliklarda güzelligi duyulmus genç ve güzel &lt;br /&gt;kardelenin hayati... yüzünün güzelligi kadar kalbinin güzelligini bilmeyen &lt;br /&gt;yokmus... evlenme çagi gelsede bir türlü kalbinin sahini bulamamis... bu &lt;br /&gt;onun suçu degilmis gerçekten sevebilecegi ve asik olabilecegi biri olmasini &lt;br /&gt;istemesiymis... bir gün yasli bir kadindan bir efsane duymus bu efsaneye &lt;br /&gt;göre karli, bir okadar zor asilan daglarin ardinda kisi getiren ve beyaz &lt;br /&gt;örtünün gerçek sahibi bir prans yasarmis... yalnizligi seçmesinin tek &lt;br /&gt;nedenin kendisi için fedakarlik yapip bu soguk karlar ülkesinin kalbinde &lt;br /&gt;kalmasiymis... ama oysa kardelen orada çok fazla kalamazmis... okadar soguk &lt;br /&gt;okadar sogukmus ki bu hayalini kuran herkezi bu fikirden caydirirmis... &lt;br /&gt;hatta bazi cesur prensesler oraya gidip geri döndüklerini ve hatta bir &lt;br /&gt;dahada haber alinmadigini söylemis yalniz demis belki senin için karsi &lt;br /&gt;daglarin ardinda yasayan yasli büyücü sana yardim eder demis...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herseye ragmen kardelen yola çikmis karlar öylesi büyülemis öylesi onu &lt;br /&gt;etkilemiski... mutluluktan kalbi bir kus gibi çirpiniyor ve prensi görmek &lt;br /&gt;için sabirsizlaniyormus... patikalari asarken karlarin güzelligi kardeleni &lt;br /&gt;bile saskinliga çeviren sadece bu beyaz örtü onu oldukça etkilemis... öyleki &lt;br /&gt;soguk bile bu güzelligi seyrettmek için durmasini engeleyememis... çok &lt;br /&gt;üsümesine ve zorlu yollara ragmen bir kaç gün sonra prensin yasadigi &lt;br /&gt;kralliga gelmis buarada prensten baska kimse yokmus... ilk görüste ask bu &lt;br /&gt;oolmali ki bir birlerini ilk gördükleri an sevmisler hatta asik olmuslar... &lt;br /&gt;fakat geçen her an kardelen için ölüm demöekmis... prens ona bunu &lt;br /&gt;açiklamis... burada kalmasini çok istedigini ama bunun bir çaresinin &lt;br /&gt;olmadigini ve asklarinin böylesi umutsuz kalacagini söylemis... ve eklemis &lt;br /&gt;"böylesi ruhum yaninda huzur bulmusken; bundan sonra asla baska birinin &lt;br /&gt;yaninda mutlu olamam ben" ve kardelende ayni duygulari yinelemis... ama ne &lt;br /&gt;varki çaresizlik içinde geri dönmüs . ve bu efsaneyi anlatan yasli kadinin &lt;br /&gt;bir kaç sözünü hatirlamis... yasli büyücünün ona yardim edebilecegini &lt;br /&gt;düsünmüs... hemen yola koyulmus... bir kaç gün sonra derin heybetli &lt;br /&gt;ormanlarin ardindan büyücünün evini bulmus... ona herseyi bir bir anlatmis &lt;br /&gt;ama ne varki bunun çaresi yokmus... sadece bir yol varmis bir yol onu &lt;br /&gt;bukadar yakin tutabilir bir yolla ancak böyle kucaklasabilirmis...oda nadir &lt;br /&gt;olan ve sadece kis mevsiminde karlar prensinin koynunda açabilen bir çiçege &lt;br /&gt;dönüstürebilecegini söylemis...ve durup düsünmüs kardelen "eger bu çiçege &lt;br /&gt;dönüsürsem, bütün bir kis onunla beraber olur... bütün zamanimi onunla &lt;br /&gt;geçirebilirdim demis..." ve eklemis..."olabilirmi askima yakin olabilmek &lt;br /&gt;için bunu yapabilirmiyim demis..." ve bir kaç damla sevdikleri için veda &lt;br /&gt;yaslari kararlilik içinde gözlerinden süzülmüs... büyücü ona sihirli bir &lt;br /&gt;iksir yapmis... bu onu hayal ettigi çiçege dönüstürecek ve sonsuza dek &lt;br /&gt;sadece kis mevsiminde açacakmis... tekrar yola koyulmus karli daglarin &lt;br /&gt;eteklerini asip prensine herseyi anlatmis... kararliligi prensi okadar &lt;br /&gt;etkilemiski onu kucagini açmis... büyünün verdigi iksirin bir kaç damlasini &lt;br /&gt;yudumlamis... ve oracikta bir tohum tanesi olup karlarin arasinda kaybolmus &lt;br /&gt;kardelen... bir kaç dakika sonra prensi bile saskina çeviren essiz güzel bir &lt;br /&gt;çiçek büyüyüp boy vermis bu aski için fedakarliktan vazgeçmemis bu sevgisi &lt;br /&gt;için yilmamis bu ugruna ölümü bile göze aldigi askinin koynunda açan &lt;br /&gt;kardelenmis...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iste ask budur... gerçek sevgi fedakarlikla büyür... gerçek ask zamani &lt;br /&gt;yener... gerçek sevgi yürekte hissedilir.... eger hayatta pismanlik duymak &lt;br /&gt;istemiyorsaniz... geri dönüp neler kaybettigimize ve neleri tekrar &lt;br /&gt;kazanabilecegimize bakmaliyiz... inanin geç degil.. bence bunun için geç &lt;br /&gt;degil... eger gerçek sevgiyi gerçek aski yasadiysaniz bundan inanin tereddüt &lt;br /&gt;etmeyin... çünkü yüreginizde sevgi zannettiginizden çok daha güçlü... &lt;br /&gt;sizleri cesaretlendirecek... ve onun yanina götürecektir.... ve emin olun... &lt;br /&gt;gerçek aski bir gün sizde yakalayacaksiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"hayat yasanilir en güzel cennettir... asksa bunu yasatacak şarap..." &lt;br /&gt;CANAN.KOC@&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-1673421383713606640?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/1673421383713606640/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=1673421383713606640' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/1673421383713606640'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/1673421383713606640'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/06/kardelenin-ak.html' title='Kardelenin Aşkı'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-6644292946355732288</id><published>2008-05-30T19:13:00.000-07:00</published><updated>2008-05-30T19:13:00.613-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><title type='text'>Sevgiyi Davet Edin</title><content type='html'>Bir kadin evinden çikti , evinin önünde beyaz, uzun sakallari olan 3 yasli adam&lt;br /&gt;gördü. Onlara: "Sizi&lt;br /&gt;tanimiyorum ama aç olmalisiniz. Lütfen evime buyurun ve birseyler yiyin." dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kocaniz evde mi?", diye sordular. "Hayir", dedi,kadin. "Disarda."&lt;br /&gt;"O zaman giremeyiz", dediler.&lt;br /&gt;Aksamleyin kocasi eve geldiginde kadin olanlari ona anlatti. Kocasi:"Onlara&lt;br /&gt;eve geldigimi söyle ve&lt;br /&gt;Onlari eve davet et", dedi. Kadin disari çikti ve yasli adamlari davet etti.&lt;br /&gt;"Biz bir eve hep beraber&lt;br /&gt;girmeyiz", dediler. Kadin: "Neden?" dedi.Yasli adamlardan biri cevap verdi:"Onun&lt;br /&gt;adi&lt;br /&gt;'Zenginliktir", dedi, arkadaslarindan birinigöstererek. Ve bir digerini&lt;br /&gt;göstererek&lt;br /&gt;"Onun da adi&lt;br /&gt;'Basari'dir, ve ben de 'Sevgiyim."&lt;br /&gt;Ve ekledi:"simdi esinle konus ve hangimizi evinize davet edeceginize karar&lt;br /&gt;verin",&lt;br /&gt;dedi. Kadin eve&lt;br /&gt;Girdi ve olanlari kocasana anlatti. Kocasi çok sevindi.&lt;br /&gt;"Ne kadar harika", dedi. "Zenginligi davet edelim, gelsin ve evimize zenginlikle&lt;br /&gt;doldursun", dedi.&lt;br /&gt;Kadin:" Neden basariyi davet etmiyoruz? dedi. O sirada&lt;br /&gt;onlari dinlemekte olan kizlari:"Sevgiyi davet etsek daha iyi olmaz mi?", diye&lt;br /&gt;sordu.&lt;br /&gt;"O zaman evimiz sevgiyle dolar." Adam:"Bence&lt;br /&gt;kizimizin tavsiyesine uyalim", dedi.&lt;br /&gt;"Disari  çik ve Sevgiyi davet et, Sevgi bizim misafirimiz olsun", dedi. Kadin&lt;br /&gt;disari  çikti  ve&lt;br /&gt;Sevgiyi seçtiklerini söyledi ve Sevgiyi evlerine davet etti.&lt;br /&gt;Sevgi kalkti ve eve dogru yürümeye basladi. Diger iki arkadasi da kalkti ve&lt;br /&gt;onu takip ettiler. Kadin büyük bir saskinlikla:"Ben sadece Sevgiyi davet ettim,&lt;br /&gt;siz neden geliyorsunuz?" , diye sordu.&lt;br /&gt;Yasli adam cevap verdi:"Eger siz Zenginlik veya Basariyi davet etmis olsaydiniz,&lt;br /&gt;diger ikimiz&lt;br /&gt;kalacaktik, ama siz beni(Sevgiyi) davet ettiginiz için, Ben nereye gidersem,&lt;br /&gt;Basari ve Zenginlik de&lt;br /&gt;benimle gelir."&lt;br /&gt;Her nerede sevgi varsa, basari ve zenginlik de vardir.&lt;br /&gt;Bu hikayeyi sevdiginiz herkesle paylasarak, siz de&lt;br /&gt;Sevgiyi davet edin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-6644292946355732288?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/6644292946355732288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=6644292946355732288' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/6644292946355732288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/6644292946355732288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/05/sevgiyi-davet-edin.html' title='Sevgiyi Davet Edin'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-5113463613231205630</id><published>2008-05-29T19:12:00.000-07:00</published><updated>2008-05-29T19:12:01.063-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><title type='text'>Genç adam ellerinde bir buket çiçek...</title><content type='html'>Genç adam ellerinde bir buket çiçek, sahile koşarak geldi... Gözleri şöyle&lt;br /&gt;bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince ilk gördüğü banka oturup&lt;br /&gt;sevdiğini beklemeye başladı. Ellerinde yine her zamanki çiçeklerden vardı.&lt;br /&gt;Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı. Kırmızı, kıpkırmızı, kan&lt;br /&gt;kırmızısı güller... Sanki dalından yeni koparılmış gibi tazeydiler, buram&lt;br /&gt;buram kokuyorlardı, sevgi kokuyor, aşk kokuyor en önemliside özlem ve hasret&lt;br /&gt;kokuyordu güller... Hepsinin üzerinde damlalar vardı. Sanki ağlıyor&lt;br /&gt;gibiydiler. Genç adam güllere baktı, sanki onlarla konuşuyormuş gibi, "&lt;br /&gt;Neden ağlıyorsunuz, bakın ben ne kadar mutluyum " dedi. Az sonra sevdiğini&lt;br /&gt;göreceği için kalbi yine deli gibi atmaya baslamıştı. Ne zaman onu düşünse,&lt;br /&gt;onunla bulusacağını hayal etse kalbi yine böyle yerinden çıkacakmış gibi&lt;br /&gt;oluyordu. Senelerdir birbirlerini sevmelerine rağmen ikiside sevgisinden hiç&lt;br /&gt;birsey kaybetmemişti.. Onları hiç birsey ayıramazdı... Ne hasret, ne&lt;br /&gt;ayrılık, nede ölüm... Genç adam telaşla saatine baktı. Sevdiği yine geç&lt;br /&gt;kalmıştı, 1 dakika geç kalmıştı. Üstelik o, sevdiğini bekletmemek için&lt;br /&gt;dakikalarca önce koşarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu. Ama sevdiği&lt;br /&gt;her zaman bunu yapıyordu. Devamlı kendisini bekletiyordu. Herkesin bir&lt;br /&gt;kusuru olurmuş diye düşündü... Ve gözlerini önündeki uçsuz bucaksız denize&lt;br /&gt;dikti.. Denizin sonu yok gibiydi, tıpkı sevdiği kıza olan aşkı gibi&lt;br /&gt;denizinde sonu yoktu. Sonsuzluğa uzanıyordu...Aslında bugün onlar için çok&lt;br /&gt;özel bir gündü. Kendi aralarında sözleneceklerdi. Delikanlı önce bunu&lt;br /&gt;sevdiğine açmış, sonrada gidip 2 tane yüzük almıştı. Bu kadar önemli bir&lt;br /&gt;günde bari onu bekletmemeliydi.. Ama alışmıştı artık beklemeye, zararı yok&lt;br /&gt;biraz daha beklerim diye düşündü. Güllerin yaprakları nedense hala yaşlı&lt;br /&gt;idi. Bir türlü anlamıyordu onları. Herşey bu kadar güzelken neden&lt;br /&gt;ağlıyorlardı ki? İşte az sonra sevdiği gelecek, ona sarılacak,&lt;br /&gt;kucaklaşacaklardı...Sonra söz yüzüklerini takıp, evliliğe ilk adımlarını&lt;br /&gt;atacaklardı. Genç adam öyle heyecanlıydı ki sevdiğine kavuşmak için can&lt;br /&gt;atıyordu... Martılara baktı, birbirleriyle oynaşıp, uçuşan martılara... Ne&lt;br /&gt;kadar güzel dansediyorlardı havada. Tekrar saatine baktı genç adam.&lt;br /&gt;Endişelenmeye başlamıştı. Sevgilisi yine geç kalmıştı, hemde çok... Bu kadar&lt;br /&gt;geç kalmaması gerekiyordu. İşte hergün burada buluşmak için sözleşmiyorlar&lt;br /&gt;mıydı? Her gün sahilde, martılara bakarak, denizin onlara anlattığı&lt;br /&gt;masalları dinleyerek birbirlerine sarılıp hasret gidereceklerine söz&lt;br /&gt;vermiyorlar mıydı? O zaman neden gelmemişti yine??... Aklına kötü düşünceler&lt;br /&gt;gelmeye başladı. Hayır.. hayır..olamazdı. Sevdiğine birşey olamazdı. Onsuz&lt;br /&gt;hayat yaşanmazdı ki... O ölse bile devamlı benimle yaşar diye düşündü genç&lt;br /&gt;adam. Bunun düşüncesi bile hoş değildi. Gözlerini yere indirdi. Gözyaşlarını&lt;br /&gt;kimsenin görmesini istemiyordu. Zaten nedense etrafındaki insanlar ona sanki&lt;br /&gt;kaçık gibi bakıyorlardı. Rahatsız olmaya başladı bakışlardan. Artık&lt;br /&gt;bıkmıştı... Yine sevgilisi geldi aklına.. Neden gelmedi acaba diye düşünmeye&lt;br /&gt;başladı. Gözlerini kapattı. 7 sene oldu dedi. 7 senedir hergün bu&lt;br /&gt;sahildeydi, sevdiğini bekliyordu. Daha fazla dayanamadı. Kalbi parçalanacak&lt;br /&gt;gibi oluyordu. Gözlerinden 1 damla daha yaş güllerin üzerine damladı... Yine&lt;br /&gt;gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun evine gideyim diye mırıldandı...Hiç&lt;br /&gt;olmazsa gülleri her zamanki gibi yanına koyar, ona vermiş olurdu... Genç&lt;br /&gt;adam ayağa kalktı. Sevdiğiyle buluşmak üzere, yeşil tepenin ardındaki&lt;br /&gt;kabristana doğru yürümeye başladı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-5113463613231205630?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/5113463613231205630/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=5113463613231205630' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/5113463613231205630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/5113463613231205630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/05/gen-adam-ellerinde-bir-buket-iek.html' title='Genç adam ellerinde bir buket çiçek...'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-1353661417767047715</id><published>2008-05-28T19:09:00.000-07:00</published><updated>2008-05-28T19:09:00.732-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><title type='text'>Kadın Erkeği Sevdiğinde</title><content type='html'>KADIN ERKEĞİ SEVDİĞİNDE&lt;br /&gt;Bir erkeğe aşık olan kadın, Marslıların gelişini ilk duyduklarında Venüslülerin yaşadıkları duyguların benzerini yaşar.&lt;br /&gt; Venüslüler gökelerden gelen bir uzay gemisi filosundan güçlü ve sevecen bir Marslılar ırkının çıkacağını düşlememişlerdi. Bu varlıklar kendileri bakım istemeyecekler, aksine Venüslülere şefkat gösterip bakacaklardı. Marslılar da Venüs güzelliğine ve kültürüne hayrandılar. Hizmet edecekleri birileri yoksa, güç ve becerilerinin hiçbir anlam taşımadığını biliyorlrdı. Bu olağanüstü varlıklar, Venüslülere hizmet, onları memnun ve tatmin etmek vaadiyle mutluluk ve huzur buluyor, böyle bir görev onlara esin kaynağı oluyordu. Ne mucize!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Çoğu erkek, ona ilgi duyan biri tarafından desteklenmenin bir kadın için ne kadar önemli olduğunun pek bilincinde değildir. Kadınlar ihtiyaçlarının karşılanacağına inandıklarında mutlu olurlar. Kadın üzüntülü, heyecanlı, kafası karışık, bitkin ya da umutsuz olduğunda, bir arkadaşa, yoldaşa en çok ihtiyaç duyar. Yalnız olmadığını hissetmek ister. Sevgi ve saygı arar. Duyguları paylaşma, anlayış, değer verme ve merhamet, onun erkeğin desteğini taktir etmesi ve kabullenmesini sağlar. Marslı içgüdüleri üzüldükleri zaman en iyisinin yalnız kalmak olduğunu söylediğinden, erkekler bunu anlayamazlar. Kadın üzgün olduğunda ona saygı gösterip yalnız bırakırlar ya da kalıp sorunlarını çözmeye kalkarak işleri daha da berbat ederler.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Erkek yakınlığın, mahremiyetin ve paylaşmanın kadın için taşıdığı önemi içgüdüleriyle anlayamazlar. Oysa kadın en çok kendisini dinleyecek birine ihtiyaç duymaktadır. kadın duygularını paylaşarak sevgiye layık olduğunu ve gereksinmelerininin karşılanaçağını algılamaya başlar. Kuşku ve güvensizlik yok olur. Kendisinin saygıya değer olduğu duygusuna yeniden kavuşunca, zorlayıcı olma eğlimi de azalır; saygıyı kazanmasına gerek yoktur, gevşeyebilir, daha az verip daha çok alabilir. Buna layıktır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;ÇOK FAZLA VERMEK YORAR&lt;br /&gt;Venüslüler depresyonlarıyla başa çıkmak için duygularını paylaşıyor ve sorunları hakkında konuşuyorlardı. Konuştukça kendilerini neden kötü hissettikleri ortaya çıktı. Durmadan bu kadar çok vermekten yorulmuşlardı. Her zaman kendilerini birbirlerinden sorumlu hissetmekten hoşlanmıyor, bir süre yalnızca gevşeyip başkalarının onlara bakmasını istiyorlardı. Her şeylerini başkalarıyla paylaşmaktan yorulmuş, özel olmayı ve kendilerine ait bir şeylerinin olmasını istiyorlardı. artık azizlikten ve başkaların için yaşamaktan tatmin olmuyorlardı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Venüs'te kaybet/kazan felsefesi hüküm sürüyordu: "Sen kazanasın diye ben kaybediyorum." Herkes başkası için özveride bulundukça, hepsinin işi görülüyordu. Ancak yüzyıllardır bunu yaptıktan sonra Venüslüler her zamn birbirlerine bakmaktan ve herşeyi paylaşmaktan artık yorulmuşlardı. Onlar da artık kazan/kazan felsefesine hazırlandılar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Benzer biçimde, bugün de çoğu kadın artık vermekten yorulmuştur. Biraz ara vermek istemektedirler. Kendilerini tanıyacak zamana ihtiyaçları vardır. Önce kendilerine ayıracak zamana. Birinin onlara duygusal açıdan destek vermesini ve o birine bakmak, onun için kaygılanmak zorunda olmamayı istemektedirler. Marslılar da tam bu iş için biçilmmiş kaftandır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Venüslüler artık almayı öğrenmeye hazırken, Marslılar da tam bu noktada vermeyi öğreniyorlardı. Yüzyıllar sonra Venüslülerle Marslılar evrimlerinin önemli bir aşamasına gelmişlerdi. Venüslüler almayı, Marslılar da vermeyi öğrenmek zorundaydılar. Bu benzer değişim, hem kadında, hem de erkeklerde olgunlaşma döneminde yer alır. Kadın gençlüğinde özveride bulunmaya ve kendini eşinin ihtiyaçlarına göre biçimlendirmeye çok daha gönüllüdür. Erkek ise gençlik yıllarında çok daha kendine dönük ve başkalarının gereksinmelerine karşı duyarsızdır. kadın olgunlaştıkça, eşini memnun etmek için nasıl kendinden verdiğini farketmeye başlar. Erkek olgunlaştıkça başkalarına nasıl daha fazla saygı gösterip hizmet edebileceğini farkeder.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Erkek olgunlaşırken kendinden vermeyi öğrenebilir, ama en önemli değişiklik vermekte nasıl başarılı olabileceğini anlamasıdır. Benzer biçimde, kadın olgunlaştıkça yeni verme stratejileri öğrenir, ama asıl değişiklik istediklerini alabilmesi için belirli sınırlar koyabilmesidir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;SUÇLAMAKTAN VAZGEÇMEK&lt;br /&gt;Kadın çok fazla verdiğini farkettiğinde, mutsuz olmalarından dolayı eşini suçlama eğlimine girer. Aldığından fazlasını vermenin haksızlığını hissetmeye başlamıştır. Hak ettiğini almamış olsa da, ilişkilerini geliştirmek için bu soruna kendisinin nasıl katkıda bulunduğunu görmesi gerekir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kadın çok fazla verdiğinde eşini suçlamamalıdır. Aynı şekilde, daha az veren bir erkek kendisine karşı olumsuz ya da isteksiz olduğu için de eşini suçlamamalıdır. Her iki durumda da, suçlamak bir işe yaramaz. Çözüm eşlerimizi suçlamak değil; anlayış, güven ve şefkat gösterip onları kabullenmek ve destek olmaktır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu durum meydana geldiğinde, erkek eşini suçlayıp öfkelenmek yerine sefkat göstererek, o sitemese de destek verebilir; ilk başlarda suçlayıcı gelse de onu dinleyip ilgi gösterdiğni kanıtlayan küçük hareketlerle onun kendisine güvenmesini sağlayabilir. Kadın da az verdiği için erkeği suçlamak yerine, özellikle de kendisini düşkırıklığına uğrattığı zamanlarda, eşinin kusurlarını kabul edip bağaşlayabilir.&lt;br /&gt;Erkekler Mars'tan Kadınlar Venüs'ten-John GRAY&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-1353661417767047715?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/1353661417767047715/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=1353661417767047715' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/1353661417767047715'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/1353661417767047715'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/05/kadn-erkei-sevdiinde.html' title='Kadın Erkeği Sevdiğinde'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-8909492419735670920</id><published>2008-05-25T19:12:00.000-07:00</published><updated>2008-05-25T19:12:00.645-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><title type='text'>Yıkıldı</title><content type='html'>bigün şekermi şeker bir erkek çocuğu dünyaya geldi.masmavi cam gibi&lt;br /&gt;gözleri,hafif tombul el kadar vücudu ve çok şeker temİz bir yüzü vardı.her&lt;br /&gt;gören ne kadar tatlı diyodu.bu çocuk zamanla büyüdü büyüdükçe yakışıklılığı&lt;br /&gt;ortaya çıktı.ilk okula başladı.sınıfının en zeki çalışkan çocuğuydu.ilk&lt;br /&gt;kurdela bu çocuğa verilmişti.ilk okulu sınıfının en çalışkanı olark&lt;br /&gt;bitirdi.ortaokulda bulunduğu yerdeki en iyi okula gitti.ordada sınıfının en&lt;br /&gt;çalışkanıydı.her dönem taktirname ve okul birinciliğiyle&lt;br /&gt;bitiriyordu.ergenliğe girmişti ama ne yüzünde çıkan sivilceler ne sesinin&lt;br /&gt;kalınlaşması yakışıklılığını bozmadı.tüm kızların gözü üzerindeydi.lisede&lt;br /&gt;koleji kazandı.kazandığı kolej en iyilerdendi.ordada popüleritesinden bişey&lt;br /&gt;yitirmedi.yine en yakışıklı yine en zeki yine en çalışkandı,yine en&lt;br /&gt;gözdeydi.çevresinde kızlar pervaneydi ama o hiç birine bakmıyordu bile.ama&lt;br /&gt;çevresindeki kızlar o kadar güzldiki.ama o bakmıyordu bile.hiç bi kız onu&lt;br /&gt;etkilemiyordu.bigün eve giderken evin sokağında karşıdan bi kızı gördü.ona&lt;br /&gt;doğru yaklaşıyordu.o birden bire irkildi.o kızı gördüğünde tüyleri diken&lt;br /&gt;diken oldu.onda bişeyler sezdi.içine ılık bir sıcaklık hissetti.ama o kız&lt;br /&gt;onu farketmemişti bile.o gece sabaha kadar gözlerini biyere sabitleyip onu&lt;br /&gt;düşündü.o o kdar etkilenmişti ama kız gözünün ucuyla bile bakmamıştı&lt;br /&gt;ona.ertesi gün yine o kızı gördü.fakat kız en ufak bi bakış bile atmamıştı&lt;br /&gt;yine.onu sevdiğini söylemek istiyordu ama bi daha karşılaşamadı.okula geri&lt;br /&gt;döndü.fakat o kızı hiç unutamadı.sadece 2 kere  görmüştü ama onu&lt;br /&gt;unutamıyordu.gözü kimseyi görmüyordu.kolejden sonra üniveristeyi&lt;br /&gt;kazandı.ordada aynı özellikleri devam etti.okul yılları boyunca hayatına&lt;br /&gt;kimse giremedi.sadece o kızı düşünüyoırdu.üniversiteyi çok iyi bir derceyle&lt;br /&gt;bitirdi.çok iyi bir iş ve maddi açıdan çok iyi kazanıyordu.o kızı unutamadı&lt;br /&gt;ama biriyle evlendi.çok mutlu bir hayatı vardı ama zaman zaman o kızı&lt;br /&gt;düşünmenin önüne geçemiyordu.bigün öldü.yaş farkının azlığından o gördüğü&lt;br /&gt;kızda öldü.diğer tarafta karşılaştılar.çocuk dediki "ben seni çok&lt;br /&gt;sevdim,seni unutamadım" kızda dediki"bende".çocuk yıkıldı.arkadaşlar&lt;br /&gt;sevdiğimizi söylemye çekinmeyelim.herşey için çok geç olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-8909492419735670920?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/8909492419735670920/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=8909492419735670920' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/8909492419735670920'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/8909492419735670920'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/05/ykld.html' title='Yıkıldı'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-8397624769762086448</id><published>2008-05-24T19:14:00.000-07:00</published><updated>2008-05-24T19:14:00.835-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><title type='text'>Üç Yaşlı Adam</title><content type='html'>Bir kadin evinden çikti , evinin önünde beyaz, uzun sakallari olan 3 yasli adam gördü. Onlara: "Sizi tanimiyorum ama aç olmalisiniz.&lt;br /&gt;Lütfen evime buyurun ve birseyler yiyin." dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kocaniz evde mi?", diye sordular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayir", dedi,kadin. "Disarda."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O zaman giremeyiz", dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksamleyin kocasi eve geldiginde kadin olanlari ona anlatti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocasi:"Onlara eve geldigimi söyle ve onlari eve davet et", dedi. Kadin disari çikti ve yasli adamlari davet etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Biz bir eve hep beraber girmeyiz", dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadin: "Neden?" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasli adamlardan biri cevap verdi:"Onun adi 'Zenginliktir'", dedi,arkadaslarindan birini göstererek. Ve bir digerini göstererek "Onun da adi 'Basari'dir, ve ben de 'Sevgiyim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ekledi:"simdi esinle konus ve hangimizi evinize davet edeceginize karar verin", dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadin eve girdi ve olanlari kocasına anlatti. Kocasi çok sevindi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ne kadar harika", dedi. "Zenginligi davet edelim, gelsin ve evimize zenginlikle doldursun", dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadin:" Neden basariyi davet etmiyoruz? dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sirada onlari dinlemekte olan kizlari:"Sevgiyi davet etsek daha iyi olmaz mi?", diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O zaman evimiz sevgiyle dolar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam: "Bence kizimizin tavsiyesine uyalim", dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Disari çik ve Sevgiyi davet et, Sevgi bizim misafirimiz olsun", dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadin disari çikti ve Sevgiyi seçtiklerini söyledi ve Sevgiyi evlerine davet etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi kalkti ve eve dogru yürümeye basladi. Diger iki arkadasi da kalkti ve onu takip ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadin büyük bir saskinlikla:"Ben sadece Sevgiyi davet ettim, siz neden geliyorsunuz?" , diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasli adam cevap verdi:"Eger siz Zenginlik veya Basariyi davet etmis olsaydiniz, diger ikimiz kalacaktik, ama siz beni(Sevgiyi) davet ettiginiz için, Ben nereye gidersem, Basari ve Zenginlik de benimle gelir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her nerede sevgi varsa, basari ve zenginlik de vardir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-8397624769762086448?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/8397624769762086448/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=8397624769762086448' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/8397624769762086448'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/8397624769762086448'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/05/yal-adam.html' title='Üç Yaşlı Adam'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-5023085791717919002</id><published>2008-05-23T19:14:00.000-07:00</published><updated>2008-05-23T19:14:01.680-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><title type='text'>Özlediğimde bir ses duydun mu?</title><content type='html'>Zaman nasıl da ilerliyor kendi bildik rotasında değil mi? Bir gün daha sensiz bitti; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Artık gözlerimden gözlerimden utanıyorsam bu yüzdendir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;    /Gece. Yine kendime kaldığım binlerce geceden bir gece. Ve sağır duvarlarda senin dalga dalga hayalin, gülümsemeleri karanlıklarda yitip giden. Bütün aynalar kendiliğinden kırılmış; yalnızca sağır duvarlarda senin dalga dalga halin./&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kimbilir kaçıncı kez sana seni ve kendinmi yazıyorum.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Adına umut dediğimiz aldanışlar tortusu bazan yitse de sevenler, gizli bir umudu yine de taşırlarmış; yaşamı bıraktıkları yerden yeniden omuzlayıp varolurlarmış; bugün bunu keşfettim. Kendimi keşfettim sonunda.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Artık farkına vardığın gibi, içimdeki yaşanmazlıkları gizliyerek yardımcı oluyordum sana. "Canım feda olsun!" dediğim insandan ne esirgeyebilirdim ki?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Aşk, anlamlı paylaşımlar ve büyük dostluklar üzerine kurulunca, yaşamboyu süren güzellikler üretiyor. Bunun birçok örneği vardır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sen olmasan da ben senin için varım; beklemekse, elimden ne gelir?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Günler böyle geçiyor. Bütün bedenim darmadağın yerlere serpiliyor; toparlayamıyorum. Sensizlik iyice vuruyor bana.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   /Bir ses beklemek senden. Soluk beklemek. Suskunluğun en acımasız olduğu zamanlardayım. Hiç bu kadar uzun susmadın sevdiğim. Hiç bu kadar uzun gitmedin bilmediğim yerlere, gözlerimi götürmeden yanında./&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;(Mektubunu aldığım gün, senin telefonunla uyandım. Beni çok sevindiren o mektup için sana minnettar oldum. İçimdeki çocuğu sevindiren süprizlerini nasıl özlemişim.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Dışarı çıkacatım. Uykusuz olduğum için kanepeye uzanmıştım. Uyumuşum. Düşümde seni gördüm. Bize gelmişsin; bizde kalmışsın.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sabah olunca, seni uykudan ben uyandırıyorum. kollarından tutarak sevgiyle kaldırıyorum seni yataktan. Sonra salona geçiyoruz. Yüzüme, sana herzaman çok yakışan sevecenliğinle bakıyorsun. Aşkla bakıyorsun. Çok güzelsin. Sımsıkı sarılıyorsun bana.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu düş, sonrasızlığıyla tek kişilikti ve tek kişilik düşler çabuk biterdi; bitti.)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   /Sevmek, sonrasız bir eylem olabilir miydi sencce? Aykırı bir yaşamsa aşk, ben her bedele razıydım, anla bunu. Senin uzaklıkların benim yakınlıklarım olmuşsa ne gelir elden? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamın en büyük çelişkilerinin pençesinde gelişen bir aşkta sevinçler aramak varmış, nereden bilirdim? Seni aramak varmış zamanın bir yerinde öyle çaresiz./&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;(O sözü dudaklarından duymadan yüzüm güler mi benim? "Gülmelisiniz." demekle adı konmamış bir haksızlık yapmıyor musunuz bana?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Mektubunda, "Dünyanın bütün güzelliklerine yakışan insan." diye yazmışsın. Bu güzelliklerin masal sahnelerinden yaşamın sahnesine taşınacağına nasıl inanırım sensiz olunca?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;"Aşkı bu kadar yalın benimseyen bir insan sevdiği için neler yapmazdı?" sözün çok anlamlı. sen aşkı biliyorsun. Yokluğunun kahrını gizleyip sana bütün içtenliğimle yardımcı olmak için çırpındığım da..."&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   /Kelebeklerin tül kanatlarına yazdığım sevinçlerimi paylaşırken, yaşanmazlıkları kendi payıma ayırıyorum./&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;(Bildin canım sevdiğim, bildin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bana verdiğiniz mutluluğu yaşayabiliyordum. Fakat aylardır sizin yaşadıklarınızdan habersizdim. Bırakmıştınız kendinizi dertlerinizin içinde, beni düşünme, bana yönelme büyüklüğünü gösteriyordunuz." diye yazacak kadar beni anlıyorsun artık.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Seveceksen, ben buyum.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yüzüme yansıyınca hayalin, avuçlarımla sıkıca kapatırdım yüzümü; kimseler götürmesin diye seni benden. Bu çocuk yanımı sevdin de sarılmadın sımsıkı. Saçlarımı avuçlarında dalgalandırıp yüzüme aşkın kendisi olup gülümsemedin. Sevmedin!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Düşünmeni istiyorum: Yüzyıl sonra şimdi yaşayan insanların büyük kısmı toprağa düşmüş olacak. Ömür bu kadar sınırlıyken, seninle varolmayı ne çok isterdim. Ya şimdi?)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   /Bir ses beklemek senden. Soluk beklemek.&lt;br /&gt;    Sevdiğini söylemesen de olur.&lt;br /&gt;    Sevilen kahrı takdir buyurmuşsa, sevene düşen, çaresiz boyun eğmektir, söyledim sana.&lt;br /&gt;    İlk kez bu kadar çok üşüyorum. İlk kez bu kadar çok vuruyorum kendime./&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Her yeni gün, yokluğunu farklı boyutlarıyla yaşatıyor bana.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Direniş türküleri besteliyorum, duymuyorsun. Hüzünlenmelerime hep içersin, yine de gelmiyorsun.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yaşama aldanıyorum bazan. Bu, çok kısa sürüyor. Sonra, varlığının yokluğun kadar gerçek olduğunu farkediyorum. Ben bunu öyle çok yaşıyorum ki.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kendimi biraz toparlayabildiğim zamanlarda, yine bildiğin insan oluyorum.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   /Bir kır çiceğinin taç yaprağına "umut" yazıyorum.&lt;br /&gt;    Nice soğuk gecelerde direniyor da bir sözünle kırılır diye korkuyorum.../&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Lütfen kırma beni. Öldür, bu can sana fedadır artık. Ama kırma. Umudun patlamalarla azalıp tükendiği o en ince çizgide yokluğuna bırakma beni.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ben yalnızlığı sevdim, sensizliği değil.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sonucunu bir an için bile düşünmeden aldığın umudu geri ver; ben sana bütün ömrümü adayacağım.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yaşamdan bedelini son aşamasına kadar ödeyerek hakettiğim ne kadar alacağım varsa, hepsi senin olsun.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sonrasızlıklarda seni aramak öyle zor ki.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   /Gece. Yine kendime kaldığım binlerce geceden bir gece. ve ağır duvarlarda senin dalga dalga hayalin.&lt;br /&gt;     Bir ses beklemek senden. Soluk beklemek. Ağlamaktan başka seçeneğim yok bugün; yineldim sana. En çok senin için, en çok sen böyle istedin diyedir, yenildim sana.&lt;br /&gt;    Beklediğim sendin oysa. hani kendi sıcaklığınla gelecektin, nedenini kimseler bilmiyecekti./&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Mutluluğunu bulana kadar paylaşımlarımız sürecek, sen istiyorsun diyedir. Sonra mektuplarımı yok edeceksin. Bu gerkli çünkü. Çok istediğim mutluluğuna ileride mektuplarımla engel olmayı kabul edemem.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İçinde bir anı canlandığında, belki bir yıldızın ışıltısında birlikte gülümseyeceğiz; geriye kalacak olan yalnızca bu! Önce sesimi unutacaksın, sonra bana ilişkin bildiğin herşeyi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;(Ben geceleri sevmezdim belki, hayalin olmasa. Gelmesen böyle kendiliğinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anımsıyor musun? Bir gece ne çok konuşmuştuk seninle. Sen sürekli bir şeyler anlatıyordun; birlikte gülüyorduk. Ama benim bir artım vardı: Sen ne kadar tatlı olduğunun farkında bile değildin.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Gece, neden yalnızlıktır çoğu zaman? Birçok insan için böyledir. Benim içinse, hayalini en çok yaşadığım zaman dilimidir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Her gece geliyorsun. Ben seni yaşamın armağanı oalrak karşılıyorum; sımsıkı sarılıyoruz. Gülümsüyorsun... Görülmemiş güzzellikte gülümsüyorsun.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hiç gitmiyeceğine inanmaya başlıyorum. Sonra, bir ara yitiyorsun. Ve yine geliyorsun. İnanılmaz bir varlıksın.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ne zaman düşünsem, sen. Hayal da olsan, sen...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Aslında bütün hayaller, "asıl" ne zaman anımsanırsa, hiç kırılmazlar, gelirler. Sen başkasın yine de. Bütün hayallerden güzelsin.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Her geldiğinde, kendisinin başlı-başına armağan olduğı yetmiyormuş gibi, umudu da armağan olarak getiriyor. Yazık! Giderken geri götürüyor nedense? Belki unutuyor. Umuda ne kadar gereksinim duyduğumu unutuyor...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hiç düşündünmü sevdiğim? Hayaller neden hep giderler? Yalnızca hayal oldukları içinmi? Yoksa, yine gelmenin sevincini yaşatmak için mi? Nedeni ne olursa olsun, sen hep gel bana. Artık gitme, hiç gitme.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Biliyorum, hayaller hep gider. Yaşattığı tadımlık kavuşmaları, aşkın ağırlığını bırakıp üstümüzde, giderler... Ama sen gitmr. Sen gidersen özlem kalır geriye. Her defasında sensizlik vurulur boynuma. Birdenbire yokluğuna kalırım. Daha önce binlerce kez izlediğim bir film yine sahneye konur. Hiç şaşmadan aynı görüntüler yinelenir. O zamanlarda, yokluğun prangadır, taşıyamam.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sen olmayınca yaşamak ne için? Ve beklemek... Seni getirmeyeceğine inansam da zamanın o müthiç anını beklemek... Olur mu dersin? Sever misin beni? Ancak o zaman çok güçlü bir canlı olacağımı biliyorsun. Şimdi, yokluğunla bedenimdeki bütün enerjiyi alıp götürüyorsun sanki. Yaşama ilişkin alışılmış işlerimi bile yapmakta zorlanıyorum.)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Tek gerçek için varım artık: Senin için./&lt;br /&gt;Seni seviyorum.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kenan KALECİKLİ &lt;br /&gt;SEVGİLİYE-suya yazılan mektuplar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-5023085791717919002?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/5023085791717919002/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=5023085791717919002' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/5023085791717919002'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/5023085791717919002'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/05/zlediimde-bir-ses-duydun-mu.html' title='Özlediğimde bir ses duydun mu?'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-5297787488343357085</id><published>2008-05-21T19:15:00.000-07:00</published><updated>2008-05-21T19:15:02.177-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazılar'/><title type='text'>Erkekle ve Kızlar</title><content type='html'>Kiz cocuga bir top atarsaniz hemen suratina carpar&lt;br /&gt;Erkek cocuga bir top atarsaniz onu yakalamak icin ellerini  acar, yine de top suratina carpar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiz cocugunuzu disari cikmak icin ozene bezene giydirirsiniz,  suslenme  fasli bittiginde kucuk hanim harika gorunmektedir ama  gidiceginiz  yere   1 saat gecikmissinizdir...&lt;br /&gt;Erkek cocugunuzu disari cikmak icin ozene bezene  giydirirsiniz, ama 10 dakika sonra gomleginin 2 yakasi 2 tarafa kaymis, ayakkabilari  tozlanmistir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiz cocuk yerde bir cubuk gordugu zaman alip neden yapildigini anlamaya calisir&lt;br /&gt;Erkek cocuk yerde bir cubuk gordugu zaman alip bundan nasil bir silah yapacagini dusunur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiz cocuklara bir Barbie bebek verin, onu  giydirir,susler,evcilik oynarlar&lt;br /&gt;Erkek cocuklara bir Barbie bebek verin, hemen kollarini bacaklarini koparirlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiz cocugun saclarini kestirdiginizde yeni halini  begenmemisse kendini 2 hafta odasina kilitleyebilir&lt;br /&gt;Erkek cocugun saclarini kestirdiginizde nasil olduguyla ilgilenmez bile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiz cocuk annesinin makyaj malzemelerini alip yuzune  gozune surer&lt;br /&gt;Erkek cocuk annesinin makyaj malzemelerini alip  duvarlari boyar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiz cocuk gaz kacirirsa kipkirmizi olur cok utanir&lt;br /&gt;Erkek cocuk gaz kacirirsa once bir guler, ardindan ayni sesi 50 kere tekrar eder&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiz cocuklar tirnaklarini uzatir ama daha guzel oldugu icin degil, bir erkek cocugun orasini burasini cizebilmek icin...&lt;br /&gt;Erkek cocuklar tirnaklarini uzatir cunku kesmeye usenirler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek cocuklar 6 yasindan itibaren babalarina yanak vermeyi keserler&lt;br /&gt;Kiz cocuklar 6 yasindan itibaren babalari onlara  seker vermezse onlar da yanak vermeyi keserler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiz cocuklar genelde erkek cocuklardan once konusmayi ogrenirler&lt;br /&gt;Erkek cocuklar genelde konusmadan once silah seslerini taklit etmeyi ogrenirler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiz cocuklar filmde biri oldugunde aglarlar&lt;br /&gt;Erkek cocuklar Ninja Kaplumbagalari 3. kere seyrederken biri TVyi kapatirsa aglarlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiz cocuklar buyuyunce kadin olurlar&lt;br /&gt;Erkek cocuklar buyuyunce buyuk erkek cocuk olurlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-5297787488343357085?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/5297787488343357085/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=5297787488343357085' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/5297787488343357085'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/5297787488343357085'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/05/erkekle-ve-kzlar.html' title='Erkekle ve Kızlar'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-550818809744589050</id><published>2008-05-18T19:08:00.001-07:00</published><updated>2008-05-18T19:08:26.100-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><title type='text'>Niye Alo Deriz?</title><content type='html'>Telefonda hemen hemen hergün kimbilir kaç kez kullandigimiz "Alo" sözcügü,&lt;br /&gt;gerçekte bir sevgilinin kisaltilmis adidir. Sevgilinin tam adi Allessandra&lt;br /&gt;Lolita Oswaldo'dur. Bu sevimli genç kiz, telefonu icat eden, A.Graham Bell'in&lt;br /&gt;sevgilisiydi. Graham Bell telefonu icat edince ilk hatti sevgilisinin evine&lt;br /&gt;çekmisti. Atölyesinde telefon çalinca arayanin Allessandra Lolita Oswaldo'dan&lt;br /&gt;baskasi olamayacagini bildiginden Graham Bell, telefonu açar açmaz "Allessandra&lt;br /&gt;Lolita Oswaldo" diyordu. Bell, zamanla sevgilisine, adini kisaltarak hitap&lt;br /&gt;etmeye basladi ve telefonu her açisinda onu "Ale Lolos" diye karsiladi.&lt;br /&gt;Çalismalari uzadikça Graham Bell, sevgilisinin adini daha da kisaltti ve öne&lt;br /&gt;iki heceli bir ad buldu. Bu kisa ad "Alo" idi. Allessandra Lolita Oswaldo,&lt;br /&gt;gelistirip, tüm kente yaymaya çalistigi telefondan baska birsey düsünmeyen&lt;br /&gt;sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsiz olmaya baslayinca&lt;br /&gt;Graham Bell'i telefonuyla basbasa birakip onu terketti.Yasli Bell, sevgilisinin&lt;br /&gt;birgün onu arayacagi umuduyla telefonun basindan ayrilmadi. Kentte çekilen&lt;br /&gt;telefon hatlarinin sayisi da giderek artmaya baslamisti. Graham Bell'i artik&lt;br /&gt;baska kisiler de ariyordu. Fakat o, telefonun her çalisinda kendisini&lt;br /&gt;sevgilisinin aradigini sanarak telefonunu "Alo" diyerek açiyor ve artik&lt;br /&gt;herkes "Alo" diyordu. O günlerde hemen herkes telefonu açtiklarinda Alexander&lt;br /&gt;Graham Bell'in anisina saygi olarak "Alo" demeye basladi. Bugün tümümüzün&lt;br /&gt;kullandigi "Alo" sözcügü iste o günlerden günümüze uzanmaktadir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-550818809744589050?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/550818809744589050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=550818809744589050' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/550818809744589050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/550818809744589050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/05/niye-alo-deriz.html' title='Niye Alo Deriz?'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-4729005472245267206</id><published>2008-05-18T19:06:00.000-07:00</published><updated>2008-05-18T19:07:48.920-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çeşitli'/><title type='text'>Kırkıncı Oda (Ahmet Altan)</title><content type='html'>Ne kadarınız gerçek sizin ? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırk odalı şatonuzun kırkıncı odasındaki&lt;br /&gt;kilitler altında sakladığınız gerçek duygularınızla,&lt;br /&gt;gerçek düşüncelerinizin ne kadarı yansıyor hayatınıza ? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylenmeyen neler var kuytularda? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Hani kendinizden bile sakladığınız..&lt;br /&gt;bir sinir kriziyle ya da büyük bir acıyla&lt;br /&gt;yahut da muhteşem bir sevinç ile kabuğunu çatlatıp da&lt;br /&gt;ortalara dökülecek neler biriktiriyorsunuz içinizde...???&lt;br /&gt;Ne kadarınız kendi sahtekarlığınızın esiri?&lt;br /&gt;Sevip de söyleyemediğiniz,özleyip de açıklayamadığınız&lt;br /&gt;ya da sevmeyip de sevginizin eksikliğini içinize gömdüğünüz oluyor mu,&lt;br /&gt;korkaklıklar var mı,kalleşlikler var mı ?&lt;br /&gt;yoksa diplerde saklanan cesaretiniz bir işaret mi bekliyor...???&lt;br /&gt;Göründüğünüz insan misiniz siz,&lt;br /&gt;yoksa bir define arayıcısı hazineler mi bulur içinizde&lt;br /&gt;ya da yıkılmış bir kentin harabelerini mi taşıyorsunuz?&lt;br /&gt; Ne kadarınız gerçek sizin?&lt;br /&gt;Gerçek düşüncelerinizi baş başa konuşmalara mı saklıyorsunuz,&lt;br /&gt;açıkça konuşanları biraz aptal buluyor musunuz?&lt;br /&gt;Günahlardan yapılmış hayaller var mı içinizde,&lt;br /&gt;günahtan korktuğunuzdan bunları saklayıp&lt;br /&gt;Tanrı' yı mı kandırmaya uğraşıyorsunuz?&lt;br /&gt;Günahları sevmiyor musunuz, seviyor musunuz yoksa...???&lt;br /&gt;Uzun bir yolculuğa çıkar gibi duygularınızla düşüncelerinizi denklere&lt;br /&gt;sarıp da içlerinizde bir yerlere mi yerleştirdiniz,&lt;br /&gt;bir gün yolculuk bitince açmayı mi düşünüyorsunuz&lt;br /&gt;aslında yolculuğun hiç bitmeyeceğini ve denklerinizi&lt;br /&gt;hiç açmayacağınızı bilerek...&lt;br /&gt;Bir gün çıldırsanız da bütün duygularınızla düşüncelerinizi açıkça söyleseniz,&lt;br /&gt;neler duyacağız sizlerden, gizli palyaçolar mı çıkacak ortaya,&lt;br /&gt;yoksa korkaklığın altında, bir istiridyenin içinde büyüyen inciler gibi&lt;br /&gt;büyümüş yiğitlikler mi?&lt;br /&gt;Kızgınlıklarınız yok mu sizin, öfkeleriniz, isyanlarınız? Aşklarınız yok mu?&lt;br /&gt;Kendi sahtekarlığınıza ne kadar esirsiniz?&lt;br /&gt;Esaretten kurtulsanız da gerçekler dökülse ortaya,kendinize şaşar mısınız,&lt;br /&gt;hiç düşündüğünüz oluyor mu kırkıncı odada neler var diye,&lt;br /&gt;hangi unutulmaya çalışılmış sevgililer, dile getirilmeyen özlemler,&lt;br /&gt;söylenmeye söylenmeye birikmiş öfkeler, hangi boş vermişlikler,&lt;br /&gt;hangi inkar edilmiş arzular yatıyor diplerde?&lt;br /&gt;Ne kadarınız gerçek sizin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimselerden korkmadığınız kadar korkuyor musunuz kendinizden?&lt;br /&gt;Şehrin ışıklarının bulutlara yansıdığı turuncu pırıltılı külrengi bir gecede,&lt;br /&gt;şimşeklerle boşanan yağmur başladığında şatonuzun odalarında&lt;br /&gt;bir gezintiye çıkıyor musunuz,&lt;br /&gt;ağır ağır yaklaşıp o kırkıncı odaya acıyor musunuz&lt;br /&gt;kapıyı usulca, gördükleriniz ağlatıyor mu sizi, bu kadar gerçeği o odada saklayıp,&lt;br /&gt;hayati yalandan yaşadığınızı fark etmek nasıl bir sarsıntı yaratıyor?&lt;br /&gt;yoksa, ne gökyüzüne vuran ışıklar, ne yağmur, ne de ıssız gece,&lt;br /&gt;sizin kırkıncı odaya yaklaşmanızı sağlayamıyor mu,&lt;br /&gt;korkuyor musunuz kendi gerçeklerinizden, kırkıncı odanız size de mi kapalı,&lt;br /&gt;kendi kendinize bile mahrem misiniz?&lt;br /&gt;Ne kadarınız gerçek sizin? Ne kadarınız kendi sahtekarlığına esir?&lt;br /&gt;Bıktığınız olmuyor mu kendi yalanlarınızdan, hiç kendinizden sıkıldığınız olmuyor mu,&lt;br /&gt;kendinizi bir yerlerde terk edip de gitmek istemiyor musunuz,&lt;br /&gt;bütün yalanlarınızdan uzak bir yere? Şöyle rahatça bütün duygularınızı,&lt;br /&gt;              bütün düşüncelerinizi söyleyebileceğiniz bir diyara,                  kendinizi bile yanınıza almadan.&lt;br /&gt;Ah aslında ben onu seviyordum diye ağlayacağınız&lt;br /&gt;kimleri saklıyorsunuz koynunuzda,&lt;br /&gt;yüksek sesle eleştirip de içinizden hak verdiğiniz hangi düşünceler var,&lt;br /&gt;kendinizi akıllı bulurken aslında gizlice kendi&lt;br /&gt;korkaklığınızdan utandığınızın itirafını nerelerde gizliyorsunuz?&lt;br /&gt;Ne kadarınız gerçek sizin? Ne kadarınız kendi sahtekarlığına esir?&lt;br /&gt;       Bunu hiç düşündüğünüz oluyor mu ? yoksa bunu düşünmek bile               yasak mı size?&lt;br /&gt;Neler var kırkıncı odada? Otuz dokuz odadan yapılmış hayatınızı,&lt;br /&gt;kırkıncı odanın kapısını açmamak için yalandan mı yasıyorsunuz?&lt;br /&gt;Niye yapıyorsunuz bunu?&lt;br /&gt;Açsanıza kırkıncı odayı yağmurlu bir gecede...&lt;br /&gt;Belki...&lt;br /&gt;Belki de hiç açmazsınız,&lt;br /&gt;kapalı bir odayla yaşarsınız bütün ömrünüzü,&lt;br /&gt;kendinizden sıkılarak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Altan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-4729005472245267206?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/4729005472245267206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=4729005472245267206' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/4729005472245267206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/4729005472245267206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/05/krknc-oda-ahmet-altan.html' title='Kırkıncı Oda (Ahmet Altan)'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-5653935647045542644</id><published>2008-05-03T04:18:00.000-07:00</published><updated>2008-05-03T04:18:00.505-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çeşitli'/><title type='text'>İşte Öyle Birşey</title><content type='html'>Gerçeküstücülüğün (sürrealizm) en önemli temsilcilerinden birisi sayılan Belçikalı ressam Rene Magritte’in The Lovers isimli tablolarından birisini 14 Şubat günü yayımladım. Bugün elimizde bir başka Magritte tablosu var. Yine The Lovers adını taşıyor.&lt;br /&gt;     Magritte düş ürünü garip yapıtlarıyla tanınır. Hepsi dehşet, komedi, tehlike ve gizemin bir karışımıdır. "Pirenelerdeki Şato" isimli resminde üzerinde küçük bir şato bulunan kocaman bir kaya denizin üzerinde uçar. İnsan bacaklı balıklar, kuş kafesi gövdeli adamlar, oturma odasındaki şöminenin ortasında yeni tünelden çıkmış gibi görünen bir buharlı lokomotif, iki yanında evler sıralı sokağa yağmur gibi yağan melon şapkalı adamlar... Bunlar Magritte’in gerçekleridir...&lt;br /&gt;     Gerçeklerin dilinin farklı olduğunu düşünür. Bir pipo resminin altına şunu yazmıştı: Bu bir pipo değil..&lt;br /&gt;     Gönül gözü gerçeği görür&lt;br /&gt;     Sözel dilin ifade ettiği şeyler, Magritte’in görsel dilinde tersine anlamlar içerir... Rüyaların içerdiği bir sembolizmdir kullandığı. Focoult bunu, gösteren-gösterilen ilişkisinin tersine çevrilmesi olarak niteliyor.&lt;br /&gt;     Peki bu iki resmi nasıl okumalıyız? Birisinde yüzleri bir çarşafla örtülmüş bir erkek ile kadın öpüşürlerken, ötekinde aynı kadın ve erkek yine aynı çarşaflara sarınmış şekilde aynı yöne doğru bakıyorlar...&lt;br /&gt;     Antoine de Saint Exupery, Küçük Prensin ağzından şöyle söylüyor: "Sevmek durup birbirinin yüzüne bakmak değil, birlikte aynı yöne bakmaktır." Acaba Magritte bu resimleri çizerken Küçük Prens’i okumuş muydu? Okuduysa mutlaka şunu da hatırlıyor olmalıydı: "Gerçeğin özü gözle görülmez, yürekle görülür. Gözünüzle değil, yüreğinizle bakın..."&lt;br /&gt;     Magritte bu tablolarına "Aşıklar" adını vermemiş olsaydı, tablodaki kadın ile adamın birbirlerine aşık olduklarını çıkarsayabilir miydik? Hiç kuşkusuz evet, bunun böyle olduğunu tahmin edebilirdik.&lt;br /&gt;     Yüzlerindeki ifadeyi hiçbir zaman görmemiş olduğumuz halde birbirlerine derin bir sevgiyle baktıklarını, hatta kadının öpüşürken gözlerini hafifçe kapadığını bile görüyor gibiyiz.&lt;br /&gt;     Gözümüz görmüyor ama resimlere bakarken tuvalde yansıyanın tıpkı böyle olduğunu bize yüreğimiz anlatıyor.&lt;br /&gt;     Aşk dediğin...&lt;br /&gt;     Eğer bu resmi yazıyla anlatmak isteseydik şöyle yazabilirdik diye düşünüyorum: Aşkın dili, günlük hayatın dili değildir. Aynı şekilde aşkın gerçekliği de gündelik hayatın gerçekliğinden ötede bir şeydir. Aşk bir üst gerçekliktir...&lt;br /&gt;     Roland Barthes, "Bir aşk söyleminden parçalaröda bu durumu "gerçeksizlik" olarak da tanımlıyor. Aşık öznenin, dünya karşısında duyduğu gerçek yokluğu, gerçeğin geri çekilmişlik duygusunu betimliyor.&lt;br /&gt;     Şöyle düşünüyorum: Aşk, dil ötesi, gerçeklik ötesi, dünya ötesi bir duygudur ve böyle olduğu içindir ki aynı zamanda dişi bir duygudur... &lt;br /&gt;     Baudelaire nasıl bir yerde yaşamak istediği sorusuna şöyle yanıt vermişti: "Neresi olursa, neresi olursa... Yeter ki dünyanın dışında olsun..."&lt;br /&gt;     Aşk işte budur: Kendinin dışına çıkma isteği... Kendinden geçme durumu...&lt;br /&gt;     Gasset "Ayaklarının yerden kesilmesi demek, insanın kendi ayakları üzerinde yürüyememesi, başka birisi ya da başka bir şey tarafından taşındığını duyumsaması demektir" diyor.&lt;br /&gt;     Aziz Augustine gibi: "Sevgim benim ağırlık merkezimdir; o nereye giderse ben de oraya giderim..." Ama siz Latincesini ezberleyin, daha lirik: "Amor meus, pondus meum: illo feror, quocumque feror." &lt;br /&gt;     Bu resimler bana bunları düşündürüyor.&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;     mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;aydankrm@  göndermiş&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-5653935647045542644?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/5653935647045542644/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=5653935647045542644' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/5653935647045542644'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/5653935647045542644'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/05/ite-yle-birey.html' title='İşte Öyle Birşey'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-607704658795455608</id><published>2008-05-02T04:25:00.001-07:00</published><updated>2008-05-02T04:25:56.799-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çeşitli'/><title type='text'>Yalnızlıktan Muzdarip Kadınlar İçin Tavsiyeler</title><content type='html'>YALNIZLIKTAN MUSTARİP KADINLAR İÇİN TAVSİYELER / NİHAL VURAL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi kadınlar yalnızlıktan değil ama kalabalıktan mustariplerdir, bilmem hiç fark ettiniz mi? Böyle kadınların üzerlerinde taşıdıkları cinsel kimlik bende kimi zaman sonradan edinilmiş bir kimlik izlenimini uyandırır. Kendilerine özgün bir üslupla yorumladıkları "kadınlık halleri" binbir çeşit saç savurma, naylon çorap giyme, dergi karıştırma, çatal tutma ve bebek/kedi okşama biçimleri sergiler. Bu kadın-kadınların sergiledikleri, kadın cinselliği donanımlı hal ve tavırlar ile sonradan kadın olan erkek-kadınların tavırları arasında bir paralellik sezmiyor musunuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu erkek-kadınların debdebe ve abartıyla kutladıkları ve kutsadıkları yeni cinsel kimliklerinin özünde kadın doğasının varoluş biçimi, yani -oyun oynama- yatar. Kadın-kadınların ince seslerinin yanılgısına kapılıp, farkına varmadığımız bu oyunların, erkek-kadınların kalın ve oynak seslerinde ortaya çıkması onlar için büyük bir talihsizlik ancak onların ince bir sezgiyle kadın doğasının özünü keşfedişlerini takdir etmek gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simone de Beauvoir der ki; "On ne nait pas femme, on le devient" yani; insan kadın olarak dünyaya gelmez, zamanla kadın olur. Doğasına karşı koyamayan ve kadın kimliklerini farkında olmadan ya da fazlasıyla farkında olarak gerçekleştiren kadınlar kalabalıktan mustarip olmanın başıboş hazzı içersinde kaygısızca yaşamlarını sürdürürler. Benim diyeceklerim yalnızlıktan mustarip kadınlara;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-İMAJ: Vücut dilinizi keşfetmenin ve geliştirmenin yolları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 birlik kuralı3 birlik kuralını anımsayarak ayna karşısında imaj çalışması yapmanız elzem.. Kaş-göz ve dudak senkronize bir şekilde oynatılarak elde edilen ve bin bir çeşit halet-i ruhiyeyi yansıtan bu sempatik, seksi, masum vb. ifadeler imaj çalışmanızın ilk aşamasını oluşturmalı. Acil durumlarda takınacağınız bu şımarıklık, yalancıktan kızgınlık ya da şaşkınlık yansıtan mimikleri ayna karşısında egzersiz yaparak geliştirebileceğiniz gibi, diğer kadınları gözlemleyerek de edinebilirsiniz... Tescilli değiller ya? Zengin mimik arşivi sizi çekici kılacağı kadar, daha önce hiç farkına varmadığınız vücut dilinizi keşfetmenizi de sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hop-hop-hop-zıplayan topTaşıdığınız elbiseye ya da tarzınıza uygun bir yürüyüş edinin. Cool ve alternatif bir tarzınız varsa omuzlarınız ve kollarınız üzerinde, yok eğer etekten, elbiseden vazgeçmem diyorsanız, göğüs ve kalçalarınız üzerinde çalışmanız gerekecektir. En yaygın ve etkili hareket kalçaları sağa ve sola sallamaktır.. Ama bu hareket gereğinden fazla dikkat çekebilir ve ayrıca pek demodedir. Hafifçe zıplayarak yürürseniz, göğüsleriniz dikkat çekici bir şekilde sallanacaktır.. zıplamak çok da eğlenceli bir yürüme şekildir, aslında.. çocukluğunuzda nasıl da zıplardınız? Tabii bu arada, arabaya nasıl bindiğinize, nasıl indiğinize (prenses di stili), merdivenleri nasıl çıktığınıza, sandalyeden nasıl kalktığınıza dikkat etmeyi aman unutmayın..!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RasyonalizasyonKapitalizmin hırçın boyundurluğu altında kaygısızca, acımasızca küçültülen kadın bedenlerinin bu devir için cazip olduğu aşikar.. 90-60-90 ölçülerle bile yetinmeyen gaddarlar işi bacak boyuna, ayakkabı numarasına değin götürdüler. Bu ideal Vogue ölçülerinizde değilseniz -ki olmak pek bir zordur- büyük ihtimalle klasik Yunan ölçülerini taşıyorsunuzdur.. Platon'un da yere göğe koyamadığı bu "Yunan ölçüleri"nizle gurur duyduğunuzu her fırsatta ifade ederek durumunuzu neden rasyonalize etmeyesiniz ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz bu arada elbette ki rejimden ve spordan vazgeçmeyin, ama her zaman rejim yaptığınızı da inkar edin.. İlk randevunuzda ince damak zevkinizi vurgulayan, Amerikan porsiyon bir tabak kendinize ne kadar güvendiğinizin kanıtı olacaktır.. Öte yandan ara sıra "Acaba kilo aldım mı ?" diye nabız yoklamanız pek bir kadınca görünecektir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamiş: Şehirin her yerinde, her fiyata göğüsleri küçülten, büyülten envai çeşit sütyen, popoyu kaldıran, birkaç beden küçülten korse, o harika görünen ve acaiip rahatsız tüm ayakkabılar için ortopedik taban ve yediğiniz tırnaklar için takma tırnak bulmanız mümkün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gardrop meselesiŞu suskun giyim tarzınızı biraz konuştursanız? Hani biraz ipucu verseniz? Sizin hakkınızda tek bir şey söyleyen ya da hiç bir şey söylemeyen tarzınızı biraz çeşitlendirip, herkesin aklını karıştırabilirsiniz. Seçkin semtlerimizin pazarlarında, seçkin semtlerimizin trendleri pek ucuza mal olur. Demet Şener ayakkabıları pek ortopedik olmasa da, kadına oldukça estetik bir görünüm kazandırır. Erkeklerin %99'unun ayakkabı fetişi mevcuttur. Bir tanesini yakaladıktan sonra, akşam evde ayak masajı yaptırıverirsiniz, n'olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-BAKIM: Kadın olmak vakit ve nakit ister...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her daim bakımlı olmalısınız.. Bacaklarınız, koltuk altınız ve en önemlisi dudak üzeri tüysüz olmalı. Manikür ve pedikürünüz 5 metreden farkedilebilmeli... Kullandığınız parfüm, deadorant, duş jeli, peeling kremi, aromatik nemlendirici ve çiçek özünden şampuan uygun bir kombinasyonla etrafa Calvin Klein parfümünden bile daha hoş bir koku yaymanızı sağlayabilir... Sırası gelir, "İnsanın kendi teninden daha güzel bir koku olur mu canım?" deyiverirsiniz... Çelişiyor mu? Erkekler bizim bu çelişki yaratan tavırlarımızı çözümlemeye bayılırlar, boşverin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- ADAB-I MUAŞERET: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suya sabuna dokunmayan Marlboro light kıvamında tatlı gevezeliklerErkeklere asla cevaplayamayacakları sorular sormamaya özen gösterin. Onlar sizi zaten "aydınlatmak" için ordadırlar. Onların düşünmedikleri konulara kafa patlattığınızı görürlerse, alınabilirler.. Hafif konulardan bahsedebilmek için ara sıra Best seller'lara ve kadın dergilerine göz atmakta oldukça fayda var. Örneğin; Osmanlı harem yaşamını konu alan, kadın olma sanatının incelikleri ve erkekleri "onlara çaktırmadan" idare etme stratejileri üzerine bin bir tavsiye veren kitapların ufkunuzu genişleteceğinden hiç şüpheniz olmasın. Bunun yanı sıra kadın dergileri de çağa ayak uydurma babında, keyifli "one night stand" yaşamanın yolları, vajina kaslarını çalıştırıcı Kegel egzersizleri gibi pratiğe geçirebileceğiniz bir yığın öneri sunarlar ki, sakın bunları da küçümsemeyin.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hesabı rica edebilir miyiz?Hesap konusunda, karşınızdakinin niyetini anlayana kadar acımasız davranmakta hiç bir "etik sakınca" yoktur. Çok kızgın olduğunuzda menüdeki en pahalı yemek, özellikle az pişmiş kırmızı et çeşitleri anlayana bir şeyler söyleyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hey taksi!Müstakbel sevgiliniz hakkında karar verinceye kadar, ilk bir kaç görüşmeye kendi olanaklarınızla gidin ki, içiniz bayıldığında çekip gidebilesiniz. Sonraları beyefendiye angarya çıkarma pahasına da olsa -yufka yürekli davranmanın bir anlamı yok- arabası olmasa bile taksiyle evinize bırakılma konusunda kararlı olun. Lay-lay-lom'dan sonra beylerin çok yakından tanıdığı güvenilir taksi durağının şoförlerine emanet edilebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-TAKTİKLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her erkek potansiyel bir sevgilidir. Yalnızlığınızdan dem vurmaktan da, sürekli erkeklerden bahsetmekten de kaçının. Sevgilisi olan bir kadın her zaman kulağa çok cazip gelir ve erkekleri tahrik eder. Potansiyel sevgilinin hala görüşülen eski sevgiliden ve ya bitmemiş, "bitememiş" bir ilişkiden haberdar olmasını sağlayın.. Erkekler rakiplerinin varlığından pek hazzederler.. ve bilirsiniz yarışmak hem egolarını, hem de adrenali yükseltir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asla olmamanız gerekenler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Entellektüel olmakSiz siz olun, asla "varoluş sorunlarınızdan" bahsetmeyin. Erkekler entellektüel tartışmalara kendi cinsleri ile girmeyi tercih ederler, bilmem hiç farkettiniz mi? Kadınlarla bu tip tartışmalara girdiklerinde egolarını da beraberlerinde getirdiklerinden, onlar "yarışı" kaybettiklerinde siz de şansınızı kaybedersiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feminist olmakFeminist kadın istenmemiş kadın izlenimi yaratır... Feminist kadın oyun oynamaktan hoşlanmayan kadındır. Bu konuda ateşli tartışmalara girişmek önceden dilinizin yanmış olduğuna işaret eder ki bu da erkeklerle aranızın pek hoş olmadığını gösterir... Her ilişki bir oyundur. Oyun oynayan kadın acı çekmez, o kadar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız olmakZannettiğiniz üzere yalnız olmak hiç de açık bir çek değildir.. Hoş bir erkek arkadaşınızla gezmek kısmetinizi kapamaz tam tersine erkeklere rekabet etme duygusu aşılayarak şansınızı arttırır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmanız gerekenler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muzur, hayat dolu kötü kız RamizeHayal gücünüzü kullanın! İyi ve cici bir kız olmanın şimdiye kadar kimseye bir şey kazandırdığı görülmemiştir. Ara sıra eşref saati gelen kötü kız olmak inanın daha fazla merak uyandırır.(bkz: Kadın dergileri) O yüzden sonsuz şefkatli, anlayışlı ve sorun çıkarmayan bir kadın olmanıza hiç gerek yok.. Hayal gücünüzü kullanın! Kimi kadınlar "Sevgilim; beni kaçırdılar, bir odaya kapattılar, gel beni kurtar" diyecek denli yaratıcı olabiliyorlar.. Böyle bir mizansen onların şövalyeci ruhlarına sizce de pek uygun düşmüyor mu ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cilveli ve nazlıFazla naz aşık usandırır ama erkeklerin fetih ruhunu canlı tutmak adına siz siz olun n'olur, hemen teslim olmayın.. Erkeklerin dikkatini çekmek çok kolaydır ama bu dikkati korumak çok zordur... Zor düşürülen bir kale, harcanan emek ve zamanla nasıl da kıymet kazanır bir bilseniz.. Söylediklerine kendileri de inanana değin bekleyin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CoolArtık modern çağa ait olmanın vaktidir. Cool olmak in! Duygusal olmak out!Oldukça hassas konular olan, geleceğe dair beklentiler erkeklerin ödünü kopartır. Kadınların en temel içgüdüsü olan, çocuk doğurma edimi ve sosyo-ekonomik ve etik koşulların bir anlamda zorunlu kıldığı evlilik kurumu üzerine mutlak yargılar belirtmekten mümkün mertebe kaçının.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeğin yer yer komplekse kapılmasına yol açabilecek çok güçlü, kendine yeten bir kadın imajı da, korkup kaçmasına neden olabilecek bağlanmaya hazır ve nazır sulu gözlü bir kadın imajı kadar tehlikelidir. 3.yol en iyisi: Sosyal devlet , liberal ekonomi misali orta yol..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayın!Simone de Beauvoir ne der? İnsan kadın olarak dünyaya gelmez, zamanla kadın olur. Eee, biraz zahmet!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-607704658795455608?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/607704658795455608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=607704658795455608' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/607704658795455608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/607704658795455608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/05/yalnzlktan-muzdarip-kadnlar-iin.html' title='Yalnızlıktan Muzdarip Kadınlar İçin Tavsiyeler'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-1762738892465763925</id><published>2008-05-02T04:24:00.000-07:00</published><updated>2008-05-02T04:25:11.034-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çeşitli'/><title type='text'>İkili İlişkilerde Bazı Senaryolar</title><content type='html'>İKİLİ İLİŞKİLERDE BAZI SENARYOLAR / DERİN GEZER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyondaki Türk Filmi'nden gelen "Artık birbirimize aidiz; Ebediyen!" şeklindeki buğulu ses, ekrana bakıldığında birbirlerine şefkatle sarılmış iki aşığın görüntüsü ile bütünleşir. Birbirini seven bu iki insan, yakınlaşırlar ve aralarından su sızmaz şekilde birbirlerine sarılırlar. Tek arzuları tüm zamanlarını bir arada geçirmektir. Bu karalarında zorlama yoktur. Taraflar gönüllü olarak birbirleri ile yalnız kalmış ve gözleri de başka bir insan ya da olayı görmemektedir muhtemelen. Böyle bir ilişkinin içinde o esnada, başkalarına yer yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi başka bir filmdeki başka bir sahneye geçelim. Bu çift yine evlerinde, yalnız olarak oturmaktadırlar. Kapı çalınır içeriye erkeğin erkek arkadaşlarından biri girer. Gazete okuyup, televizyon seyretmekten zaten biraz sıkılmış olan erkek, karşısında eski çocukluk arkadaşını görünce sevinçten hoplar ve bu sevinci fark eden kadının göğsünde hafif bir sıkışma olursa da, gelen o kadar da kötü bir insan değildir. Ama yine de içini tarifi zor bir huzursuzluk kaplamıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılan konular eski günlere gittikçe eski arkadaşlar özlenir ve telefonlar çalışır, her gelmeye karar veren kişiyi, gizlice içeriye mutfağa gidip, birbiri ile sinirli, fakat sessizce kavga eden çiftin etrafa yaydığı o zehirli ve keyifsiz hava izler. İlk gelen, geldiğine pişman olmuştur, ama daha önce bir defa aynı nedenlerden erken kalktığında, nasıl yapmacık bir sitem yediği aklına gelir ve tam bu aşamada, arayan eski bir arkadaşında hararetli bir şekilde davet edildiğini duyunca, kalkmaktan vazgeçer. Masum bir ziyaretin ateşli bir partiye dönüşmesinde kendi payının ne kadar olduğunu tartmaktadır ki, mutfakta sessizce yürütülmeye çalışılan tartışma, yerini bir anda parlayan, gürültülü fakat kısa süren bir bağrışmaya bırakır. Gelen diğer dostlar müziğin de etkisi ile bu olayı ya duymazlar, ya da duymazlıktan gelirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi burada bir duralım bundan sonraki muhtemel senaryoları bir izleyelim. Sizce kim haklı ve kimin ne yapması gerek? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklımıza gelen şıklar şunlar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Şık; Durumu sezen misafirler, telefonla uzun ısrarlar soncu çağrılmış olsalar dahi, nazikçe müsaade isteyip evi terk ederler. Sonuç; herkes gittikten sonra kendisini yalnız ve üstelik yakın dostları tarafından terkedilmiş hisseden erkek ile, arkadaşlarını kovmaktan beter eden kadın arasında müthiş bir kavga kopar ve erkek evi terk ederek, cep telefonları ile arkadaşlarının nereye gittiğini öğrenir. Daha sonra toplanılan bu partide (aynı gece) arkadaşlarına kadını olmadık şekilde kötüleyecek, gece sabahın 4'ünde de eve döndüğünde, evde ağlayan gözlerle onu bekleyen kadına tekrar sarılıp, onunla tekrar barışacak ve birlikte muhteşem bir gece (sabah ve pazar günü) geçireceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.Şık; Parti devam edecek, kadın zoraki de olsa gürültüye katlanıp, en anlaşabildiği insanla sakin bir köşede sohbet edecek. Erkeğin eski dostlarının, aslında onu elinden alması, gibi bir tehlike altında olmadığını kavrayacak. "- Niye onlar bu kadar mutlu, eğleniyorlar ve niye ben bu kadar mutsuzum? Bu erkek için her şeyi yapıyorum, ama şu sarhoş eski arkadaşları kadar mutlu edemiyorum?" demeyerek gurubu kendine yakın bulup, sahip olduğu değerler ile eğlenceye katılarak beğeni ve sevgi toplayacak. Sonuç; Bu en güzel durumda misafirler gidince yorgunluktan, belki çılgınca sevişilemeyecek, ama sabah kendine gelen erkek, geceyi hatırlayıp kadına teşekkür edecek. Mutlu olup olmadığını soracak ve muhtemelen "- Yahu ev amma dağılmış, böyle toplantıları kırk yılda bir yapmak lazım!" diyecek ve kadınla hem ruhen, hem de bedenen daha yakın ve mutlu bir pazar günü geçirecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.Şık (Tanzanya Versiyonu); Kadın gecenin ilerleyen saatlerinde içindeki hırsı ve dikkate alınmama duygusunu iyice kin ve nefrete dönüştürecek. Kendisini ortama iyice yabancılaştıracak. Haklı olabileceği bir fırsat yakalayıp, mesela partinin herkesçe en gürültü çıkartılan bir anında, ilk önüne gelene tokadı basacak. Ne yaptığını hatırlamaz bir hale gelen adam, tokadı yedikten sonra kadına vurmamak için, hırsını sürüklenerek götürüldüğü tuvalet camına vurduğu yumrukla çıkartacak. Komşuların yardımıyla hastaneye yetiştirilen adamın koluna, 18 dikiş atılacak. Sonuç; Adam ve belki de diğer dostlar, bir daha böyle bir partiye katılmamaya ve bu tür insanlarla görüşmemeye karar verecek. Kadın ve erkek bir şey olamamışçasına yaşamlarına devam edecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şıklara bu şekilde devam edilebilir. Böyle bir niyetiniz varsa lütfen admin@erkekadam.com adresine yukarıdaki şekilde yazınız, hemen buraya ekleyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu olayları, en üstteki aralarından su sızmayan mutlu çiftle kıyasladığımızda, akımıza şunlar gelmekte. Birbirlerini yazının başında bahsettiğimiz çiftler kadar çok seven iki insan, başkalarını yanlarında istemez, aksine yalnız, baş başa kalabilmek için can atarlar. Bir gelen olsa, ya kovarlar, ya sakin bir köşeye kaçarlar. Ancak insan yaşamının bu şekilde sürüp gitmeyeceği de ortadadır. İnsan, netice itibarı ile sosyal bir varlıktır. Öyle, ya da böyle, çalışmak için, üretmek için, ve bazen de eğlenmek için sevgilisi ya da eşinin dışında insanlara ihtiyaç duyar. Bu onun eşinden sıkıldığı, ya da onu atık hiç sevmediği anlamına gelmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda en doğrusu ve en güzeli birlikte, başka insanların arasına katılmak ve guruplar içerisinde mutlu olmaktır. Bu bir misafirliğe gitmek olabilir, ya da evde eski dostları ağırlamak olabilir. Bu tür faaliyetler bir supap gibi, sıkıntıya giren ilişkileri rahatlatırlar, insanların birbirlerine yakınlaşmasını sosyalleşmesini sağlarlar. Burada senin arkadaşın, benim arkadaşım olmaz. Çiftler birbirlerini çevreleriyle birlikte sevmeli ve kabul etmelidirler, en azından çevrelerini dikkate almalıdırlar. Çünkü insan her ne kadar ilk başlarda ikili bir ilişkiye anadan üryan giriyorsa da, zamanla sosyal çevresini de o ilişkiye taşıması kaçınılmazdır. İnsan çevresi ile sağlıklı bir bütünleşmeye girebildiği sürece mutlu ve üretken olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakın çevreleri ile sağlıklı bir bütünleşme sağlayamayan ve buna katlanamayan çiftler ise, kendilerine başka bir çözüm bulmak zorundadırlar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-1762738892465763925?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/1762738892465763925/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=1762738892465763925' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/1762738892465763925'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/1762738892465763925'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/05/ikili-ilikilerde-baz-senaryolar.html' title='İkili İlişkilerde Bazı Senaryolar'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-2599067986659504562</id><published>2008-05-02T04:15:00.000-07:00</published><updated>2008-05-02T04:17:02.529-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çeşitli'/><title type='text'>Kadınlar İş Hayatında</title><content type='html'>&gt; Merhabalar, Bugüne kadar Pelin Atak rumuzu ile yazdım. Ama bundan sonra kendi adımı kullanmaya karar verdim. İsmimi bugüne kadar kullanmamamın sebebi, eski kocamın ve arkadaslarımın anılarımı okuduklarında beni tanıyacakları ve iç dünyamı keşfedecekleri endişesiydi ama bu konuda endişelenmeyi birdenbire bıraktım. Keşfetsinler tabii, ben o kadar sıkıntıyı yaşadım, bütün o kötü günleri onlarsız geçirdim, şimdi tam kendimi ifade edebilirken onların beni tanıyabilecekleri endişesini mi yaşayayım. Hayır. Benim adım Berna Tamer ve İzmir'de yaşıyorum. &lt;br /&gt;&gt; &lt;br /&gt;&gt; Şimdi gelelim bu hafta anlatmak istediklerime, şu sıralar kadınların kadınlarla ilişkilerinin ne kadar zor olduğunu düşünüyorum. Yok yok... yanlış anlamayın, işin içinde cinsellik yok. Tüm kadınların öyle ya da böyle farkettikleri elektriksel bir sorun bu. İki kadın daha karşılaşır karşılaşmaz negatif elektrikleri yollayıverirler birbirlerine. Bazı kediler gibi... Bazen (nadiren) ilişki pek dostça başlasa bile emin olun birgün mutlaka karşılıklı kılıçlar çekilir. Hel iş hayatındaysa bu rekabet. Uffff ki uf.. &lt;br /&gt;&gt; &lt;br /&gt;&gt; Genellikle işyerlerinde kadınlar birbirleriyle çalışmakta çok sıkıntı çekerler, hele arada amir-memur ilişkisi varsa işler iyice sarpa sarar. Şöyle bir bakın etrafınıza doğru değil mi? &lt;br /&gt;&gt; &lt;br /&gt;&gt; Eski işyerimde bir ara, birbiriyle bağlantılı çalışmak zorunda kalan 20 kadın falan olmuştuk. Herkezin tarzı, kişiliği, zevkleri vs. elbette çok farklıydı ve sorun da bundan kaynaklanmıyordu zaten. Sorun herkesin kendi düşüncesinin doğru olduğundan emin olmasıydı. Pek bir uygar başlayan toplantılar, birdenbire arenaya dönüşüyor, bir saçsaça başbaşa girişmediğimiz kalıyordu. Elbette ağlayanlar, küsenler de cabası. O zamanlar çok ciddiye aldığım bu durumlar, nedense şimdi pek komik geliyor bana. Oysa belki benzer şeyleri hala yaşamaya devam ediyorum. &lt;br /&gt;&gt; &lt;br /&gt;&gt; O zamanlar hepimiz 20 ile 28 yaş grubunda olan 20 kadındık. Bir gün hiç unutmam genel bir toplantı yapıyorduk. Şirketimiz büyüme trendindeydi ve bizler çekirdek kadroyu oluşturan yönetici adaylarıydık. Aramızda 3 tane de erkek arkadaşımız vardı. Özel eğitimler alıyorduk, Pazarlama, Organizasyon, Market çalışmaları, İletişim Teknikleri, Beden Dili, Sunu Becerileri gibi çok değerli eğitimlere uzunca bir dönem gece 12'lere kadar hep birlikte katıldık. Bu eğitimlerin sonlarına doğru birşeylerin iyiye gitmesini bekliyordum açıkçası, ama sanırım bizler teknikleri öğrendikçe daha bir teknik savaşır hale gelmiştik. &lt;br /&gt;&gt; &lt;br /&gt;&gt; Beden Dili kullanarak iletişim kurmak istemediğimizi birbirimize profesyonelce ifade ediyor, göz temasından ustalıkla kaçınıyor ve bol bol sen dili kullanıyorduk. Hepimiz hastalanmıştık sanki. Bu soğuk savaş alanında şirket büyüyor muydu, yoksa batıyor muydu pek de farkında değildik. &lt;br /&gt;&gt; &lt;br /&gt;&gt; Derken çok sevgili patronumuz duruma el koymak zorunda kaldı. Yaşananlardan dolayı o da şaşkındı. Departmanlaştık ve her tavuk kendi kümesinde ötmeye başladı. Ama bize bu da yetmemişti, diğerlerinin işlerini takip ediyor ve bolca dedikodu yapıyorduk. &lt;br /&gt;&gt; &lt;br /&gt;&gt; Aslında burada bu duruma uygun olmayan bir durum da sessizce (saman altından) gelişiyordu. Bir kişi aramızda yokken, kalanlar birdenbire iyi arkadaş oluyorlar ve aramızda bulunmayan kişiyi acımasızca eleştiriyorduk. Bu anlarda sanki dost oluveriyorduk. Tuhaftır ki bu dostluk bu durumla birlikte sona eriyordu. Bir gün aralarında olmayan kendimiz oldsuğunda, arkamızda neler döndüğünü biliyorduk. &lt;br /&gt;&gt; &lt;br /&gt;&gt; İş sahamız çok verimli olduğu için şirket başarılı olmaya devam ediyordu ama çok sevgili kızlar bir bir yerlerini erkeklere bırakmaya başlamışlardı. Patronumuz sessiz ve derinden tüm kadroyu değiştirdi. Bir gün bir baktım ortada kimseler kalmamış. Benim dışımda tek bir bayan yönetici yoktu. Ortama çalışma ve sessizlik hakim olmuştu. Dingindik. Ben de çok yoğun çalışıyordum. Herşey yolundayken son darbe sekreterimden geldi ve ansızın istifa edip gitti. Ağlıyordu. Çok şaşırmıştım, ne zaman, neden, ne yaparak kalbini kırmıştım acaba? Kendisini defalarca aradım, bana kendisini hiç anlamadığımı, davranış biçimimin farkında olmadığımı söyledi. Oysa onu çok seviyordum ve hiç bu arenada düşünmemiştim. O benim sağ kolumdu. AMA O'DA BİR KADINDI. Belki atladığım nokta buydu. &lt;br /&gt;&gt; &lt;br /&gt;&gt; Bunları neden yazdım, kadınları kötülemek için mi? Asla ve kesinlikle HAYIR. Biz kadınlar yaradılıştan çok verimli, üretici, hassas, detaylara dikkat eden, sorumluluk sahibiyizdir. Ben sadece kadınlarla kadınların bir arada çalışmalarında olabilecek aksaklıklara dikkat çekmek istedim. Kadınlar doğuştan (sanırım hormonları gereği) yuva yapan dişi kuş oldukları için aynı yuvada başka kuşlar istemiyorlar. Bu durum da iş hayatına böyle saçma sapan bir rekabet olarak yansıyor. Belki çözüm birbirlerine direk bağlantılı çalışmayan kadın elemanlar olabilir. Ya da herkesin aynı statüde ama faklı alanlarda çalıştığı ortamlar yaratılabilir. "Yatay Hiyerarşi" böyle bir şey olur mu acaba? Yok yok olmadı, "Yatay Yapılanma" bu kulağa daha hoş geliyor. Amir falan yok. Hele kadının kadın amiri ASLA yok.. O zaman işte kadınlar verimli olabilmeye başlaya &gt; &lt;br /&gt;&gt; Bence bu konu apayrı bir iş psikolojisi olarak ele alınmalı. Merak ediyorum acaba bu konuyu inceleyip hakkında yazı yazanlar, tez hazırlayanlar falan var mı? O kadar belirgin bir araştırma sahası ki.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berna Tamer&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-2599067986659504562?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/2599067986659504562/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=2599067986659504562' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/2599067986659504562'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/2599067986659504562'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/05/kadnlar-i-hayatnda.html' title='Kadınlar İş Hayatında'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-2165070597035502380</id><published>2008-05-01T04:26:00.000-07:00</published><updated>2008-05-02T04:27:14.264-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şarkı sözleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çeşitli'/><title type='text'>Bob Dylan Masters of War  1963</title><content type='html'>Bob Dylan "Masters of War" 1963 yilinda ki "The&lt;br /&gt;Freewheelin" adli albumunden... yorumsuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masters of War - Bob Dylan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelin bakalim savasin efendileri&lt;br /&gt;Siz buyuk silahlar yapan&lt;br /&gt;Olum ucaklari insa eden&lt;br /&gt;Butun bombalari yapan&lt;br /&gt;Duvarlarin arkasinda saklanan&lt;br /&gt;Masalarinin gerisinde saklananlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maskelerinizin arkasinda sizi gorebildigimi bilmenizi&lt;br /&gt;istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz yok etmek haricinde asla hicbir sey yapmamis&lt;br /&gt;olanlar&lt;br /&gt;Siz oyuncaginizmis gibi benim dunyamla oynayanlar&lt;br /&gt;Elime bir silah verip sonra gozlerimden saklananlar&lt;br /&gt;Ve sonra donup en hizli kursunlardan kosarak kacanlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Judas gibi yalan soyleyerek ihanet edenler&lt;br /&gt;Inanmami istiyorsunuz ama bir dunya savasi&lt;br /&gt;kazanilamaz.&lt;br /&gt;Direnimden akan suyu gordugum gibi&lt;br /&gt;Sizin gozlerinizden gorup beyninizi okuyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz digerlerinin ateslemesi icin tetikleri cekenler&lt;br /&gt;Sonra koltuklarina kurulup olum sayisinin artmasini&lt;br /&gt;seyredenler&lt;br /&gt;Genc insanlarin vucutlarindan kan fiskirip camurun&lt;br /&gt;icine gomulurken&lt;br /&gt;Malikanelerinde saklananlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz var olabilecek en kotu korkuyu uzerimize salanlar&lt;br /&gt;Dunyaya bir bebek getirme korkusunu&lt;br /&gt;Dogmamis ve ismi konmamis bebegimi tehdit ettiniz&lt;br /&gt;Damarlarinizda akan kani hak etmiyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boyle haybeden konusabilecek ne biliyorum ki&lt;br /&gt;Genc oldugumu daha bir sey bilmedigimi&lt;br /&gt;soyleyebilirsiniz&lt;br /&gt;Ama bildigim tek bir sey var sizden genc olmama ragmen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isa bile yaptiginizi asla bagislamayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durun size bir soru sorayim; paraniz bu kadar iyi mi?&lt;br /&gt;Size bagislanmayi satin alabilecek mi? Alabilecegini&lt;br /&gt;mi dusunuyorsunuz?&lt;br /&gt;Cenazenizin olum canlari calarken anlayacaksiniz&lt;br /&gt;Kazandiginiz onca para ile ruhunuzu asla geri satin&lt;br /&gt;alamayacaksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve umarim olursunuz ve olumunuz yakin olur&lt;br /&gt;Soluk bir ogle sonrasinda tabutunuzu seyredecegim&lt;br /&gt;Ve mezariniza indirilirken sizi izleyecegim&lt;br /&gt;Ve oldugunuzden emin olana kadar mezarinizin uzerinde&lt;br /&gt;duracagim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masters of War - Bob Dylan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Come you masters of war&lt;br /&gt;You that build the big guns&lt;br /&gt;You that build the death planes&lt;br /&gt;You that build all the bombs&lt;br /&gt;You that hide behind walls&lt;br /&gt;You that hide behind desks&lt;br /&gt;I just want you to know I can see through your masks&lt;br /&gt;You that never have done nothin' but build to destroy&lt;br /&gt;You play with my world like it's your little toy&lt;br /&gt;You put a gun in my hand then you hide from my eyes&lt;br /&gt;Then you turn and run farther when the fast bullets&lt;br /&gt;fly&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Like Judas of old you lie and deceive&lt;br /&gt;A world war can't be won, and you want me to believe&lt;br /&gt;But I see through your eyes and I see through your&lt;br /&gt;brain&lt;br /&gt;Like I see through the water that runs down my drain&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;You that fasten all the triggers for the others to&lt;br /&gt;fire&lt;br /&gt;Then you sit back and watch while the death count gets&lt;br /&gt;higher&lt;br /&gt;You hide in your mansions while the young people's&lt;br /&gt;blood&lt;br /&gt;Flows out of their bodies and gets buried in the mud&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;You've thrown the worst fear that can ever be hurled&lt;br /&gt;Fear to bring children into the world&lt;br /&gt;For threatening my baby, unborn and unnamed&lt;br /&gt;You ain't worth the blood that runs in your veins&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;How much do I know to talk out of turn&lt;br /&gt;You might say that I'm young, you might say I'm&lt;br /&gt;unlearned&lt;br /&gt;But there's one thing I know, though I'm younger than&lt;br /&gt;you&lt;br /&gt;Even Jesus would never forgive what you do&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Let me ask you one question: is your money that good?&lt;br /&gt;Will it buy you forgiveness? Do you think that it&lt;br /&gt;could?&lt;br /&gt;I think you will find when your death takes its toll&lt;br /&gt;All the money you made won't ever buy back your soul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;And I hope that you die and your death will come soon&lt;br /&gt;I'll follow your casket through the pale afternoon&lt;br /&gt;And I'll watch while you're lowered into your death&lt;br /&gt;bed&lt;br /&gt;Then I'll stand over your grave till I'm sure that&lt;br /&gt;you're dead&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-2165070597035502380?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/2165070597035502380/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=2165070597035502380' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/2165070597035502380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/2165070597035502380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/05/bob-dylan-masters-of-war-1963.html' title='Bob Dylan Masters of War  1963'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-7101665226320269353</id><published>2008-05-01T04:17:00.000-07:00</published><updated>2008-05-02T04:17:43.610-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><title type='text'>Kadınlar İş Yaşamında</title><content type='html'>Kadınlarla kadınların ilişkilerini değerlendirirken tek bir örnekten hareket edip,   bir cinsin tamamını karalayacak çıkarımlara varmak,oldukça yanlış diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyden önce, örnek olarak bize anlatılan olayın ayrıntılarına ulaşamıyoruz. Örneğin 20 kadından sadece biri -tek ve muzaffer- bir biçimde hemcinslerini eleyip, tek başına işyerinde kalabilmektedir. Bir olay hakkında sonuçlara varabilmek için, olayın kahramanları olan kadınların yaşı, eğilimi, eğitim düzeyi, dünyaya bakışı, işin ne olduğu, patronun tutumu gibi bir çok faktörün olayın oluşumunda etkisi olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.Ve bunlardan sadece birini, yani cinsiyet faktörünü olayın oluşumunda tek ve biricik faktör olarak ortaya koymak yanlış diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba erkeklerin iş hayatlarında böyle sorunlar yok mu? Var. Hem de çok ciddi boyutta var. Arkadaş çevremin bana aktardıklarına göre, özel sektörde çalışan bir çok arkadaşım bu sorunlarla mücadele etmekte. Ancak erkekler bu konuda kadınlar gibi kartlarını açık oynamıyorlar. Onlar önce ayağını kaydırıp yerine geçeceği kişi aleyhine gerekli donelerini topluyor ve zamanı geldiğinde yani rüzgar kendi tarafından esmeye başladığında, o doneleri ortaya döküyorlar. Yani bazı kadınlar gibi, karşı tarafın kişiliğine yönelik hareketlerde bulunup rengini belli etmek yerine, sağlam bir temelin harcını oluşturuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında kadın ya da erkek arasında bir fark yok bu konuda. Önemli olan insanların çalıştıkları iş kolları. Eğer özel sektörde çalışıyorsanız ve işveren tarafından  performans kriteri adı altında çalışanların en fazla sömürüsünü sağlayacak bir sistem dayatılıyorsa çalışanlara, bu  çekişme kaçınılmazdır. Çünkü işveren, rekabet ortamında en fazla çalışan, en akıllı olan, en ispiyoncu olan, haklarını talep etmeyen, dünyaya geliş sebebi işverenin işlerini yapmak olduğunu düşünen personeli seçmektedir. Bunun için de çalışanları birbirine düşüren rekabet ortamını yaratmaktadır. Kendi deneyimlerimden bir örnek vermek istiyorum. Staj yaptığım bir büroda, sekreterin haklar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine gözlemlerime göre, devlet dairlerinde aynı birimde çalışan kadınlar arasında istisnai durumlar hariç çok iyi diyaloglar var. Çünkü hepsi aynı statüdeler. Bir üst basamak için sınav şartı getirildiğinden, kimse diğerinin yerine gözünü dikemiyor. Sınavı geçerse oraya gelebileceğini, ayrıca çeşitli kumpaslar kurmasının hiçbir faydası olmadığını iyi biliyorlar ve aralarında çok iyi dostluklar geliştiriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın ve erkek iş hayatında, farklı kulvarların cinslerini oynuyorlar. Yani birbirlerini rakip olarak dahi görmüyorlar. Erkekler sanki biraz küçümsüyorlar ve rakip muamelesi yapmıyorlar; kadınlar da, bu küçümsemeyi kabul etmişçesine,  sessiz bir boyun eğiş içine giriyorlar ve yine kendi cinsinden birini rakip olarak seçiyorlar. Toplumsal bilinçaltımız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca patronlar erkek elemanları kadınlara tercih ediyorlar. Bu anlamda kadınların birer birer işten çıkarılmalarının gerçek nedenini bilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Kadınlar iş hayatına bilmem kaç sıfır yenik başlıyorlar. Bir kadın  ne zaman iyi bir çalışan olabilir?     Sevgilisi veya nişanlısı olmaması yani karşı cinsle herhangi resmi veya gayrıresmi bir ilişkisinin olmaması, yaşı mümkün olduğu kadar genç olması   ve güzel olması halinde o kadın, başvuran erkeklerle diğer donanımları eşit olması halinde belk &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açelya&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-7101665226320269353?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/7101665226320269353/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=7101665226320269353' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/7101665226320269353'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/7101665226320269353'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/05/kadnlar-i-yaamnda.html' title='Kadınlar İş Yaşamında'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-5627368825677870414</id><published>2008-04-25T14:23:00.000-07:00</published><updated>2008-04-25T14:24:13.739-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarihi sözler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çeşitli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güzel sözler'/><title type='text'>Tarihi Sözler</title><content type='html'>Herkes insanlığı değiştirmeye çalışıyor kimse kendini degiştirmeyi aklından geçirmiyor. &lt;br /&gt;İnsanı hiç kimse,dostları kadar aldatamaz. &lt;br /&gt;Bir düşmanı bağışlamak bir dostu bağışlamaktan daha kolaydır. &lt;br /&gt;Karanlığa küfredeceğine bir mum yak. (Konfiçyus) &lt;br /&gt;Bir fikrin acemi savunucusuusta saldırıcısından daha zararlıdır. &lt;br /&gt;İsteyin size verilecektir arayın bulacaksınız kapıyı çalın size açılacaktır. &lt;br /&gt;Birisinden iyilik gören kişi bu iyiliği hiç unutmamalıdır. Birisine iyilik yapan kişi ise bu iyiliği hemen unutmalıdır. &lt;br /&gt;Herkes aya benzer çünkü herkesin kimseye göstermediği bir karanlık yüzü vardır. &lt;br /&gt;Uçurtmalar rüzgar gücüyle değil o güce karşı uçtukları uçtukları için yükselirler. &lt;br /&gt;Cahil bir adamı münakaşa ederek mağlup etmeye imkan yoktur. &lt;br /&gt;Mükemmel bir kadın buluncaya kadar evlenmeyen bir adamın ALLAH yardımcısı olsun eğer bulursa ALLAH daha çok yardımcısı olsun. &lt;br /&gt;Gönlünü kuşku ve endişelerden soyutlayabilen insanlar tıpkı güneşin ısısı gülün kokusu gibi ALLAH'ı da duyarlar. &lt;br /&gt;Hedefsiz gemiye hiçbir rüzgar yardım etmez. &lt;br /&gt;Taşı delen suyun kuvveti değil dalgaların sürekliliğidir. &lt;br /&gt;Gençlikte günler kısa yıllar uzun yaşlılıkta yıllar kısa günler uzundur. &lt;br /&gt;Sakladığın sır senin esirindir açığa vurursan sen onun esiri olursun. (Hz. Ali) &lt;br /&gt;Akıllı adam aklını kullanır daha akıllı adam başkalarının aklınıda kullanır. &lt;br /&gt;Evinizin eşiğini temizlemeden komşunuzun damındaki karlardan şikayet etmeyiniz. &lt;br /&gt;Basit bir insanın elinden geleni yapmaya çalışması zeki bir insanın tembelliğinden çok daha değerlidir. &lt;br /&gt;ALLAH'ım bana iman ver ve onu bulmaları için başkalarına yardım etmeme müsade et. (Tolstoy) &lt;br /&gt;Güçlü olan zayıf yanını herkesten iyi bilendir daha güçlü olan zayıf yanına hükmedebilendir. &lt;br /&gt;Olgun adam bilgisini saat gibi taşır çıkarıp herkese göstermez lüzumu olunca kullanır. &lt;br /&gt;Kardeşlerimi ALLAH yarattı fakat dostlarımı ben buldum. (Gothe) &lt;br /&gt;Ülkeler at üstünde fethedilir: fakat at üzerinden idare edilmez. (Kubilay) &lt;br /&gt;Kimi insan odaya girdiğinde odayı aydınlatır kimi insanda çıktığında. &lt;br /&gt;Çözümde görev almayanlar sorunun bir parçası olurlar.(Gothe) &lt;br /&gt;Dünyada hiç bir yol kalp ile beyin arasındaki kadar uzun değildir. &lt;br /&gt;Para her şeyi yapar diyen adam para için her şeyi herşeyi göze alan adamdır.(Benjamin Franklin) &lt;br /&gt;Servetin batırdığı insan sayısı kurtardığından çok fazladır. (Bacon) &lt;br /&gt;Silgi kullanmadan resim çizme sanatına hayat diyoruz.(john christıan) &lt;br /&gt;Hepimiz aynı gökkubbenin altında yaşıyoruz ama hepimiz aynı ufka sahip değiliz.(K. Adenaver) &lt;br /&gt;Hiç bir şey icad edilmedi yeniden keşfedildi. &lt;br /&gt;Hakikate yalnız bir yoldan gidilir fakat ondan uzaklaştıran yol binlercedir. (La Bruyere) &lt;br /&gt;Her istediği söyleyen istemediğini işitir. &lt;br /&gt;Brütüs'ün yaşadığı yerde sezar ölmeye mahkumdur. (Schıller) &lt;br /&gt;Savaşta döğüşenlerden çok kaçanlar ölür. (S. Lagerlöf) &lt;br /&gt;İman etmek gayba inanmaktır mükafatı görülmeyeni görmektir. (St. Agustine) &lt;br /&gt;Bir neslin kaderini bir evvelki nesil tayin eder. (Konfiçyus) &lt;br /&gt;Düşmandan kurtulmaktan daha mühim bir şey vardır: O da kurtarıcılardan kurttulmaktır. (N. Fazıl K.) &lt;br /&gt;Ancak ALLAH'a inandığım zaman yaşadığımı anladım. (Tolstoy) &lt;br /&gt;Kalp ne ile doluysa dudaklardan o dökülür gider. (Gothe) &lt;br /&gt;Kainatta tesadüfe tesadüf etmek imkansızdır. (Sokrat) &lt;br /&gt;Küçük şeylere gereğinden fazla önem verenler elinden büyük iş gelmeyenlerdir. (Eflatun) &lt;br /&gt;Karısına haksızlık yapan baba, çocuğunu kaybetmiş demektir. &lt;br /&gt;Aptallarla tartışmayın . Görenler aranızdaki farkı anlamayabilirler. &lt;br /&gt;Söz uçar yazı kalır. &lt;br /&gt;En basit şey insanın kendisini aldatmasıdır: çünkü insan istediği şeyin genelikle gerçek olduğuna inanır. (emestan) &lt;br /&gt;Büyümek için büyümek bir kanser hücresinin ideolojisidir. (E. Abbey) &lt;br /&gt;Erdem çıkarların çarpıştığı yerde meydana çıkar. ( M. Morgan) &lt;br /&gt;İyiliğin ilmine sahip olmayana bütün diğer ilimler zarar verir. (Montaigne) &lt;br /&gt;Despot bir yönetimde yurt sevgisi söz konusu olamaz hiç. Onun yerini çıkar ün baştakine yaranmak duygusu alır. &lt;br /&gt;Nasıl ki bir yaprak ancak bütün ağacınsessiz bilgisi ve isteği olmadan sararmazsa suç işleyen de topunuzun gizli isteği olmadan o suçu işleyemez. (Halil Cibran) &lt;br /&gt;Kadeh içinde denizde boğulanlardan çok daha fazla insan boğulmuştur. &lt;br /&gt;Ümidini kaybetmiş olanın başka kaybedeceği kalmaz. (Boise) &lt;br /&gt;Zekasız kuvvet yıkabilir fakat yapamaz. (Cenap Şahabettin) &lt;br /&gt;Affetmek ve unutmak iyi insanların intikamıdır. (Schiller) &lt;br /&gt;Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen cevizin hepsini kabuk zanneder. (İmam Gazali) &lt;br /&gt;Ümitvar olunuz şu istikbal inkılapları içerisinde en yüksek sada İslam'ın sadası olacaktır. (Said Nursi) &lt;br /&gt;Nasıl bir hayat yaşıyorsanız öyle ölürsünüz. Nasıl öldüyseniz öyle dirilirsiniz. (Hz. Muhammed S.A.V.) &lt;br /&gt;Atalarının dindarlığı ile kurtulacağını zannedenler babalarının yemesiyle kendi karınlarının doyacağını onların içmesiyle susuzluklarının gideceğini onların okumasıyla bilgili olacağını sananlara benzer. (İmam Gazali) &lt;br /&gt;Uzak mesafelere ulaşmak yakın mesafeleri aşmakla mümkündür. (İmam Gazali) &lt;br /&gt;En iyi nasihat;iyi örnek olmaktır. (Malcom X) &lt;br /&gt;Tarihte her hareket bir kişinin ayağa kalkmasıyla başlar.(Sezai Karakoç) &lt;br /&gt;Eğrinin gölgeside eğridir. (Hz. Ali) &lt;br /&gt;Dünle beraber gitti cancağızım. Ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım. (Mevlana) &lt;br /&gt;Tuhaf şey yabancı girmesin diye evlerinin kapılarını kilitliyorlar sonrada televizyonlarını açıyorlar. &lt;br /&gt;Tarih değil hatalar tekerrür ediyor.(Abdulhamit Han) &lt;br /&gt;Geçmişin tehlikelerinden biri esir olmaktı gelecegin ki robot olmaktır. (E. From) &lt;br /&gt;ALLAH dinini düzelten kişinin dünyasını da düzeltir.(Hz. Ali) &lt;br /&gt;Batı tarihin en büyük günahıdır. (R.Garaudy) &lt;br /&gt;Ümmetim adına en çok korktuğum şey göbek iriliği uyku düşkünlüğü ve tembelliktir.( Hz. MuhammedS.A.V) &lt;br /&gt;Ölümden niye korkacağım ki ben varken o yoktur o gelince de ben olmayacağım.(Montaigne) &lt;br /&gt;ALLAH'a emrine teslim olmakla yaklaşılabilir. Düşünmekle hayal ile değil. (İmam Rabbani) &lt;br /&gt;İslam bizden ne tamamen ruhanileşerek melek olmamızı istemekte ne de tamamen maddileşerek şeytanlaşmamızı çünkü bu ikisinden yeteri kadarını ALLAH zaten yaratmıştır. (Muhammed Hamidullah) &lt;br /&gt;Öldürmek istediğiniz kuduz bir köpek dahi olsa ona işkence yapmayınız. (Hz. Muhammed S.A.V.) &lt;br /&gt;Önemli olan bir adamın imanı hakkında neler söylediği değil aksine bu imanın o adamı ne yaptığı ne hale getirdiğidir. (Roger Garaudy) &lt;br /&gt;Geçmişler geleceğe suyun suya benzemesinden daha çok benzer.(İbn Haldun) &lt;br /&gt;Benim için yatağımda ölmekle savaş meydanın da ölmek arasında hiç bir fark yoktur. Çünkü ben Rabbimle buluşmaya gidiyorum. (Abdulkadir Udeh) &lt;br /&gt;Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol. (Mevlana) &lt;br /&gt;İslam'ı konuşmak bir inanç ve kültür olayını konuşmak demek değildir. İslamı konuşmak bir varoluş davasını konuşmaktır. (A. Müftüoğlu) &lt;br /&gt;En uzun yolculuklara bile ufak bir adımla başlanır. &lt;br /&gt;İnsan ağlamadığı müddetçe bir ruha sahip mi değilmi bilinmez. (M. De Unamuno) &lt;br /&gt;İnsan meyvanın çekirdeğini taşıması gibi ölümü kendi içinde taşımaktadır. (Rilke) &lt;br /&gt;Aşağıda olan düşmekten korkmaz. &lt;br /&gt;Yanlış iktidarı artmakla hiçbir zaman doğru hale gelmez. (Tagore) &lt;br /&gt;Yenilenlerin tarihini yeneler yazmıştır. (Bertholt Brecth) &lt;br /&gt;Zalimler için yaşasın cehennem (Said Nursi) &lt;br /&gt;Herkes herkese bir lokma birşey verebilir ama boğaz bağışlamak ancak ALLAH'ın işidir. (Mevlana) &lt;br /&gt;Devlet soğukkanlı canavarların en soğukkanlısıdır:Kılı kıpırdamadan yalan söyler ve ağzından düşürmediği yalanda şudur:Ben devletim halkın kendisiyim . (F. Nietzsche) &lt;br /&gt;Hiç bir şeye gülmeyenden bir de her şeye gülenden sakının. &lt;br /&gt;Kanunlar doğru oldukları için değil kanun oldukları için yürürlükte kalırlar. ( Monteigne) &lt;br /&gt;Muzaffer olduğu zaman kendini de yenen iki kere galip demektir. (Publıus Syrus) &lt;br /&gt;Tanrının büyük kudreti hafifçe esen rüzgardadır fırtınada değil. (Tagore) &lt;br /&gt;Bir sırrın ucunu veren tamamını elde tutamaz. (Rıchter) &lt;br /&gt;Fakir insan malı az olan değil arzusu çok olandır.(Seneca) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hekimlerin yaptığı en büyük hata ruhu düşünmeden yalnız bedeni tedaviye teşşebüs etmeleridir. (Eflatun) &lt;br /&gt;Herkes dünyanın nizama girmesini ister fakat gayreti başkasından bekler (Tardıeu) &lt;br /&gt;Bütün acılar azalır yeter ki ekmeğin olsun (Cervantes) &lt;br /&gt;Beşer aklı dünyanın en tehlikeli vebasıdır. (Calvin) &lt;br /&gt;Okunu hedeeften öteye atan okçu okunu okunu hedefe ulaştıramayandan daha başarılı sayılmaz. İnsanın gözü karanlıktada iyi görmez fazla ışıktada. (Monteigne) &lt;br /&gt;Kendine dost olan herkese de dosttur. (Seneca) &lt;br /&gt;Hiç bir zafere çiçekli yollardan gidilmez. (La Fontaıne) &lt;br /&gt;Büyük ve üstün insan daima memnun ve rahattır. Küçük insan ise daima üzüntü ve telaş içindedir. (Konfiçyus) &lt;br /&gt;Tatlı suyun başı daima kalabalık olur. ( Mevlana) &lt;br /&gt;Beyaz adamlarca enayi yerine kondum. Ama bunun nedeni beyazların öğüdüne uymamdır. Shunka Wıtko (Enayi Köpek) &lt;br /&gt;Bize yutturulmak istenen resmi güçlerce okullarda yutturulmak istenen Batı gerçekleri hayasız Batı soygununu ör bas etmek için tertiplenmiş kapitalist burjuva gerçekleridir. (Kemal Tahir) &lt;br /&gt;Batı bilimi dünyayı daha iyi anlamamıza yada daha iyi yaşamamıza imkan sağladığı için değilde daha iyi silahlar ürettiği için kabul edildi. Bu bilimin altında maddeci ve saldırgan bir uygarlık yatıyor. (Paul K. Peyerabone) &lt;br /&gt;Örneklerimizi hep yabancılardan ve okul kitaplarından vermenizdüpedüz ahmaklıktır. Örnekler homeros un platon un zamanında olduğu kadar boldur bugün de ama biz düşüncenin doğruluğundan çok örneklerin gösterişi peşindeyiz. (Monteigne) &lt;br /&gt;Bir adam yetiştir bir kişiyi yetiştirmiş olusun bir kadın yetiştir bir aile yetiştirmiş olursun. (Afrika Atasözü) &lt;br /&gt;Batı batıdır doğuda doğu bu ikisi asla bir araya gelemez. (Rudyard Kipling) &lt;br /&gt;Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından birşey kaybetmez. (Mevlana) &lt;br /&gt;Bildiğini bilenin arkasından gidiniz bildiğini bilmeyeni uyandırınız bilmediğini bilene öğretiniz bilmediğini bilmeyenden kaçınız.(Konfiçyus) &lt;br /&gt;Beyazlar zencileri olimpiyattan olimpiyata severler. &lt;br /&gt;Kusuru kendisine söylenmeyen adam ayıbını hüner sanır. ( Sadi) &lt;br /&gt;Para iyi bir hizmetkar kötü bir efendidir. (Demokrit) &lt;br /&gt;Çocuk geleceğin rüyasıdır. (Mustafa Ruhi Şirin) &lt;br /&gt;Hikmetli sözler taşa işlenen nakış gibidir. (Kürt Atasözü) &lt;br /&gt;Büyük devlertlerin hükümetleri insanlarını kendine bağlamak onları korkutmak ve diledikleri işe sürmek için iki yola başvururlar. Biri kaba yol ordu öteki daha zekice bir yol okul. (F. Nietzsche) &lt;br /&gt;Şehit tarihin kalbidir. (Ali Şeriati) &lt;br /&gt;İnsan diliyle değil yaptığı işlerlele konuşulmalı. (Stehr) &lt;br /&gt;Bir insan parasını kaybetmişse hiç bir şeyini kaybetmemiş demektir. Bir insan sıhatini kaybetmişse hayatının yarısını kaybetmiş demektir. Bir insan ümidini kaybetmise herşeyini kaybetmiş demektir. &lt;br /&gt;Bir insanı doyurmak istiyorsanız ona hergün bir balık vermeyin ona balık tutmasını öğretin. (Konfiçyus) &lt;br /&gt;Vermesini bilmeyen isteme hakkına sahip değildir. (P. Syrus) &lt;br /&gt;Eğer kekeme değilseniz söylemek her zaman kolay yapmak her zaman zordur. (R. Lewton) &lt;br /&gt;Birinin kalbine girmek için iki yol vardır. Kahkaha ve gözyaşları. &lt;br /&gt;Sırf akıllı oldukları ve akıllarını gösterdikleri için bazı insanlar tutuklanır. &lt;br /&gt;Birlikte olduğum insanlardan yalnızlığı öğrendim. (Mevlana İdris) &lt;br /&gt;Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve silahlarımız elden ele dolaşacaksa ve başkaları top sesleri ve miyaltoz sesleriyle cenazemize ağıt yakacaksa ölüm hoş geldi sefa geldi. (Che Guavera) &lt;br /&gt;Kuran bir sırdır sırrın sırrıdır sırlara inandıran bir sırdır.(İmam Humeyni) &lt;br /&gt;Zindanların en darı ahlakı ahlakına uymayan insanlarla bir arada bulunmaktır. (Ebu Ali Ruzbari) &lt;br /&gt;Büyüklük kuvvetli olmak değil kuvveti yerinde kullanmaktır. (Makr Orel) &lt;br /&gt;Doğru söyleyip zincire vurulmak yalan söyleyerek zincirden kurtulmaktan iyidir. (Şeyh Sadi Şirazi) &lt;br /&gt;Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz. (Hz. Ali) &lt;br /&gt;Mal cimrilerde silah korkaklarda kararda zayıflarda olursa işler bozulur. (Hz. Ebubekir) &lt;br /&gt;Fazilete yükselmek güç rezalete alçalmak kolaydır. (Hz. Ali) &lt;br /&gt;Halkın bahçesinden padişah bir elma yerse adamları ağacı kökünden sökerler.(Şeyh Sadi) &lt;br /&gt;Putların anası nefsinizin putudur. (Mevlana) &lt;br /&gt;Kadınlaşan bu dünyada erkek seslere muhtacız. (Fethi Gemuhluoğlu) &lt;br /&gt;Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan daha zordur. (Saint -Exupery) &lt;br /&gt;İnsan alışkanlıkların çocuğudur. (İbni Haldun) &lt;br /&gt;Dünyada en zor olan şey insanın kendisini bilmesidir. (Thales) &lt;br /&gt;Bir milletin büyüklüğü nufusunun çokluğu ile değil akıl ve fazilet sahibi insanların sayısıyla belli olur. (Victor Hugo) &lt;br /&gt;Yahudiler mi dediniz ? Onlar yumurtalarını pişirmek için dünyayı ateşe vermekten çekinmeyen lanetlilerdir. (Necip Fazıl Kısakürek) &lt;br /&gt;Düşüncelerinizden nefret ediyorum fakat o düşünceleri savunma hakkını size kazandırmak uğruna ölmeye hazırım. (Voltaire) &lt;br /&gt;Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe değerdi. (İmam Azam) &lt;br /&gt;Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki bir peşin hükmü söküp atmak atomu parçalamaktan daha zor.(A. Einstein) &lt;br /&gt;Batıya giden bir trenle doğuya varılmaz. &lt;br /&gt;Eğer hemen değilse ne zaman...? (Saint Fransuva D'asis) &lt;br /&gt;Yaşamak için yemeli yemek için yaşamamalı. (Hz. İsa) &lt;br /&gt;Alimin kötüsü hükümdarları ziyaret eden iyisi de hükümdarlar tarafından ziyaret edilendir. &lt;br /&gt;Ecel verileni almadan önce verilmesi gereken herşeyi vermek gerekir. (Mevlana) &lt;br /&gt;Bugünkü kanunlar büyük sineklerin delip geçtiği küçüklerinde takılıp kaldığı bir örümcek ağı gibidir. (Balzac) &lt;br /&gt;Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince öbürleride yanlış gider. (Ciyordano Bruno) &lt;br /&gt;Mütefekkirlerin aydınlatmadığı toplumu şarlatanlar aldatır. (Condorcet) &lt;br /&gt;Yaşanarak edinilen bilgiler taş üzerine yontulmuş yazılara benzerler. &lt;br /&gt;İhtiyaçları yüzünden küçülmeyen insan büyüktür. &lt;br /&gt;Doğru yoldan giden topal yoldan sapan çabuk yürüyüşlüyü geçer. (Bacon) &lt;br /&gt;Ağacın kurdu ağaçtan olmazsa ağaç çürümez. (Kürt Atasözü) &lt;br /&gt;Bugün için bizi insan bile saymıyorlar. Sadece kendi düzenleri içinde bir yer verdiler ve kendi çıkarlarına hizmet ettiği ölçüde ilerleme imkanı sağladılar. (Malcom X) &lt;br /&gt;Tarih gösteriyor ki mahkeme salonları savaş alanlarından sonra en korkunç zulüm sahneleridir. Savaş alnlarında nasıl ki bir çok masum kanlar dökülüyorsa mahkeme salonlarında da nice masum insanlar idama mahkum ediliyor öldürülüyor zindanlarda çürütülüyorlar. (Ebul Kelam Azad) &lt;br /&gt;Nefis üç köşeli dikendir ne türlü koysan batar.(Mevlana) &lt;br /&gt;Irkçılık olmadan kapitalizm olmaz. Dua ediyorum ki Afrikalı kardeşlerimiz Avrupalı sömürgecilerden kendilerini kurtardıktan sonra Amerikan dolarının kontrolüne girmesin. Amerikan ırkçılığının Amerikan dolarizmiyle yasallaşmasına izin vermesinler. (Malcom X) &lt;br /&gt;Bu gün iki yarına bedeldir. (Franklin) &lt;br /&gt;Dinlemekten akıl söylemekten pişmanlık doğar. &lt;br /&gt;İnsanı elbisesine göre karşılarlar bilgisine göre ağırlarlar. &lt;br /&gt;Asılan hırsız değil yakalanandır. &lt;br /&gt;Gözler kendilerine kulaklar başkalarına inanırlar. &lt;br /&gt;Bu ülke caniler tarafından idare edilen bir ülkedir. Hiç kimse efendisini hizmetkarından iyi bilemez. (Malcom X) &lt;br /&gt;Büyük zekalar birlikte düşünürler. &lt;br /&gt;Hiç yanılmamış olan büyük bir tehlike karşısındadır. &lt;br /&gt;Bütün içilecek şeyler arasında en iyisi sudur. &lt;br /&gt;Elmas yontulmadan insan yanılmadan mükemmelleşemez. (Konfiçyus) &lt;br /&gt;Yaşamak sanat birlikte yaşamak büyük sanattır. (Muhammed Said) &lt;br /&gt;Kusursuz dost arayan dostsuz kalır. (Mevlana) &lt;br /&gt;Tabiat ALLAH tarafından insanların önüne konmuş büyük bir kitaptır. &lt;br /&gt;Kelime haline geçmeye çalışmayan düşünce kötü bir düşüncedir. Ve eylem halinedönüşmeye kalkışmayan kelime kötü bir kelimedir. (Chesterton ) &lt;br /&gt;İster mermi kullansın ister oy pusulası insan iyi nişan almalı kuklayı değil kuklacıyı vurmalı. (Macom X) &lt;br /&gt;Bir silah bir kalkan gibidir ilk söz. &lt;br /&gt;Her insan çağından sorumludur. (Nuri Pakdil) &lt;br /&gt;Bir şeyi bulunmadığı yerde aramak onu aramamak demektir. (Mevlana ) &lt;br /&gt;Suyıu hayal etmekle susuzluğunu gideremez ateşi düşünmekle ısınamazsın. (Ebubekir Nessec) &lt;br /&gt;Elimizde olan şeyleri çok seyrek düşünürüz eksik olanları ise daima. (Schopenhauer) &lt;br /&gt;Beyaz adam savaştı biz öldük. (Malcom X) &lt;br /&gt;Kesilmiş koyuna derisinin yüzülmesi elem vermez. (Hz. Esma ) &lt;br /&gt;Savaşırken ölenleri kahraman yapan ölümleri değil ölümlerinin sebepleridir. (Napolyon) &lt;br /&gt;Hiç bir el gönülden gizli iş yapamaz. (Mevlana) &lt;br /&gt;Şiddet göstermeksizin kuvvetli zayıflık belirtmeksizin yumuşak ol. (Hz. Ömer) &lt;br /&gt;İyi bir kızılderili ölü bir kızılderilidir. (ABD Atasözü) &lt;br /&gt;Söz kalpten çıkarsa kalbe kadar ulaşır dilden çıkarsa kulaktan ileriye gitmez. &lt;br /&gt;İlmi ile amel etmeyen alim başkalarını giydirdiği halde kendisi çıplak olan iğne gibidir. (İmam Gazali) &lt;br /&gt;Akıl tamamlandığında söz noksanlaşır.(Hz. Ali) &lt;br /&gt;Korktuğunuz korktuğunuza güç verir.(Hz. Ali) &lt;br /&gt;Ancak içinden aydınlanan dışına ışık verir.(İsmet Özel) &lt;br /&gt;Sözü altın olanların susuşu intahardır.(S. Ertürk) &lt;br /&gt;Cinayete ses çıkarmayan caninin suç ortağıdır.(Cemil Meriç) &lt;br /&gt;Gecenin ne kadar uzun olduğunu ancak hastalar bilir.(Sadi) &lt;br /&gt;Yalnız çocuk doğurmak bir kadını anne yapmaz.(Sheed) &lt;br /&gt;Herkesin herşey olduğu yerde hiç kimse bir şey değildir. &lt;br /&gt;Tecrübe herkesin hatalarına verdiği isimdir.(Oscar Wilde) &lt;br /&gt;Düşmanlarım bana ne yapabilir? Hapsedilmem halvet, sürülmem seyahat, öldürülmem ise şehadettir.(İbni Teymiye) &lt;br /&gt;Öğrenmek pahalıdır ama cehalet çok daha pahalıdır.(Henry Clausen) &lt;br /&gt;Hayat inanmak ve mücadele etmektir. (Hz. Hüseyin) &lt;br /&gt;Alemde alimlerin yağcılığı olmasaydı zalimlerin zulme cesareti olamazdı. (Dağıstanlı Abdulfettah efendi) &lt;br /&gt;Bir çocuğu eğitmek için işe önce büyük annesinden başlamak lazımdır. &lt;br /&gt;Ancak durgun su yıldızları yansıtır. &lt;br /&gt;Hiç bir insan dünyaya iyi eğitilmiş bir aile kadar önemli bir miras bırakamaz. &lt;br /&gt;Paylaşılan bir sevinç iki katı olur, paylaşılan bir acı yarıya iner. &lt;br /&gt;İnsan düşeceği yere çıkmamalıdır. &lt;br /&gt;Sevilmeyen yol kalabalıkta bile ıssızdır. (Tagore) &lt;br /&gt;İnsanların yaptığı sahte paralar kadar paraların yaptığı sahte insanlar da vardır.(Sydney J. Harris) &lt;br /&gt;ALLAH dolu ellere değil temiz ellere bakar. &lt;br /&gt;Gençler grup halinde yetişkinler ikişer ikişer ihtiyarlar ise tek başlarına yürürler. &lt;br /&gt;Hicretin en faziletlisi ALLAH'ın sevmediği şeyleri terketmektir.(Hz. Muhammed) &lt;br /&gt;Bismillah her hayrın başıdır. (Bediüzzaman) &lt;br /&gt;Balıkçının ağı küçük hırsı büyük olduğu için kaçan balık büyük olur.(A. İhsan Genç) &lt;br /&gt;Siz hiç kafesi açılan bir kuşun ağladığını gördünüzmüölüm işte o kafesin açılışıdır.(Haluk Nurbaki) &lt;br /&gt;iyilik yapmasını bilmiyorsan hiç olmazsa kötülük yapma.(Hüsrev Dehlevi) &lt;br /&gt;Zalimler için yaşasın cehennem. (Bediüzzaman) &lt;br /&gt;Dünya ve ahirette yanmanın yolu plajlardan geçer. (H. İsmail) &lt;br /&gt;Geleceği satın alacak tek şey bugündür. (S. Ertürk) &lt;br /&gt;Göz kalbin ayinesidir. (Bediüzzaman) &lt;br /&gt;İnsanların uğrunda öldükleri uğrunda yaşadıklarıdır. &lt;br /&gt;Her beşik içindekine sorar nereden? Ve her kefen sorar nereye? (R. G. İngasol) &lt;br /&gt;Ölümün bizi nerede beklediği belli değil iyisimi biz onu her yerde bekleyelim. (Monteigne) &lt;br /&gt;Ey saçları uzayıpta kaşları uzamayan insan düşünmezmisin. (H. İsmail) &lt;br /&gt;Gün geldi ağladığım günlere ağladım. ( Hz. Ebubekir ) &lt;br /&gt;Ne ki nefsine ağır geliyor onu işle. ( Ataullah İskenderi) &lt;br /&gt;ALLAH' a inanmak değil inanmamak insanların boyunu aşar. ( Peyami Safa) &lt;br /&gt;Hayat ne bir bayram ne bir yas günüdür hayat iş günüdür. (Nelson) &lt;br /&gt;Borç köleliğin başlangıcıdır. (V. Hugo) &lt;br /&gt;İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar. (Yahya Kemal) &lt;br /&gt;Güzellik bahşiştir. (Bahtiyar Vahabzade) &lt;br /&gt;Ömürden kaybedilen şey kazanılan yaş olur. (Laedri) &lt;br /&gt;İnsanın hırsız olup olmadığı suç ortağından sorulmaz ki. (C. Matowe) &lt;br /&gt;Hakikatı söyleyen yalancıya inanılmaz. (İtalyan Atasözü) &lt;br /&gt;Günlerini nafilelerle dolduran farza vakit bulamaz. (A. Nihat Asya) &lt;br /&gt;Arının evini yıkan balın tatlılığıdır. (Nizami) &lt;br /&gt;Padişah olsan da er kişi niyetine derler.(Atasözü) &lt;br /&gt;Her kötü alışkanlık bir prangadır. (H. İsmail) &lt;br /&gt;Şükür nimetlerin süsüdür.(Hz. Ali) &lt;br /&gt;Ne mutlu o kimseye ki kendi ayıbını görür. (Mevlana) &lt;br /&gt;Nasipse münasiptir , münasipse nasiptir. (Tahsin) &lt;br /&gt;Eğer hasmını mağlup etmek istersen fenalığına karşı iyilikle muamele et. (Bediüzzaman) &lt;br /&gt;Rıza ALLAH'ın taktirini sevinçle karşılamaktır. (Hz. Ruveyn) &lt;br /&gt;Mezarlıktakilerin pişman oldukları şeyler için dünyadakiler birbirini kırıp geçiriyor. (İmam Gazali) &lt;br /&gt;Gençlerin aynada gördükleriniden daha fazlasını ihtiyarlarbir tuğla parçasında görürler. (Mevlana) &lt;br /&gt;Gençler ihtiyarların aptal olduklarını sanırlar , ama ihtiyarlar gençlerin aptal olduklarını bilirler.(George Chapman) &lt;br /&gt;Bizi düzeltmek isteyenlere kollarımızı açacak yerde yumruklarımızı uzatırsak hayatın silsilesini yeriz.(H. z İsmail) &lt;br /&gt;Hakikati güneşe benzetirler ;doğrudur çünkü gözlerimizi bozar korkusu ileçoğuna bakamayız. (C. Şahabettin) &lt;br /&gt;Gözlerimizi oymuşlar şimdide göremiyoruz diye bizi kınıyorlar. (Malcom X) &lt;br /&gt;İdealine bağlı imanlı tek adam idealden mahrum ve imansız bir milyon adamdan daha kuvvetlidir. (Fuat Köprülü) &lt;br /&gt;Zulmün topu var güllesi var kalesi varsa hakkında bükülmez kolu dönmez yüzü vardır. (Tevfik Fikret) &lt;br /&gt;Ekmeksiz yaşarım hürriyetsiz yaşayamam. (Bediüzzaman) &lt;br /&gt;Kültür aslında herhangi bir toplumun dininin vücut bulmuş şeklidir. (T. S. Eliot) &lt;br /&gt;Gök gürleyince hırsız namuslu olur. (Atasözü) &lt;br /&gt;En kötü halet entellektüel cehalet.(Tahsin) &lt;br /&gt;Bu memleket Türk aydını tarafından işgal edilmiştir. (Recep Yazıcıoğlu) &lt;br /&gt;İnsan yükseğe çıktıkça pantoludaki yamanın görünme ihtimali artar. (C. Şehabettin) &lt;br /&gt;Ne günlere kaldık ey gazi hünkar eşek silahtar oldu katır mühürdar. (Atasözü) &lt;br /&gt;Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar.. (Mevlana) &lt;br /&gt;Nice insanlar mevla diyecek yerde leyla dedi niceleri sokakta buduğunu parkta kaybetti. &lt;br /&gt;Akıllı edebi edebsizden öğrenir. (Atasözü) &lt;br /&gt;Kadınlar zayıftır ama analar kuvvetlidir. (V. Hugo) &lt;br /&gt;En vefakar dostumuz gölgemizdir o da güneşli havayı bekler. (C. Şehabettin) &lt;br /&gt;İnsanlar dünyada çabuk yükselenlere değer verirler. Halbuki hiç bir şey toz ve tüy kadar çabuk yükselmez. (Hore) &lt;br /&gt;Başaracağım de ve başar. (Rauf Denktaş) &lt;br /&gt;Ey tavugun kıçından düşürdüğüne muhtaç insan hindi gibi şişip durma. (Tahsin) &lt;br /&gt;Düşünme arzu et sade bak böcekler de öyle yapıyor. (Orhan Veli) &lt;br /&gt;Yaşlılıkta kazanılan arkadaşlık sağlam olmaz. Zira paslı teneke lehim tutmaz. (Ali Fuat Başgil) &lt;br /&gt;Güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa. (Aşık Veysel) &lt;br /&gt;Aşk kalbimizin saygısız misafiridir. Bize sormadan gelir bize sormadan gider. (C. Şehabettin) &lt;br /&gt;Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve feraizle nimetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz. (Bediüzzaman) &lt;br /&gt;Borçlu olup düşünmektense uyuz olup kaşınmak yeğdir.(Laedri) &lt;br /&gt;Herhangi bir insan vaktini nasıl geçireceğini üstün bir insan ise vaktini nasıl tasarruf edeceğini düşünür. (Sohepenhauer) &lt;br /&gt;Akıllı söylemeden düşünür akılsız düşünmeden söyler (Atasözü) &lt;br /&gt;Adamlar bilirim sönük adamlar bilirim çürük adamlar bilirim rozetleri yüreklerinden büyük. (A. Nihat Asya) &lt;br /&gt;İnsanın ölçüsü arzularıdır. (Peyami Safa) &lt;br /&gt;Emeller arttıkça elemlerde artar. (S. Eraydın) &lt;br /&gt;Kötülüğü beğenen kötüdür. (H. İsmail) &lt;br /&gt;Kimse görmek istemeyenler kadar kör değildir. (Jonathan Swift) &lt;br /&gt;Ne kadar bilirsen bil söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır. (Mevlana) &lt;br /&gt;Kendini hakla meşgul etmezsen batıl seni istila eder. (İmam Şafi) &lt;br /&gt;Ya hayır söyle ya sus. (Hz. Muhammed) &lt;br /&gt;Tanrılar ALLAH belanızı versin. (M. Erkul) &lt;br /&gt;Feminizm: Eskiden hayatını evinde kazanan kadınlara pazarlarda iş bulma sanatıdır. (Cemil Meriç) &lt;br /&gt;Katıksız demokrasi ayak takımının despotizmidir. (Voltaire) &lt;br /&gt;Dün mutlak doğru diye tutturduğumuz ne kadar çok şeyi bugün masal diye anlatıyoruz. (Monteigne) &lt;br /&gt;ALLAH 'ım senden başka hiç bir şeyi olmayan ben senden başka her şeyi olanlara acırım. (Konfiçyus) &lt;br /&gt;Uyanık bir tek adam uyuyan yüzbin kişiden daha kuvvetlidir. (S. Carnot) &lt;br /&gt;Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir. (Seneca) &lt;br /&gt;Sabır ferahlığın anahtarıdır. &lt;br /&gt;Her başarılı adamın arkasında onunla gurur duyan bir karısı ve bu işe şaşakalmış bir kayınvaldesi vardır. (Broks Hays) &lt;br /&gt;Elbet sefil olursa kadın alçalır beşer. (Tevfik Fikret) &lt;br /&gt;Köpeklerin dudakları değdi diye deniz kirlenmez. (Mevlana) &lt;br /&gt;Kusurumuz ne kadar çoksa o kadar kusur ararız. (C. şahabettin) &lt;br /&gt;Ham düşünceleri ancak akıl pişirir. (Firdevsi) &lt;br /&gt;Üç kitap uçuyor deseler ümanist yunan klasiklerini , materyalist das kapitali kurtarır, siz Kuranı kerimi kurtarın. (Gürbüz Azak) &lt;br /&gt;Okuyabilirseniz her insan bir kitaptır. (W. Ellery Channig) &lt;br /&gt;Bazı kitaplar tadılmak bazıları yutulmak bazılarıda hazmedilmek içindir. (Bacon) &lt;br /&gt;Ümitle açılıp kazançla kapanan kitap iyi kitaptır. (Alcott) &lt;br /&gt;İnsan parasını kalbine değil kasasına koymalı keza sarayını gönlüne değil arsasına kurmalıdır. (Mehmet Kırkıncı) &lt;br /&gt;Paranın gözü kör olsun ama bizi duymak için kulakları sağlam olsun. (A. Nihat Asya) &lt;br /&gt;Bir paranın nereden geldiğini görmek istiyorsan nereye gittiğine bak. (Ebu Hanife) &lt;br /&gt;Kainatta tesadüfe tesadüf edilmez. (Sokrat) &lt;br /&gt;Tesadüf inançsızların kadere taktığı isimdir. &lt;br /&gt;İlimsiz din topal , dinsiz ilim kördür. (A. Einstein) &lt;br /&gt;Dostunun alnındaki sineği baltayla kovalama. (Çin Atasözü) &lt;br /&gt;Gurbette övünmek hamamda türkü çağırmaya benzer. (Atasözü) &lt;br /&gt;Aşk mücadelesi değil mücadele aşkı içinde ol. (P. Safa) &lt;br /&gt;Her aracı meşru kılan amaç gayri meşrudur. (Tahsin) &lt;br /&gt;Rutbe aldıkça kibirlenen yangın kulesine çıkınca dürbün oldum zannedenlerdir. (C. Şahabettin) &lt;br /&gt;Başkalarını sık sık affedin ama kendinizi asla. (P. Cyrus) &lt;br /&gt;Ey beyaz adam bize aydınlığı vaadettin ama kendi karanlığını getirdin. (Tuiovri) &lt;br /&gt;Bu deveyi gütmeyeceğiz bu diyardanda gitmeyeceğiz. (İsmet Özel) &lt;br /&gt;Vazoyla saksının farkını sen söyleme çiçeklerden sor. (A. Nihat Asya) &lt;br /&gt;Kimin himmeti milleti içinse o tek başına bir millettir.(Bediüzzaman) &lt;br /&gt;Büyük tarihler küçük milletlerin sırtına yüktür. &lt;br /&gt;Geçmişine gülle atanın geleceğine top atarlar. (Bahtiyar Vahabzade) &lt;br /&gt;İnsanlara en adil şekide dağıtılan nimet akıldır. Çünkü hiç kimse aklından şikayetçi değildir. (Monteigne) &lt;br /&gt;Bugün ayak takımı kahramana değil maskaraya alkış tutyor. (C. Meriç) &lt;br /&gt;Akıl olmayınca başta kuru kafa neyler. (Atasözü) &lt;br /&gt;Öyle dualarımız vardır ki kabul edilse daha bedbaht oluruz. (C. Şehabettin) &lt;br /&gt;Gerektiği yerde izah etmeyen gerekmediği yerde izah eden kişiye budala derler. (Alaine) &lt;br /&gt;İnsanların yaptığı sahte paralar kadar paraların yaptığı sahte insanlarda vardır. &lt;br /&gt;Ne kadar mutlu olmaya karar vermişseniz o kadar mutlu olabilirsiniz. (Lincoln) &lt;br /&gt;Akıl aldansa bile vicdan aldanmaz. (İ. H. Bıçakçızade) &lt;br /&gt;Şemsiye dostluk gibidir yağmur zamanı bulunmaz. &lt;br /&gt;Hayat her üfleyişte farklı sesler veren flüte benzer. (Tagore) &lt;br /&gt;Yapacağın işte nefsinle meşveret et ve o ne derse aksini yap. (Mevlana) &lt;br /&gt;Hemen değilse ne zaman. (S. Fransuva D 'asis) &lt;br /&gt;Okul arkadaşları tesbih taneleri gibidir tahsil biter iplik kopar herbiri bir tarafa dağılır. (C. Şehabettin) &lt;br /&gt;Okulda okuduğumuzu hayatta öğreniriz. &lt;br /&gt;Ümidiniz kadar genç ümitsizliğiniz kadar ihtiyarsınız nefsinize güveniniz kadar genç korkularınız kadar ihtiyarsınız imanınız kadar genç şübheleriniz kadar ihtiyarsınız. (General Mc. Arthur) &lt;br /&gt;ALLAH 'ı bulan neyi kaybeder ve Onu kaybeden neyi kazanır. (Ataullah İskenderi) &lt;br /&gt;Nutuklar fikirleri saklamak için atılır. (W. Osler) &lt;br /&gt;Öyle horozlar vardır ki öttükleri için güneşin doğduğunu sanılar. (H. Dunant) &lt;br /&gt;Diken gülün bekçisidir. &lt;br /&gt;Dünya bol olmuş neye yarar pabuç dar olduktan sonra. &lt;br /&gt;Kucağıma düşen kısmeti kenara atmayı denizden öğrendim. (A. Nihat Asya) &lt;br /&gt;Hastayı ALLAH iyi eder ücreti doktor alır. (Yahudi Atasözü) &lt;br /&gt;Mevkilerini parayla satın alan kimseler masraflarını geri almak yoluna düşerler. (Aristoteles) &lt;br /&gt;Arkadan yürüyenler asla yönetici olamazlar. (Atilla) &lt;br /&gt;Serseri cahil bırakılmış çocuğun büyümüşüdür. (M. İkbal) &lt;br /&gt;Başarı çoğunlukla ötekiler pes ettikten sonra da ipe asılıyor olmaktır. (William Feather) &lt;br /&gt;Ders alınmış başarısızlık başarı demektir. &lt;br /&gt;Gözyaşı yüreğin nemi.&lt;br /&gt;Beni isterseniz dövün ama bırakın istediğim gibi güleyim. (Moliere)&lt;br /&gt;Yüz fikirlerin fihristidir. (Muhiddin Arabi)&lt;br /&gt;Tohum ek vermezse toprak utansın. (Necip Fazıl)&lt;br /&gt;Ahmağa yüz aptala söz vermeğe gelmez. &lt;br /&gt;Akıllı kişi aklının efendisi olur. Aptal ise onun uşağı. (Puplilius Syrus)&lt;br /&gt;Güzel ALLAHIM senden ne gelecekse gelsin sen ki rahmetinle de kahrınla da güzelsin. (Necip Fazıl)&lt;br /&gt;Kulun olarak doğmasaydım kendiliğimden gelir fahri kulun olurdum. ALLAHIM. (A. Nihat Asya)&lt;br /&gt;Düşünülüyorum öyleyse varım. (A. Nihat Asya)&lt;br /&gt;Gökyüzünde düğün var deseler kadınlar merdiven kurmaya kalkarlar.&lt;br /&gt;Felaketlerin başlıca kaynağı ölçüsüz arzularımızdır. (Diyojen)&lt;br /&gt;Kızın iyi bir evlilik yaparsa bir gönül kazanırsın yoksa kızınıda kaybedersin. (Bernard Shaw&lt;br /&gt;Ömür bu kadar kısa iken amelleri kısaltıp emelleri uzatma. (Zemahşeri)&lt;br /&gt;Yarına sağ çıkmaktan nasıl olurum emin genç bir delikanlının tabutu geçti demin .(A. Mahir Pekşen)&lt;br /&gt;Ayakta ölmek diz üstü yaşamaktan evladır. (Franklin D. Roosevelt)&lt;br /&gt;O 'nu tanıyan ve itaat eden zindanda dahi olsa bahtiyardır. O'nu unutan saraylarda da olsa zindandadır. Bedbahttır. (Bediüzzaman)&lt;br /&gt;Düşmanımın düşmanı düşman kaldıkça dosttur. Düşmanımın dostu dost kaldıkça düşmandır. (Bediüzzaman)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-5627368825677870414?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/5627368825677870414/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=5627368825677870414' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/5627368825677870414'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/5627368825677870414'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/04/tarihi-szler.html' title='Tarihi Sözler'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-6590057276136543158</id><published>2008-04-25T14:22:00.000-07:00</published><updated>2008-04-25T14:23:27.082-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çeşitli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güzel sözler'/><title type='text'>Tarihten Alacağımız Dersler Vardır.</title><content type='html'>Bunları Biliyormusunuz? &lt;br /&gt;Çağdaşlaşma Yolunda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;l930'lu yılların Türkiyesi'nin Urla gibi bir Ege şehrinde dahi açlıktan insanların öldüğünü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortalama bir memurun aylık maaşının 50 lira olduğu bu dönemde, çağdaşlaşma yolunda(!) 75 000 lira gibi büyük paranlar ödeyerek heykel yaptırdığımızı (1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinizi Türklere Emanet Edin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin gelişme yolu üzerinde direnmiş ve Türk orduları ile savaşa tutuşmuş olmasından dolay Katolik Avrupa tarafından kendisine "Hıristiyanlığın şövalyesi" ünvanı verilen Boğdan Beyi Büyük Stefan'ın ölüm döşeğin de, evlatlarına gayet ibretli bir şekilde:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Belki de yakında himayeye muhtaç olacaksınız Asla Rus'a yanaşmayın. Haindir, sizi yok eder. Fakat kendinizi Türklere emanet edin. Adil ve merhametlidirler" diyerek nasihat ettiğini …(2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Talan Edilen Mirasımız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şanlı Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazinin mübarek anası Hayme Hatunun Domaniç’teki türbesini ulu hakan Abdülhamid Han'ın, ecdadına hürmetinin ifadesi olarak büyük bir itina ile tamir ettirip pencerelerini atlas perdelerle kaplattırdığını ve zeminini de Hereke dokuması muhteşem bir halı ile, döşettiğini . . .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonraları iş başına gelen Halk Partisi döneminde ise o muhteşem halının türbeden gasp edilerek, partinin İnegöl ilçe yöneticilerinin kapılarına paspas yapıldığını ve atlas perdelerinin de kaymakamlık binasında kullanıldığını... (3)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ecdadımızın Silinmez İzleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1976 yılında Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde, deniz suyunu tatlı suya çeviren bir tesisin açılışından sonra meslektaşları ile sohbete girişen dönemin Türkiye Büyükelçisi Necdet Özmen'in bir ara söze: "Bu Suudi Arabistan'ın ilk tuzdan arıtma tesisidir" diye başlaması üzerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransız Büyükelçisinin hayretler içinde kalarak:"No... Sör... Bu Suudi Arabistan'ın ilk tuzdan arıtma tesisi değildir. İlki Osmanlılar'ın 1800.lü yılların sonunda yaptığıdır" diyerek ecdadımızın eşsiz mirasından habersiz yaşayan elçimizi mahcup ettiğini ,,(4)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitmeyen Osmanlı Sevgisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balkanlar'dan Orta Doğu'ya kadar büyük bir coğrafyanın 1. Cihan Savaşından sonra elimizden çıkmasına rağmen, o topraklarda yaşayan halkın hala büyük bir hasretle "Osmanlı, Osmanlı " diye sayıkladığını ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Budapeşte'den gelen bir yazarımıza bir Boşnak,ın'. "Madem ki İstanbul'a gidiyorsun Allah aşkına o şehrin toprağını benim için öp Allah benim canımı İstanbul'u görmeden . alması!" dediğini Trablusgarp'daki ihtiyar Cezayirlilerin , boyunlarına muska diye Osmanlı parası taktıklarını…(5) Biliyor muydunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa'da Akıncı Korkusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1534 yılında Viyana'daki St. Stephen Katedrali'nde. Osmanlı akıncılarının yaklaştığını görüp çan çalarak haber vermekle vazifeli bir memuriyetin ihdas edildiğini ve bu memuriyetin ancak 1956 yılında, Viyana Belediye Meclisince. Artık bir Osmanlı tehlikesi kalmadığından, bu vazifenin lüzumu yoktur" diye bir karar alınarak iptal edildiğini...(6)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cennette Yer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı Devleti'nin zirvelerde şahlandığı, akıncılarının Avrupa içlerinde at oynattığı bir dönemde. kilisede bir papazın vaaz verirken"Dünya hakimiyetinin Türklere fakat Cennet'in de kendilerine ait olduğunu... " söylemesi üzerine. bu taksime aklı yatmayan cemaatten bazılarının büyük bir ümitsizlik içinde: "Dünyada bizi yurtlarımızdan çıkaran Türkler hiç Cennet'te yer bırakırlar mı?" dediklerini...(7)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batışın Remzi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yükseliş dönemimizin ruhunu yansıtan mütevazı Topkapı Sarayına karşılık, yıkılışımızı remzeden Varsay taklidi Dolmabahçe Sarayının Avrupa'dan borç alınan para ile, 9 ton altın ve 41 ton gümüş kullanılarak inşa edildiğini... (8)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şefzade'nin Dolmabahçe Sefası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemde, oğlu Ömer İnönü nün gerek talebelik gerekse daha sonraki yıllarda koskoca Dolmabahçe Sarayını ikametgah olarak kullanıp, yattığı bir oda için bütün sarayın kaloriferlerini yaktırdığın ve ayrıca bu şefzadenin sarayda kadınlı kızlı gece alemleri düzenlediğini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu olanların dönemin Millet Meclisinde ciddi tartışmalara yol açtığını ve o gün mecliste bulunan baba İnönü nün kulaklığı takılı olduğu halde müzakereleri işitmemezlikten geldiğini (9)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağaca Asılan Zekat Parası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir Müslümanın. günlerce dolaşıp yıllık zekatını verebileceği fakir birini arayıp bulamadığını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine zekatının tutarı olan parayı bir keseye koyarak Cağaloğlu'ndaki bir ağaca asıp, üzerine de:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Müslüman kardeşim, bütün aramalarıma rağmen memleketimizde zekatımı verecek kimse bulamadım. Eğer muhtaç isen hiç tereddüt etmeden bunu al" diye yazdığını..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu kesenin üç ay kadar o ağaçta asılı kaldığını (10)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nebiler Sultanı nın Güzellikleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk bahçesinin yanık bülbülü Hazreti Mevlana'nın, Peygamberimiz'in (sav) üstün vasıflarıyla alakalı olarak: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nebiler Sultanı'nın (sav) vasıflarının şerhini. eğer ben devamlı, durmadan söylesem, yüzlerce kıyamet geçer de o yine bitmez. " dediğini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahabi efendilerimizden Amr bin As'ın (ra): "Benim gözümde Resulullah'dan (sav)daha sevgili, benim gözümde Ondan daha büyük bir kimse yoktur. Ne var ki, Ona olan tazimimden gözüm doya doya Ona bakamıyordu " dediğini. . .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmam Kurtubi'nin de "Nebiler Nebisi'nin (sav) güzellikleri bize tamamıyla gösterilmemiştir. Gösterilmiş olsaydı, gözlerimiz Ona bakmaya takat getiremezdi " diyerek İki Cihan Saadet Güneş’inin güzelliklerini bir nebzecik olsun anlatmaya çalıştıklarını..(11)Biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı Arması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhum Necip Fazıl Kısakürek in 1954 lü yıllarda çıkardığı Büyük Doğu mecmuasının bir sayısının kapağında, Osmanlı arması işlemeli sanat eseri bir kumaş resmini yayınlayınca, "padişahlık propagandası yapmak " gibi saçma bir gerekçe ile derginin o sayısının toplatıldığını ve kendisinin de suçlanarak mahkemeye sevkedildiğini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip Fazıl'ın mahkemede kendisini suçlayan savcıya gayet ibretli bir şekilde:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde adalet işlerine bakılan bu binanın tepesinde aynı Osmanlı arması var Siz de mi padişahlık propagandası yapıyorsunuz?" diye haykırdığını (12) Biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pasaport Farkı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şanlı Osmanlı Devleti'nin yıkılmasından sonra, son derece üzgün ihtiyar bir Ürdünlünün, elindeki yeni Ürdün pasaportuyla İsviçre sefaretine giderek: "Herkes bu pasaportla alay ediyor Eskiden Osmanlı pasaportum varken selam dururlardı. Ben Osmanlı teb'asıyım ne olur bunu değiştirin" diye sefaret yetkililerine yalvardığını… (13)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Köşesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet i Aliye yi Osmaniye'nin üç kıtada at oynatıp buyruk yürüttüğü ihtişamlı dönemlerinde, Avrupa'da Türk hayat tarzı ve modasının çok tesirli hale geldiğini Evlerinde Türk köşesi bulundurmayan sosyete mensuplarının ayıplandığını (14)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reformun Böylesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0 zamana kadar sadece batılıların kendi aralarında düzenledikleri balolara, yanlış batılılaşma hareketinin bir parçası olarak Türk devlet adamları da katılınca 11829), baloda bulunan bir Fransız kadının oldukça doğru bir teşhiste bulunarak Türkler reforma, bitirmeleri gereken yerden başladılar dediğini ...(15)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci Dünya Savaşının Vahşet Yılları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci Dünya savaşı sıralarında Musul'da halkın açlıktan perişan durumlara düşüp hergün sokaklarda kadın-erkek çocuk-ihtiyar birçok insanın inleye inleye ölüme gittiklerini ve buna bir çare bulunamadığını…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açlıktan ölen bu zavallı çocukların etlerini kasap dükkanlarında koyun ve kuzu eti diye satan veya aşçı dükkanlarında pişirip halka yedirme vahşetini gösteren on-oniki kişinin idam edildiğini . (16)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Yardımı (!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Truman doktrini çerçevesinde Amerika Birleşik Devletleri'nden aldığımız 69 milyon dolar askeri yardım ile elde edilen askeri techizatın bakımı için ABD'ye her yıl 400 milyon dolarlık bakım ve ithalat parası harcaması yaparak ne kadar karlı bir anlaşma (!) yaptığımızı (17)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayal Müessesesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teb'asını "Emanetullah" olarak gören Osmanlı Devleti'nde, akıl hastalarına bimarhanelerde son derece şefkatle muamele edilip ceviz karyolalarda, ipekli çamaşır ve çarşaflarda yatırılıp musiki ile tedavi edildiğini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı dönemde Avrupa'da ise, akıl hastalarının ruhuna şeytan girmiş denilerek diri diri yakıldığını. . (18/a)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'daki bimarhaneleri giren Mongeri Pere'nin: "Burası Avrupa'nın asırlar sonra tahayyül edeceği bir hayal müessesidir dediğini ve Osmanlı'nın uyguladığı bu musiki ile tedavi metodunun ABD'de ancak 1956 yılında uygulamaya geçebildiğini (18/b&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü Dünyanın Kobayları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batıda ilaç üretmekle ilgili yönetmeliklerin son derece ağır olup, bir ilacın piyasaya çıkarılmadan önce kobaylar üzerinde yeterince deneme yapılması gerektiğini ve bunun ise uzun ve pahalı bir süreç olduğunu .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna çare bulan batılı hümanistlerin(!), yeni geliştirdikleri denenmemiş ilaçları üçüncü dünya ülkelerine pazarlayarak hem para kazanıp, hem de milyonlarca gönüllü kobay üzerin de ilaçlarını denediklerini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlaç iyi çıktığı takdirde mallarını batıda pazarladıklarını, kötü çıktığında ise foyası çıkana kadar üçüncü dünya ülkelerine satmaya devam ettiklerini . . (19)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçi Yivli Toplar ve Ecdadımızın Sızlayan Kemikleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yavuz Sultan Selim Han'ın Ridaniye Savaşı'nda, ileri görüşlü babası Sultan II Bayezid' ın icadı olan "içi yivli topları kullanarak büyük başarılar elde ettiğini..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ise bizlerin hala II Bayezid'in bu büyük icadını tarih kitaplarımızda: "Yivli top 1868 de Almanlar tarafından icad edildi" diye okutma gafletini göstererek ecdadımızın kemiklerini sızlattığımızı.. (20)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanzimat Dönemi Ordusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II Mahmut döneminde Osmanlı ordusunun modernleştirilmesi için danışmanlıkta bulunan Alman komutanı Helmuth von Moltke'nin Tanzimat dönemi ordusunun halini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu ordu: kaputları Rus, talimatnameleri Fransız, tüfekleri Belçika, sarıkları Türk, eğerleri Macar, kılıçları İngiliz ve öğretmenleri her milletten, Avrupa sisteminde bir ordudur" diyerek tarif ettiğini .(21)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bediüzzaman,ın Rızık Hususundaki Hassasiyeti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin 1924 yılı yazında Van'daki Erek dağına çıkarak bütün vaktini tesbihat ve münacat ile geçirdiği günlerde, yanında bulunan talebelerinin dağlardaki yaban elmalarını koparıp yemek istemeleri üzerine Üstad'ın onlara izin vermeyip&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bizim hissemiz bağlar ve bahçedekilerdir Bizim rızkımızı Cenab-ı Hakk oralarda tayin etmiştir. Bu yabani meyveler yabani hayvanların rızkıdır. Onların kısmetine dokunmamamız gerekir" dediğini… (22)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milletlere Göre Fiyat Farkı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı'nın son döneminde (1850) İstanbul'da uzun yıllar kalmış bir batılı tarihçi olan M A Ubicini'nin şehirde yaşayan değişik milletlerin karakter yapılarını öğrendikten sonra, hatıralarında:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir kaide olarak, Ermeni ye istediği paranın yarısını, Ruma üçte birini, Yahudi ye dörtte birini veriniz. Fakat bir Müslümanla alışveriş ettiğiniz zaman istediği fiyattan emin olunuz ve istediğini veriniz"diye yazdığını… (23)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batıda ve Osmanlı'da Yalan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1717 - 1718 yılları arasında İstanbul' da İngiliz elçiliği yapan G.Montagu nun hanımı Lady Montagu nun Osmanlı toplumundaki ticaret ahlakı ile alakalı hatıraların da, oldukça enteresan bir şekilde:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İngiltere'de yalancılar yaptıklarıyla öğünürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada ise (Osmanlı'da) yalan söylediğinden emin olunduğu zaman yalancının alnına kızgın demir basılıyor. Bu kanun eğer bizde uygulanırsa ne kadar güzel yüzün bozulduğu, ne kadar kibar sınıfına mensup kişilerin kaşlarına kadar inen peruklarla dolaşmaya mecbur kaldıkları görülür. diye yazdığını… (24)Biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marks'ın Hayranlığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeyh Şamil liderliğindeki Kafkas halkının, istilacı Ruslara karşı olan istiklal savaşlarında göstermiş oldukları büyük direniş karşısında Karl Marks' ın:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hürriyetin nasıl elde edilmesi lazım geldiğini Kafkasya dağlılarından ibretle öğreniniz. Hür yaşamak isteyenlerin nelere muktedir olduğunu görünüz. Milletler, onlardan ders alınız. .. " diyerek hayranlığını itiraf etmek zorunda kaldığını... (25)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı Devleti'nde ağaçlara çok kıymet verilip koruma altına alındığını . . . Sultan ll. Abdülhamid devrinde, Belgrad ormanlarına zarar verip ormanı tahrip ettikleri için bir köyün kitle halinde sürgün edildiğini. . .(26)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci Dünya Harbi sonlarında yapılan lise mezunlarının olgunluk imtihanlarında sorulan "Ormanlar ve Ormanların faydaları" isimli kompozisyon sualine talebelerim bazılarının enteresan bir şekilde:"Türkiyemiz ormanlık bir ülkeydi, fakat o zalim padişahlar, yurdumuzu ormansız bıraktılar , gibi cevaplar verdiklerini . . .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebep olarak da; bu zavallı öğrencilerin öylesine bir kin terbiyesi içinde yetiştirilerek Osmanlı'yı kötülemeye öylesine alıştırıldıklarını ve böylece eğer bir fırsatını bulup da padişahlara hakaret ederlerse iyi not alacaklarına inandıklarından dolayı böyle cevaplar verdiklerini... (27)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ecdad Nesline Hürmet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhum Adnan Menderes'in, İstanbul'un imarı faaliyetlerinin başlatıldığı l950'li yılların birinde, gece yarısı cennetmekan Sultan Abdülhamid Han'ın muhterem kerimeleri Ayşe Osmanoğlu ile annesi Müşfika Kadınefendi'nin kaldığı evin kapısını çalarak gizlice içeri girip her ikisinin de ellerini öptükten sonra :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Siz bize veli nimetlerimizin emanetlerisiniz. Fakat maalesef sizlerle bugüne kadar alakadar olamadım. Çok özür dilerim Çevremiz böyle tavırları hazmedemeyecek insanlarla dolu!... " dediğini... Daha sonra da, Osmanlı'nın bu aziz analarına, kimseye muhtaç olmamaları için, içinde 10.000 lira bulunan bir zarf bırakıp ayrıca tahsisat-ı mestureden (örtülü ödenek) maaş bağladığını ve 2 7 Mayıs'da bu paranın kesildiğini... (28)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamber Evine Benzeyen Ev&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönüller sultanı Mevlana Hazretleri'nin hizmetçisine: Bu gün evimizde yiyip içecek birşey var mı?" diye sorup, hizmetçisinin de "Hayır hiç birşey yok" diye cevap vermesi üzerine sevince garkolup ellerini Yüce Dergah'a açarak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Allahım, sana şükürler olsun ki, evimiz bugün Peygamber evine benziyor" diye Muhammed Mustafa'nın(sav) yolunun tozu olduğunu gösterdiğini,,. (29)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşsiz Misafirperverlik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa'ya tanıtmış olmakla meşhur Comte de Marsigli'nin, Türk toplumunun misafirperverliği ile alakalı olarak :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Türkler hiçbir din farkı gözetmeksizin bütün yabancılara karşı son derece misafirperverdirler. Ana yollar civarındaki köylerde oturanlardan hali vakti yerinde olanlar öyleden evvel ve akşamüstü gezintiye çıkıp yolcu bulmaya çalışırlar. Eğer bulacak olurlarsa evlerine davet ederler ve hatta çok defa misafirin hangi evde ağırlanacağını tayin ederken kavgaya bile tutuşurlar." dediğini (30)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vahşetin Böylesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1096 yılında Haçlıların Kudüs'e girerek 40. 000 Müslümanı kılıçtan geçirdikten sonra Gödofroi dö Buygom' un Papa II Urban' a yazdığı mektupta:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;`Kudüs'te bulunan bütün Müslümanları katlettik, malumunuz olsun ki, Süleyman Mabedi'nde atlarımızın diz kapaklarına kadar Müslüman kanına batmış olarak yürüyoruz. " diyerek barbarlıklarını belgelediklerini...(31)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlığın En Muhteşem Harikası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı içtimai yapısı üzerine uzman olan Erlanyen Üniversitesi profesörlerinden Hutterrohta :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Osmanlı Devleti, geniş topraklarını ve üzerindeki çeşitli kavimleri, Topkapı Sarayı'ndan mükemmel bir şekilde idare ediyordu. O saray da batıdaki en mütevazi bir derebeyinin sarayı kadar bile büyük değildi. Bu nasıl oluyordu?" diye sorulduğunda, Profesör Hutterroht'un:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sırrını çözebilmiş değilim. 16. asırda Filistin'in sosyal yapısı üzerinde çalışırken öyle kayıtlar gördüm ki hayretler içinde kaldım. Osmanlı, üç yıl sonra bir köyden geçecek askeri birliğin öyle yemeğinden sonra yiyeceği üzümün nereden geleceğini planlamıştı. Herhalde Osmanlı, devlet olarak insanlığın en muhteşem harikasıdır" diye cevap verdiğini. . .(32)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enderun Okulu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç kıtada altı asırlık bir hükümranlık şanlı ecdadımızın devlet ve medeniyet mirasının sırlarının bulunduğu ve dünyanın en büyük arşivi olan Osmanlı Arşivi'ni, bizler doğru dürüst incelememişken, bine yakın Amerikalı ile yüze yakın İsrailli tarihçinin yıllarca didik didik ettiğini. .. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ABD'de sadece "Enderun okulu" hakkında hazırlanan uzman eserlerin ve doktora tezlerinin sayısının 350 tane olduğunu. . .(33)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ziya Gökalp'in Ölümü &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçülük fikrinin ünlü simalarından biri olan Ziya Gökalp'in hayatının son anlarında Fransız hastanesinde yatarken ebedi aleme intikal etmeden bir gece önce, mukaddesata galiz küfürler ederek başını duvarlara vura vura öldüğünü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cesedinin de hastane morgunda Hıristiyan geleneklerine göre muamele yapılarak kaldırıldığını... (34)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözünün Eri Olmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Akif Ersoy'un sözünün eri bir insan olduğunu ve söz verdiği şeyi yerine getirmek için ölümden başka hiçbir şeyin onu engellemediğini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Vaniköy'de oturan bir ahbabı ile öyleden bir saat önce buluşmak için sözleştiklerinde, o gün yağmurlu, fırtınalı bir gün olup her tarafı sel bastığı halde Mehmet Akif' in binbir zorlukla sırılsıklam vaziyette söz verdiği yere vaktinde geldiğini, fakat arkadaşının gelmemesi üzerine çekip gittiğini... Ertesi gün. özür dilemek için gelen arkadaşını dinlemeyip: "Bir söz ya ölüm veya ona yakın bir felaketle yerine getirilmezse mazur görülebilir" diyerek tam altı ay o arkadaşıyla konuşmadığını... (35) Biliyor muydunuz.?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılca Buğdayı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD'nin 1890 yılına kadar bizim Tuna boylarımızda yetişen "kızılca" ismi verilen buğdayımızı ithal ederek tohumluk olarak kullandığını ve bununla halkını beslediğini. .. (36)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Yanlışın izahı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Padişahların, Osmanlı topraklarındaki muhtelif yerleri devletin ileri gelenlerine: "Sana orayı , bahşettim " demesinin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Verilen yeri imar et!' manasına geldiğini ve bu varlıklı Osmanlı paşalarının, o toprakların mamure haline gelmesi uğrunda servetlerini tükettiklerini . . . (37)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakiki Nişan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırım Savaşı'ndaki büyük hizmetlerinden dolayı Fransız hükümetince kendisine nişan verilen Deli Hasan Ağa'nın bu nişanı takmadığını farkeden Fuat Paşa'nın ona takmama sebebini sorması üzerine:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Paşam, benim vücudumda harpte kazandığım yedi nişan(yara izi) var. Onlar varken elin Frenk'inin nişanını ben ne yapayım!" diye cevap verdiğini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancı Gözüyle Lozan ve Neticesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1922-1923 yılları arasında Sovyetler Birliği'nin Türkiye büyükelçisi olarak Ankara'da bulunan S. İ. Aralov'un, Lozan Konferansı' nın sonuçları ile alakalı olarak yazmış olduğu hatıratında :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"... İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon, eskiden Türkiye'nin olan Musul'u ve daha başka yerleri Türkiye'den koparmayı, Yunanlıların yakıp yıktığı şehir, kasaba ve köyler için Yunanlılara tamirat parası verdirmemeyi ve Boğazlar meselesinde İngiliz planını gerçekleştirmeyi başardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'nin Musul'u bırakması ve tamirat parasından vazgeçmesi karşılığı olarak kendisine küçücük Karaağaç bölgesinin verilmesiyle yetindi Bundan başka batılı devletler , Türkiye'yi, Osmanlı Devleti'nin batılı kapitalistlere olan borçlarının, Osmanlı Devleti'nden ayrılan ülkeler arasında bölünüşünden sonra, payına düşen bölümünü 20 yıl içinde ödemeye ikna ettiler" diye yazdığını...(39)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acı İtiraf&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lozan Konferansına İsmet İnönü ile birlikte katılarak Türkiye aleyhine birçok entrikalar çeviren Hahambaşı Hayim Naum’un,daha sonraları hükümet erkanı ile araları çok iyi olmasına rağmen: Bu memlekete bu millete çok kötülük ettim, artık aralarında yaşayamam diyerek pişmanlık içinde Mısıra gittiğini...(40)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehterin Büyüleyici Tesiri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı musiki şaheserlerini yazmış olan Mozart,Bizet gibi büyük bestekarların mehter musikisinin büyüleyici tesiri altında kalarak,Türk tarzında Alla Turca denilen kısımlarını yazdıklarını....(41)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiyede Türk Müziği Yasağı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek parti iktidarı döneminde,devletin açmış olduğu müzik okullarının bir tanesinde,öğrencilerden bazılarının ders arasında kendi öz müziği olan Türk müziği çalmaya teşebbüs ettikleri için yabancı uzman Herr Zuckmayer tarafından okuldan atıldıklarını....(42)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senfoni Zulmü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1930lu yılların birinde Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının,Anadoluyu tenviretmek için çıktığı turnenin Sivas durağında,bir konser verdikten sonra gazetecinin birinin konseri izleyen bir vatandaşa: Konseri nasıl buldunuz? diye sorması üzerine zavallı adamcağızın, sağına soluna ürkekçe bir göz attıktan sonra gazetecinin kulağına: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valla beyefendi,Sivas,Sivas olalı,Timurdan beri böyle zulüm görmedi! diye cevap verdiğini....(43)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim Dinazorlarımız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim ülkemizde çağdaşlık ve bilimsellik(!)adına başörtülü öğrencilerin üniversitelere sokulmayıp,İmam Hatip Okulu öğrencilerinin varlığından ve devletin diğer okullarından daha başarılı olmasında rahatsızlık duyulduğu halde,dünyanın süper gücü sayılan ABD nin en iyi üniversitelerinden biri olan Massachussets Institute of Technology(M.I.T.)nin öğrenci yönetmenliğinde:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dini inançların gereğini yerine getirmekten dolayı bir derse veya imtihana giremeyen öğrenciye telafi imkanı tanınır....diye hüküm bulunduğunu ve bu hususlarda alabildiğine müsamahalı davranıldığını....(44)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlahi İkaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci Dünya Savaşı sırasında Dördüncü Ordu karargahında Mekke ve Medine yi kurtarmak için Hicaz Seferi Kuvveti hazırlanması meselesi görüşülürken,Harbiye Nazırı Enver Paşa nın bu iş için Mustafa Kemali atadığını ve bunun üzerine Mustafa Kemal in:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değil Hicaza asker sevketmek,hatta oradaki askerleri de geri almak ve kuvvetleri verimsiz yönlere dağıtmamak gerek diyerek görüşünü belirttiğini ve sonunda M. Kemal in bu görüşünün kabul edilerek Medinenin boşaltılmasına karar verildiğini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam bu sırada ışıkların aniden sönerek ortalığın zifiri bir karanlığa bürünmesi üzerine bunu İlahi bir İkaz kabul eden Cemal Paşa nın birden ürperip sarsıldığını ve daha sonra Hicazın boşaltılmasından vazgeçilerek Fahreddin Paşa nın Medine ye gönderildiğini....(45)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medine Muhafızı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı'nın edeple taçlaşmış iman anlayışının gereği olan Hazreti Peygamberi'nin(sav) şehrini bir valinin adının altına sokamayacağı saygı ve edebi ile, oraya göndereceği idareciyi `Vali " yerine "Medine Muhafızı " diye isimlendirme hassasiyetini gösterdiğini . . . (46)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın ilk Toplu Sözleşmesi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada ilk toplu sözleşmenin Osmanlı Devleti tarafından gerçekleştirildiğini. Kütahya Vahid Paşa kütüphanesinde bulunan şeriye Mahkemesi sicilinin 57'ci sayfasında kayıtlı belgeye göre, yeryüzündeki bu ilk sözleşme Kadı Ahmed Efendinin tasdiki ile 24 işyeri ile işçileri arasında imzalandığını .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözleşmeye göre, "Kalfaların, yardımcıların, ustaların ve vasıfsız işçilerin yevmiyeleri"nin tesbit edilip, her gün belli sayıdaki fincan imali karşılığı alacakları ücretlerin tesbit edildiğini...(47)Biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanl Topçuluğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanuni Sultan Süleyman devrinde yıllarca İstanbul'da kalan ve yazmış olduğu eserini en büyük Hıristiyan hükümdarı II Filib'e takdim eden İspanyol yazar Cristobol de Villalon'un, dönemin Osmanlı topçuluğu hakkında:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dünyada hiçbir devletin,Türk topçusu ile mukayese edilebilecek topçusu yoktur. İstanbul'da eski model olduğu için kullanılmayıp süs diye surlara konan topları inceledim Bunlar bile İspanya ordusundaki toplardan çok daha kaliteli idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tophane sırtlarında çaptan düşmüş diye yığılan 40 kadar topu hayretle seyrettim. Bunları alıp topçu kuvveti oluşturmak istemeyecek hiçbir Avrupa devleti bilmiyorum dediğini . . . (48)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En Mütekamil ikmal Teşkilatı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kore Savaşı sırasında bir Amerikan bataryasının isabet alıp parçalanmasından sonra, dört dakika gibi kısa bir süre içinde Amerikalıların bataryayı tekrar kurup ateşe başladıklarını ve bu çok süratli ikmal karşısında Türk binbaşısının hayretler içinde kaldığını gören Amerikalı generalin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Biz bu sistemi kurmadan önce bütün dünya ikmal teşkilatlarını etüd ettik. En mütekamil olanının Osmanlıların ki olduğunu görerek onu kabul ettik. Bu, sizden gelme bir usulün günümüze tatbikinden başka birşey değildir." dediğini, . .(49)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözyaşı Medeniyeti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam'ın ilk dönem zahidlerinin en belirgin niteliklerini Allah korkusunun tesiri ile çok ağlamaları, çok mahzun olmaları ve dünyaya hiç değer vermemeleri olduğunu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlardan Veysel Karani'nin Allah'tan korktuğu ve utandığı için başını hiç semaya kaldırmayıp, daima çenesi göğsün de bitişik gezdiğini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ümmetin Rahibi" diye tanınan Amir bin Abdullah ın çok ağlayıp geceleri ayakları şişecek kadar ibadet ettiğini..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dünyayı üç talakla boşadım, ricat yok" diyen ve ruhbanlar gibi ibadet ettiği için "Gulam" adını alan Utbe bin Eban'ın çok ağlayan bir zahid olduğunu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zühdüne sevgi ve aşk hakim olan Rabiatü'l Adeviyye nin secde de başını koyduğu yeri çamur edecek kadar gözyaşlarını ceyhun ettiğini... (50)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir yanlışlık gördüğünüz zaman lütfen uyarınız. Şimdiden teşekkürler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşüncelerinizi Yazabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-6590057276136543158?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/6590057276136543158/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=6590057276136543158' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/6590057276136543158'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/6590057276136543158'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/04/tarihten-alacamz-dersler-vardr.html' title='Tarihten Alacağımız Dersler Vardır.'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-724685809724614174</id><published>2008-04-25T14:21:00.001-07:00</published><updated>2008-04-25T14:21:42.596-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyun hileleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çeşitli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyunlar'/><title type='text'>Larry 7 de ipuçları</title><content type='html'>Related Links: Leisure Suit Larry 7, Tips and Tricks.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;People might find it a bit hard to win Strip Liar's Poker with Dewmi. Well, pressing Ctrl-C helps quite a bit, as now you can see her dice. Then, always count the highest quantity of dice of one particular number you have (ie, 3 6's, or 2 bullseyes) Then, just bet that, and most of the time, she will overbet the next time, so you can challenge. Just remember, see what she bets, and see if it's true. (If she bets 2 5's, and there's only 1 between the both of you, challenge her!) That, and saving and restoring will help you win. E-Mail me if you need further assistance on this, it took me a long time to learn, but I'm pretty much a master at it now.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;As soon as you win Strip Liar's Dice, press Ctrl-P to enter pyschadelic mode.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;At any time during the game, press Ctrl-P twice to enter pyschadelic mode.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Are you up for the REAL Leisure Suit Larry 7 challenge? If you think you can handle it, place a file in the LSL7 game directory named "GET_HARD" (can be anything, a blank text file will work). This will supposedly make the game significantly harder. When talking to characters in the game, you'll have to come up with some of the topics to discuss, using the "Other" button. Since most of the puzzles clues are embedded in discussions with specific characters, you'll have to find the character and come up with the topic to discuss. If this is too much for you, just delete the "GET_HARD" file and restore a saved game and it will return to normal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;When you meet Peggy, the foul-mouthed deckhand, click on her chest. Then, select "look". You'll hear a strange outtake-like narration.&lt;br /&gt;Check out Al Lowe tanning, on the clothing optional pool, on the far left side of the screen.&lt;br /&gt;Get the latest patches for LSL7 at Sierra's support center.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Want to see all the movies (including the dirty ending movie without getting all the dildos and such?)?  Well, use this little technique to achieve it.   Remember!  Backup your files!  And only do this if you're sure about you're doing.  You could always reinstall without losing anything, but I felt I had to say that.  Don't sue me if you accidently delete your system files.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Make a directory, example C:\movie&lt;br /&gt;2. Edit resourse.win (If you're playing the Windows version) or resourse.cfg (If you're playing the DOS version) You can use Notepad.  Find the line that sets the movie path. (It's "movieDir=...")  Change it to movieDir=C:\movie&lt;br /&gt;3. Copy D:\movie\*.* (or whatever your CD drive is) to C:\movie\*.*&lt;br /&gt;4. Rename 12.vmd to 012.vmd. Rename 13.vmd to 12.vmd&lt;br /&gt;5. Win the game.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This configuration has you copying over the clean ending, but if for some reson you want to chage it back you don't have to&lt;br /&gt;copy it off the CD.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;You can also do this to the other movies. Here's the list:&lt;br /&gt;10.vmd Orgasmic Halucination&lt;br /&gt;11.vmd Model Larry&lt;br /&gt;12.vmd Clean Ending&lt;br /&gt;13.vmd Dirty Ending&lt;br /&gt;14.vmd Larry Goes to the Opera&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This is useful for seeing the dirty ending faster.  You can copy the dirty ending over the...say, Model Larry.  Rename 11.vmd to 011.vmd, and 13.vmd to 11.vmd.  Then, go to the fashion show, and you'll see the dirty ending.   Switch and mix at will.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-724685809724614174?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/724685809724614174/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=724685809724614174' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/724685809724614174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/724685809724614174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/04/larry-7-de-ipular.html' title='Larry 7 de ipuçları'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-8175668771548395130</id><published>2008-04-25T14:20:00.003-07:00</published><updated>2008-04-25T14:20:56.593-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyun hileleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çeşitli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyunlar'/><title type='text'>Larry 7 oyununda eşyaların listesi</title><content type='html'>Related Links: Leisure Suit Larry 7, Object List.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lil' Hair Weave Kit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"La Costa Lotta thoughtfully provides one of these complimentary 'Lil' Hair Weave Kits' to every guest's room."&lt;br /&gt;Use-To open and get needle&lt;br /&gt;Where Found-Shamara's Room&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Vice Grips&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"They're 'Vice' Grips TM, and believe you me, the things Shamara did to you with them definately fall under the heading of 'Vice.'"&lt;br /&gt;Use-To bend needle&lt;br /&gt;Where Found-Shamara's Room&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Needle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"It's a steel needle from your La Costa Lotta complimentary Lil' Hair Weave Kit."&lt;br /&gt;Use-To bend&lt;br /&gt;Where Found-Lil' Hair Weave Kit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bent Needle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"You did a fine job of bending this steel needle into an attractive zigzag.  Especially considering you were working with your toes!"&lt;br /&gt;Use-To unlock handcuffs&lt;br /&gt;Where Found-Lil' Hair Weave Kit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Your Cabin Keycard&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Your keycard has an all-important magnetic stripe on the back so it may be used for shipboard purchases and even to unlock your cabin door."&lt;br /&gt;Use-To unlock your cabin; to serve as photo i.d.&lt;br /&gt;Where Found-Peter the Purser&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Ship's Map&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Use-To navigate the ship&lt;br /&gt;Where Found-Peter the Purser&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;TMT Scorecard&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Use-To keep track of events; scoring&lt;br /&gt;Where Found-Proud Lil' Seaman Lounge&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Firehose&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Your hose is long and thick. (Larry): I wish I had a dollar for every time I've heard that! You'd still be broke!"&lt;br /&gt;Use-In your cabin to hook up toilet and water pipe&lt;br /&gt;Where Found-Promenade Deck&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Kumquats&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"While it may appear to you to be merely a small, orange-yellow citrus fruit, with a name like 'kumquat' it's gotta be good!"&lt;br /&gt;Use-Used in quiche recipe&lt;br /&gt;Where Found-Fo'c's'le&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Mucilage&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Wasn't it Aristotle who said, 'Give me a big enough bottle of mucilage and I'll stick it to the whole world!'?"&lt;br /&gt;Use-Used to paste photo to keycard&lt;br /&gt;Where Found-Library&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Silicone Lubricant&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Your favorite brand of silicone lubricant is 'Greased Pig' Brand."&lt;br /&gt;Use-To replace with deodorant in the Juggs dressing room&lt;br /&gt;Where Found-Your Cabin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Toilet Paper&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"The ship's toilet paper is a rough as a cob!"&lt;br /&gt;Use-To shave the souvenir dice&lt;br /&gt;Where Found-Your Cabin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;"The Erotic Adventures of Hercules"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"It's 'The Erotic Adventures of Hercules,' soon to be a major motion picture starring Troy McClure.  Every page smolders with intense passion, engulfing the reader in depradations of wicked lust.  At least, that's what it says on the back cover."&lt;br /&gt;Use-Used to make Victorian loose&lt;br /&gt;Where Found-Clothing Optional Pool&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; "Prudish and Proud"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"'Prudish and Proud: The Gripping Saga of Three Demure Librarians who Resist the Temptations of the Flesh and Affirm Their Commitment to Moral Principles.  #126 in a series of 200.'  Sounds right up your alley, Larry."&lt;br /&gt;Use-To get the cover off; put "Erotic..." on&lt;br /&gt;Where Found-Library&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; "Prudish and Proud" Sans Jacket&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"This is Victorian's book just the way you'd like to see her.  Without cover."&lt;br /&gt;Use-No use&lt;br /&gt;Where Found-Anywhere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;"Prudish and Proud" Book Jacket&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"It's the dust jacket from 'Prudish and Proud.'"&lt;br /&gt;Use-Used on "Erotic..." and given to Victorian&lt;br /&gt;Where Found-Anywhere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; "Erotic" Book in "Prudish" Jacket&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"On the outside, it's the story of principled women who avoid temptation through abstinence and willpower, but on the inside, it's nothing but sin, sin, sin!" Use-Placed on Victorian's book stacks&lt;br /&gt;Where Found-Library&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Souvenir Dice&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"This pair of white plastic dice is just like the ones used in casinos, except for a few little specks of glue."&lt;br /&gt;Use-To get shaved and win at craps&lt;br /&gt;Where Found-Sculpture Garden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Shaved Dice&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"This pair of white plastic dice is just like the ones in casinos, except some fool has sanded them down so they can't lose. (Larry): Hey! Oh.  Was that you?"&lt;br /&gt;Use-To win at craps tournament&lt;br /&gt;Where Found-Anywhere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Screwdriver&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"That's certainly an unimpressive tool. (Larry): I wish I had a dollar for every time I've heard that!"&lt;br /&gt;Use-To unscrew the cover to the PA system and sails, and also to unscrew the grate in Xqwzts's room&lt;br /&gt;Where Found-Sculpture Garden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; KZ Sexual Lubricant&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"The label on the KZ Brand Sexual Lubricant (and Roulette Wheel Polish) has some tiny print."&lt;br /&gt;Use-To be wiped on the bowling ball with hanky to win Bowling contest&lt;br /&gt;Where Found-Employee Lounge&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Jumper Wire&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Who would have guessed it?  A short length of wire with an alligator clip on each end is all that's needed to change any slot machine into a winner! (Larry): Hey...I get it.  Al Lowe put this here so I could cheats at slots! Wrong again, token breath.  You don't get to play a slot machine again until 'Leisure Suit Larry 12: Dork and Dorker!' (Larry): Wow, you DO know everything!"&lt;br /&gt;Use-Used on PA system and sail controls outside Bridge&lt;br /&gt;Where Found-Employee Lounge&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Carving Knife&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"It's not the best knife in the world, but carving s'Pork hardly requires high-carbon steel."&lt;br /&gt;Use-Used to cut polyester from the ship's sails&lt;br /&gt;Where Found-The Heaving Ho'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Heat Lamp Bulb&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"The tiny lettering on the bulb reads, 'CyberLamp 2000 TM long-distance heat lamp.  2,500 watts.  Guaranteed range: 200 yards.  Not to be used in unapproved fixtures."&lt;br /&gt;Use-Used on the lighting trusses to make the Juggs "overheat"&lt;br /&gt;Where Found-The Heaving Ho'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Polyester Cloth&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yards and yards of glaring white polyester--it's enough to bring tears of joy to your eyes."&lt;br /&gt;Use-Used on Jamie Lee Coitus to win Best Dressed Contest&lt;br /&gt;Where Found-Above the Bridge&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Orgasmic Powder&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Judging from your reaction to this stuff, a little goes a long way. (Larry): Must be some sort of psychi-aphro-deli-desiac. Far out."&lt;br /&gt;Use-Used on quiche to win Cook-Off&lt;br /&gt;Where Found-Cabin 510 (Dewmi's Room)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Dirty Pictures&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hey, Meester!  Want to SELL some feelthy peek-tures?"&lt;br /&gt;Use-Used with mucilage and keycard to make photo i.d.&lt;br /&gt;Where Found-Xqwzts's Room&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sticky Dirty Pictures&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"This pornographic photo wasn't covered with sticky goo until you got your hands on it.  Oh, the lines we left out here..."&lt;br /&gt;Use-Used on keycard to make photo i.d.&lt;br /&gt;Where Found-Anywhere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Photo I.D.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"You've created what may well be the world's first pornographic photo ID. (Larry): Yeah.  I kinda like it. Figures."&lt;br /&gt;Use-Used with Peter the Purser to gain Passport&lt;br /&gt;Where Found-Anywhere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Passport&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Your passport reminds you of your many exciting travels (in Leisure Suit Larrys 1 through 6, available at in Sierra's exciting 'Leisure Suit Larry's Greatest Hits...and Misses!')  Now, if those damn customs agents would stop drawing little moustaches on your picture."&lt;br /&gt;Use-To give to Xqwzts&lt;br /&gt;Where Found-Peter the Purser&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Custodial Key&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Xqwzts's custodian's key will unlock almost any storage area on the ship."&lt;br /&gt;Use-Used to open the ship holds&lt;br /&gt;Where Found-Xqwzts's Room&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Magazine Page&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Someone used this page from 'Professional Hash Slinger' magazine to wrap old fish. (Larry): Shouldn't that be a job for 'Professional Fish Wrapper' magazine? This page contains the recipe for 'Venezuelan Beaver Cheese.'  The ingrediants include beaver milk (as always, milk from the elusive Venezuelan beaver is much preferred), a pinch of salt, rennet (for which lime juice may be substituted in a pinch), and a hint of mold.  Now for the details of preparation... (Larry): Hey!  You made a subeeism. What? (Larry): A subeeism.  You know: when you choose a word based on previous words.  Like you used the cliche 'in a pinch' because you'd just finished saying the phrase 'pinch of salt.'  Get it? Damn, you're weird, Larry.  Anyhow, there's more on the back of the page. (Larry): You mean I have to click again just to hear the back? Oh, stop your whining.  Here: the back contains the recipe for 'Venezuelan Beaver Cheese and Kumquat Quiche.'  The ingrediants include beaver cheese and a sliced kumquat.  You probably don't want to hear the rest of this either, do you? (Larry): Zzzzzzzz."&lt;br /&gt;Use-Used to get quiche recipe&lt;br /&gt;Where Found-Page Kitchen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Pot&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"This would be handy if you ever need to 'pass the pot,' Larry. (Larry): That's good, 'cause when I grew up, we were so poor we never had a pot to pass in!"&lt;br /&gt;Use-Used to hold beaver milk&lt;br /&gt;Where Found-Kitchen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Salt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"It's salt.  For christ's sake, man, it's just salt!  Do I have to desribe everything for you?  Waddaya looking for, a secret button that turns it into a letter opener or something?  Do you think I have nothing better to do than to sit here in this stuffy recording studio booth and read the names of things to the likes of you?  What?  I do?  Somebody get my agent on the phone!"&lt;br /&gt;Use-Used in quiche recipe&lt;br /&gt;Where Found-Kitchen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Venezuelan Beaver Milk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"It's the milk of beaver kindness.  Was it good for you?"&lt;br /&gt;Use-Used in quiche recipe&lt;br /&gt;Where Found-Lower Aft Hold&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Lime Juice&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"If you had some sugar and water you could use this lime juice to make limeade. (Larry): But I don't like limeaid! Good thing you enjoy looking at it, then."&lt;br /&gt;Use-Used in quiche recipe&lt;br /&gt;Where Found-Lounge&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Deodorant Spray&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"It's the official state deodorant of Texas: 'Smokin' Pits: with the smell of down home barbecue.'"&lt;br /&gt;Use-Used on bowling pins in Aft Hold&lt;br /&gt;Where Found-The Juggs Dress Room&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Chase Lights&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"The Juggs' costumes were decorated with strings of battery-powered chase lights.  Everything seems intact, but there doesn't seem to be any way to turn them on."&lt;br /&gt;Use-Used on spike in Sculpture Garden&lt;br /&gt;Where Found-Lounge&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Remote Control&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"This looks suspiciously like a remote control...but to remotely control what?"&lt;br /&gt;Use-Used to turn on Chase Lights, and magnetize horseshoe stake&lt;br /&gt;Where Found-Proud Lil' Seaman Lounge&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Woman's Handkerchief&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"This lacy silk handkerchief, embroidered with the initials A.B., emits a faint odor."&lt;br /&gt;Use-Used to apply KZ jelly to bowling ball to win Bowling&lt;br /&gt;Where Found-Your Room after Annette&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Life Insurance Policy&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"This life insurance policy, in the amount of one billion dollars, is on one Aristotle K. Boning, with the beneficiary listed as Annette B. Boning.  It emits a very faint smell."&lt;br /&gt;Use-Given to Annette to get stocks&lt;br /&gt;Where Found-Dessert Tasting Room&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Stock Certificate&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"This stock certificate is for five million and one shares of stock in BoneCo Transportation.  Since the fine pritn says there are only ten million shares outstanding, this makes you...Da Man!"&lt;br /&gt;Use-Given to Captain Thygh to get laid&lt;br /&gt;Where Found-Owner's Suite (Annette)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Treated Handkerchief&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Carefully examining the lady's handkerchief saturated with KZ Brand Sexual Lubricated (and Roulette Wheel Polish) makes you suddently want to be alone."&lt;br /&gt;Use-Used to put on bowling ball to win Bowling Contest&lt;br /&gt;Where Found-Anywhere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Mold&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"The pulsating mold radiates an eldritch glow, reminding you of that muenster you left in the back of the fridge so long it self-actualized and organized a union."&lt;br /&gt;Use-Used in quiche recipe&lt;br /&gt;Where Found-Your Room (Drew)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Suitcase&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Drew Baringmore's suitcase is light on clothes, but unfortunately heavy on books."&lt;br /&gt;Use-To give to Drew&lt;br /&gt;Where Found-Forward Hold&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Money&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Your craps winning streak provided you with a windfall of 500 dollars.  Somehow, you just know you're never gonna get around to investing it in Internet stocks."&lt;br /&gt;Use-To play Dewmi; to win at Craps Tournament&lt;br /&gt;Where Found-Won at Craps Tournament&lt;br /&gt; Earplugs&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Professional audio engineers always use earplugs when working around high sound pressure levels to ensure their hearing remains sensitive and accurate. (Larry): Ick!  I don't want those. They'l be all waxy! No, these are unused."&lt;br /&gt;Use-To look at all of Drew when she talks about certain subjects&lt;br /&gt;Where Found-Under the mixer&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-8175668771548395130?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/8175668771548395130/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=8175668771548395130' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/8175668771548395130'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/8175668771548395130'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/04/larry-7-oyununda-eyalarn-listesi.html' title='Larry 7 oyununda eşyaların listesi'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-791476215461614472</id><published>2008-04-25T14:20:00.001-07:00</published><updated>2008-04-25T14:20:23.858-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyun hileleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çeşitli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyunlar'/><title type='text'>Larry 7 oyununda 100 puan listesi</title><content type='html'>Related Links: Leisure Suit Larry 7, Point Lists.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Where What to Do Points &lt;br /&gt;Shamara's Room Take Hairweave Kit 1 &lt;br /&gt;Shamara's Room Open Hairweave Kit 1 &lt;br /&gt;Shamara's Room Take Vicegrips 1 &lt;br /&gt;Shamara's Room Use Vicegrips on needle 1 &lt;br /&gt;Shamara's Room Use bent needle on handcuffs 2 &lt;br /&gt;Shamara's Room "break" glass door 2 &lt;br /&gt;Bridge Use screwdriver on electrical junction box 6 &lt;br /&gt;Bridge Use jumper wires on fuse 10 &lt;br /&gt;Bridge Look at sails 1 &lt;br /&gt;Bridge Use carving knife on sails 9 &lt;br /&gt;Captain's Quarters Enter for the first time 10 &lt;br /&gt;Captain's Quarters Give stock certificate to Captain Thygh 25 &lt;br /&gt;Proud Lil' Seamen Lounge Enter Lounge for the first time 3 &lt;br /&gt;Proud Lil' Seamen Lounge Talk to Johnson 2 &lt;br /&gt;Proud Lil' Seamen Lounge Take spotlight bulb 5 &lt;br /&gt;Proud Lil' Seamen Lounge Use heat lamp bulb on empty socket 5 &lt;br /&gt;Proud Lil' Seamen Lounge Enter Lounge to watch the Jugg's show 20 &lt;br /&gt;Proud Lil' Seamen Lounge Take the chase lights 5 &lt;br /&gt;Proud Lil' Seamen Lounge Take remote control 5 &lt;br /&gt;Proud Lil' Seamen Lounge Turn on remote control while holding belt 1 &lt;br /&gt;Proud Lil' Seamen Lounge Listen until Robo-Clinton repeats himself 5 &lt;br /&gt;Bar (In Proud Lil' Seamen Lounge) Talk to Johnson about Lime Juice 12 &lt;br /&gt;Bar (In Proud Lil' Seamen Lounge) Talk to Johnson about Gigantic Erection 11 &lt;br /&gt;Dressing Room (In Proud Lil' Seamen Lounge) Enter Dressing Room for the first time 13 &lt;br /&gt;Dressing Room (In Proud Lil' Seamen Lounge) Use silicon spray can on deodorant spray 12 &lt;br /&gt;Dressing Room (In Proud Lil' Seamen Lounge) Push button 4 &lt;br /&gt;Dressing Room (In Proud Lil' Seamen Lounge) Push button after changing bulbs in spotlight 4 &lt;br /&gt;3rd Floor Deck (Fo'c's'le, Promenade, Aft Deck) Open Fire Hose case 1 &lt;br /&gt;3rd Floor Deck (Fo'c's'le, Promenade, Aft Deck) Take fire hose 3 &lt;br /&gt;3rd Floor Deck (Fo'c's'le, Promenade, Aft Deck) Take topiary sheep 2 &lt;br /&gt;3rd Floor Deck (Fo'c's'le, Promenade, Aft Deck) Talk to Peggy about Peg Leg 11 &lt;br /&gt;3rd Floor Deck (Fo'c's'le, Promenade, Aft Deck) Talk to Peggy about Cabin Boy 11 &lt;br /&gt;3rd Floor Deck (Fo'c's'le, Promenade, Aft Deck) Talk to Peggy about Locker 11 &lt;br /&gt;3rd Floor Deck (Fo'c's'le, Promenade, Aft Deck) Talk to Peggy about Combination 11 &lt;br /&gt;3rd Floor Deck (Fo'c's'le, Promenade, Aft Deck) Talk to Peggy about Xqwzts 11 &lt;br /&gt;Owner's Suite Open glass door 2 &lt;br /&gt;Owner's Suite Visit Owner's Suite for first time 2 &lt;br /&gt;Owner's Suite Smell bed 1 &lt;br /&gt;Owner's Suite Undress self 10 &lt;br /&gt;Owner's Suite Use carving knife on Annette Boning 1 &lt;br /&gt;Owner's Suite Use life insurance policy on Annette 15 &lt;br /&gt;Clothing Optional Pool Meet Drew Baringmore for the first time 2 &lt;br /&gt;Clothing Optional Pool Talk to Drew 3 &lt;br /&gt;Clothing Optional Pool Talk to Drew about her book 11 &lt;br /&gt;Clothing Optional Pool Talk to Drew about Fokker 13 &lt;br /&gt;Clothing Optional Pool Take the magazine 3 &lt;br /&gt;Clothing Optional Pool Talk to Drew about the suitcase 15 &lt;br /&gt;Kitchen Look at fish heads 1 &lt;br /&gt;Kitchen Take pot 2 &lt;br /&gt;Kitchen Take salt 2 &lt;br /&gt;Kitchen Take wrapped fish 2 &lt;br /&gt;Kitchen Read magazine page 5 &lt;br /&gt;Kitchen Operate Caviarmaster 2000 1 &lt;br /&gt;Kitchen Look at fishnet 1 &lt;br /&gt;Kitchen Look at Fifi 1 &lt;br /&gt;Kitchen Fix cheese 9 &lt;br /&gt;Kitchen Use cheese on kumquats 7 &lt;br /&gt;Kitchen Use orgasmic powder on Quiche (after Julia rejects your first quiche) 14 &lt;br /&gt;Kitchen Look at snake 1 &lt;br /&gt;The Heaving Ho' Eat beandip 4 &lt;br /&gt;The Heaving Ho' Fart 1 &lt;br /&gt;The Heaving Ho' Get Spork from Wang 9 &lt;br /&gt;The Heaving Ho' Take Carving Knife 3 &lt;br /&gt;The Heaving Ho' Take Heat Lamp Bulb 3 &lt;br /&gt;Blind Taste Tester Room (In The Heaving Ho') Undress self 10 &lt;br /&gt;Blind Taste Tester Room (In The Heaving Ho') Take folded papers 15 &lt;br /&gt;Blind Taste Tester Room (In The Heaving Ho') Look at the life insurance policy 5 &lt;br /&gt;Purser's Desk Call Prank on white phone (6 times) 6 &lt;br /&gt;Purser's Desk Talk to Peter about passport 11 &lt;br /&gt;Purser's Desk Use photo ID on Peter 6 &lt;br /&gt;Purser's Desk Call Boning on white phone 13 &lt;br /&gt;Purser's Desk Push red phone button 11 &lt;br /&gt;Library Take book on Electromagnetism 2 &lt;br /&gt;Library Take book on Anton Fokker 2 &lt;br /&gt;Library Look at stuffed beaver 1 &lt;br /&gt;Library Meet Victorian Principle for the first time 3 &lt;br /&gt;Library Take mucilage 5 &lt;br /&gt;Library Take "Prudish and Proud" book 6 &lt;br /&gt;Library Remove jacket of "Prudish" book 4 &lt;br /&gt;Library Use "Prudish" jacket on "Erotic" book 14 &lt;br /&gt;Library Replace "Prudish" book 2 &lt;br /&gt;Library Look at computer 1 &lt;br /&gt;Library Talk to Vikki about the weather 20 &lt;br /&gt;Library Talk to Vikki about the Lovemaster 2000 31 &lt;br /&gt;Poop Deck Talk to the Juggs 3 &lt;br /&gt;Horseshoes Competition Play on court 2 &lt;br /&gt;Horseshoes Competition Use remote control on horseshoes stake 5 &lt;br /&gt;Horseshoes Competition Play on court after using remote 25 &lt;br /&gt;Captain Queeg's Ballroom Talk to Jamie Lee Coitus 2 &lt;br /&gt;Captain Queeg's Ballroom Talk to Jamie about Leisure Suits 17 &lt;br /&gt;Captain Queeg's Ballroom Use polyester cloth on Jamie 7 &lt;br /&gt;Captain Queeg's Ballroom Read note 1 &lt;br /&gt;Captain Queeg's Ballroom Open stage door 1 &lt;br /&gt;Captain Queeg's Ballroom &lt;animated sequence&gt; 8 &lt;br /&gt;Captain Queeg's Ballroom Read note 1 &lt;br /&gt;Sexual Prowess Competition Use TMT Scorecard on CyberCard 2000 2 &lt;br /&gt;Sexual Prowess Competition Push important button 4 &lt;br /&gt;Best Dressed Competition Unzip fly 3 &lt;br /&gt;Best Dressed Competition Unzip fly after fashion show 25 &lt;br /&gt;Cook-Off Competition Use Kumquat Quiche on Judge Julia 1 &lt;br /&gt;Cook-Off Competition Use Quiche de Larry on Judge Julia 25 &lt;br /&gt;El Replicant Sculpture Garden Take big toe 8 &lt;br /&gt;El Replicant Sculpture Garden Use toilet paper on dice 11 &lt;br /&gt;El Replicant Sculpture Garden Go to top of scaffolding for first time 1 &lt;br /&gt;El Replicant Sculpture Garden Take screwdriver 4 &lt;br /&gt;El Replicant Sculpture Garden Use chase lights on spike 14 &lt;br /&gt;El Replicant Sculpture Garden Use remote control on spike (on scaffold) 1 &lt;br /&gt;Pair-O-Dice Casino Fart 11 &lt;br /&gt;Pair-O-Dice Casino Use shaved dice on Craps table 6 &lt;br /&gt;Pair-O-Dice Casino Win Craps Tournament 27 &lt;br /&gt;Employees Only Push door 9 &lt;br /&gt;Employees Only Take jumper wire 4 &lt;br /&gt;Employees Only Take KZ Sexual Lubricant 4  &lt;br /&gt;Employees Only Read Bulletin Board (read all messages) 3 &lt;br /&gt;Employees Only Open locker 12 &lt;br /&gt;Employees Only Meet Xqwzts for the first time 3 &lt;br /&gt;Employees Only   Talk to Xqwzts about buying pictures   4   &lt;br /&gt;Employees Only Use Mucilage on pictures 9 &lt;br /&gt;Employees Only Use sticky photograph with cabin keycard 8 &lt;br /&gt;Employees Only Use passport on Xqwzts 7 &lt;br /&gt;Employees Only Take Custodial Key 6 &lt;br /&gt;Employees Only Use screwdriver on air vent 6 &lt;br /&gt;Bowling Competition   Play on bowling lanes   2 &lt;br /&gt;Bowling Competition Use KZ Sexual Lubricant on Handkerchief 7 &lt;br /&gt;Bowling Competition Use treated handkerchief with bowling ball 6 &lt;br /&gt;Bowling Competition Play on bowling lanes with treated handkerchief 1 &lt;br /&gt;Bowling Competition Win bowling competition 25 &lt;br /&gt;Forward Hold Use key in door 2 &lt;br /&gt;Forward Hold Take suitcase 6 &lt;br /&gt;Aft Hold Use key in door 2 &lt;br /&gt;Aft Hold Use deodorant spray in Bowling Pin Hopper 11 &lt;br /&gt;Lower Aft Hold Use key in door 2 &lt;br /&gt;Lower Aft Hold Use pot with beavers 13 &lt;br /&gt;Cabin #0 Enter cabin for the first time 2 &lt;br /&gt;Cabin #0 Take spray can 3 &lt;br /&gt;Cabin #0 Take toilet paper   2   &lt;br /&gt;Cabin #0 Look at toilet paper 1 &lt;br /&gt;Cabin #0 Use firehose on water pipe 9 &lt;br /&gt;Cabin #0 "shit" in toilet 1 &lt;br /&gt;Cabin #0 "whiz" in toilet 1 &lt;br /&gt;Cabin #0 Flush toilet 2 &lt;br /&gt;Cabin #0 Meet the Woman in Black 15 &lt;br /&gt;Cabin #0 Take handkerchief 2 &lt;br /&gt;Cabin #0 Smell handkerchief 1 &lt;br /&gt;Cabin #0 Flush toilet when Drew is showering 10 &lt;br /&gt;Cabin #0 Take mold 7 &lt;br /&gt;Cabin #510 Win Strip Liar's Dice 23 &lt;br /&gt;Cabin #510 Take Orgasmic Powder 4 &lt;br /&gt;About Screen Enter About page for the first time 1 &lt;br /&gt; Total Points: 1000&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-791476215461614472?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/791476215461614472/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=791476215461614472' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/791476215461614472'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/791476215461614472'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/04/larry-7-oyununda-100-puan-listesi.html' title='Larry 7 oyununda 100 puan listesi'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-851142605083707407</id><published>2008-04-25T14:18:00.000-07:00</published><updated>2008-04-25T14:19:38.521-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyun hileleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çeşitli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyunlar'/><title type='text'>Larry 7 oyununda 32 Dildo'nun Yeri</title><content type='html'>Related Links: Leisure Suit Larry 7, Walkthroughs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atrium--behind right column&lt;br /&gt;Atrium--over library entrance&lt;br /&gt;Atrium--upper deck on left side&lt;br /&gt;Cabin--behind bucket&lt;br /&gt;Cabin--behind toilet&lt;br /&gt;Cabin--behind pipes on bottom&lt;br /&gt;Ballroom--on stage&lt;br /&gt;Ballroom--behind statue on right side near bottom&lt;br /&gt;Ballroom--behind table on bottom right (you have to get all of these before you complete the Jamie Lee quest or else the ballroom will be locked)&lt;br /&gt;Poolside Cabana--behind bushes on left side&lt;br /&gt;Poolside Cabana--behind bushes on right side&lt;br /&gt;Bridge--plain sight&lt;br /&gt;Aft deck--behind topiary dildo&lt;br /&gt;Forward deck--beside topiary sheep&lt;br /&gt;Promenade--up the topiary's butt&lt;br /&gt;Li'l Seaman Lounge--Behind third seat&lt;br /&gt;Johnson's Bar--in wood knot on left side of bar&lt;br /&gt;Horseshoes Competition--across courtyard in opposite horseshoe range&lt;br /&gt; Kitchen--one of the sausage links&lt;br /&gt; Heavin' Ho--in the salad&lt;br /&gt;Meat Carver--in the sausage links&lt;br /&gt;Library--beside grandfather clock&lt;br /&gt;LoveMaster2000--in booth #4&lt;br /&gt;Best Dressed Competition--next to terminal&lt;br /&gt;Replica Statue room--next to David's foot&lt;br /&gt;Casino--sitting at blackjack tables&lt;br /&gt;Employees only room--behind the table&lt;br /&gt;Bowling Competition--behind the rhino&lt;br /&gt;Juggs room--behind the bales of hay&lt;br /&gt;Vicky's cubicle--behind pineapple (post transformation)&lt;br /&gt;Luggage hold--lower left side of screen&lt;br /&gt;Help/About screen--one of the designers of course&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Special thanks to Jeff Woodie for writing this up.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-851142605083707407?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/851142605083707407/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=851142605083707407' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/851142605083707407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/851142605083707407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/04/larry-7-oyununda-32-dildonun-yeri.html' title='Larry 7 oyununda 32 Dildo&apos;nun Yeri'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-7603790392178104735</id><published>2008-04-23T03:22:00.001-07:00</published><updated>2008-04-23T03:22:57.063-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='program'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güvenlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><title type='text'>Telnet Komutları</title><content type='html'>Burdaki komutlar Netbus'ı kullanmayı sevmeyenler icin telnetten netbus komutları..Sahsen ben netbus kullanmıyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AppRedir;(path:\filename.exe); İe uzerinden program calistirir. c:\command.com;100&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CaptureScreen Ekrandan goruntu alır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DelFile;(filename.exe) Dosya siler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DisableKeys;1;(keys) harfleri iptal eder [kullanıcı klavyeyi kullanamaz]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DisableKeys;0; Klavye tekrar aktif olur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DisableKeys;1;abcdefghijklmnopqrstuvwxyzåäö Harfler kullanılmaz hale gelir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DownloadFile;(path:\filename.exe) istediginiz dosyayi cekersiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eject;1 CD-ROM'u acar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eject;0 CD-ROM'u kapar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ExitWin;1 Windos'u kapar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GetApps Calısan prg.ları listeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GetACL Admin Listi verir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GetInfo Info penceresini verir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GetDisks Hardiskindeki dosyaları gosterir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GetSetup Server icin ayarları verir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GetUser Kullanıcı hakkında bilgi verir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GetVolume Sesi acar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KeyClick;1 Key click on&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KeyClick;0 Key click off&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Listen;1 Start (keyboard) bir nevi keyloger adamın yazdıklarını gorursunuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Listen;0 Stop listening&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Message;(message) Messagebox halinde mesaj yolalrsınız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NewSetup;serverport;1;password;youremail;VICTIMSemail;smtpserver Sends the new admindata (1.7)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Password;1;any ENTER'a bas ve ServerPwd;cehennem Passwordu deistirir(1.6)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PlaySound;(file.wav) wav dosyası calar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PortRedir;(listen tcp port);(ip);(destination port) Redirect the specified port&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Record;10 = 10 saniyelik ses kaydeder&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RemoveServer;1 Server'ı kaldırır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RemoveServer;0 Kaldırmayı iptal eder&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ShowImage;(file.exe) Resim gosterir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SendKeys;(words) Mesaj yollar * tusu ile yazdıgınız siler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SendKeys;2;13 Sends ozel tuslar [sag,sol,yukari,asagi]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SetACL;(ip)| Set (admin) access IP`s&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SetMousePos;(xpos);(ypos) Mouse'u oynatırsınız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SwapButton;1 Mouse'un tuslarının yerlerini degistirir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SwapButton;0 Mouse'u eski haline getirir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;StartApp;(file.exe) Program calıstırır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UploadFile;(file.exe);(size);(destination dir) Dosya yollarsınız&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-7603790392178104735?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/7603790392178104735/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=7603790392178104735' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/7603790392178104735'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/7603790392178104735'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/04/telnet-komutlar.html' title='Telnet Komutları'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-3398974367173723852</id><published>2008-04-23T03:21:00.000-07:00</published><updated>2008-04-23T03:22:19.329-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güvenlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><title type='text'>IP</title><content type='html'>Bu komut satirinda komutlar vererek baska yerlere baglanmak mumkundur.Tabi burdan&lt;br /&gt;      baglandigimiz makinalarda bizim degil baglandigimiz wingate server in ip sini&lt;br /&gt;      göreceklerdir.&lt;br /&gt;         Bunun için en temiz yol domain scanner yada gate scanner adi verilen programlardan&lt;br /&gt;     kullanmak ve boylece kendi server larimizi bulmaktir.Piyasada disariya acik oldugu&lt;br /&gt;     bilinen yuzlerce server vardir ama bunlari kullanmanizi tavsiye etmem cunku herkes&lt;br /&gt;     onlara yuklendigi icin bunlardan spoofladiginizda lag a girersininiz.Tavsiyem GateScan&lt;br /&gt;     program i.Bu program verilen ip araliginda secilmis bir port un acik olup olmadigini ;&lt;br /&gt;     eger aciksa belli bir cevabi(recieve string) verip vermedig ini kontrol eder.                             Normal durumda,siz deistirmediginiz surece(halimize bak bi default lafi kullanmiycaz&lt;br /&gt;      diye kendimizi paraliyoz) port 23 ve receive string WinGate&gt; dir yani wingate&lt;br /&gt;      serverlarini tespit etmeye hazirdir.En ustteki kutuya bir ip yazdiginizda ornegiin&lt;br /&gt;      194.54.48.63 olsun 194.54.48.0 dan baslayarak 194.54.48.255 e kadar hepsinin 23&lt;br /&gt;      portuna baglanacak WinGate&gt; cevabini verip vermediklerini kontrol edecektir.Tavsiyem irc ye girin millete dns cekin gelen ip leri buraya yazin.En guzel server lar Böyle Gecici ip lerden cikar. Ama 2 saat sonra noolucagini bilemessiniz.emin olmak isterseniz sitedeki wingate listesindeki server lari kullanin. Simdi wingate ip lerimiz hazir dielim. Mesela ip miz 195.33.226.5 olsun. Spooflayacagi miz server da irc.aidata.com.tr olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                     Mirc veya pirch i acin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             /server 195.33.226.5:23 -----------&gt;bu komutla sanki bir irc server a baglanir gibi wingate server a baglaniyoruz.Ayni sekilde isterseniz add server iile listenizede ekleyip sonra bu server lara direkt connect te edebilirsiniz. Bir suru yazilar gelkecektir look up failed falan filan gibi onlari hiç takmayin. WinGate&gt; demesini bekleyin......                                                         WinGate&gt; deyince&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            /quote irc.aidata.com.tr:6667 ----&gt;Bu komutla irc server a o server dan atliyoruz.Yine bissuru sey sayiklayacaktir onlari da iplemeyin .... Muhim olan irc.aidata.com.tr Connected" demesi.Bunu gorunce /quote user xxxxx xxxxx mail@adresiniz.com xxxxx --&gt; bu xx lerin veya mail in olduğu yerde ne yazdigi muhim diildir.Bunlar millet size whois cektiinde gorunecek yazilardir.Isteediinizi yazabilirsiniz muhim olan kelime sayisinin ayni olmasi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                          /quote nick isminiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Bundan sonra bekleyin her zaman oldugu gibi irc de olmaniz gerekir.Eger olmassa&lt;br /&gt;          baska serverlar deneyin.Girdiginiz zaman kendinize /whois ve /dns cekerek spoof&lt;br /&gt;          unuzu deneyebilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-3398974367173723852?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/3398974367173723852/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=3398974367173723852' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/3398974367173723852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/3398974367173723852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2008/04/ip.html' title='IP'/><author><name>blogmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-5266920965461461323</id><published>2007-12-18T07:06:00.000-08:00</published><updated>2007-12-18T07:07:24.511-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><title type='text'>Kriz ve Libido</title><content type='html'>KRİZ VE LİBİDO / KORKUT KESKİNER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana fikir fıkrada gizli;Trakyalı çiftlik sahibi Hüsmen Aga, orta yaşlı ve evli bir adamdır. Çifti çubuğu yerindedir, keyfi de yerindedir, ama karısı yerinde duramayan bir hanımdır. Adamcağız yorgun argın geldiği evde, sürekli olarak borçlu olduğu bir veresiye defteri burnuna uzatılmakta, borçları hatırlatılmaktadır. Hüsmen Aga, büyük bir hata eder, ve gencecik bir delikanlı olan İbrahim’i çiftliğine kahya olarak alır. İbrahim bütün gün, sürüleri toparlamakta, tarlaları sürmekte, sütleri sağıp, yoğurdu ve peyniri mayalamakta, diğer işçileri kontrolde eksik bırakmamakta, buna rağmen akşam evine koşarak gitmektedir. Hüsmen Aga’nın karısı, ona İbrahim’in evinde geç saatlere kadar yanan ışıklardan, her sabah yıkanan çarşaflardan, İbrahim’in karısının gün içinde attığı kahkahalardan bahsetmeye, hatta sadece bunları konuşmaya başlamıştır. Hüsmen Aga düşünür, düşünür, bir çare bulmalıdır. Çağırır İbrahim’i. “Bak oğlum”, der,” Ben seni çok sevdim. Şu koyunların yüz tanesini ortak sahiplenelim. Sen hem işini yap, hem de bu koyunlardan para kazan.” İbrahim teklifi ikiletmez, ağasının ellerine sarılır, filan. Aradan bir süre geçer. İbrahim işlerini yine yapmaktadır. Ama o sürü yok mu, o sürü? Koyunun birinin memesi iltihaplanır, arpa pahalanır, koç isteksiz davranır, ikiz kuzu doğmaz, peynir maya tutmaz, baytar zamanında gelmez, koyun sayısı azalır. İbrahim’in evinde ışık yanan akşam sayısı seyrelir, karısının suratı asılır. İbrahim’in varlığı artmış, ama yokluğu da artmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hikaye çok evrensel. Belki bunu uzun bir öykü olarak yazmalıyım. Fıkranın bu yazıdaki görevine dönersek, arkadaşlar, erkekadamlar ve hanımkadınlar: Dünyevi sorunlar, libidomuzu düşürüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihi incelersek, doğum kontrol yöntemleri henüz bu kadar gelişmemişken bile, ekonomik kriz ve savaş dönemlerinde nüfus artışı durmuş, hatta bazı Batı ülkelerinde azaldığı yıllar olmuştur. Gelecekten umudunu kesen insanlar, olası çocuklarının getireceği külfetler ve yaşayacağı imkansızlıklar nedeniyle kıtlık dönemlerinde, üremeyi reddetmişlerdir. Bu dönemlerde, aslında diğer bütün eğlenceler, pahalı ve ulaşılmaz hale geldiği için, ucuzluğu nedeniyle daha sık yapılması beklenen cinsel eğlenceler, motivasyon eksikliği nedeniyle adeta durmuştur. Ama asıl ilginç olan, krizlerin daha çok erkek libidosunu vurmalarıdır. Özel iç çamaşırı ve cinsel eşya satışlarının kriz dönemlerinde artması, kesilen iştah probleminin seksist davranarak, ağırlıklı olarak erkekleri vurduğunun bir göstergesidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşama ve hayatta -bugünlerde ayakta- kalma içgüdüsünün üreme, ve haz alma güdülerinin bu kadar önüne geçmesi, kriz nedeniyle İbrahimlerin Hüsmen Agalara dönüşmesi, bilimsel olarak da açıklanabiliyor. Vücudunuz bazı hormonları üretmeyi durduruyor. Siz istemeseniz bile. Mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alternatif Tıp’ta, libidonun merkezi kök çakra olarak tamamlanır ve tam olarak iki bacağın birleşme noktasındadır. Bu merkez cinsel ve yaşam enerjilerinizi ve iştahınızı kontrol eder. Dünyayla ve gerçekleriyle bağınız bu çakradan geçer. Psikolojideki süper egonuz, tasavvuftaki beşer yönünüz, ve kanunun size yasakladığı bir çok tavır bu noktanın tetiklemesiyle harekete geçer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kainatın dengesi gibi, insan vücudunun da bir dengesi olduğunu savunan Alternatif Tıp, bu çakrayı dengelemek için başka bir çakrayı kullanır. O da tam iki kaşınızın arasındaki üçüncü göz çakrasıdır. Bu nokta, insanların düşünce aktivitesinin merkezidir (Yeri olmasa da size bir sır: etkilemek istediğiniz insanların iki kaşının arasına bakarak konuşun, çok daha ikna edici olacaksınız). Dünyevi ve ruhsal bütün düşünceler bu merkezden geçer. Problemleri çözen, kararları alan, seçimleri yapan nokta burasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kök çakra ve üçüncü göz çakrası birbirinin dengesini doğrudan etkiler. Tabii ki dengesizliğini de. Sürekli olarak problem çözmeye, engel aşmaya, karar vermeye, seçim yapmaya konsantre bir vücudun, iştah ve libido üretememesi bu dengesizlikten kaynaklanır. Nitekim, “cinsel kapasitesi yüksek erkek” fantezilerinde, konu mankeninin genellikle, entelektüel kapasitesi düşük erkeklerden seçilmesi tesadüf değildir, ya da tatillerde artan yaramazlık güdüleri güneş ve sıcaktan değil, boşalmış ve rahatlamış zihinler yüzündendir. Bu çerçevede, son zamanlarda ortaya çıkan polemikteki gibi, entelektüeller daha az sevişir argümanı, Alternatif Tıp tarafından, “kafaları daha meşgul olduğu için öyledir” açıklamasıyla doğrulanıyor. Ne yazık ki, tersi de doğru. Cinsel aktivite yüksekliğine bağlı olarak, zihinsel kapasite de düşüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çare herşeyde olduğu gibi, dengede. Kararında, dengeli, ölçülü yaşamakta. Değiştiremeyeceğiniz koşullar için zihninizi yormayıp, enerjinizi değiştirebileceğiniz sorunlara konsantre etmekte. Hayatınızdaki şartlanmaları gözden geçirmekte. Öncelikleri yeniden sıralamakta. İki İbrahim’den hangisi olmak istediğinizi seçmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaş bunlar zor, radikal ve yorucu, libidomuzu geri kazanmanın daha kolay yolu yok mu diyenler? Var. Keşke zor yolu seçip, İskender gibi düğümü kesseniz. Ama kolay çözüm yolu da var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alternatif tıp, doktorsuz, ilaçsız ve herkesin kendi kendine yapabileceği bazı metotlarla, enerjilerinizi dengelemeyi öğretiyor. “Çakra dengelemesi” her insanın yapabileceği bir uygulama, ve bu konuda internette binlerce sayfa var. Bütün vücudunuzu dengelerken, ağırlığı kök çakraya ve üçüncü göz çakrasına verin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben yaptım, oldu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-5266920965461461323?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/5266920965461461323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=5266920965461461323' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/5266920965461461323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/5266920965461461323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2007/12/kriz-ve-libido.html' title='Kriz ve Libido'/><author><name>blogger</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-587964767189427445</id><published>2007-12-18T07:05:00.000-08:00</published><updated>2007-12-18T07:06:20.913-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><title type='text'>İlk Düğme</title><content type='html'>Bir kadının, daha önce hiç beraber olmadığı bir erkeğin karşısında bluzunun ilk düğmesini çözdüğü bir an vardır; iki insanın arasındki ilişkinin biçim değiştirdiği, kısa ya da uzun sürecek bir serüvenin başladığı, arkasında ne tür hazların saklandığının bilinmediği, mahremiyetin kanatlarının açıldığı o an genellikle en hızlı geçilen, tadı en az çıkarılan duraktır.&lt;br /&gt;Birikmiş arzuların her türlü bendi çökerterek hayata doğru püskürdüğü o an, duyulan istekle telaşlanmış bir aceleciliğin kurbanı olur; günahkar bir törenin belki de en heyecan dolu, en görkemli parçası, biraz önce yaşanmış olanların yarattığı istek ve biraz sonra yaşanacak olanların yarattığı özlem arasında, hak etmediği bir özensizlikle atlanır.&lt;br /&gt;Üstelik, o anın bağımsızca ortaya çıkmasına daizin verilmez.&lt;br /&gt;Bütün yasakları, bütün kuralları, kalabalıkların kurduğu bütün köprüleri yıkan ilişkilerde bile "ilk düğme"nin açıldığı ana varmak için yine de haritası daha önceden çıkartılmış yollardan, kurallardan, köprülerden geçilir.&lt;br /&gt;Erkekleri daima biraz çocuksu, biraz saf, biraz şaşkın bulan kadınların belki de en çocuksu, en saf ve en şaşkın hallerini ortaya koyan o tuhaf sorunun, bir erkeğin asla soramıyacağı, sormayı aklından bile geçirmeyeceği, "Beni benim içinmi, yoksa vücudum içinmi istiyorsun?" sorusunun cevabının kadınların istediği biçimde verilebilmiş olması için sevişmenin sihirli "dua"sının daha önceden yapılması, erkeğin kadına kendini beğendirebilmek amaçıyla çeşitli gösterilerde bulunması, kadınla ilgili duygularını incelikle dile getirmesi, kadını vücüdu için değilde onun varlığı için istediğini birlikte yenen yemeklerle, yapılan konuşmalarla kanıtlaması gerekir.&lt;br /&gt;Kalabalıkların tüm kurallarını çğnemeye hazır bir kadın bile ilk düğmenin açılmasından önce bu kuralların yerine getirilmesini bekler; bunlar yapılmazsa, yaşanacak olanlar "ucuz ve çirkin" olacaktır.&lt;br /&gt;Kendisini "kendim ve vücudum" diye ikiye bölen kadının, aslında çok sevdiği, aynanın karşısında uzun uzadıya incelediği, beğenmediği kısımlarını bin bir giyuim hillesiyle saklayıp beğendiğibölümlerini ustalıkla gözler önüne serdiği vücudunu, o ilk düğme açılmadan önce hiç fark etmemiş gibi yapması beklenir erkekten.&lt;br /&gt;Vücudu sanki kadının rakibidir.&lt;br /&gt;O vücuda elbette hayran olunmalı, o vücuda tapınılmalı ama ilk düğme açılmadan önce asla ondan söz edilmemeli, ona bakılmamalı, onunla ilgilenilmemelidir.&lt;br /&gt;Bir kadına göre, "ilk düğme çözülmeden" önce onun vücudunu istemek, o vücuttan hoşlanmak, onu aşağılamak, onu o eğlenceli oyunun eşit bir tarafı olmaktan çıkarıp kendisi yapmak, onunla oynamaktır.&lt;br /&gt;kadın hep, "Ben oyunculardan biri miyim, yoksa onun oynadığı oyunun kendisi miyim?" sorusunu sorar; erkeğin hiç bilmediği, hiç sormadığı bu soru onun için önemlidir, o oyunun tarafı olmak ister.&lt;br /&gt;Ve bu tuhaf soru insanoğlunun hayatındaki belki de en heyecanlı anın o muhteşem titretişiminin yaşanmasını engeller.&lt;br /&gt;Her duygunun en saf halini isteyen kadınların şehvetin en saf halini aşağılamalerı, şehveti yaşayabilmek için sevişmenin başlamasını beklemeleri, ilk düğmenin çözülmesinden önce mutlaka bazı kurallara uyulmasını istemeleri, en ayrıksı, en "ahlaksız" ilişkileri bile kuralların ve kendince bir "ahlakın" içine sokar, tertemiz ve sınırsız bir heyecan erzberlenmiş bir yakınlaşmanın içine hapsedip onu evcilleştirir.&lt;br /&gt;Heyecan ve şehvet, kurallarının dışındadır halbuki.&lt;br /&gt;İlk düğmenin açılmasının şartlara bağlanmamasındadır.&lt;br /&gt;Kendini, vücudunu, erkeği bir oyuna dönüştürmektedir heyecan, kuralları parçalamaktır.&lt;br /&gt;Duygulardan hiç söz etmeden, belkide hiç konuşmadaan, arzuyla dümdüz bir şekilde göğüslerine bakan bir erkeğin karşısında, o erkeği beğenen bir kadının usulca parmaklarını bluzuna götürüp ağır hareketlerle ilk düğmeyi açtığı anı düşünün.&lt;br /&gt;Hiç blinmeyen, yeni bir oyunun keşfidir bu.&lt;br /&gt;Belki de saatlerce sürecek bir sevişmenin bütün şehvetinin tek bir ana yüklenmesi, minicik bir hareketle hayatın bütün sınırlarının yıkılması, özgürlüğe bilinmeyen bir kapıdan geçilmesi, o anda hissedilecek duyguları herhalde bir fresk gibi bir daha silinmez bir biçimde insanın hafızasına ve ruhuna kazır.&lt;br /&gt;O ilk düğmenin öyle açılması bütün kuralları yok edecek bir arzuyu eşine bir daha çok zor rastlanacak bir biçimde korkusuzca ortaya koyarken arzunun ortaya çıkış biçimindeki şiddet, arzunun kendisinden bile daha kuvvetli bir sarsıntı yaratır.&lt;br /&gt;Bir insanın kendi vücuduna ve arzusuna böylesine tapınması, o vücuda ve arzuya Tanrısal bir güç ekler.&lt;br /&gt;O anı yaşayan erkekle kadını gerçekten "özel bir ilişkinin içine sokar.&lt;br /&gt;Bir kadın bir çok erkekle sevişebilir, sevişebileceği çok erkek bulunabilir; bir erkek de öyle, o da sevişebileceği çok kadın bulabilir, ama kaç kadınla kaç erkek böyle bir oyunu oynayabileceği bir "oyun arkadaşı"na, ilk düğmenin böyle bir şekilde açıldığı anı paylaşabileceği kaç kişiye rastlayabilir?&lt;br /&gt;Bir insanın kendisine ve arzusuna teslim oluşundaki şiddeti bir başkasıyla paylaşabilmesi hayata çok değişik ve unutulmaz hazlar katar.&lt;br /&gt;Kadınların bir yandan kendi vücutlarına böylesine düşkün olurken bir yandan da o vücudu böylesine küçümsemeleri, kendi vücutlarını kendilerine rakip görmeleri, heyecanı ve şehveti "duygular" dünyasının dışına atıp bu iki duygunun yalnızca yatakta yaşanabileceğini düşünmeleri, tensel arzunun ilk düğme açılmadan önce ortada görünmesini "ucuz" bulmaları, çok eğelenceli bir oyunun iki tarafından biri, üstelik de yönetimi elinde tutanı olduklarına inanamamaları, sevişmenin bir kurallar zincirinin ucuna asıldığını sanmaları insanların hayatından epeyce bir şeyler eksiltiyor.&lt;br /&gt;Anları yaşayamıyor insanlar.&lt;br /&gt;Saatleri, günleri, haftaları istemeleri anların çılgın pırıltısını söndürüyor.&lt;br /&gt;Hayatı inci dizer gibi anları birbirine ekleyerek yaşamak da var halbuki.&lt;br /&gt;Bir gün insanlar anların yakıcı varlığını keşfedecek.&lt;br /&gt;Yasakların, korkuların, kuralların arkasına saklaaanan, en cesurlar tarafından bile ancak günlerden oluşan maşalarla tutulmaya çalışan, uzun zamanlar "soylu" bulunurken hep "ucuzlukla" suçlanan, başına ve sonuna hep bildik bir şeyler eklenen, ateşi söndürüp şiddeti azaltılan anlar; bir vakit gelecek bağımsızlığını ilan edecek, bütün asiliği ile ortaya çıkıp gizli esaretlerin bildik haritalarını yırtacak.&lt;br /&gt;Kadınlar arzularından ve vücudlarından korkmayacaklar.&lt;br /&gt;Uzun zamanların esir aldığı kadınlar anlarla özgürleşecek.&lt;br /&gt;Ve onların özgürlüğü hayatın özgürlüğü olacak.&lt;br /&gt;Ahmet ALTAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-587964767189427445?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/587964767189427445/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=587964767189427445' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/587964767189427445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/587964767189427445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2007/12/ilk-dme.html' title='İlk Düğme'/><author><name>blogger</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-350896890382050426</id><published>2007-12-17T14:21:00.000-08:00</published><updated>2007-12-18T07:05:06.800-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><title type='text'>Bilemezsin</title><content type='html'>Sana anlatamıyorum ya, ben ona yanıyorum. Yazdıklarım, uzayda savrulup giden meteorlarmıdır acaba? Nasıl anlatsam bilemiyorum. Yazılarım, şiirlerim ve mektuplarım, bir kasırgaya tutulmuş ağacın sarı yaprakları gibi düşüyor pencereme. Düşen her sarı yaprakla beraber, yüreğim kanıyor, biliyormusun? &lt;br /&gt;Bilemezsin.&lt;br /&gt;Sen, pahalı restorantların, yeşil lensli, düzgün dişli alımlı güzeli, kedehini kaldırdığın da beyaz ve düzgün dişlimi? Her kalkan kadeh, o gece, ömrünün bir parçasını daha loş ışıklara vererek, unutmakmı acıları ve yanlızlıkları, yoksa, aşka susamışlığının arayış gecesimi? Hoş kahkaların ve gülümsemelerin ardında, gözü yaşlı yüreğini susturabiliyormusun? Unutabilyormusun, yarın yükleneceğin ağır ve leş bir yükün altında ezilmeni?&lt;br /&gt;Üzgün kadın, güzel kadın, saçları dalgalı gözleri alımlı kadın, sen hayatın çıkışını da, inişini de yaşadın. Yüzünde saklamaya çalıştığın, yaşamın çizgileri her gecenin sabahında, biraz da belirginleşiyor. Ve her aynaya bakışında, o eski halini arıyorsun biliyorum. Yaşam denilen bu acı ve bir o kadar da yaşanılası ince çizgide, sen çok yol katettin az zamanda. Acıların galip, sevinçlerin yenik düşmüş, kaşlarına. İşte o kadehler de aradığın sevinçi, sonrasın da çok daha ağır ödemiyormusun, yanlızlık kalende? İçine kimsenin girmesine izin vermediğin, zindanların ağır kokusu sarmış olan o kaleni, nasıl da gösterbiliyorsun Marsilya'nın en güzel evi gibi? Oysa biliyorum ki, yanlızlık kalen yıkılacak göz yaşlarınla. Ve sen altında kalmamak için çabalarken, çatırdıyor kalenin duvarları. Sen onları uzun gecelerinde, tek başına, hiç yorulmadan, bir köylü kızının işlediği nakış gibi örmüştün. İçine yüreğini hapis ederek, ellerinle örmüştün. Hiç bunu yapmak istemediğin halde. Hiç içinden gelmediği halde. &lt;br /&gt;"Sen gece gelen konuk"sun, "hiç kimsenin ve herkesin". Gözleri baygın bakan ve gözlerine baktıkça hayran olan ve seninle bir gece geçirebilmek için verebilceği çok şeyleri olanların,  konuğu, "hiç kimsenin ve herkesin".&lt;br /&gt;Aşk ne o kadehlerin içinde, ne de düzgün ve beyaz dişlerin parıltısında. Sözleriyle, beyinleri ayrı bir konçerto çalan kemalcıların  sahte melodilerinde de değil. Aşk, ne teknoloji harikası cep telefonlarına gelen, süsülü ve beylik mesajlarda, ne de bir yudum çayı ikram edenin kıllı ve kirli ellerinde, ne de boş gecelerin sanal alemin sanal sözcüklerinde. Aşk, ne sahte sevgi sözcükleriyle ve gözlerine baka baka vajinanı düşünenlerin kalplerinde, ne de okuduğun, kitapların sihirli sözcüklerinde. Çünkü "ağla ağlayabildiğin kadar / bütün güzellikler sende / aşk bendedir". Çünkü, "en ağır işçi benim / gün 24 saat / seni düşünüyorum". &lt;br /&gt;Varsa git, git ve bir daha dönme geriye, "konuk" olduğun masalara. Yanağına kondurulan bir buse için, içilen her şarabın kan olduğunu unutmadan git. "sen kan nedir bilmezsin / ölmedin, öldürmedin ki / yat toprağa boylu boyunca / ölüm bir yanında / kan bir yanındadır".&lt;br /&gt;Git ve gelme, aşkı bulduğunda ara beni. &lt;br /&gt;Bulamazsın. &lt;br /&gt;"sen aşk nedir bilmezsin / beni sevmedin ki"&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Mustafa YUKSEL&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-350896890382050426?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/350896890382050426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=350896890382050426' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/350896890382050426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/350896890382050426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2007/12/bilemezsin.html' title='Bilemezsin'/><author><name>blogger</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-7230754007379106351</id><published>2007-11-04T13:48:00.001-08:00</published><updated>2007-11-04T13:48:44.944-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cep telefonu'/><title type='text'>Cep Telefonu Melodileri</title><content type='html'>YERLi PARÇALAR &lt;br /&gt;Çöpcüler Kralı&lt;br /&gt;dpggfpgp#ab#abGppdpfp#Gppfgepfpg http://ottoman2000.8m.com/programlar.htm&lt;br /&gt;Mehter Marşı&lt;br /&gt;F+C+c+Cpp(b)B+c+#c+#d+Cpp+#C(b)B+C#G+#C+C(b)b(b)Bp+#C+C(b)b(b)bp+c(b)b(b)agF#A#A#gggG&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynalı Tahir&lt;br /&gt;AB+CBAGAAGFEAB+CBAGBAAB+CBAGAAGFEFFFDGFE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbrahim Tatlıses -Bir Tanem&lt;br /&gt;+CBAAppE+C+C+C+CBBABAGpppDBBBBAAGAGFpEAAAABAG&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarkan - Şımarık&lt;br /&gt;gaaegaaegab+cbaaggaaegaaeppgpa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi Güzelim&lt;br /&gt;+C+D+c#aa#aAa+c#aagaGa#agfgFgaGppFggfbefbEFgfbedbeD&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe I&lt;br /&gt;GgggagfEpppG+CpaBGFpppEfffgfedppGBpgAFE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe II&lt;br /&gt;gggpgpgpgpapgpfpeepppppgggp+c+c+cppapbbpggpff&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hababam Sınıfı&lt;br /&gt;+EBp+c+d+cbAp@Af@ap@aaBpp+EBp+c+d+cbAp@AffdE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani O saçlarına&lt;br /&gt;+E+F+G+@A+G+F+@Ap+G+F+E+G+F+E+G+C+@D+E+@D+C@B+#Cp+G+F+E+F+@D+E+C+C +E+@D+E+C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kasap Havası &lt;br /&gt;A@BA#gA@BA#gA@BA@B+#Cpppp+#C+D+#C@b+#C+D+#C@b+#C+D+#C+D+E&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Marşı (Mozart) &lt;br /&gt;ba#ga+Cpp+d+cb+c+Epp+f+e+#d+e+b+a+#g+a+b+a+#g+a+A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun İnce Bir yoldaayım... &lt;br /&gt;fgGfeDfEdecDagafGfeDfEdecD&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YABANCI PARÇALAR &lt;br /&gt;A &lt;br /&gt;2. Ace of Base: All That She Wants (12.11)&lt;br /&gt;A p A p A +c a +C A p p A p A p A +d a +D A +C A p A p A +c a +C A p p G&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Ace of Base: Don't Turn Around (9.11)&lt;br /&gt;a g a g A d p D C D p #A A p p p p G&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Aerosmith: Walk This Way (4.11)&lt;br /&gt;f #f g +C f #f g +C c p p p p p f #f g +C f #f g +C C +C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Airwolf&lt;br /&gt;#A #d f #g +#A +#c +c #g +#A +#c +c #g +#A #g +c F #D #c #d c #g #A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Aku Ankka -peli&lt;br /&gt;G g a G E G A G E G g a G E G F F p F f g F D F G F D F f g #G F G #A #A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Alley Cat&lt;br /&gt;+c b a ba a g #g A g #g a a# b p +c b a #a g #g A g #g a f e p g #g a b +c +c +d +D +#c +D +c +d +D +#c &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. All my loving&lt;br /&gt;f e D e f g A b +C +c b a E a A a g F d c D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Arkandoid End&lt;br /&gt;G a #a A G A +D A p p G a #a A G G #F G A G a #a A G A +D A p p #A +c +d +C #A +C +F +C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Auld lang syne, Trad.&lt;br /&gt;C F p e F A G p f G a g F p f A +C +D p p p +D +C p a A F G p f Ga g F p d D C F f &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Axel F v1.0&lt;br /&gt;F p #G f p f #a p f p #d p F p +C f p f +#c p +c p #g p f p +c p +f p f #d p #d c p g p F &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Axel F v2.0&lt;br /&gt;e p p G e p e A e p d p e p p B e p e +C b p g p e p b p +e p b e p e dp g p E&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;B&lt;br /&gt;13. Bailando&lt;br /&gt;A G E +c B g p e g g e G p e G p G g e +c B g&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. Bamse&lt;br /&gt;C F G +D +c bb a g F C D F C A g f e f g c C C F G +D +c b b a g F C D F C A g f e g F&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. Banana Boat&lt;br /&gt;+C p f f a +c +c +c a p b)+D +C p p p A a A A a g g g f F&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. Batman&lt;br /&gt;b b #a #a a a #a #a b b #a #a a a #a #a B p B&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17. Barbie v1.0&lt;br /&gt;a f a +d b B p p g c g +c A p p f d g p d p p p a g a p g&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18. Barbie v2.0&lt;br /&gt;a f a +d b B p p g e g +c A g f p d f d G D p p g g f A g f p&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. Beethovens 9th&lt;br /&gt;f f f #C #d #d #d C p f f f #c #f #f #f f +#c +#c +#c #A f f f c #f #f #f f +#d +#d +#d&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20. Bj”rnes magasin&lt;br /&gt;F a f G +C F g f F E d c d f C F F E F&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21. Black Night (7.11)&lt;br /&gt;F p #G f #D p C #d F p #G f #A #g f p p #D f p p p p p p #G f&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22. Black Sabbath: Iron man (28.10)&lt;br /&gt;C p p #D p p #D F F p p #g g #g g #G #D #D F F&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23. Black Sabbath: Paranoid (4.11)&lt;br /&gt;d d d d d d d d d d d d d d d d c c c c c c c c e C D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24. Black &amp; White&lt;br /&gt;+#c +#c +#c +#c p p +c p p p p #a #a #a #a p p +c&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25. Bold and Beautiful (9.11)&lt;br /&gt;+D A +D +C B G A P P a b +C B G A G #F G #F D D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26. Bonanza (9.11)&lt;br /&gt;c p c c c p c c c p c c c p c c F p p A p p p c p c c c p c c c p c c d p e p f&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Bruce Springsteen: Born In The USA (4.11)&lt;br /&gt;C G p p f g a F G p p p g C G p p f g a F G&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28. Bye bye baby&lt;br /&gt;+D +D +C a G a #A A p p #A #A A f f F G E p p +F +E +D a +D +c #A A p p #A +D +C f f F E D  &lt;br /&gt;C&lt;br /&gt;29. Can-can v1.0&lt;br /&gt;C C d f e d G G g a e f D D d f e d c b a g f e d c &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30. Can-can v2.0 (24.10)&lt;br /&gt;d a a +b a g g +b +c +e +g +e +e +d +D +e #f #f +e +d g g +b a +b a a g G&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31. Carlos Santana:Europe (22.10)&lt;br /&gt;e e p a p b p p +c b p a p g f f f p p f f p g g p a p b p a p g f p e e e e &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;32. Coca-Cola by Chris&lt;br /&gt;E e e f F p p D D d e E p p E E e f f p e d p d g E C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;33. Chaplin, Manschettvisan&lt;br /&gt;+f +bg +f +e +f +bg +f p +f +bg +f +bb +f +f +be p +be +f +be +bd +c +be +bd p +bd +bd +c bb a bB &lt;br /&gt;D&lt;br /&gt;34. Dallas v1.0&lt;br /&gt;c F p c +C p f A g a F C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35. Dallas v2.0&lt;br /&gt;G +C p g +G +c +E +d +e +C G +C +A +G +e +f +G +g p G +C +A +G +e +f +G +d +e +C G +C +e +f +D +G +G&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;36. Danny: Kuusamo (31.10)&lt;br /&gt;+E +c a p e a +c b a B g e p a bb a g e d #C p #c D E g f e F&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;37. Dansa i Neon &lt;br /&gt;g A B +C +c +C E F p a +c +C b b A A G p A B +C +c +C B +D +c B a A b B&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;38. Das Boot&lt;br /&gt;E p be #c be e #g B p #a #g #a b +#d +#F p p p p p p #F p f #d f# f# a +#C p +c #a +c +#c +f +#G&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;39. Den blomstertid nu kommer &lt;br /&gt;A A G G F E F F p A +C +C b B b B A p A A G F E F F p A +C +C b B b B A p +C +D +C b B A G G&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40. De sista ljuva †ren &lt;br /&gt;d d f b B b b + C b B b B A a a A b b A g D p b B b B b b b B d F b E a a A b b A g D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;41. Diggi Loo, Diggi Ley &lt;br /&gt;a b b +C +c a +D +d a b b a b b +C p a b +c +c +c +c +C F +D p&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;42. Doors: Light My Fire (28.10) &lt;br /&gt;B g a B +D +C B A G A f g A +F +d +c bb a G F G be f G bB ba g f e D #D A #C E #C A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;43. Du Gamla, Du Fria &lt;br /&gt;a A f f F g a A g f E p g G e f g e a f D C &lt;br /&gt;E&lt;br /&gt;44. El Bimbo&lt;br /&gt;e +c b a e C p p p p p +c b a e G p f F p p p d e f g a +C p b B p a A p g G p f F p e E&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;45. Emigrantvisa&lt;br /&gt;g b b +D +d +d +C +D b B b b G b B A A D f a G G p p g b b +D +d +c +D +e +#f +G +G +A +G +F +g +f +E +C +D &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;46. Enter Sandman (24.10)&lt;br /&gt;C p p +C +#D #F F p p +C C p p +C +#D #F F p p +C C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;47. Enolagy&lt;br /&gt;f f a #a +c #a a f f a #a +C A d d f g a g f D d A G F&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;48. Europe:Final Countdown (24.10)&lt;br /&gt;b a B p E p p p +c b +c p b p A p p p +c b +C p E p p p a g a p g p #f p a p G &lt;br /&gt;F&lt;br /&gt;49. Fanfar&lt;br /&gt;g g g p b +d p+ G &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50. Fantomen &lt;br /&gt;F f f A f G f g a b B C E e e G e F G A F F g A a b B +C +D +d +d +C +c +c A G F b B&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;51. Flintstones&lt;br /&gt;+C p F p p +F p +d p +C p F p p +C p bb p a p a p bb p +c p F p G p A p&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;52. Flying Theme from 'The Rocketeer'&lt;br /&gt;G g f e g +c +d +e +g +f +e +d +c b +c F p p G g f e g +c +d +e +g +f +e +d +c b +c +D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;53. Free like a flying demon&lt;br /&gt;+d p +d p +c b b +c p b b p g p b b p p p +c p b p a p b p p p a p a &lt;br /&gt;G&lt;br /&gt;54. Galactica (9.11)&lt;br /&gt;+C p p p p +C #A A G F #A p p p p +c +d +C p p p p F +C p p p p +C #A A G F #D p p p f g F&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;55. Gardebylaten (8.11)&lt;br /&gt;g a g e g a g e G +E +d +C b p a b a f a b a f A +F +e +D +c p B +c B A G +F +E +D +c +d +e +f&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;56. Giana Sisters&lt;br /&gt;g d a d b b d a d g d +c d b b d a d g d a d b b d +c d +d d +c d b b d a d&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;57. Good, Bad and Ugly (24.10)&lt;br /&gt;a +d a +d A p p p p F p p G p p D p p p p p p a +d a +d A p p p p F p p G p p +C p p p p p p&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;58. Gudfadern &lt;br /&gt;C F #G G F #G F G F #C #D C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;59. Guns'N Roses: Paradise City (4.11)&lt;br /&gt;D c #c D c #c d c d c d F D c #c D c #c d c d c d F&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;60. G„rdeby g†ngl†t&lt;br /&gt;e f g a g e g a g e G +e +d +C B a b a f a b a f A +f +e +D +C &lt;br /&gt;H&lt;br /&gt;61. Hababam Sinifi (31.10)&lt;br /&gt;+E B p +c +d +c b A p bA f ba p ba a B p p +E B p +c +d +c b A p bA f f d E&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;62. Halloween (31.10)&lt;br /&gt;+g +c +c +g +c +c +g +c +#g +c +f bb bb +f bb bb +f bb +#f bb +g +c +c +g +c +c +g +c +#g +c +f bb bb +f bb bb +f bb +#f bb &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;63. Hawaii 5-O &lt;br /&gt;e e g B A E p e e d G E p e e G B A +E +d +d b G +E p +G +e +d +c a +c +d +C A +A +#f +e +d b a &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;64. Hei kuuraparta/Forsty the snowman (12.11)&lt;br /&gt;F D be F bB p a bb +C bB A G F p a bb +c bB A g g F bB D f g F bE D bE F&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;65. Hej p† er br”der alla &lt;br /&gt;G g g a g E C +c +c +C +c +c +d +c A f a a a G g g g a B b b b a g f e d C +C &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;66. Helan g†r&lt;br /&gt;e p g p c p p e d d d d ed c&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;67. Hepokatti&lt;br /&gt;d e #f #f #f #f D d e #F #F D d e #F #F g g #f #f E&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;68. How could you believe me?&lt;br /&gt;bb f g f bb f g F bB f g f a bb +c g a g +c g a g +C b +C &lt;br /&gt;I&lt;br /&gt;69. Ihahaa (28.10)&lt;br /&gt;B A A p p A G G p p #F #F G #F E p p B p p B A A p p A G G p p #F #F G #F E&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;70. Ihmemies v1.0&lt;br /&gt;+c +C p B p p #f A G p p +c +C B a b a G +E A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;71. Ihmemies v2.0&lt;br /&gt;e a +d +e +d e a e p a +d +e +d a e a p a +d +e +d e a e p +d +g +f +g +f +e +d&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;72. Ihmemies v3.0 (30.10)&lt;br /&gt;+c +c +c +c +c +c +c +c B p #f A G p p +c +C B a b a g p +e p A p p +c +C B p p #f A G p p&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;73. I Just Called&lt;br /&gt;+c p +C p A p p p +C B p p g pB p +C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;74. Indiana Jones&lt;br /&gt;E p F g p +C +C p p D p c F F p p p F p g a p +D +D p p E p e E E F F G G &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;75. In kommer far&lt;br /&gt;a +b B #+A g g g B c C +c +c +C B b b b a a g e c b&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;76. Intro Ballade pour Ad.&lt;br /&gt;c g +c +d c g +c +d c g +c +d c g +c +d c g +e g c g +e g c g +e g&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;77. Intro Ljudet av ett hj„rta(Gyllene tider)&lt;br /&gt;f p f g a g F A g f G g g f f g p A f f F f f e d C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;78. Irish (18.11)&lt;br /&gt;+C +c +d +c a G g a g e C c d c d e f e d p p +C +c +d +c a G g a g e C c d c d e +c b+C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;79. Iron Maiden&lt;br /&gt;e p b p a p g p #f g #f p e p #d #d e p b p a p g p #f g #f p e p #d #d &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;80. Iron Maiden- Number Of The Beast (Intro)&lt;br /&gt;d d d #f d g d a d d a d d a d d a d d a d d d #f d g d a d d a d d a d d a d d a&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;81. Iron Maiden: Wasted Years (9.11)&lt;br /&gt;+c c c g c c #g c c f c c g c #d c p c c d c c #d c c f c c d c #d c&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;82. It's a sin (9.11)&lt;br /&gt;G p g a bb +C bb A bB A p f g a bB a G A G p g g g G g A G #F +D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;83. It's not unusual to be loved by anyone &lt;br /&gt;c f g p a p #a p +c p a a p G p c c c p C &lt;br /&gt;J&lt;br /&gt;84. Jag vill ha en egen m†ne&lt;br /&gt;+c +c +C a B +c +d +d B p +c +c +d +C g E p e F f F e d D D C d F e d E&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;85. James Bond&lt;br /&gt;E #f #f #f #F E E E E g g g G# F# F# F E #f #f #f #F E E E E g g g G #F #F #F p #d D p b a B p&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;86. Jamiroquai: Too Young To Die (12.11)&lt;br /&gt;#A +C p p #a p p p f g p +c p p +C p p #a p f g p +c&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;87. Jar of porter, Ir.Trad.&lt;br /&gt;F p g A #A +C +F +C p p #A p a #A G A G F C F p g A #A +C +F +C a a #A pa #A G F p p F&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;88. Jesu joy of man's desiring, J.S.Bach &lt;br /&gt;G A B +D +C +C +E +D +D +G +#F +G +D B G A B +C +D +E +D +C B A B G #F A D #F A +C B A B G A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;89. Joulu on taas&lt;br /&gt;#F #f e D #F #f e D E e d #c d E D G g g B #F #f #f A E e #f g #f E D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90. J.S.Bach(Ur solosvit f”r cello)&lt;br /&gt;+f +a +f a bb d C +G A +d +#c +d f g +d a e a +d +#c +e +f +e +f a bb d C +E A +d +#c +d f g b a +d +#C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;91. Juice: 15. y” (28.10)&lt;br /&gt;+c +C +C +C +C +D +d +D +D b +C +C +C G A p p p p p e e F f F p F G G E E D C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;92. Juice: Syksyn s„vel (12.11)&lt;br /&gt;g g G G A a e E G p p #f #f #F #F G g d D G p p g g g g p a A E G #F #F&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;93. Jurassic Park (19.11)&lt;br /&gt;c p G p d p A p a b +C p +c b p G A A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;94. J„nis istuu maassa&lt;br /&gt;c d e f G G A A A G p A A G p g f f f f e E e d d d d c C c e G c e G G G C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;95. J„„tel”auto v1.0&lt;br /&gt;c g a g E c g a g E c F f D d C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;96. J„„tel”auto v2.0&lt;br /&gt;c a +c a f p c a +c a f p c b p b g p g f&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;97. J„„tel”auto v2.1 (15.11)&lt;br /&gt;c a +c a f p c a +c a f p c bb p bb g p g f &lt;br /&gt;K&lt;br /&gt;98. Kambodjalainen&lt;br /&gt;d g g g a bb bb bb g f f f d f f f p d g g g a bb bb bb +c +d +d +d b +d +d +d &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;99. Kauniit ja rohkeat v1.0&lt;br /&gt;+G +D +g +F +E +c +D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100. Kauniit ja rohkeat v2.0&lt;br /&gt;G D p g F E p C D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;101. Kauniit ja rohkeat v3.0&lt;br /&gt;+G +D p +g +F +E p +c +D p p p +d +e +F +e p +c +D +c p b +C b p g F p p G&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;102. Kirka - Leijat&lt;br /&gt;E F G A g a g f E e d F E E p +c +d +c a B B B p b +c b g A A A &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;103. Kilisee kilisee kulkuset (8.11)&lt;br /&gt;a a A a a A +d p #f p #F p a p g p G p b p a p A p b p a g p C p e p d p D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;104. Kilisee kilisee kulkuset v2.0(11.11)&lt;br /&gt;+c +c +C +c +c +C +F A A p p +C bB bB p p +D +C +C p p +c +c +C +c +c +C +F A A p p +D p +c bB E G F F&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;105. Knight Rider (4.11)&lt;br /&gt;g p #g g +D p p +g p +#g +g +D p p g p #g g +d p +g p +F p p p p +f p +G p&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;106. Koska meit„ k„sket„„n&lt;br /&gt;c p c p g p g p a p a G p f p f p e p e p d p d p C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;107. Kummiset„&lt;br /&gt;C F #G G F #G F G F #C #D C &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;108. Kwai-joen silta&lt;br /&gt;g e p e f g +E +E +C p g e p e f e G G F p f d p d e f g e p e #f e d g p e #f d p a &lt;br /&gt;L&lt;br /&gt;109. La cucaracha (full ver)&lt;br /&gt;c c c F A p c c c F A p f f e e d d C p p c c c E G p c c c E G p +c +d +c #a a g F&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;110. Led Zeppelin: Black Dog (4.11)&lt;br /&gt;g# a b +c g +#D +C +f +g +#D +C +#D +C #a +c +c f g #d f c C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;111. Leningrad Cowboys: Those were the days v1.0 (9.11)&lt;br /&gt;A b +c +d +c b a +C a p E f g A e p e f e D p A b +c +d +c b +c B a p B b B +c b #g #g a B&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;112. Leningrad Cowboys: Those were the days v2.0 (9.11)&lt;br /&gt;d e f F p a b a g f E p c d e G p f F p d e f +D p +c +C p a b +c +E p +d +c b a #g A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;113. Linnut (26.10)&lt;br /&gt;A G A p p D p p #A A #A p p A G F E p p D C A G A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;114. Livet „r h„rligt &lt;br /&gt;bB bB G bB A A D D bb a g f G +D A A D D G f e d c d e D A #F D G f e d c d e D A +D +D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;115. Ljudet av ett annat hj„rta&lt;br /&gt;+C +c +d +e +d +C +E +d +c +D +d +d +c +c +D +E +C +C +c +c b a g&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;116. Love me tender&lt;br /&gt;D G #F G A E A p G #F E #F G&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;117. Lynyrd Skynyrd: Sweet Home Alabama (4.11)&lt;br /&gt;G G +G p +g F F +F p +f C C +C p +c d e g a g e d e G G +G p +g F F +F p +f C C +C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;118. Lyphard Melody&lt;br /&gt;+d +c +D #a a #A g #f g a #a g #a +d +g +f +#D +#d +d +c b +c g f g #d g d #d f e F a g A &lt;br /&gt;M&lt;br /&gt;119. Maammelaulu&lt;br /&gt;G p E p F p G G p p +C p +D p p g +E +E +E p p p +C +C p A p p +d +C +C p B B p +C +C +C +C &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;120. Magnum P.I.&lt;br /&gt;E F g p G p p p g e a G C p p p e e D c D E p p p c e g a g C p p e e D c D C C &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;121. Mah na mah na &lt;br /&gt;+c b a g p +e p +F p +g +e +C p +c b a g p +e p +f +G +E&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;122. Mark Knopfler: Walk of Life (4.11)&lt;br /&gt;G p g p p p d e G e d p C p c p p p d e p G p g p p p d e G e d p C p c d e D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;123. Marsch, J.J.Fux &lt;br /&gt;a bb +C A F A G E C d e F E d f g a bB A G a bb +C A F A G E C F D bB G f e F&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;124. Matti ja Teppo: M„ joka p„iv„ t”it„ teen (8.11)&lt;br /&gt;+a +g +f +e +d +E +f +E +E +F +e +d B +d +C b +c +d +E p +a +g +f +e +d +E +f +E +E +F +e +d B +d +F +f +e +c b A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;125. Matti ja Teppo: M„ joka p„iv„ t”it„ teen v2.0 (8.11)&lt;br /&gt;A +c b A +c p +E +f +e +D +c p B B +D +e +D +c p A +c b A +c p +E +f +e +D +c p B B +E +c B A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;126. McDonalds&lt;br /&gt;E p G p e F E D c p C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;127. Memory (12.11)&lt;br /&gt;bB bB p a bb c bb g bB bB p a bb c bb f G G p be f g f be D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;128. Metallica: Black-albumista&lt;br /&gt;g g E E E b b E E E g g E B E g g E E E g g E E E +d +d +E EE g g E B E g g E&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;129. Metallica: Enter Sandman v1.0&lt;br /&gt;E p p +e p +g p #a p a p p p +e p E p p +e p +g p #a p a p p p +e&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;130. Metallica: Enter Sandman v2.0 (29.10)&lt;br /&gt;D +d +f #g G +d D +d +f #g G +d D +d +f #g G d F d e d e f e D &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;131. Metallica: Enter Sandman v3.0 (4.11)&lt;br /&gt;C p p +C +#D #F F p p +C C p p +C +#D #F F p p +C C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;132. Metallica: For whom the bell tolls&lt;br /&gt;#f #f p p #f #f p p E p p +e p +#d p +d p +#c p p +#c p a p ba p +e p e p bE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;133. Metallica: Harvester of sorrow (21.10)&lt;br /&gt;E B +F +E e b +G +F +E E B +F +E g a +D #F +D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;134. Metallica: One v1.0 (4.11)&lt;br /&gt;E B E G p p p p p p C B C G p p p p p p E B E G p p p p p p C B C G p p +C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;135. Metallica: One v2.0 (10.11)&lt;br /&gt;B +#F B +D p p p p p p G +#F G +D p p p p p p B +#F B +D p p p p p p G +#F G +D p p +G&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;136. Metallican soolo (17.11)&lt;br /&gt;g +d b g +c a #f p #f +c a #f b g e p e b g e a g #f e #d e #f g a b&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;137. Metallica: Welcome home (Sanitarium) (21.10)&lt;br /&gt;E B +#F +G E +C +G +G E +D +A +G A +#C +D a g B +D g a +D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;138. Merrily&lt;br /&gt;e d c d e e E p d d D p e g G p e d c d e e e e d d e d C p p p &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;139. Mission Impossible v1.0&lt;br /&gt;D p d p d f p g p D p d p d c p #c D p d p d f p g p D p d p d c p #c &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;140. Mission Impossible v2.0&lt;br /&gt;d p p d p p d f p g p d p p d p p d c p #c p d p p d p p d f p g p +d +#d &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;141. M. Jackson Beat it&lt;br /&gt;E g b +g +e p +e +#F +e +d p +D p E g b +g +e p +e +#F +e +d &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;142. Muppet show&lt;br /&gt;+D +D B +C b +C A p +D +D B +C b A p #F #F A G #f G +D d e #F #f E D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;143. My girlfriend's girlfriend&lt;br /&gt;E b e A e +C e b e a e g a E b e A e g #F g #F g #F g a &lt;br /&gt;N&lt;br /&gt;144. Nirvana: Come as you are v1.0 (21.10)&lt;br /&gt;e f #F a #f a #f #f f e b e E b&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;145. Nirvana: Come As You Are v2.0 (4.11)&lt;br /&gt;C C #C D p p F D F D D #C C G C C p p G C #C D p p F D F D D #C C G C C p p G&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;146. Nirvana: Heart-Shaped Box (28.10)&lt;br /&gt;A +E +A +E F +C +F +C D p p A +D p p A +D A A +E +A +E F +C +F +C D f #f #F #F #F C C D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;147. Nirvana: Sliver (10.11)&lt;br /&gt;+c p +c +c f p f f +c p +c a p g a bb +c p +c +c f p f f +c p bb a p g a bb&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;148. Nokialainen v1.0&lt;br /&gt;+g +f A B +e +d F G +d +c E G +C &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;149. Nokialainen v2.0&lt;br /&gt;+b +a +#C +#D +#g +#f A B +#f +e #G B +E&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;150. Nokialainen tilt v1.0&lt;br /&gt;+b +a +#C +D p p p p p +b +a +#C +#D +g p p p p p p p +b +a +#C +#D +#g +#f A B +#f +e #G B p #F &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;151. Nokialainen tilt v2.0 (30.10)&lt;br /&gt;+b +a +#C +D p p p p p +b +a +#C +#D +g p p p p p p p +b +a +#C +#D +#g +#f A B +#f +e #G B +E&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;152. No limit: 2Unlimited (21.10)&lt;br /&gt;A A p +C +c A A p +C +c A A p +C a +D +D +E +E&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;153. Nyt sytyt„mme kynttil„n (18.11)&lt;br /&gt;D B B A A G E D p d E E A #F D p p p p D +D +D +C +C B G E p e #F #F A A G &lt;br /&gt;O&lt;br /&gt;154. Olipa kerran ihminen&lt;br /&gt;a g a f a e a d a #C a d a e a f f f p a g a a a p e p f p d p #C #C #C #c d d d &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;155. Olle (17.11)&lt;br /&gt;a d a e a e d e a e d e a d e a d e e&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;156. On hanget korkeat nietokset (12.11)&lt;br /&gt;#F B B A a a G G #F #F D D D d e #F #F &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;157. O-Sole-Mio&lt;br /&gt;+c +c b g G b b a F b b a f F d e f G g #g G f +c #g G e d c g G e d c C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;158. Ostakaa makkaraa (16.11)&lt;br /&gt;B A G p p B A G p p g g g g a a a a B A G&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;159. Oxygene 4&lt;br /&gt;+C p p g p #d p g p C p p p +C p p g p #d p g p C p p p #A p p a p g p a p D p p p &lt;br /&gt;P&lt;br /&gt;160. Paljon onnea vaan&lt;br /&gt;c c D C F E p p cc D C G F p p c c +C A F E D p bb bb A F G F&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;161. Pantera:cowboys from hell (22.10)&lt;br /&gt;E G E G A G A G #A G A G A #A +d&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;162. Patakakkonen&lt;br /&gt;D p f p g p a p a a a p a p d #c +d +e +f p +e &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;163. Patakakkonen v2.0 (19.11)&lt;br /&gt;a a a b+c +c +d +d +e +e +e +e +e +e +e +e +a +e +a +c +b +b +a +a +e +e +e +e +e +e +e +e +f +f +f +e +d +d +c +d&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;164. Paul McCartney: Live and Let Die (4.11)&lt;br /&gt;a b +C p p e #f G p p +d +c A a b +C p p e #f G p p +d p +C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;165. Peppi Pitk„tossu (8.11)&lt;br /&gt;C f p a p f p G p #a p p a f e p g e c p e p F p A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;166. Pearl Jam: Alive (4.11)&lt;br /&gt;c c C p f #a +c +D p p +C p p F C p f #a +c +D p +c +d +#d +d +c #A C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;167. Personliga Persson&lt;br /&gt;bB G g f #D C g g bA ba g f b e D D p G g g g g G g g g g bA ba ba ba ba G G&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;168. Petteri punakuono/Rudolph the rednosed reindeer (12.11)&lt;br /&gt;G a G E +C A G p p g a g a G +C B p p F g F D B A G p p g a g a G A E&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;169. Pienen pieni veturi&lt;br /&gt;c c c d e e E F f f E E c c c d e e e e D D C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;170. Pikku bikinit (15.11)&lt;br /&gt;F G #G a a g f a a g f bb bb g f bb bb g f p A g F g f f G f D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;171. Pink Panther&lt;br /&gt;e f p p p p g #g p p p p e f p g #g p +#c +c p f #g p +c B p p p p #a #g f #d c f #d f &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;172. Pink Panther v2.0 (20.11)&lt;br /&gt;#D e p p p p #F g p p p p #D e p #f g p +c b p e g p b bB bB a g e d E&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;173. Pluto p† julafton!&lt;br /&gt;+G p +f +E +D +C +D +E +C +d +e +f +d +E p +d +C b p +C &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;174. Prodigy: Out of Space&lt;br /&gt;#A a #a a #a a #a +#c +d +#c +d +#c +d +#c #a #A a #a a #a a #a +#c +d +#c +d +#c +d +#c #a&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;175. Puff Daddy: I'll Be Missing You (11.11)&lt;br /&gt;g +d +a +d +b +a +d +a g +d +a +d +b +a +d +a e b +#f b +g +#f b +#f e b +#f b +g +#f b +#f&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;176. P”rri&lt;br /&gt;e d e f e g e a e +d e +c e b +e e d e g e f e d e g e a e f a g b a +c b d +e +d b +c &lt;br /&gt;R&lt;br /&gt;177. Rage Against The Machine: Revolver (4.11)&lt;br /&gt;#a b +c c #D F #A +c #a +c +#D p #a b +c c #D F #A +c #a +c C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;178. Raiders of the Lost Ark March&lt;br /&gt;e p f G p +C p p p d p e F p p p g p a B p +F p p p a p b +C p +D p +E&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;179. RAY:n pokerin tuplaus„„ni&lt;br /&gt;c g #f g a g #f g g g f e p e d c c g #f g a g #f g g g f e p e d c&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;180. Red Hot Chili Peppers: I Could Have Lied (4.11)&lt;br /&gt;D E G E B p p E G E B p p E G E B p p +D p p p p +C p p p p B p p p p G&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;181. REM: Shiny Happy People (4.11)&lt;br /&gt;g f g p f p C p p c c D F F C G p p F p p p p g f g p f p C p p c c D p p F&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;182. Rikas mies jos oisin&lt;br /&gt;g f g f E C p p e f g f g f e f g a bb a bb a G&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;183. Ritari ss„ (4.11)&lt;br /&gt;C #c c G p p +C +#c +c G p p C# c c G +C #A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;184. Robert Miles: One (12.11)&lt;br /&gt;#a p p p p c #a #g p p p p p c #g g p p p p p c g f p p p c f g #g f# a&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;185. Rush: Passager to bangkok (31.10)&lt;br /&gt;e e +E p +D +d +e +d B p e e +C p B b +c b G &lt;br /&gt;S&lt;br /&gt;186. Saimaan norppa (26.10)&lt;br /&gt;a p A G p f p F C p #A p #a a p A G p g p G F p e p p E p D p C D p c C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;187. Sash: Ecquador&lt;br /&gt;b p #F +d +#c +e +#c a b p #F +d +#c +e +#c a +d p A +#f +e +#f +e +#c +d p B +d +#c +d +#c a&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;188. Sataa sataa ropisee (28.10)&lt;br /&gt;c d e f g g g p a f +c a g &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;189. Sesame street v1.0&lt;br /&gt;+C a F p f g a p +C a F p +C a F p f g a B +c +d p +c +d #D +d +C p g a bb a g p F G E C C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;190. Sesame Street v2.0&lt;br /&gt;+C p A p F p F g a p B p +C p +D p B p +C +D +#D +D +C A g p g p a #A A g c p C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;191. Simpsoni tunnari&lt;br /&gt;G p B +#C +e +D p B G e #c #c #c D p p #c #c #c #c b E p g g g G&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;192. Sininen ja valkoinen&lt;br /&gt;+c +c +c +c B A +c +c +c +c B A G F p F p F p b b b b A G b b b b A G F E p E p p &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;193. Smoke On the Water v1.0&lt;br /&gt;c p #d p f p p c p e p #f f p p c p #d p f p p #d p c &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;194. Smoke On the Water v2.0&lt;br /&gt;g p p #a p p +C p p p g p p #a p p +#c +C p p p p p g p p #a p p +C p p p p #a p p G &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;195. SNAP:Rhythm Is A Dancer (20.10)&lt;br /&gt;+e p +c p +d p +c p f p f p a p f p g p g p d p g p a p a p +c p a p&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;196. Snoddas Flottark„rlek&lt;br /&gt;g p g +C +c +c +d +E +d +C b +D +c B a G p E f G +e +D +c B +c +D b +c&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;197. Spice Girls: Mama (9.11)&lt;br /&gt;A p B p +C b a g E p p b a g E G C p p p p p p A p B p +C b a g E p p b a g E G A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;198. Spice Girls: Who Do You Think You Are (9.11)&lt;br /&gt;#f p a B p #f #g p #g p p A #f p #f p a B p #f #g p #g p p e #f&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;199. Some Skunk Funk (intro)&lt;br /&gt;+c +be +f +bA +f +be +c +a +#f +e +D p +c +be +F f bb +c bE p E f p d D p +ba +ba&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;200. Sommar och sol&lt;br /&gt;+D p B p a b a E pbg e d +c b a b +c b g A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;201. Sommartider&lt;br /&gt;e g g e A A a a a G p f f f E e E e d cC p p F E D d c D c D p d C d E d c&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;202. Sonata, C.Buterne &lt;br /&gt;+D G G G A g #f G +D +G G G G A g #f g a b +c +D G +G +#f +e +D G +E +d +c b a b +c +D +c b A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;203. Sorsien aamulaulu (28.10)&lt;br /&gt;g g g g a a a a g g g g e e e e&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;204. Stairway To Heaven (Intro) - Led Zeppelin &lt;br /&gt;A +C +E +A +B +E +C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;205. Star Trek&lt;br /&gt;C p p f a G #d p #d +d +C p p p p a #a +c +d # a +C p # A p A p a f a G &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;206. Star Wars&lt;br /&gt;bB bB p +F +F p +b e p +d p +c p +bB +bB p +F p +B e p +d p +c p +bB +bB p +F p +b e p +d p +b e p +C +C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;207. Sub-Urban Tribe: One of my little memories&lt;br /&gt;C F G #A G #D C F G #A G #D C F G #A G +C +#D +C +D #A +C A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;208. Summer Night City&lt;br /&gt;+c +d +f +d +c +D A +c +d g a D +c +d +F +c +D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;209. Sunshine of your love&lt;br /&gt;+D +D +C p D p p A p p #G p p G p p d p F p p D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;210. Sweet Child O'mine (20.10)&lt;br /&gt;d +d a g +g a +#f a d +d a g +g a +#f a e +d a g +g a +#f a e +d a g +g a +#f a&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;211. Syksy on ja kes„ on pois (8.11)&lt;br /&gt;A b +C +e +f +g +f +E p +a +g +f +C +d +E p +d +d +e +F +d +c +c +d +E +c b +c +d +C b A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;212. Syntax Error &lt;br /&gt;a #d a #d a #d &lt;br /&gt;T&lt;br /&gt;213. Toccata og Fuge&lt;br /&gt;a a +d a +e a +f a +d a +e a +f a +g a +e a +f a +g a +a a +f a +g a +a a +b B&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;214. Today (Intro) - Smashing Pumpkins&lt;br /&gt;+D A +E A +D A +#f +d A +D A +E A +D A +#f +d A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;215. Top Gun&lt;br /&gt;D +D +D +c b +c b A A g a B a b +C b g B A p p D +D +D +c b +c b A A g a B a b +C b g B A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;216. Tubular Bells&lt;br /&gt;e a e b e g a e +c e +d e b +c e b e a e b e g a e +c e +d e b +c&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;217. Tuiki tuiki t„ht”nen (28.10)&lt;br /&gt;c c c c g g g g a a a a g g g g f f f f e e e e d d d d c c c c&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;218. Twilight Zone (4.11)&lt;br /&gt;+C +#C +C A +C +#C +C A +C +#C +C A +C +#C +C A&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;219. T„n„„n kotona&lt;br /&gt;+e +d +c +d +e +f +E p p p p p p p +c b a b g a E &lt;br /&gt;U&lt;br /&gt;220. U2: Hold Me, Thrill Me, Kiss Me, Kill Me (11.11)&lt;br /&gt;B p A p #F p D D p p B p A p #F p D D p p B p A p #F p D D p p B p A p #F p C C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;221. Ukko Nooa v1.0&lt;br /&gt;C C C E D D D F E E D D C&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;222. Ukko Nooa v2.0 (18.11)&lt;br /&gt;c p c p c p e p d p d p d p f p e p e p d p d p c p p p p &lt;br /&gt;V&lt;br /&gt;223. Vaarilla on saari&lt;br /&gt;f f d c F d c f f g e F p p f f d c F d c f f g e F&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;224. Vesivehmaan jenkka v1.1 (20.11)&lt;br /&gt;+c +c +c bb #g #g #g f #d #d #d c #D #g p g g g ba bB bb +bd +c +bd +c bb #G #D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;225. Vi i femman&lt;br /&gt;c f a c f a c f #a c f #a c f a c f a c e g e c&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;226. Visa vid vindens „ngar &lt;br /&gt;e #f a +E +e +e +#c +#c A #f #c #c #c D #f a +#c a B p e #f a +E +e +e +#c +# c A #f #c #c #c D #f a +#c +#c A &lt;br /&gt;W&lt;br /&gt;227. Walk of life, M.Knopfler&lt;br /&gt;G p g p p p d e G e d p C p c p p p d e p G p g p p p d e G e d p C p c d e D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;228. We wish you a merry christmas (12.11)&lt;br /&gt;D G g a g #f E C E A a b a g #F D D B b +c b a G E d d E A #F G&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;229. When the Saints go Marching In&lt;br /&gt;c e f G c e f G c e f G E C E D e e d C E G g F e f G E C D C &lt;br /&gt;X&lt;br /&gt;230. X-Files (18.11)&lt;br /&gt;C E D E A E p p p p C E D E A E p p p p +C B A G A E  &lt;br /&gt;Y&lt;br /&gt;231. YMCA (19.11)&lt;br /&gt;+d b p p p p b a g a b +d p b +d p +e b p p p p b a g a b +d p b +d p +e +c &lt;br /&gt;Z&lt;br /&gt;232. Zwampen&lt;br /&gt;+C B A p +C +c B A p p A F A b B B p p B&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-7230754007379106351?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/7230754007379106351/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=7230754007379106351' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/7230754007379106351'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/7230754007379106351'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2007/11/cep-telefonu-melodileri.html' title='Cep Telefonu Melodileri'/><author><name>blogger</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-2813644805023793145</id><published>2007-11-04T13:47:00.000-08:00</published><updated>2007-11-04T13:48:10.972-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='internet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='windows'/><title type='text'>IRC Komutları</title><content type='html'>IRC Server üzerinde kullanabileceğiniz komutlar&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;CHANSERV &lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;register&lt;br /&gt;/chanserv register #kanal sifre description Komut kanal kurmak icin kullanilir. Kurmak istediginiz kanal daha once register edilmemis olmalidir. Ayrica komutu kullandiginiz anda kanalda op olmalisiniz. Burada dikkat etmeniz gereken en onemli nokta sifre ile description=aciklama ayni olmamalidir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;set&lt;br /&gt;/chanserv set #kanal modules Kurdugunuz herhangi bir kanalin kurulumunu optionlarini ayarlamak icin kullanilir. set ile kullanilan diger komutlar asagida geliyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;founder&lt;br /&gt;/chanserv set #kanal founder Kanalin founderini degistirmek icin kullanilir. Komutu kullandiginiz anda kullanmakta oldugunuz nickin founder olmasini saglar. Tabii komutu kullanmak icin kanalin sifresini identify etmis olmaniz gerekiyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;passwd&lt;br /&gt;/chanserv set #kanal passwd yenisifre Kanalin sifresini degistirmek icin kullanilir Kullanmak icin kanalin sifresini identify etmis olmak gerekiyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;desc&lt;br /&gt;/chanserv set #kanal desc yeni description Kanali kurarken koydugunuz descriptioni degistsirmek icin kullanilir. Kanalin sifresi identify edilmis olamalidir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;mlock&lt;br /&gt;/chanserv set #kanal mlock +-ntrispklmR Kanalin bir cok ayari bu komutla kilitlenir. Herhangi bir opun kanalin ayarlari ile oynayamamasi icin kullanilir. En ideal sekli +ntr-ispklmR olmasidir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;opguard&lt;br /&gt;/chanserv set #kanal opguard on|off Kanalda aop ve soplarin disinda kimsenin op olamamasi icin kullanilir. Kucuk kanallar icin tehlikelidir. Kanlda op kalmama ihtimali vardir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;keeptopic&lt;br /&gt;/chanserv set #kanal keeptopic on|off Kanalda kimse kalmadigi zaman topicin kaybolmamasi icin kullanilir. topiclock ayarlandigi zaman buna gerek kalmaz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;url&lt;br /&gt;/chanserv set #kanal url web adresi Kanalin Sayfasini kanala url yapmak icin kullanilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;iden&lt;br /&gt;/chanserv set #kanal ident on|off Kanalda nickini identify etmeden aop ve soplarin chanservden op alip alamamalarini duzenler. On oldugu zaman chanserv identify edilmeden hicbir nicke op vermez.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;restrict&lt;br /&gt;/chanserv set #kanal restrict on|off On oldugu durumlarda kanala aop ve soplardan baskasi giremez.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;topiclock&lt;br /&gt;/chanserv set #kanal topiclock on|sop|founder Kanalda topic degistirme level ini belirler. Hangi seviye ayarlanirsa o seviye ve uzeri topic degistirebilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;leaveops&lt;br /&gt;/chanserv set #kanal leaveops on|off Kanalda hic op kalmadigi zaman son op cikar cikmaz chanserv kanalda duran birine op verir. Kimse yokken ilk girene op verir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;unsecure&lt;br /&gt;/chanserv set #kanal unsecure on|off Kanalda guvenligin eksik olmasi demektir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;private&lt;br /&gt;/chanserv set #kanal private on|off Kanalin ozel kanal oldugunu gosterir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;memo&lt;br /&gt;/chanserv set #kanal memo aop|sop|founder Kanala memo gondermek icin minimum leveli belirler&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;sop&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/chanserv sop #kanal add|del nick Birisini sop=superoperator yapmak icin founderlar kullanabilir. Founderlarin bir nicki sop ve ya aop yaparken onun register edilmis olmasina dikkat etmeleri tavsiye olunur. Silerken nick yerine sadece listede ki numara da kullanilabilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;aop&lt;br /&gt;/chanserv aop #kanal add|del nick Herhangi bir kisiye aop=auoto op vermek icin kullanilir. Founder ve soplar kullanabilir bu komutu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;akick&lt;br /&gt;/chanserv akick #kanal add|del nick|adres Kanala girmesi kesinlikle istenmeyen kisiler icin kullanilir. Her turlu sekilde konabilir. Nicke adres ve ya herhangi bir kelimeye bile konabilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;drop&lt;br /&gt;/chanserv drop #kanal sifre Kurdugunuz herhangi bir kanali dusurmek icin kullanilir. Sifreyi identify etmis olmak gerekir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;mdeop&lt;br /&gt;/chanserv mdeop #kanal Kanalda bulunan oplarin topluca opluklarini almak icin kullanilir. Kimse kendine esit ve uzerindeki kisiyi mdeop yapamaz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;unban&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/chanserv unban #kanal me|all Kanalda herhangi bir aop ve ya sopun kendine karsi konmus banlari acmak icin me komutunu kullanabilirler. All komutunu ise soplar ve founder tum banlari acmak icin kullanirlar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;count&lt;br /&gt;/chanserv count #kanal Komutu aop ve uzeri kullanabilir. Kanaldaki op durumunu ve akick durumunu gormek icin kullanilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;why&lt;br /&gt;/chanserv why #kanal nick Kanalda op duran bir kisinin hangi nicki identify ettigi ve hangi levelda oldugunu gosterir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;NICKSERV &lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;register&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/nickserv register sifre Bu komutla komutu yazdiginiz andaki kullandiginiz nickinizi register etmis olursunuz. Bunu yaparken dikkat etmeniz gereken sifrenizin aklinizda kolayca kalacak fakat baskalarinin aklina gelemeyecek bi sey olmasi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;set&lt;br /&gt;/nickserv set... Bu komutla yapabileceginiz bir cok islem var. Nickinizle ilgili bazi kurulumlari ayarliyabilirsiniz. Bunlar sira ile asagida yazili.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;passwd&lt;br /&gt;/nickserv set passwd yenisifre Sifreniz herhangi biri tarafindan ogrenildiginde ve ya herhangi guvensiz bir durumda sifreninzi degistirmek icin bazilarinin yaptigi gibi nickinizi drop edip tekrar kurmaniza gerek yok. Bu komutla nickinizin sifresini degistirebilirsiniz. Komutu kullanmak icin nickinizi identify etmis olmaniz gerekiyor tabii.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;kill&lt;br /&gt;/nickserv set kill on|off  Sizin ircde olmadiginiz zamanlarda sifrenizin baskalari tarafindan kullanilmasini istemiyorsaniz yukaridaki komutu kullanarak nickinizin kill ayarini aktif hale getirmelisiniz. Bunu yaptiginiz zaman server sizin nickinizle her girildiginde 1 dakika icinde identify edilmesini ister. Eger 1 dakika icinde identify etmezseniz o zaman sizin nickiniz de Guest68876... olur. Eger bu fonksiyonu kapatmak isterseniz /nickserv set kill off yazin&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;url&lt;br /&gt;/nickserv set url adres Nickinize info ceken kisinin sizin e-mail ve ya web adresinize ulasmasini isterseniz. bu komutla nickinize herhangi bir adresi link olarak koyabilirsiniz.(Ornek: /nickserv set url mailto:Baransss@yahoo.com ve ya /nickserv set url http://www.bakk.8m.com ) Tabii ki bu komutu kullanmak icin nickinizi identify etmis olmalisiniz. Ayrica url koymak istediginiz nicki o an kullaniyor olmalisiniz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;nomemo&lt;br /&gt;/nickserv set nomemo on|off Eger sizi sik sik memoservden mesaj gondererek rahatsiz eden biri varsa ve siz de memo mesajlarina ihtiyaciniz olmadigini dusunuyorsaniz /nickserv set nomemo on komutunu kullanarak size gonderilen tum memolari ignore edebilirsiniz. /nickserv set nomemo off yazarsaniz nickiniz memolara tekrar acilmis olur.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;noop&lt;br /&gt;/nickserv set noop on|off Komutu aktif hale getirdiginizde birisi size aop/sop vermek isterse chanserv den size bir notice gelir. o kisi sizin nickinize aop/sop veremez.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;access&lt;br /&gt;/nickserv access add|del adres Bu komutla nickinizin access listini olusturabilirsiniz. Adres yazan kysma yazacaginiz adres ile girdiginiz zaman nickiniz kill on olsa bile nickserv identify istemez.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;identify&lt;br /&gt;/nickserv identify sifre Bu komutla daha once register ettiginiz bir nicki identify edebilirsiniz. Komutun bu formati sadece o anda kullandiginiz nicki identify etmek icindir. Baska bir nicki identify etmek icin /nickserv identify nick sifre formatini kullaniniz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;recover&lt;br /&gt;/nickserv recover nick sifre Nickinizin belli bir sure kullanilmamasi icin bu komut kullanilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;ghost&lt;br /&gt;/nickserv ghost nick sifre Nickiniz herhangi bir kisi tarafindan kullanildigi zaman ve ya siz dustugunuz halde nickiniz dusmediyse bu komutla nickinizi kullanani server dan atabilirsiniz&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;drop&lt;br /&gt;/nickserv drop nick sifre Daha once register ettiginiz bir nicki dusurmek icin kullanilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;release&lt;br /&gt;/nickserv release nick sifre Nickiniz herhangi bir sekilde nickserv tarafindan tutuldugu zaman onu kurtarmak icin kullanilir. Genelde nicki identify etmeyip guest oldugunuz zaman kullanilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;info&lt;br /&gt;/nickserv info nick Register edilmis herhangi bir nick hakkinda nickservden bilgi istemek icin kullanilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;acc&lt;br /&gt;/nickserv acc adres Genelde kullandiginiz adresi nickinize access olarak eklerseniz o adresle girdiginiz zaman nickserv identofy istemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; MEMOSERV &lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;send&lt;br /&gt;/memoserv send nick|#kanal Komut herhangi bir kanala ve ya nicke not birakmak icin kullanilir. Birisine memo gonderebilmeniz icin hem sizin hem de karsidaki kisinin nicki registerli olmalidir. Kanala ise kanal optionlarinda belirtilen kisiler memo gonderebilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;sendop&lt;br /&gt;/memoserv sendsop #kanal Komut sadece kanalin soplarina not birakmak icindir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;list&lt;br /&gt;/memoserv list Size gonderilen memo mesajlarinin listesini gormek icin kullanilir&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;read&lt;br /&gt;/memoserv read memonumber Size gelen memolar number yerine listedeki numarasini yazarak okuyabilirsiniz. Tabii memolari gorebilmek ve onlari okuyabilmek icin nickinizi kullaniyor olmaniz ve identify etmis olmaniz gerekiyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;del&lt;br /&gt;/memoserv del memonumber Okudugunuz memolari silmek icin kullanilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;undel&lt;br /&gt;/memoserv undel Yanlislikla sildiginiz bir memoyu geri cagirmak icin kullanilir. Fakat eger uzerine yeni meo gelmisse undel yapamazsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-2813644805023793145?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/2813644805023793145/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=2813644805023793145' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/2813644805023793145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/2813644805023793145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2007/11/irc-komutlar.html' title='IRC Komutları'/><author><name>blogger</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-6702599423340696650</id><published>2007-11-04T13:45:00.000-08:00</published><updated>2007-11-04T13:47:44.167-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='linux'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çeşitli'/><title type='text'>Linux ile ilgili soru cevaplar -2</title><content type='html'>----- Original Message ----- &lt;br /&gt;From: S.O.S MAY.DAY &lt;br /&gt;To: linux@gelecek.com.tr &lt;br /&gt;Sent: Wednesday, July 11, 2001 9:23 AM&lt;br /&gt;Subject: [linux] RE: [linux] Linux ve Windows arasında haberleşme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bende bu işlerde yeni sayılırım böyle bir emulator hiç görmedim dos emu denen bir emulator var fakat fat12 olarak çalışıyor vede sanal olarak 15 mb dan üstünü oluşturamıyor wine diye bir şey duydum fakat daha görmek nasıl olmadı (wine şarap değil) &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;diğer problemin için dos gibi linuxun de bir autoexec.bat ı var /etc/fstab dosyası mount komutunu içine yazıyorsun olup bitiyor daha fazla açıklama yapmaya gerek duymuyorum basit çünkü&lt;br /&gt;-----Original Message-----&lt;br /&gt;From: owner-linux@gelecek.com.tr [mailto:owner-linux@gelecek.com.tr]On Behalf Of Askin Bal&lt;br /&gt;Sent: Tuesday, July 10, 2001 10:55 PM&lt;br /&gt;To: linux@gelecek.com.tr&lt;br /&gt;Subject: [linux] Linux ve Windows arasında haberleşme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar, &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;linux' te ve Windows' da (98 ve 2000) bir emulator aracılığıyla programları çalıştırmak mümkün müdür?Varsa program tafsiye edebilir misiniz?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Birde, mount komutu ile linuxden windows' a ait partitionu görüyorum ama açılıp kapanınca bir kayıtlar gidiyor, tekrar komutu çalıştırmam gerekiyor. Birincisi bunu sürekli kılmam için ne yapmam gerekir, ikincisi Linux un windows ortamında, bu işlem için kullanılacak bir program varmıdır?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Gelecek Linux kulanmaktayım...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Şimdiden Teşekkürler,&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;AB&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çar 11 Tem 2001 15:13 tarihinde şunları yazmıştınız:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; için windows üzerinden telnet ve ve görsel olarak kullanabilmek için ise&lt;br /&gt;&gt; windows üzerinde çalışıp X'i destekleyen terminal programları kullanmayı&lt;br /&gt;&gt; düşünüyorum. (yani NT'inin terminal serverlerle uzaktan yönetilmesi gibi...&lt;br /&gt;&gt; ama hepsi RAM canavarı...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam bir program ismi hatirlamiyorum ama çooook eskiden Win altinda çalisan&lt;br /&gt;birkaç küçük Linux kabugu (shell) oldugunu okumustum. Bunlar bir nevi küçük&lt;br /&gt;emülatör ve fazla ram yemiyor. Eger onlardan bulabilirseniz daha rahat&lt;br /&gt;olacagini düsünüyorum...&lt;br /&gt;Not: Tabii bulmasi biraz problem. Bence digerlerinin cevaplarini bekleyin.&lt;br /&gt;Benimkisi son çözüm :((&lt;br /&gt;Caner Baydemir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam &lt;br /&gt;O paylasıma actıgımız dızının yada dosyanın Owner ını ataman gerekıyor yoksa &lt;br /&gt;root olarak kalıyor gırılıp bakılsa bıle uzerınde sılme kopyalama gıbı &lt;br /&gt;ıslemler yapılamıyor &lt;br /&gt;komutu kısaca &lt;br /&gt;chown KULLANICI /dizin/ -R &lt;br /&gt;kullanıcı kuma yazma gıbı ıslemlerı yapacak kullanıcı adı olacak &lt;br /&gt;dizin vermek ıstedıgın dızın Orn : /home/user/kurbaga/ &lt;br /&gt;-R de tum alt dızınlerı ıle bırlıkte bu hakkı verdıgını gosterır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tabıı bu dızıne bırde mod vermen lazım &lt;br /&gt;chmod 755 /dizin/ -R &lt;br /&gt;755 owner yazar siler kopyalar &lt;br /&gt;dıger gırenler sadece read yapar gıbı bısı ıdı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    From: rootboys &lt;rootboys@usa.net&gt; &lt;br /&gt;Reply-To: linux@gelecek.com.tr &lt;br /&gt;To: linux@gelecek.com.tr &lt;br /&gt;Subject: [linux] samba &lt;br /&gt;Date: 10 Jul 2001 20:10:49 EET DST &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;merhaba &lt;br /&gt;samba ile ilgili bir problemim var mesala bir dosyayi paylasima acalim &lt;br /&gt;ve paylasima actiktan sonrada bu dosyayi yazilabilir yapalim yaptiktan &lt;br /&gt;sonra ag komsularindan linux e girip herhangi birsey kopyalamaya &lt;br /&gt;calistiginda `erisim engellendi`di ye bir hata veriyor amacim bu klasoru &lt;br /&gt;hem okuna bilir hemde yazilabilir yapmak bu konuda yardimci olursaniz &lt;br /&gt;sevinirim &lt;br /&gt;simdiden tesekkurler  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam &lt;br /&gt;O paylasıma actıgımız dızının yada dosyanın Owner ını ataman gerekıyor yoksa &lt;br /&gt;root olarak kalıyor gırılıp bakılsa bıle uzerınde sılme kopyalama gıbı &lt;br /&gt;ıslemler yapılamıyor &lt;br /&gt;komutu kısaca &lt;br /&gt;chown KULLANICI /dizin/ -R &lt;br /&gt;kullanıcı kuma yazma gıbı ıslemlerı yapacak kullanıcı adı olacak &lt;br /&gt;dizin vermek ıstedıgın dızın Orn : /home/user/kurbaga/ &lt;br /&gt;-R de tum alt dızınlerı ıle bırlıkte bu hakkı verdıgını gosterır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tabıı bu dızıne bırde mod vermen lazım &lt;br /&gt;chmod 755 /dizin/ -R &lt;br /&gt;755 owner yazar siler kopyalar &lt;br /&gt;dıger gırenler sadece read yapar gıbı bısı ıdı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    From: rootboys &lt;rootboys@usa.net&gt; &lt;br /&gt;Reply-To: linux@gelecek.com.tr &lt;br /&gt;To: linux@gelecek.com.tr &lt;br /&gt;Subject: [linux] samba &lt;br /&gt;Date: 10 Jul 2001 20:10:49 EET DST &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;merhaba &lt;br /&gt;samba ile ilgili bir problemim var mesala bir dosyayi paylasima acalim &lt;br /&gt;ve paylasima actiktan sonrada bu dosyayi yazilabilir yapalim yaptiktan &lt;br /&gt;sonra ag komsularindan linux e girip herhangi birsey kopyalamaya &lt;br /&gt;calistiginda `erisim engellendi`di ye bir hata veriyor amacim bu klasoru &lt;br /&gt;hem okuna bilir hemde yazilabilir yapmak bu konuda yardimci olursaniz &lt;br /&gt;sevinirim &lt;br /&gt;simdiden tesekkurler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;*********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam,,,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukardaki topic den de anlasilacagi gibi bir arkadasin buna benzer bir&lt;br /&gt;sorusu vardi, yani her aciliste "mount" komutunu vermekten nasil kurtulurum&lt;br /&gt;diye...Yanlislik ile bu E-Mail silinmis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/etc/fstap  da  söyle bir degisiklik yapilabilir:&lt;br /&gt;---------------------------------------&lt;br /&gt;//server/Serbest_birakilan_yer        /mnt/windowsC   smbfs&lt;br /&gt;nauto,user,exec,username=user,password=COKGIZLI            0   0&lt;br /&gt;---------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not : Eger "Serbest_brakilan_yer"  yazan yerde , ki bu windows altinda,&lt;br /&gt;herhnagi bir BOS SATIR varsa, mesela;&lt;br /&gt;c:\Programm  Files&lt;br /&gt;                    ^&lt;br /&gt;dizininde oldugu gibi, o zaman o bosluk icin  \ isareti ( backslash )&lt;br /&gt;kullanilabilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                        Mesela&lt;br /&gt;                            |&lt;br /&gt;                            |&lt;br /&gt;//server/Programm\Files       /mnt/windowsC   smbfs&lt;br /&gt;nauto,user,exec,username=user,password=COKGIZLI            0   0&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygilar....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkaN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam,,,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GuNDi_HaCKeR :)  wrote;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;&lt; bilgisayarımın ses kartını da tanıtamadım. ses kartım yamaha 724&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALSA ile denedinmi ?&lt;br /&gt;http://www.alsa-project.org/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygilar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkaN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eğer swat kullanarak yapılandırma yapıyorsan. yani localhost:901 password&lt;br /&gt;kısmına gelip kullanıcıyı oradada tanımlaman gerekecek..&lt;br /&gt;örnek kaan diye bir kullanıcı tanımlı ve parolası xxx sambadada adduser deyip&lt;br /&gt;bunu yapman gerekecek. ve window$ tada aynı kullanıcı ve password ile oturum&lt;br /&gt;açman gerekli... console da yapıcaksan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;#adduser kaan&lt;br /&gt;#smbadduser kaan:kaan&lt;br /&gt;Pass: ***&lt;br /&gt;tekrar: ***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------- Forwarded by KAAN DUZALAN/OPERASYON/TEKNIK/TELEON on&lt;br /&gt;11.07.2001 10:40 ---------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkan Sen &lt;erkansen@atacom.com.tr&gt; on 11.07.2001 09:39:44&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Please respond to linux@gelecek.com.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To:   linux@gelecek.com.tr&lt;br /&gt;cc:    (bcc: KAAN DUZALAN/OPERASYON/TEKNIK/TELEON)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Subject:  [linux] samba - linux tarafı tamam ama windows ....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;selamlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arkadaşlar ben samba yı kurdum şu an çalışıyor. ancak windows tarafından&lt;br /&gt;linux un paylaştırılmış klasörlerini görebiliyorum ancak içine girmeye&lt;br /&gt;çalıştığım zaman şifre soruyor ve şifreyi girmeme rağmen hatalı şifre diyor.&lt;br /&gt;bunu nasıl aşarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yardımcı olursanız sevinirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam,,,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadık Alp ŞENYER  wrote;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;&lt;benim makinamda 4 kullanıcı tanımlı(root hariç). Ama root dışında makinayı&lt;br /&gt;tekrar başlatma veya kapatma komutlarını diğer kullanıcılar&lt;br /&gt;&lt;&lt;çalıştıramıyor. Linuxconf da denedim diğer kullanıcılara hakvermeyi ama&lt;br /&gt;başaramadım lütfen yardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;User -erkaN asagidaki gibi bir komut veriyor:&lt;br /&gt;$ /sbin/shutdown -r now&lt;br /&gt;gelen cevap:&lt;br /&gt;shutdown: must be root.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufak bir deneme daha;&lt;br /&gt;User - erkaN  kendini Systeme tanitiyor ve giriyor..Hemen girer girmez,&lt;br /&gt;CTRL + ALT + DEL       tuslarina basarak systemi reboot yaptirmaya calisiyor&lt;br /&gt;ve beceriyorda...:-)) Yani bu basit bir örnek.. Ben biliyorum erkaN&lt;br /&gt;Kullanicisi kim..Ama eger baska biri olsaydi, demekki systemi    2 de 1&lt;br /&gt;cani SIKILDIKCA bir asagi bir yukari gider gelirdik...:-))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama illaki birisini Shutdown yetkisi verebilmek icin yapabilecegimiz seyler&lt;br /&gt;nelerdir ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilk önce  /etc/inittab  filesini bir editor ile acip kontrol ediyorum ve&lt;br /&gt;gözüme söyle bir satir carpiyor:&lt;br /&gt;--------------------------&lt;br /&gt;.....................&lt;br /&gt;#Trap CTRL-ALT-DELETE&lt;br /&gt;ca::ctrlaltdel:/sbin/shutdown -t3 -r now&lt;br /&gt;....................&lt;br /&gt;---------------------------&lt;br /&gt;Demekki bu durumda isteyen herkes bu systemi istedigi gibi bir asagi bir&lt;br /&gt;yukari oynayabilir...Hemen degistirmek lazim..:-))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukardaki görülen satiri asagidaki gibi degistiriyorum:&lt;br /&gt;---------------------------&lt;br /&gt;.............................&lt;br /&gt;ca::ctrlaltdel:/sbin/shutdown  -h  -a  -t  4  -r    now&lt;br /&gt;.............................&lt;br /&gt;--------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi burda   "-a"  parametresi ile   /etc   dizini altinda&lt;br /&gt;"shutdown.allow"  isminde bir file aramaya zorladik..Ama böyle bir file&lt;br /&gt;yok..Hemen böyle bir File olusturuyoruz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cd /etc&lt;br /&gt;vi   shutdown.allow&lt;br /&gt;yazip vi editorunun icine giriyoruz....ve hemen baslangica   söyle bir satir&lt;br /&gt;ekliyorum:&lt;br /&gt;-----------&lt;br /&gt;root&lt;br /&gt;-----------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;simdi tekrardan hafizaya alip ( :wq)  islemi bitiriyorum ve tekrar   init 1&lt;br /&gt;/ init 3  veya  kisaca systemi reboot yaptiriyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;User-erkaN  bu sefer systeme kendini tanitiyor..Systeme girer girmez  CTRL +&lt;br /&gt;ALT + DEL  tuslari ile Systemi REBOOT yaptirmaya calisiyor, Gelen hata&lt;br /&gt;mesaji söyle:&lt;br /&gt;-------------------&lt;br /&gt;shutdown: no authorized users  logged in&lt;br /&gt;-------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani demekki basardik....Systemi zatece  /etc/shutdownn.allow  filesinin&lt;br /&gt;icinde hangi User'in adi varsa O reboot yaptirabiliyor...Ama senin istedigin&lt;br /&gt;bu degil tabiki..Senin sorun ise bütün User'ler reboot yaptirabilsin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevap: Yukardaki anlattiklarima göre bulman lazim. Demekki ben simdi&lt;br /&gt;/etc/shutdown.allow  filesinin icine hangi User'in adini yazarsam o kisi&lt;br /&gt;CTRL+ALT+DEL  tuslarini yardimi ile Systemi reboot yapabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela benim /etc/shutdown.allow   filem su anda söyle gözüküyor:&lt;br /&gt;---------------&lt;br /&gt;erkaN&lt;br /&gt;Nakre&lt;br /&gt;---------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin sayende bende Systemi diger Userlerin reboot yapmasini engellemis&lt;br /&gt;oldum...:-) Buraya kadar yapilan islem ile cikan sonuc , User erkaN ve Nakre&lt;br /&gt;kul´lanicilari  CTRL + ALT + DEL  tuslarini kullanarak rahatca systemi&lt;br /&gt;reboot yapabilirler...( Ama dikkat, sadece CTRL + ALT + DEL  tuslari yardimi&lt;br /&gt;ile )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;User-erkaN asagidaki gene bir deneme yapiyor:&lt;br /&gt;$ /sbin/shutdown -r now&lt;br /&gt;gelen cevap:&lt;br /&gt;shutdown: must be root.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hmmmmm....Gercektende böyle olmasi lazim..&lt;br /&gt;Ama isin birde HARD methodu var..Oda asgidaki komut ile gelene gecene bu&lt;br /&gt;komutu hizmete sunabiliriz( ama hic tavsiye etmem)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;chmod +s  /sbin/shutdown&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukardaki komut isin en kisa kestirmesi ama hic güzel degil( tabi bence,&lt;br /&gt;kisi gene kendi bildigi gibi istedigini yapabilir ).Eger bu komutu&lt;br /&gt;uygularsam, hangi user olursa olsun systemi rahatca reboot yapabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basarilar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkaN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     dosyayı yazılabilir özelliğini büyük ihtimalle sadece sambadan yapmışın.&lt;br /&gt;aynı zamanda açtığın dosyanın özelliğinide yazılabilir yapman gerekli&lt;br /&gt;eğer sonradan sadece okunabilir yapmak istiyorsan sambadan  yazılabilirliği&lt;br /&gt;kaldırman yeterli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------- Forwarded by KAAN DUZALAN/OPERASYON/TEKNIK/TELEON on&lt;br /&gt;11.07.2001 09:57 ---------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rootboys &lt;rootboys@usa.net&gt; on 10.07.2001 21:10:49&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Please respond to linux@gelecek.com.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To:   linux@gelecek.com.tr&lt;br /&gt;cc:    (bcc: KAAN DUZALAN/OPERASYON/TEKNIK/TELEON)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Subject:  [linux] samba&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Content-Type: text/plain; charset=us-ascii&lt;br /&gt;Content-Disposition: inline&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;merhaba&lt;br /&gt;samba ile ilgili bir problemim var mesala bir dosyayi paylasima acalim&lt;br /&gt;ve paylasima actiktan sonrada bu dosyayi yazilabilir yapalim yaptiktan&lt;br /&gt;sonra ag komsularindan linux e girip herhangi birsey kopyalamaya&lt;br /&gt;calistiginda `erisim engellendi`di ye bir hata veriyor amacim bu klasoru&lt;br /&gt;hem okuna bilir hemde yazilabilir yapmak bu konuda yardimci olursaniz&lt;br /&gt;sevinirim&lt;br /&gt;simdiden tesekkurler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;modemin external olursa standart modem olarak tanıtırsın sıkıntı çekmezsin&lt;br /&gt;terminalde sndconfig yaz ses kartı ayarlama menusu gelir yamaha yoksa orada&lt;br /&gt;ona uygun bir ses kartı nı seçip dma ve irq ayarlarını tutturmalısın olmazsa&lt;br /&gt;ses kartının sürücücüsünü internette bulacak ve yükleyeceksin olmazsa 15$&lt;br /&gt;lık bir creative vibra 128 al canavar gibi mp3 dinlersin uğraşma dahili&lt;br /&gt;modemlerle external modemlerde 40$ düşmüş&lt;br /&gt;piyasada birkaç linux kitabı var almanı ve okumanı tavsiye ederim....&lt;br /&gt;s.o.s dedin ya ondan bye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----Original Message-----&lt;br /&gt;From: owner-gelecek-linux@gelecek.com.tr&lt;br /&gt;[mailto:owner-gelecek-linux@gelecek.com.tr]On Behalf Of GuNDi_HaCKeR :)&lt;br /&gt;Sent: Wednesday, July 11, 2001 9:23 AM&lt;br /&gt;To: gelecek-linux@gelecek.com.tr&lt;br /&gt;Subject: [GL] INTERNETE BAĞLANMAK ICIN YARDIM (S.O.S)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;selam arkadaşlar. hepiniz internete bağlanıyorsunuz. peki ben neden&lt;br /&gt;bağlanamıyorum. ve bilgisayarımın ses kartını da tanıtamadım. ses kartım&lt;br /&gt;yamaha 724 , modemim ise U.S.ROBOTIC . nedense her bağlanmaya çalıştığımda&lt;br /&gt;modem hazırlanıyor ve bırakırsam saatlerce hazırlamaya devam  edecektir.&lt;br /&gt;kilitleniyor. Ses kartı ve modem için ne yapabilirim.&lt;br /&gt;_________________________________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------- Forwarded by KAAN DUZALAN/OPERASYON/TEKNIK/TELEON on&lt;br /&gt;11.07.2001 09:45 ---------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAAN DUZALAN&lt;br /&gt;11.07.2001 09:46&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To:   erkansen@atacom.com.tr&lt;br /&gt;cc:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Subject:  re: [linux] sendmail yapılandırması.....!!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------- Forwarded by KAAN DUZALAN/OPERASYON/TEKNIK/TELEON on&lt;br /&gt;11.07.2001 08:54 ---------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkan Sen &lt;erkansen@atacom.com.tr&gt; on 10.07.2001 17:30:59&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Please respond to linux@gelecek.com.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To:   linux@gelecek.com.tr&lt;br /&gt;cc:    (bcc: KAAN DUZALAN/OPERASYON/TEKNIK/TELEON)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Subject:  [linux] sendmail yapılandırması.....!!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlar aranızda daha önce send mail i kurmuş ve çalıştırmış olanlar&lt;br /&gt;varsa yardım ederlerse sevinirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim sorunum sendmail i webmin üstünden yapılandırmama rağmen çalışmaması.&lt;br /&gt;ayrıca windows makinelerin sendmail üzerinden nasıl haberleşebileceğini&lt;br /&gt;falan da söylerseniz sevinirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada ingilizce veya türkçe hiç fark etmez basit yapılandırma dosyalrı&lt;br /&gt;bulabileceğim bir yer varsa söyleyin lütfen.(eger daha önce çalıştırdığnız&lt;br /&gt;conf dosyaları varsa yollarsanız sevinirim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt;&gt;&gt;&gt; Selam erkan..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben geçen gün kurdum ve birkaç gündür kullanıyorum... yani linux açık ve&lt;br /&gt;ağımdaki window$lar outluk kullanıp birbiriyle haberleşiyorlar.. kısaca nasıl&lt;br /&gt;yaptığımı anlatayım..&lt;br /&gt;ilk önce RPM dosyalarında sendmail varmı diye arattım.. vardı. eğer olmasaydı&lt;br /&gt;kurulum cd'sinden kurmak gerekir. x'i aç ve kpackade 'i çalıştır, find de ve&lt;br /&gt;sendmail yaz.. eğer linuxu ilk kurarken networkla ilgili olanları kurmuşsan&lt;br /&gt;zaten gelmiştir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sendmail kurulu olduğunu varsayıp anlatıyorum... ayrıca herhangi bir&lt;br /&gt;yapılandırma dosyasına girmedim..&lt;br /&gt;önce DNS 'imi kurdum... DNS'im şu oldu.. kaan.xxxx.com (tabii ağım içerisinde&lt;br /&gt;internetten ulaşılamaz..)&lt;br /&gt;     DNS 'i kurmuşsan tamam ama kurmamışsan linuxconf 'tan yapılandır. eğer&lt;br /&gt;anlatmamı istersen kaan.duzalan@star.com.tr    adresine mail at,&lt;br /&gt;X oturumu aç ve servislere bak..&lt;br /&gt;     servisler bir döküm halinde ve çalışanlar runing   çalışmayanlar   stop&lt;br /&gt;yazar... sendmail çalışıyormu diye bak.. çalışıyorsa ok. send mail satırı stop&lt;br /&gt;ise start yazan button'a bas..&lt;br /&gt;     çalışmıyorsa consol ekranında sendmail yaz ve çalıştır... sendmail yazınca&lt;br /&gt;çeşitli parametreler var.. onların hepsi ne işe yaradıklarını tam olarak&lt;br /&gt;hatırlamıyorum...&lt;br /&gt;şimdi hepsi tamam diye kabul ediyorum....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdide kullanıcı tanımlıyacaz... yine X oturumunda anlatıyorum..&lt;br /&gt;     linuxconf 'gel. (yada console ekranında #linuxconf)&lt;br /&gt;     userlerle ilgili olan bölümde şunlar var..&lt;br /&gt;          PPP account&lt;br /&gt;          SLIP accaount (galiba böyleydi :-)&lt;br /&gt;          POP (mail only)  birde bu olması lazım....&lt;br /&gt;     biz POP account olanını tıklıcaz..&lt;br /&gt;          örneğin add &gt; user name erkan &gt; full name erkan &gt; ok 'de olumlu&lt;br /&gt;olanlara tıklayarak çık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          eğer bir user varsa hazırda group kısmına popmail 'i seçerekte&lt;br /&gt;      yapabilirsin. ama bence uzun yoldan gitmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      artık sistemde bir mail kullanıcısı var... adresi nedir diye sorucak&lt;br /&gt;      olursan şu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          diyelimki DNS 'ini erkan.xxxx.com verdin &gt; açtığın POP kullanıcısının&lt;br /&gt;      maili şu olur.  diyelimki kaan kullanıcısı...   kaan@erkan.xxxx.com...&lt;br /&gt;      eğer DNS in   masa.xxxx.com olsaydı.. mail hesabıda kaan@masa.xxxx.com&lt;br /&gt;      olurdu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi mail programını aç (bu arada en iyi verimi netscape yada mozilla mail&lt;br /&gt;      programlarında aldım.... zaten netscape varsa oda mail programıda büyük&lt;br /&gt;      bir itimalle vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      mail programında ayarlayacağın yerleri hatırlatayım... POP3 olan yere DNS&lt;br /&gt;      adresini yaz. SMPT kısmınada aynısını. diğerleri kullanıcıyla alakalı&lt;br /&gt;      yerler..örnek görünmesi gereken ad kaan, mail adres kısmı kaan@dns&lt;br /&gt;      adresin, kullanıcı adı kısmı account kısmında açtığın kullanıcının adı ve&lt;br /&gt;      parolası....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;window$çası outlook 'u aç  POP3 kısmı IP adresin / SMTP kısmıda IP adresin&lt;br /&gt;      (linuxa verdiğin IP yani), kullanıcıyı aynı şekilde outlookta da&lt;br /&gt;      yapılandır ve. hemen denemelere başla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eğer outlook ta bir error veriyorsa gönderilmekte olan mail kısmında mail vardır&lt;br /&gt;      belkide... ondan yapıyor olabilir. örneğin önceden orada mail vardır ve&lt;br /&gt;      internete atmaya çalışıyordur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      umarım sorunsuz çalışır. kolay gelsin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sendmail ile ilgili döküman olarak gelecek linux cd'sinde var.. ayrıca&lt;br /&gt;      www.gelecek.com.tr adresindede büyük bir ihtimalle vardır. başlığı şuydu&lt;br /&gt;      hatırladığım kadarıyla linuxta modem, sendmail, .... fectmail&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;falan gibi birşeydi.. galiba&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi çalışmalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bende bu işlerde yeni sayılırım böyle bir emulator hiç görmedim dos emu denen bir emulator var fakat fat12 olarak çalışıyor vede sanal olarak 15 mb dan üstünü oluşturamıyor wine diye bir şey duydum fakat daha görmek nasıl olmadı (wine şarap değil) &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;diğer problemin için dos gibi linuxun de bir autoexec.bat ı var /etc/fstab dosyası mount komutunu içine yazıyorsun olup bitiyor daha fazla açıklama yapmaya gerek duymuyorum basit çünkü&lt;br /&gt;-----Original Message-----&lt;br /&gt;From: owner-linux@gelecek.com.tr [mailto:owner-linux@gelecek.com.tr]On Behalf Of Askin Bal&lt;br /&gt;Sent: Tuesday, July 10, 2001 10:55 PM&lt;br /&gt;To: linux@gelecek.com.tr&lt;br /&gt;Subject: [linux] Linux ve Windows arasında haberleşme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selamlar, &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;linux' te ve Windows' da (98 ve 2000) bir emulator aracılığıyla programları çalıştırmak mümkün müdür?Varsa program tafsiye edebilir misiniz?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Birde, mount komutu ile linuxden windows' a ait partitionu görüyorum ama açılıp kapanınca bir kayıtlar gidiyor, tekrar komutu çalıştırmam gerekiyor. Birincisi bunu sürekli kılmam için ne yapmam gerekir, ikincisi Linux un windows ortamında, bu işlem için kullanılacak bir program varmıdır?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Gelecek Linux kulanmaktayım...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Şimdiden Teşekkürler,&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;AB&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;Selam,,,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ersany@ixir.com  wrote;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; merhaba mandrake 8.0 kullaniyorum&lt;br /&gt;&gt; acilis disketim bozuldu ve mbr de silindi acaba yeni bir acilis disketi&lt;br /&gt;olusturup linuxsa nasil gecebilirim.&lt;br /&gt;&gt; Daha once boyle bir konu islenmisti fakat bir turlu bulamadim&lt;br /&gt;&gt; yardimci olabilirseniz sevinirim&lt;br /&gt;&gt; Tesekkurler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mandrake Cd sini Windows ortaminda Cd-Rom 'a tak  ve hemen zaten bir ufak&lt;br /&gt;menü geliyor, pinguenli felan.....Sanirim orda 4 tane madde olmasi&lt;br /&gt;lazim...Bunlardan bir taneside CREATE A BOOT DISK  gibi birsey olsa gerek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygilar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkaN&lt;br /&gt;--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; GL altında 3 tuşlu faremin orta tuşu iş görmüyor. Bunu nasıl&lt;br /&gt;&gt; ayarlayabilirim.&lt;br /&gt;&gt; Şimdiden teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Root kullanicisi haklariyla "mouseconfig" yazin, 3 tuslu fare oykunumu&lt;br /&gt;yanindaki kutucugu bos birakin. Boylece orta tusa basinca her iki tusa da&lt;br /&gt;basilmis gibi is gorur, ayni ayarlar X Window icin de gecerli olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iyi calismalar&lt;br /&gt;Gorkem&lt;br /&gt;Gelecek A.S&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Microsoft intelli mouse seceneğini kullanarak tanıtırsan hem scroll hem de 3.tuş çalışacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mouse tipini değiştirmek için mouseconf yazman yeter. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi çalışmalar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----Original Message----- &lt;br /&gt;From: Sadık Alp ŞENYER [mailto:ssenyer@veezy.com] &lt;br /&gt;Sent: Thursday, July 12, 2001 12:58 PM &lt;br /&gt;To: linux@gelecek.com.tr &lt;br /&gt;Subject: Re: [linux] fare &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hurulum sırasında 3 tuşlu olarak tanıtıım ama kullanımını &lt;br /&gt;bilmiyordum..Teşekkürler..Peki win altındaki gibi kaydırma görevi falan &lt;br /&gt;veremiyor muyuz 3. tuşa? &lt;br /&gt;----- Original Message ----- &lt;br /&gt;From: "Caner Baydemir" &lt;caner@gelecek.com.tr&gt; &lt;br /&gt;To: &lt;linux@gelecek.com.tr&gt; &lt;br /&gt;Sent: Thursday, July 12, 2001 9:23 AM &lt;br /&gt;Subject: Re: [linux] fare &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; &lt;br /&gt;&gt; Per 12 Tem 2001 00:47 tarihinde şunları yazmıştınız: &lt;br /&gt;&gt; &gt; GL altında 3 tuşlu faremin orta tuşu iş görmüyor. Bunu nasıl &lt;br /&gt;&gt; &gt; ayarlayabilirim. &lt;br /&gt;&gt; &gt; Şimdiden teşekkürler. &lt;br /&gt;&gt; &lt;br /&gt;&gt; &lt;br /&gt;&gt; Eger kurulum sirasinda 3 tuslu diye tanitmissaniz çalismasi lazim. Eger &lt;br /&gt;&gt; tanitmamissaniz setup komutunu deneyin. &lt;br /&gt;&gt; Kullanima gelince... Orta tus bir nevi Paste islevi görüyor. Linux'ta sol &lt;br /&gt;&gt; tusu basili tutarak taradiginiz metinlerin otomatik olarak copy'sini almis &lt;br /&gt;&gt; olursunuz. Daha sonra orta tusa basarak bunu yapistirabilirsiniz. &lt;br /&gt;&gt; Eger 3 degilde 2 tuslu bir fareniz varsa ve kurulumda (veya setup ile &lt;br /&gt;&gt; sonradan) 3 tus emülasyonunu seçmisseniz iki tusa ayni anda basmak 3. tus &lt;br /&gt;&gt; islevi görecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı sorun bende de var. Aslında windows me partition'ı formatlanmış değil&lt;br /&gt;ancak lilo tanımıyor. hard-disk'i bi yere yedek bağlayarak veya linux'tan&lt;br /&gt;bu partition'ı mount edip içindeki bilgileri hda2'ye çekerek win me&lt;br /&gt;partition'daki bilgileri kurtardıktan sonra linux'ı lilo'suz (açılış&lt;br /&gt;disketi ile) kurabilirsin.  Ben epey bir denemeden sonra lilo'dan vazgeçip&lt;br /&gt;öyle yaptım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                    "dieendstation"&lt;br /&gt;                    &lt;dieendstation@yahoo.com        To:    &lt;br /&gt;&lt;gelecek-linux@gelecek.com.tr&gt;&lt;br /&gt;                    &gt;                               cc:&lt;br /&gt;                    Sent by:                        Subject:     [GL] Re: [GL]&lt;br /&gt;linuxu kurulacagı yere mount edememe&lt;br /&gt;                    owner-gelecek-linux@gele&lt;br /&gt;                    cek.com.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                    12.07.2001 03:50&lt;br /&gt;                    Please respond to&lt;br /&gt;                    gelecek-linux&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;windowstaki önemli yedeklerinizi kurtarmak istiyorsanız tiramisu isimli&lt;br /&gt;yazılım belki işinize yarayabilir...&lt;br /&gt;----- Original Message -----&lt;br /&gt;From: "serdar sahin" &lt;karlofca@hotmail.com&gt;&lt;br /&gt;To: &lt;gelecek-linux@gelecek.com.tr&gt;&lt;br /&gt;Sent: Wednesday, July 11, 2001 5:15 PM&lt;br /&gt;Subject: [GL] linuxu kurulacagı yere mount edememe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; imdat yardım edin.abi linux dedik başımızı mı yaktık bilmem.inşallah öyle&lt;br /&gt;&gt; değildir.linux kurmak için 8.4gb diski 5 ve 3 gb diye ikiye&lt;br /&gt;ayırdım.5likte&lt;br /&gt;&gt; win me var.kurulumda 3gb hda2 tanıdı.baglam noktası olarak '/' yazdım&lt;br /&gt;&gt; kuruldu.lilo yu çalıştırdım birde ne göreyim.bütün diske format&lt;br /&gt;&gt; atmış.windows yoktu.lütfen yardım edinde şu linuxun tadını&lt;br /&gt;&gt; çıkarayım.saygılar,selamlar&lt;br /&gt;&gt;                            serdar sahin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mümkün değil geri dönülemez biçimde bozacaktır en iyisi norton utulities&lt;br /&gt;2001 benden söylemesi ya o ya hiç ..................&lt;br /&gt;----- Original Message -----&lt;br /&gt;From: dieendstation &lt;dieendstation@yahoo.com&gt;&lt;br /&gt;To: &lt;gelecek-linux@gelecek.com.tr&gt;&lt;br /&gt;Sent: Thursday, July 12, 2001 3:50 AM&lt;br /&gt;Subject: [GL] Re: [GL] linuxu kurulacagı yere mount edememe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; windowstaki önemli yedeklerinizi kurtarmak istiyorsanız tiramisu isimli&lt;br /&gt;&gt; yazılım belki işinize yarayabilir...&lt;br /&gt;&gt; ----- Original Message -----&lt;br /&gt;&gt; From: "serdar sahin" &lt;karlofca@hotmail.com&gt;&lt;br /&gt;&gt; To: &lt;gelecek-linux@gelecek.com.tr&gt;&lt;br /&gt;&gt; Sent: Wednesday, July 11, 2001 5:15 PM&lt;br /&gt;&gt; Subject: [GL] linuxu kurulacagı yere mount edememe&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt; imdat yardım edin.abi linux dedik başımızı mı yaktık bilmem.inşallah&lt;br /&gt;öyle&lt;br /&gt;&gt; &gt; değildir.linux kurmak için 8.4gb diski 5 ve 3 gb diye ikiye&lt;br /&gt;ayırdım.5likte&lt;br /&gt;&gt; &gt; win me var.kurulumda 3gb hda2 tanıdı.baglam noktası olarak '/' yazdım&lt;br /&gt;&gt; &gt; kuruldu.lilo yu çalıştırdım birde ne göreyim.bütün diske format&lt;br /&gt;&gt; &gt; atmış.windows yoktu.lütfen yardım edinde şu linuxun tadını&lt;br /&gt;&gt; &gt; çıkarayım.saygılar,selamlar&lt;br /&gt;&gt; &gt;                            serdar sahin&lt;br /&gt;&gt; &gt;&lt;br /&gt;_________________________________________________________________________&lt;br /&gt;************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Norton utulities 2001 diye bir şey  var 30 gün deneme sürümü fakat tam&lt;br /&gt;sürüm, driver cdleriyle filan geliyor bu programı başka bir bilgisayara&lt;br /&gt;yükle hardiskini ona tak tarattır linuxin sildiği fat sistemini bozulmuş fat&lt;br /&gt;olarak görüp düzelteyimmi diye soracaktır şansın varsa&lt;br /&gt;..........................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 kere senin gibi bilgilerim uçtu bu program halletti 0 kayıp ve 0 bozukla&lt;br /&gt;(fakat tam linuxun format çekerken aklıma windowsun olduğunu gelipte kestim&lt;br /&gt;..... sen anladığım kadarıyla tamamıyle linuxu kurmuşsun gerçekten sansın&lt;br /&gt;varsa.......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir tavsiye asla vede asla yedeksiz iş yapma bilgisayarlar kadar güvensiz&lt;br /&gt;bir bilgi ortamı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün anti microsoftçulara selamlar&lt;br /&gt;----- Original Message -----&lt;br /&gt;From: serdar sahin &lt;karlofca@hotmail.com&gt;&lt;br /&gt;To: &lt;gelecek-linux@gelecek.com.tr&gt;&lt;br /&gt;Sent: Wednesday, July 11, 2001 5:15 PM&lt;br /&gt;Subject: [GL] linuxu kurulacagı yere mount edememe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; imdat yardım edin.abi linux dedik başımızı mı yaktık bilmem.inşallah öyle&lt;br /&gt;&gt; değildir.linux kurmak için 8.4gb diski 5 ve 3 gb diye ikiye ayırdım.5likte&lt;br /&gt;&gt; win me var.kurulumda 3gb hda2 tanıdı.baglam noktası olarak '/' yazdım&lt;br /&gt;&gt; kuruldu.lilo yu çalıştırdım birde ne göreyim.bütün diske format&lt;br /&gt;&gt; atmış.windows yoktu.lütfen yardım edinde şu linuxun tadını&lt;br /&gt;&gt; çıkarayım.saygılar,selamlar&lt;br /&gt;&gt;              ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygilar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkaN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Per 12 Tem 2001 00:47 tarihinde şunları yazmıştınız:&lt;br /&gt;&gt; GL altında 3 tuşlu faremin orta tuşu iş görmüyor. Bunu nasıl&lt;br /&gt;&gt; ayarlayabilirim.&lt;br /&gt;&gt; Şimdiden teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eger kurulum sirasinda 3 tuslu diye tanitmissaniz çalismasi lazim. Eger&lt;br /&gt;tanitmamissaniz setup komutunu deneyin.&lt;br /&gt;Kullanima gelince... Orta tus bir nevi Paste islevi görüyor. Linux'ta sol&lt;br /&gt;tusu basili tutarak taradiginiz metinlerin otomatik olarak copy'sini almis&lt;br /&gt;olursunuz. Daha sonra orta tusa basarak bunu yapistirabilirsiniz.&lt;br /&gt;Eger 3 degilde 2 tuslu bir fareniz varsa ve kurulumda (veya setup ile&lt;br /&gt;sonradan) 3 tus emülasyonunu seçmisseniz iki tusa ayni anda basmak 3. tus&lt;br /&gt;islevi görecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam,,,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAAN DUZALAN wrote;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt;      merhabalar... benim öğrenmek istediğim..&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; intranetimde linuxu domain controller olarak kurdum ve mail server, samba&lt;br /&gt;sunucu&lt;br /&gt;&gt; olarak çalıştırıyorum.&lt;br /&gt;&gt; fakat yapmak istediğim şey şu,&lt;br /&gt;&gt; maalesef m$ ürünüde kullanmak zorundayım ve makina sıkıntım var. yani&lt;br /&gt;şöyle&lt;br /&gt;&gt; yepisyeni bir makina şu an tuzlu geliyor ve ikisi aynı anda çalışmadığına&lt;br /&gt;göre&lt;br /&gt;&gt; monütörsüz bir kasa toplayıp linuxu kapatmamacasına kullanmayı&lt;br /&gt;düşünüyorum,&lt;br /&gt;&gt; tabiiki gerektiği zamanlarda confugure gibi birşeyleri yapmak için windows&lt;br /&gt;&gt; üzerinden telnet ve ve görsel olarak kullanabilmek için ise windows&lt;br /&gt;üzerinde&lt;br /&gt;&gt; çalışıp X'i destekleyen terminal programları kullanmayı düşünüyorum. (yani&lt;br /&gt;&gt; NT'inin terminal serverlerle uzaktan yönetilmesi gibi... ama hepsi RAM&lt;br /&gt;&gt; canavarı...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NO TELNET !!&lt;br /&gt;napim, telnet'e düsman olmusum bir kere..:-))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani bence Telnet yerine SSH kullanabilirsiniz...Diyelim Linux'u Internet&lt;br /&gt;icin ön planda tutuyorsunuz,,, Arka planda Windows'lar var..O zaman Telnet&lt;br /&gt;Portunu Linux Serverde devamli acik tutup kendi kendinize riske girmis&lt;br /&gt;olmazmisiniz ? Bence SSH daha iyi bu durumda..TAbi gene karar sizin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak Linux 'u yönetebilmek icin mesela bir VNC Server olarak (&lt;br /&gt;http://www.uk.research.att.com/vnc/ ) kurabilirsiniz&lt;br /&gt;veya webmin ( http://www.webmin.com/webmin/ ) Install edebilirsiniiz. TAbi&lt;br /&gt;bunlarin calisabilmesi icin en azindan  söyle bir 32 MB lik bir Linux olsa&lt;br /&gt;fena olmaz., ama sart degil tabiki...( Ne kadar cok olursa o kadar iyi&lt;br /&gt;tabiki )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; bunun için bana minumum configurasyonu söyliyebilirmisiniz??&lt;br /&gt;&gt; örneğin 166 yada 200 mmx performanslı çalışırımı? kaç ram olmalı? tabii&lt;br /&gt;EDO :-(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Linux kurumu icin gerekli olan en az´donanim ( bildigim kadari ile ) 386&lt;br /&gt;ve 8 MB RAM, artik ne kuracaksaniz ona görede bir HDD, yani eski 386 larin&lt;br /&gt;üzerinde 540 MB lik bir ´HDD dahi olsa linux'u kurup calisma imkaniniz&lt;br /&gt;var...TAbi öyle KDE felan derseniz bu is olmaz..Linux a fazla yüklenmis&lt;br /&gt;olursunuz o zaman size tat vermez, ama söyle mesela Windows Maker gibi fazla&lt;br /&gt;RAM yemeyen bir WindowManager olursa fena olmaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim kendi evimdeki ön plandaki PC nin donanimi hatirladigim kadari ile&lt;br /&gt;söyle:&lt;br /&gt;PC 133&lt;br /&gt;24 MB RAM&lt;br /&gt;1 GB Harddisk ( veya dahada kücük olabilir )&lt;br /&gt;2 Tane Network karti&lt;br /&gt;Mous yok&lt;br /&gt;Klavye yok&lt;br /&gt;Monitor yok&lt;br /&gt;Yaptigi is, arka plandaki PC lerin Internete girmesini saglamak ve Firewall&lt;br /&gt;olarrak calisiyor..Printer bagli..VNC Serverde kurulu üstünde..( Biraz yavas&lt;br /&gt;ama idare ediyor iste ), arka planda gerek windowsdan gerekse linuxdan&lt;br /&gt;istedigim gibi Linux'serveri istedigim gibi kullanabiliyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; hangi sürümde daha performans sağlarım??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence Linuxlar arasinda o kadar büyük bir fark yok.. Cok ufak defek özel&lt;br /&gt;bazi programlar veya komutlar var, hepsi bu....Derimki en yeni linux 'u&lt;br /&gt;kullan..Ama kalkipda RedHat 'in 6.x versiyonun kullanma, cünkü piyasada su&lt;br /&gt;anda 7.1 sürümü var...Ve onu devamli olarak Update yap ki, systemin devamli&lt;br /&gt;aktuell kalsin...Yani bence bütün linuxlarda Performans hemen hemen&lt;br /&gt;ayni,ister Gelecek kullan, ister Suse kullan, Ister Redhat kullan.... Cünkü&lt;br /&gt;kullandiklari programlar ayni , Kernel ayni kernel, Apache ayni apache vb&lt;br /&gt;seyyler iste..... Illaki performans araniyorsa is birazda senin kullandigin&lt;br /&gt;hardwarede cözümleniyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygilar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkaN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam,,,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Belgin  wrote;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;&lt;Merhabalar...&lt;br /&gt;&lt;&lt;Bana Firewall kurmak ile ilgili bilgi ve program bulabileceğim bir yer&lt;br /&gt;tavsiye eder misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asagidaki adreste yapacagi ise göre firewall hakkinda bircok aciklama ve&lt;br /&gt;döküman bulabilirsiniz..Bir okuyun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.linux.org.tr/documents/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygilar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkaN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam,,,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;serdar sahin wrote;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; imdat yardım edin.abi linux dedik başımızı mı yaktık bilmem.inşallah öyle&lt;br /&gt;&gt; değildir.linux kurmak için 8.4gb diski 5 ve 3 gb diye ikiye ayırdım.5likte&lt;br /&gt;&gt; win me var.kurulumda 3gb hda2 tanıdı.baglam noktası olarak '/' yazdım&lt;br /&gt;&gt; kuruldu.lilo yu çalıştırdım birde ne göreyim.bütün diske format&lt;br /&gt;&gt; atmış.windows yoktu.lütfen yardım edinde şu linuxun tadını&lt;br /&gt;&gt; çıkarayım.saygılar,selamlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;defalarca okumama ragmen hala ne gibi bir sorunun oldugunu anlamadim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi tekrar bastan:-)&lt;br /&gt;8,4 GB bir Harddisk'in var&lt;br /&gt;Windows veya Dos ortamindan  8 GB bu harddisk'i   5 GB ve 3 GB olarak 2&lt;br /&gt;kisma ayirdin&lt;br /&gt;5 GB olan yerde Windows ME var&lt;br /&gt;3 GB olan yerde Linux kurdun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3GB olan yeri hda2 olarak tanidi,,,&lt;br /&gt;Peki 5GB olan kisim nerde ?Ne olarak tanidi ? hda1 ?&lt;br /&gt; Linux 'u kurarken muhakkak orda görmen lazim, yani bölümleme yaprken görmen&lt;br /&gt;lazim ( Muhakkak görmen lazim). Görebildinmi O 5 GB kismi ? Yoksa orayi&lt;br /&gt;sildirdin mi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baglam Noktasi ( Mountpoint olsa gerek ?? ) '/' yaptin , yani hda2 'i&lt;br /&gt;mountpoint olarak sectin ? Eger öyle ise OK...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lilo ile diske format olayninin kanimca hic bir alakasi yok...Lilo sadece&lt;br /&gt;diskin ilk bölümüne (MBR) gider, oraya kayit edilir....Isterse oraya baska&lt;br /&gt;bir LOADER yerlestir, yani lilo haricinde de bircok LOADER var su anda,&lt;br /&gt;hangisini istersen onu yerlestirebilirsin...Lilo ister silinsin ister&lt;br /&gt;yeniden kayit edilsin, senin bilgilerin gene orda, kayip olmaz, tabi sen&lt;br /&gt;aksini yapmadikca...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Linux altinda&lt;br /&gt;fdisk /dev/hda        yazip ( veya hda yerine SCSI felan varsa ona göre )&lt;br /&gt;bütün HDA üzerindeki deviceleri görebiliyormusun ? Eger görüyorsan gerekli&lt;br /&gt;islemleri  lilo.conf   filesinin icine yapip, hafizaya alip ve arkasindan&lt;br /&gt;'lilo' komutunu verdikten sonra artik acilista istersen Windows'a istersen&lt;br /&gt;Linux'a girebilmen lazim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygilar....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkaN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam,,,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Can Ozsisman  wrote;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;&lt;Merhabalar,şuan 2.4.3 çekirdeğe sahip mandrake 8.0 kullanıyorum yeni sürüm&lt;br /&gt;çekirdek olan 2.4.6 sürüme günceleme yapmak istiyorum..nasıl&lt;br /&gt;&lt;&lt;ve hangi komutları kullanarak yapmalıyım..yardımcı olursanız memnun&lt;br /&gt;olurum...iyi çalışmalar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asagidaki adreste bir türkce kaynak var, belki isinize yarar:&lt;br /&gt;http://www.geleceklinux.com/belgeler/cekirdek.php&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birde buraya bakin&lt;br /&gt;http://www.linuxdoc.org/HOWTO/Kernel-HOWTO.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygilar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkaN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba&lt;br /&gt;ilginize tesekkur ederim fakat sorunumu tam olarak aktaramadim herhalde.&lt;br /&gt;Birde son kullaniciyim o dediginiz yerde hangi dosyayi yazdirmam gerekir ben o&lt;br /&gt;dosyalarin sadece linuxsu kurmak icin gerekli disketleri olusturdugunu&lt;br /&gt;zannediyordum. Yaniliyorsam eger hangisini diskete yazdirmam gerek.&lt;br /&gt;Bende iki tane hdd var hda de win98 ve hdb de mandrake 8.0 kurulu durumdalar.&lt;br /&gt;Normalde lilo zaten hda1 de mbr ye yazili idi. Fakat malumunuz arada sirada&lt;br /&gt;windowsu yeni bastan kurmak gerektigi icin mbr deki lilo gitti.&lt;br /&gt;artik mandrakeyi acamiyorum. Yani liloyu yeniden olusturmam gerekli ve bunun&lt;br /&gt;icin yapabilcegim bir sey varmi.&lt;br /&gt;yardimci olabilirseniz sevinirim&lt;br /&gt;simdiden tekrar tesekkurler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; Kimden: "ErkaN" &lt;selamsana@uni.de&gt;&lt;br /&gt;&gt; Tarih: 2001/07/12 Thu PM 05:00:17 GMT+03:00&lt;br /&gt;&gt; Kime: &lt;linux@gelecek.com.tr&gt;&lt;br /&gt;&gt; Konu: Re: [linux] acilis disketi&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; Selam,,,&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; &lt;ersany@ixir.com  wrote;&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt; merhaba mandrake 8.0 kullaniyorum&lt;br /&gt;&gt; &gt; acilis disketim bozuldu ve mbr de silindi acaba yeni bir acilis disketi&lt;br /&gt;&gt; olusturup linuxsa nasil gecebilirim.&lt;br /&gt;&gt; &gt; Daha once boyle bir konu islenmisti fakat bir turlu bulamadim&lt;br /&gt;&gt; &gt; yardimci olabilirseniz sevinirim&lt;br /&gt;&gt; &gt; Tesekkurler&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; Mandrake Cd sini Windows ortaminda Cd-Rom 'a tak  ve hemen zaten bir ufak&lt;br /&gt;&gt; menü geliyor, pinguenli felan.....Sanirim orda 4 tane madde olmasi&lt;br /&gt;&gt; lazim...Bunlardan bir taneside CREATE A BOOT DISK  gibi birsey olsa gerek...&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; Saygilar..&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; erkaN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Merhaba...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Arkadaşımın sorusuna biraz aydınlık getirmek istedim.&lt;br /&gt; Şirketlerde neden unix kullanıyor demiş. Bunlardan en önemli sebeb&lt;br /&gt;linux diğer işletim sistemlerine göre yeni bir işletim sistemi ve daha yeni&lt;br /&gt;yeni büyük database firmaları tarafından destekleniyor. Bir diğer sebeb ise&lt;br /&gt;unix sistemler genelde hardware üreticlerinin kendi işletim sistemleridir.&lt;br /&gt;Örneğin AIX işletim sistemi IBM'e aittir. HPUX HP'ye Solaris ise SUN'&lt;br /&gt;aittir. Ve bu üzeritici firmalar kendi ürettikleri donanımlarla uyumlu&lt;br /&gt;sistemler yaparlar (Özelliklle ölçeklenebilir olması için Performans&lt;br /&gt;vb..)Ancak son gelişmelerde bu üretici firmalar linux'a oldukça ağırlık&lt;br /&gt;vermeye başladılar. Çünkü gelecek linux ve benzeri sistemlerde var. Sana bir&lt;br /&gt;örnek veriyim Dunyadanın en büyük erp programlarından biri SAP'dir. Onlar&lt;br /&gt;bile linux üzerinde çalışan sistemler üzerinde çalışıyorlar. IBM ise bu sene&lt;br /&gt;çok ciddi rakamlar harcayarak linux üzerinde geliştirmeler yapıyorlar. Ve&lt;br /&gt;sanırım ileriki aylarda intel işlemcilerinin haricinde risc işlemciler&lt;br /&gt;içinde linux versiyonları çıkacak. Birde unutmadan şunu ilave etmek isterim&lt;br /&gt;linux sistemler bilen kişi sayısı henuz çok deil bu nedenlede şirketler&lt;br /&gt;bildikleri sistemleri kullanmak istiyorlar.&lt;br /&gt;Umarım soruna biraz yardımcı olmuşumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----Original Message-----&lt;br /&gt;From: KAAN DUZALAN [mailto:kaan.duzalan@star.com.tr]&lt;br /&gt;Sent: Thursday, July 12, 2001 3:02 PM&lt;br /&gt;To: linux@gelecek.com.tr&lt;br /&gt;Subject: [linux] linux ile unix&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     merhabalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          şirketler neden unix'i tercih ediyorlar??&lt;br /&gt;acaba daha mı güvenilir? yoksa küçük bir bilgisizlikmi var? bildiğim&lt;br /&gt;kadarıyla&lt;br /&gt;unix türevleri artık gelişimini tamamlamış,&lt;br /&gt;yani bir holding bünyesinde düşünün ve önemli datalar var ve bunun için unix&lt;br /&gt;mi&lt;br /&gt;tercih edilmeli yoksa linux mu??&lt;br /&gt;hatta linuxun workstation olduğunu savunanlar dahi var... bu kritik konuda&lt;br /&gt;yardım bekliyorum... Birgün bir yerde Bilgi işlem departmanında seçim yapmak&lt;br /&gt;zorunda kalırsam hangisini seçmeliyim???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu arada win98 üzerinden linuxu görsel olarak kullanmak için reflection&lt;br /&gt;programını yükledim. Konsol olarak mükemmel çalışıyor. insan kendini linuxta&lt;br /&gt;zannediyor hatta.... fakat X destekli olduğu halde çalıştıramadım... birinci&lt;br /&gt;sorun linuxta X açıktı ondan çıktı bende konsol ekranına döndüm ve yine&lt;br /&gt;denedim&lt;br /&gt;bu sefer error vermedi hatta bayağı bir ilerledi ancak X 'e yine geçmedi...&lt;br /&gt;bunun genel bir çözümü yada reflection programından anlayan varmı?? linuxta&lt;br /&gt;bir&lt;br /&gt;ayar gerekiyormu??&lt;br /&gt;deneme yaptığım linux ve m$ makinelerinin donanımı özellikle ramları oldukça&lt;br /&gt;iyi&lt;br /&gt;durumda... işlemcileri PII ve PII celeron...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saygılarımla... teşekkür ederim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam,,,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yasin dur wrote;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; Benim sorunum,&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; Mandrake 8.0 kurdum makineme kurulum sırasında hiç bir&lt;br /&gt;&gt; sorunda yaşamadım fakat kurulum bittikten sonra hiç&lt;br /&gt;&gt; bir şekilde mouse ve  klavyem çalışmadı kurulumda bir&lt;br /&gt;&gt; hata yaptığımı düşünerekten iki defa daha kurmak&lt;br /&gt;&gt; zorunda kaldım fakat yine olmadı kurulumsırasında&lt;br /&gt;&gt; böyle bir sorun yokken  neden bittikten sonra bööle&lt;br /&gt;&gt; oldu gibi bir soru yöneltiyorum size ve yardım&lt;br /&gt;&gt; ediiiiiiiin lütfen diyorum ve teşekkür ediyorum.Ne&lt;br /&gt;&gt; kafiye oldu bee.   :))) ilginiz için teşekkür ederim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet..:-) Kafiye güzel olmus..Ama eksik olan birsey var..Oda sizin Hardware&lt;br /&gt;donanimiz..Biz nerden bilelim sizin ne gibi bir hardware'nizin oldugunu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyle Mous'dan Printer'e kadar ( bu da olamdi ama ) siralarsaniiz, bir fikir&lt;br /&gt;yürütmek belki daha dogru olur...:-))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygilar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkaN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam,,,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ersany@ixir.com  wrote;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; ilginize tesekkur ederim fakat sorunumu tam olarak aktaramadim herhalde.&lt;br /&gt;&gt; Birde son kullaniciyim o dediginiz yerde hangi dosyayi yazdirmam gerekir&lt;br /&gt;ben o dosyalarin sadece linuxsu kurmak icin gerekli disketleri olusturdugunu&lt;br /&gt;zannediyordum. Yaniliyorsam eger hangisini diskete yazdirmam gerek.&lt;br /&gt;&gt; Bende iki tane hdd var hda de win98 ve hdb de mandrake 8.0 kurulu&lt;br /&gt;durumdalar. Normalde lilo zaten hda1 de mbr ye yazili idi. Fakat malumunuz&lt;br /&gt;arada sirada windowsu yeni bastan kurmak gerektigi icin mbr deki lilo gitti.&lt;br /&gt;&gt; artik mandrakeyi acamiyorum. Yani liloyu yeniden olusturmam gerekli ve&lt;br /&gt;bunun icin yapabilcegim bir sey varmi.&lt;br /&gt;&gt; yardimci olabilirseniz sevinirim&lt;br /&gt;&gt; simdiden tekrar tesekkurler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman sende Harddisklerin yerlerini degistir, yani;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Master   hda  ---&gt;&gt;&gt; Linux&lt;br /&gt;Slave     hdb ---&gt;&gt;&gt; Windows&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilerde herhangi bir sekilde  windows'u install etmek zorunda kalirsan, Kasa&lt;br /&gt;yi acarsin ve1. Master Harddisk'i iptal edersin, 2 Slave Harddiski MASTER&lt;br /&gt;olarak degistirirsin ( Jumpern yaparsin yani )..Simdi böyle durumda&lt;br /&gt;Window'su install yaparsin...Bittikten sonra tekrardan  MAster / Slave lari&lt;br /&gt;eski haline getirirsin...:-)) Böyle durumda 2 systemde calismis olur,,yani&lt;br /&gt;sadece hdb daki zaten calisiyor, sen sadce hda daki MBR deki Lilo üzerinden&lt;br /&gt;Windows'u calistirmis olursun...Windows harddisk zaten 2.harddiskten&lt;br /&gt;otomatikman calisir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse..Eger bios'un CD-ROM dan boot yapma özelligi varsa bunlara gerek&lt;br /&gt;yok...Ama eger yoksa, asagidaki linke tikla ve incele...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.linux-mandrake.com/en/doc/80/de/images/win-rawrite2.png&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyelimki CD- Rom'un Windows altinda D olarak görülüyor ( belkide E sende&lt;br /&gt;bilemyorum)..Cd-Romdaki "images" diye bir dizin olacak..O dizin altinda&lt;br /&gt;"cdrom.img"  adinda bir file olmasi lazim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resimde görüldügü gibi IMG filesini sectikten sonra  WRITE yazan yere tikla&lt;br /&gt;ve o kendisi sana boot yapacak bir diskete olusturur...( diskkete temiz&lt;br /&gt;olsun , yada cok kullanilmamis olsun)..Iste sana bir tane boot yapabilen (&lt;br /&gt;tabi sadece Mandrake ye göre ) bir diskete...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygilar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam&lt;br /&gt;hangi islemciye gore derlendigini belirtir.&lt;br /&gt;i386-&gt; 386 islemci&lt;br /&gt;i586-&gt; pentium/mmx&lt;br /&gt;i686-&gt; p2 ve ustu gibi&lt;br /&gt;i386 paketler her makinede calisirken i586 paketler minimum pentium&lt;br /&gt;ister&lt;br /&gt;----- Original Message -----&lt;br /&gt;From: "Sadık Alp ŞENYER" &lt;ssenyer@veezy.com&gt;&lt;br /&gt;To: &lt;linux@gelecek.com.tr&gt;&lt;br /&gt;Sent: Friday, July 13, 2001 12:36 AM&lt;br /&gt;Subject: [linux] i386-i586&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; Bu i386-i586 lar ne anlama geliyor? GL rpm lerine baktım çoğu i386 ama&lt;br /&gt;arada&lt;br /&gt;&gt; i586 da var..&lt;br /&gt;&gt; Şimdiden teşekkürler.&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; -&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;Selamlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizde benim gibi netscape'in su an ki fontlarindan nefret ediyorsaniz tam&lt;br /&gt;bize gore birsey varmis. Daha once listede gecti mi bilmiyorum ama oyle&lt;br /&gt;bile olsa yeniler icin cok guzel bir sey olabilir.&lt;br /&gt;http://home.c2i.net/dark/fonts.html&lt;br /&gt;adresindekileri yapip X'e microsoftun TrueType fontlarini ekleyin&lt;br /&gt;derim. Sisteminiz surfe tam hazir hale gelsin. Tabi kisaca ozetlemek&lt;br /&gt;gerekirse yapilacaklar asagida (ingilizce bilmeyenler icin kucuk bir&lt;br /&gt;tercume)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sistemde&lt;br /&gt;ghostscript-5.50-1&lt;br /&gt;ghostscript-fonts-5.50-1&lt;br /&gt;freetype-devel-1.3.1-5&lt;br /&gt;freetype-1.3.1-5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rpmlerinin bulundugundan emin olun, yoksa CD'den filan bulup kurun (oda&lt;br /&gt;yoksa rpmfind.net ) (sistemde kurulu olup olmadiklarini su sekilde&lt;br /&gt;anlayabilirsiniz "rpm -qa | grep ghostscript" size icinde ghostscript&lt;br /&gt;gecen tum paket isimlerini verecektir, ayni sekilde "rpm -qa|grep&lt;br /&gt;freetype" da freetype olanlari verecektir) burada ilginc bir not&lt;br /&gt;bende freetype-devel kurulu degildi ama yinede hersey calisti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra&lt;br /&gt;ftp://ftp.microsoft.com/developr/drg/truetype/corfonts.exe&lt;br /&gt;ftp://ftp.microsoft.com/developr/drg/truetype/NEWFONTS.EXE&lt;br /&gt;ftp://ftp.microsoft.com/developr/drg/truetype/mtcom.exe&lt;br /&gt;dosyalarini bos bir  directory'e indirin ve unzip ile (gunzip degil) acin&lt;br /&gt;root olarak&lt;br /&gt; cd /usr/X11R6/lib/X11/fonts&lt;br /&gt; ls -la&lt;br /&gt;yapip truetype icin directory olup olmadigina bakin, yoksa "mkdir&lt;br /&gt;TrueType" yaratin ve icine gidin&lt;br /&gt;daha sonra actigin fontlari oraya kopyalayin&lt;br /&gt;cp /dir/with/ttfonts/*    /usr/X11R6/lib/X11/fonts/TrueType&lt;br /&gt;ile (burarada /dir/with/ttfonts sizin icine fontlari Unzip ettiginiz dir&lt;br /&gt;olmakta)&lt;br /&gt;bu dir icinde&lt;br /&gt;ttmkfdir&lt;br /&gt;komutu ile cikan outputlarin birbirine benzeyip benzemedigine bakin (ki&lt;br /&gt;bende benzediler) eger benzemedilerse o fontu silin&lt;br /&gt;daha sonra&lt;br /&gt;ttmmkfdir -m 100 -o fonts.scale&lt;br /&gt;ile bunu fonts.scale adli dosyaya yazdirin&lt;br /&gt;(burada bir kac ayrinti var dokuman guzelce anlatmis)&lt;br /&gt;sonra&lt;br /&gt;tac fonts.scale &gt; fonts.dir&lt;br /&gt;ile siralamayi tersine cevirip fonts.dir dosyasina atin&lt;br /&gt;daha sonra forts.dir dosyasini editor ile acip en sondaki numarayi (bende&lt;br /&gt;436 idi) kesip ilk satira tek basina apistirin ve ilk satirdaki tek kelime&lt;br /&gt;o olsun, kaydedip cikin.&lt;br /&gt;sonra&lt;br /&gt;cat fonts.dir &gt; fonts.scale&lt;br /&gt;yazin&lt;br /&gt;ve son olarak&lt;br /&gt;/usr/sbin/chkfontpath --add /usr/X11R6/lib/X11/fonts/TrueType&lt;br /&gt;yazarak islemi tamamlayin&lt;br /&gt;herseyin dogru gidip gitmedigini anlamak icin&lt;br /&gt;xlsfonts | grep arial&lt;br /&gt;yazin ve output cikiyorsa isler yolunda demektir(artik arial truetype&lt;br /&gt;fontunuz var)&lt;br /&gt;Eger acik ise Netscape'i kapatip yeniden baslatin&lt;br /&gt;ve bence ilk olarak www.google.com ve www.hotmail.com 'a gidip farki gorun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hmm, umarim fena ceviri olmamistir.&lt;br /&gt;Tabi soran mi oldu ne gerek var diyebilirsiniz, yinede bunu paylasmadan&lt;br /&gt;edemedim. Herkesten benzer seyler bekliyorum ben kendi adima.&lt;br /&gt;Kolay gelsin, yeni fontlarla iyi surfler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rabun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-6702599423340696650?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/6702599423340696650/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=6702599423340696650' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/6702599423340696650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/6702599423340696650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2007/11/linux-ile-ilgili-soru-cevaplar-2.html' title='Linux ile ilgili soru cevaplar -2'/><author><name>blogger</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-1607297068557328508</id><published>2007-11-04T13:44:00.000-08:00</published><updated>2007-11-04T13:45:23.754-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='linux'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çeşitli'/><title type='text'>Linux ile ilgili soru cevaplar -1</title><content type='html'>Selam,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NS 6.00 bariz bir sekilde Java üzerinde daha fazla hakimiyet sahibi. NS 4.xx&lt;br /&gt;üzerinde Yahoo'da oyun oynamak hayal gibi bir sey. 6.00 ile tek yasadigim&lt;br /&gt;problem 1-2 defa Applet loading yazdiktan sonra takilip kalmasiydi. Bu NS&lt;br /&gt;6.00'in genel problemi gibi gözüküyor simdilik, acilista da benzer&lt;br /&gt;gariplikler yasatabiliyor. Tecrübe ettigim kadariyla RAM ile ilgili bir&lt;br /&gt;problem. En az 128 ile rahat ediyor, 256 ile sorunlar aza iniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--&lt;br /&gt;Iyi Calismalar&lt;br /&gt;Serdar Soydemir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----- Original Message -----&lt;br /&gt;From: "ErkaN" &lt;selamsana@uni.de&gt;&lt;br /&gt;To: &lt;gelecek-linux@gelecek.com.tr&gt;&lt;br /&gt;Sent: Sunday, July 15, 2001 3:01 AM&lt;br /&gt;Subject: Re: [GL] Netscape ve Java-Appletler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam,,,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DoguilleriEkibi wrote;&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; merhaba erkan....&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; öncelikle sana şunu belirtmek isterimki netscape java-aplet lerde sorun&lt;br /&gt;&gt; çıkarır.&lt;br /&gt;&gt; kısa sana şöyel izah edeyim 1991 yılında netscape firması ve microsoft&lt;br /&gt;&gt; firması arasındaki tartışmadan sonra netscape firması java aplete benzer&lt;br /&gt;bir&lt;br /&gt;&gt; sistem geliştirdi ve bununda adına ecma script dedi......&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; bunedenle java apletler çogu zaman netscape tarafından sorun çıkarıır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birazcik cabalama ile J-Appletlerini bazilarini calistirabildik ama bazilari&lt;br /&gt;calismiyor..&lt;br /&gt;Mesela oyun olarak yazilmis bir kac J-Applet buldum internetten, denemek&lt;br /&gt;amaci ile..&lt;br /&gt;Bunlari donwload yapip localhosta calistirdigim zaman ilk önceleri&lt;br /&gt;calismiyordu..&lt;br /&gt;Simdi local hostdada calisiyor... Yani diyelim bir   index.html  dosyasinin&lt;br /&gt;icinde bir tane J-Applet var.&lt;br /&gt;Bunu localhorsta normal olarak gösteriyor ve bu J-Applet ile yazilmis oyun&lt;br /&gt;hic bir sorun cikarmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eger ben bu appleti Internette oynamaya kalkarsam yani o sayfaya gidip&lt;br /&gt;calistirirsam asil sorun o zaman&lt;br /&gt;basliyor. Saatlerce bekliyoz basinda , nezaman acilacak bu applet diye, ama&lt;br /&gt;nafile..Sonuc yok..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isin garip tarafi ayni Systemde Client olarak görev yapan Win2000 da&lt;br /&gt;herhangi bir sorun yok.&lt;br /&gt;Onda hic bir sorun olmadan hem internette hemde Harddisk üzerinde&lt;br /&gt;J-Appletler calisiyor ( Win2000 icinde hem I-Explorer var, hemde Netscape)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse yarin Pazar, biraz daha ugrasalim bakalim bu Netscape ile..Birde&lt;br /&gt;Netscapenin en son versioynu ile deneme yapmak lazim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tesekkürler..&lt;br /&gt;Saygilar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkaN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam,,,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DoguilleriEkibi wrote;&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; merhaba erkan....&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; öncelikle sana şunu belirtmek isterimki netscape java-aplet lerde sorun&lt;br /&gt;&gt; çıkarır.&lt;br /&gt;&gt; kısa sana şöyel izah edeyim 1991 yılında netscape firması ve microsoft&lt;br /&gt;&gt; firması arasındaki tartışmadan sonra netscape firması java aplete benzer bir&lt;br /&gt;&gt; sistem geliştirdi ve bununda adına ecma script dedi......&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; bunedenle java apletler çogu zaman netscape tarafından sorun çıkarıır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birazcik cabalama ile J-Appletlerini bazilarini calistirabildik ama bazilari&lt;br /&gt;calismiyor..&lt;br /&gt;Mesela oyun olarak yazilmis bir kac J-Applet buldum internetten, denemek amaci&lt;br /&gt;ile..&lt;br /&gt;Bunlari donwload yapip localhosta calistirdigim zaman ilk önceleri&lt;br /&gt;calismiyordu..&lt;br /&gt;Simdi local hostdada calisiyor... Yani diyelim bir   index.html  dosyasinin&lt;br /&gt;icinde bir tane J-Applet var.&lt;br /&gt;Bunu localhorsta normal olarak gösteriyor ve bu J-Applet ile yazilmis oyun hic&lt;br /&gt;bir sorun cikarmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eger ben bu appleti Internette oynamaya kalkarsam yani o sayfaya gidip&lt;br /&gt;calistirirsam asil sorun o zaman&lt;br /&gt;basliyor. Saatlerce bekliyoz basinda , nezaman acilacak bu applet diye, ama&lt;br /&gt;nafile..Sonuc yok..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isin garip tarafi ayni Systemde Client olarak görev yapan Win2000 da herhangi&lt;br /&gt;bir sorun yok.&lt;br /&gt;Onda hic bir sorun olmadan hem internette hemde Harddisk üzerinde J-Appletler&lt;br /&gt;calisiyor ( Win2000 icinde hem I-Explorer var, hemde Netscape)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse yarin Pazar, biraz daha ugrasalim bakalim bu Netscape ile..Birde &lt;br /&gt;Netscapenin en son versioynu ile deneme yapmak lazim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tesekkürler..&lt;br /&gt;Saygilar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkaN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;merhaba erkan....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öncelikle sana şunu belirtmek isterimki netscape java-aplet lerde sorun&lt;br /&gt;çıkarır.&lt;br /&gt;kısa sana şöyel izah edeyim 1991 yılında netscape firması ve microsoft&lt;br /&gt;firması arasındaki tartışmadan sonra netscape firması java aplete benzer bir&lt;br /&gt;sistem geliştirdi ve bununda adına ecma script dedi......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunedenle java apletler çogu zaman netscape tarafından sorun çıkarıır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi akşamlar......&lt;br /&gt;----- Original Message -----&lt;br /&gt;From: ErkaN &lt;selamsana@uni.de&gt;&lt;br /&gt;To: &lt;gelecek-linux@gelecek.com.tr&gt;&lt;br /&gt;Sent: Saturday, July 14, 2001 4:47 PM&lt;br /&gt;Subject: [GL] Netscape ve Java-Appletler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; Selam,,,&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; Söyle ufak bir sorum var:&lt;br /&gt;&gt; Listemizdeki Rabun Kosar arkadasin yardimlari ile Netscapeye dönüs&lt;br /&gt;&gt; yaptim..Yazi karakterleri felan harika.&lt;br /&gt;&gt; Java Scriptler felanda calisiyor.&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; YAni kisaca System söyle:&lt;br /&gt;&gt; RedHat 7.1 olan Pc Client&lt;br /&gt;&gt; Netscape Comminicator 4.76&lt;br /&gt;&gt; kaffe-1.0.6.3&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; Bu systemde Java Appletlerin calismamasi sizce neden kaynaklanabilir ?&lt;br /&gt;&gt; Yada eksik olan herhangibir Paket dahami var ? Yoksa Netscape daha&lt;br /&gt;&gt; J-Appletleri belli bir versioyndan sonrami&lt;br /&gt;&gt; destekliyor ?&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; Saygilar...&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; erkaN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Content-Type: TEXT/PLAIN; charset=ISO-8859-9&lt;br /&gt;Content-Transfer-Encoding: 8bit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; GL 1.1 de CommunigatePro (bence muhteşem) programını görmek isterdim. Eğer&lt;br /&gt;&gt; lisasn problemi yoksa. Bir de Wav-Mp3 editörü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Communigate Pro'nun lisans sorunları var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi Wav-MP3 editörünü görmeyi isterdiniz? Özel bir program&lt;br /&gt;var mı aklınızda ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(GL 1.1 için başka önerisi olanlar varsa, bana _özel_ mektup atabilir mi?&lt;br /&gt;Mutlaka okunacağından ve üzerinde kafa yorulacağından emin olabilirsiniz&lt;br /&gt;:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--&lt;br /&gt;Görkem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CD Hazırlamak için daima ".ISO" formatını tercih edin çünki herşey hazır bir&lt;br /&gt;biçimde sıkıştırılmış durumda nero,easy cd creator... türü programlar ile&lt;br /&gt;kolaylıkla yazılabilir durumdalar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----- Original Message -----&lt;br /&gt;From: "Hüseyin ASLITÜRK" &lt;asliturk@hotmail.com&gt;&lt;br /&gt;To: "cem" &lt;cem@pikselart.com&gt;; &lt;gelecek-linux@gelecek.com.tr&gt;&lt;br /&gt;Sent: Saturday, July 14, 2001 6:26 PM&lt;br /&gt;Subject: Re: [GL] gelecek ftp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; Ya aslında olurdu ama aynı CD'yi elde edemezdin ilk önce Linux için bir&lt;br /&gt;boot&lt;br /&gt;&gt; disket imajı indirmen gerkirdi.(Aman a cdromdan kuru destekleyen olmasına&lt;br /&gt;&gt; dikkat.) Sonra CD yazım programından yeni bir BOOTABLE CD seçerdin sana&lt;br /&gt;Boot&lt;br /&gt;&gt; disk imajı göstermeni veya boot disketini sürücüye takmanı isteyecekti&lt;br /&gt;sonra&lt;br /&gt;&gt; birkaç işlemden . ve Bootable CD hazır. İçine istediğin gibi RPM leri&lt;br /&gt;&gt; yazabilirsin ama Eğer kendine özel bir disket hazırlamadıysan Kurulumda&lt;br /&gt;RPM&lt;br /&gt;&gt; dosyalarını nerde arayacağına dikkat etmen gerek....Yani aynı dizin&lt;br /&gt;yapısını&lt;br /&gt;&gt; kurman gerek&lt;br /&gt;&gt; Neyse zaten iso inrecekmişsin kolay gelsin.&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; ----- Original Message -----&lt;br /&gt;&gt; From: "cem" &lt;cem@pikselart.com&gt;&lt;br /&gt;&gt; To: &lt;gelecek-linux@gelecek.com.tr&gt;&lt;br /&gt;&gt; Sent: Saturday, July 14, 2001 4:25 PM&lt;br /&gt;&gt; Subject: Re: [GL] gelecek ftp&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt; cevap için teşekkürler .... galiba en iyisi İSO indirmek&lt;br /&gt;&gt; &gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt;&lt;br /&gt;&gt; &gt; SAYGILAR&lt;br /&gt;&gt; &gt; CEM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; gelecek linux u şuanda indiriyorum İSO olarak değil rpm şeklinde&lt;br /&gt;&gt; bunları direkt cdye yazabilirmiyim ve kurulumda sorun çıkarmı.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, elinizde bir Linux yoksa sorun cikartabilir. Acikcasi Windows'ta bu&lt;br /&gt;yazma islemini hic denemedim - CD'nin bootable olmasi icin Linux altinda&lt;br /&gt;ozel bir kac islem gerekiyor. Bu nedenle mutlaka ISO dosyalarini indirmeye&lt;br /&gt;bakin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iyi calismalar&lt;br /&gt;Gorkem&lt;br /&gt;Gelecek A.S&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediklerinizi Denedim Ama Olmadı. Başka Yolu Varmı?&lt;br /&gt;-----Özgün İleti-----&lt;br /&gt;Kimden: Caner Baydemir &lt;caner@gelecek.com.tr&gt;&lt;br /&gt;Kime: gelecek-linux@gelecek.com.tr &lt;gelecek-linux@gelecek.com.tr&gt;&lt;br /&gt;Tarih: 14 Temmuz 2001 Cumartesi 12:32&lt;br /&gt;Konu: Re: [GL] Mandrake ve Gelecek Linux&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cum 13 Tem 2001 19:49 tarihinde şunları yazmıştınız:&lt;br /&gt;&gt; Şu anda bilgisayarımda windows98,windows2000, Gelecek Linux ve Mandrake&lt;br /&gt;7.2&lt;br /&gt;&gt; kurulu Bunlardan ben sadece tam olarak windowslarıma tam olarak giriyorum&lt;br /&gt;&gt; ama diğerlerine yani linuxlerime girerken bana şöyle bir soru soruyor.&lt;br /&gt;&gt; "Enter Runlevel:" diye bir soru soruyor. Bu arada Linuxler arasında ilk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer siyah ekran girişi yapmak istiyorsanız 3, grafik ekran girişi yapmak&lt;br /&gt;istiyorsanız 5 yazın. Aslında bu işlemleri /etc/inittab diye bir dosya&lt;br /&gt;yapar.&lt;br /&gt;Bakın bakalım o dosya sağlam mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; olarak Gelecek Linux'u kurdum daha sonra Mandrake 7.2 yi kurdu. acaba o&lt;br /&gt;&gt; satıra ne yazarsam normal bir şekilde girerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------&lt;br /&gt;Content-Type: text/html; charset="iso-8859-9"; name="Eklenti: 1"&lt;br /&gt;Content-Transfer-Encoding: quoted-printable&lt;br /&gt;Content-Description:&lt;br /&gt;----------------------------------------&lt;br /&gt;-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam,,,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yasindur wrote;&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; Tekrar merhaba,&lt;br /&gt;&gt; afedersin donanimi unutmusum yazmayi,ama siradan ps2 iki telli bir mouse&lt;br /&gt;ve&lt;br /&gt;&gt; klavyemde Acer marka bir klavye bu arada klavyem ikitane ikisinide denedim&lt;br /&gt;&gt; ama olmadi.kurulum sirasinda tanimasina ragmen klavye ve mouse neden&lt;br /&gt;&gt; bittikten sonra bööle bir sorun teskil etti annamadim.&lt;br /&gt;&gt; kisaca konfirasyon&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; Celeron 266 cpu&lt;br /&gt;&gt; 256 Mb Ram&lt;br /&gt;&gt; 32 Mb NVidia Ekran karti&lt;br /&gt;&gt; Intel 440 LX Main board&lt;br /&gt;&gt;  Surecom Ethernet&lt;br /&gt;&gt; 15 inç monitör&lt;br /&gt;&gt; Acer Klavye birde standart klavye var&lt;br /&gt;&gt; Mouse (standart)iki telli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hmmmm ..bu yukardaki donanima göre, en BÜYÜK zorluk Nvidia Karti gibi&lt;br /&gt;görünüyor. Yani onuda&lt;br /&gt;eger Grafik ortaminda ( X gibi mesela) calismak isterseniz cikartabilir gibi&lt;br /&gt;geliyor bana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani normal Shell alaninda, grafikli alana gecmeden,  Maus veya klavye ne&lt;br /&gt;gibi bir zorluk cikartabilir anlamiyorum,&lt;br /&gt;Özelik ile Maus ile hic bir zorun cikartmamasi, hatta Shell alaninda Maussuz&lt;br /&gt;bile calisabilirsiniz.( tabi zevk meselesi).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük bir ihtimal ile bu klavyeler Türkce Klavye ( F-Klavye miydi ? ) ve&lt;br /&gt;benim bu konuda bir fikir yürütmem imkansiz olur.&lt;br /&gt;Bilmiyorum birde Q - Klavye ve  Ingilizce olarak Setup yapma ve  daha sonra&lt;br /&gt;Türkceye cevirme imkaniniz varmi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gercekten ilginc bir durum, klavye ve Mous'un setupda rahatca okumasina&lt;br /&gt;ragmen, daha sonra hic bir sekilde klavye ve mous ile&lt;br /&gt;size calisma imkani vermemesi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki hic Q-Klavye ve normal Serial Mous(Com1 ' a takilan ) ile denediniz mi&lt;br /&gt;?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygilar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkaN&lt;br /&gt;--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam,,,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabun Kosar wrote;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;....[.cut]...&lt;br /&gt;&gt; hmm, umarim fena ceviri olmamistir.&lt;br /&gt;&gt; Tabi soran mi oldu ne gerek var diyebilirsiniz, yinede bunu paylasmadan&lt;br /&gt;&gt; edemedim. Herkesten benzer seyler bekliyorum ben kendi adima.&lt;br /&gt;&gt; Kolay gelsin, yeni fontlarla iyi surfler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden öyle düsünüyorsunuz ki ? Bence elinize saglik güzel olmus..Hep devam&lt;br /&gt;böyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz daha güzel bir düzeltmeler yaparsaniz sanirim Gelecek Sayfasindaki&lt;br /&gt;Dökümanlar&lt;br /&gt;bölümüne bile gönderip bir cok insanin faydalanmasini saglamis olursunuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Benimde de isime yaradi, sizin yazdiklarinizdan kisaca okuyarak bende&lt;br /&gt;uzun zamandir kurmadigim&lt;br /&gt;Netscape ile artik calismaya basladim..Özellik ile Arial felan gercekten&lt;br /&gt;güzel, harika bir olay...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tesekkürler, tekrardan elinize saglik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkaN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam,,,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAAN DUZALAN wrote;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt;      gelecek linuxu problemsiz olarak kurdum ancak sambayı swattan bir&lt;br /&gt;türlü&lt;br /&gt;&gt; yapılandıramadım.&lt;br /&gt;&gt; localhost:901 diyorum ama bulunamadı gibisinden mesajlar verdi..bende&lt;br /&gt;gelecek&lt;br /&gt;&gt; linuxtaki belgeleri birdaha inceledim, fakat başaramadım...&lt;br /&gt;&gt; örneğin services yapılandırılmasına baktım, ancak belgelere göre eklenmesi&lt;br /&gt;&gt; gereken satırlar vardı, bir kaç yeri daha kontrol ettim ancak herşey&lt;br /&gt;normal&lt;br /&gt;&gt; görünüyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Swat o  kadar sorun cikarmamasi lazim yapilacak bir kac degisiklik ile&lt;br /&gt;calismasi lazim, mesela&lt;br /&gt;asagidaki gibi kontrol edebilirsiniz:(Belkide # isaretlerini satir&lt;br /&gt;baslarindan kaldirmayi unuttunuz )&lt;br /&gt;File: /etc/services&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# swat is the Samba Web Administration Tool&lt;br /&gt;#&lt;br /&gt;swat 901/tcp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;File: /etc/inetd.conf&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# swat is the Samba Web Administration Tool&lt;br /&gt;swat stream tcp nowait.400 root /usr/sbin/swat swat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukardaki 2 Fileyi kontrol ettikten sonra , yani bunlar muhakkak vardir&lt;br /&gt;orda, sizin yapacaginiz sadece # isretlerini satirbaslarindan kaldirmak.&lt;br /&gt;Daha sonra systemi yeniden calistirmak , kisacasi reboot da&lt;br /&gt;yapilabilir.(yada Inetd veya xinetd  Demonlarini tekrar calistirabilirsiniz)&lt;br /&gt;Daha sonra Netscape altindan söyle bir komut verebilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://localhost:901&lt;br /&gt;veya&lt;br /&gt;http://Serverin_IP_numarasi:901&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 komutta size ayni seyi yapacaktir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; aynı zamanda smb servisini smb.conf dosyasını yapılandırarak çalıştırdım.&lt;br /&gt;en&lt;br /&gt;&gt; azından servisin çalıştığı uyarısını alabildim.&lt;br /&gt;&gt; fakat görsel olarak düzenleyebilmem için elimden geleni yaptım ama&lt;br /&gt;&gt; başaramadım...&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; redhat 6,2 dede böyle oldu :-(     bende mandrake kurdum ve oldu...&lt;br /&gt;&gt;&lt;br /&gt;&gt; acaba niye görsel şekilde yapamıyorum ? atladığım noktayıda&lt;br /&gt;bulamıyorum....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; lütfen yardımcı olabilirmisiniz??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak aklima  gelen Webmin ve Swat..KDE altindada calisabilen&lt;br /&gt;KSAMBA( veya bunzenr birsey ) olmasi lazim.&lt;br /&gt;Eger nerde ve ne gibi hata mesaji aldiginizi ayrintili yazarsaniz, sanirim&lt;br /&gt;hatayi bulma imkani daha fazla olur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygilar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkaN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cum 13 Tem 2001 19:49 tarihinde şunları yazmıştınız:&lt;br /&gt;&gt; Şu anda bilgisayarımda windows98,windows2000, Gelecek Linux ve Mandrake 7.2&lt;br /&gt;&gt; kurulu Bunlardan ben sadece tam olarak windowslarıma tam olarak giriyorum&lt;br /&gt;&gt; ama diğerlerine yani linuxlerime girerken bana şöyle bir soru soruyor.&lt;br /&gt;&gt; "Enter Runlevel:" diye bir soru soruyor. Bu arada Linuxler arasında ilk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Eğer siyah ekran girişi yapmak istiyorsanız 3, grafik ekran girişi yapmak&lt;br /&gt;istiyorsanız 5 yazın. Aslında bu işlemleri /etc/inittab diye bir dosya yapar.&lt;br /&gt;Bakın bakalım o dosya sağlam mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&gt; olarak Gelecek Linux'u kurdum daha sonra Mandrake 7.2 yi kurdu. acaba o&lt;br /&gt;&gt; satıra ne yazarsam normal bir şekilde girerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------&lt;br /&gt;Content-Type: text/html; charset="iso-8859-9"; name="Eklenti: 1"&lt;br /&gt;Content-Transfer-Encoding: quoted-printable&lt;br /&gt;Content-Description:&lt;br /&gt;----------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 yaz normal açılsın 5 yaz X window ile başlasın&lt;br /&gt;6 yaz restart atsın.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;----- Original Message ----- &lt;br /&gt;From: Cengizhan Atasoy &lt;br /&gt;To: gelecek-linux@gelecek.com.tr &lt;br /&gt;Sent: Friday, July 13, 2001 7:49 PM&lt;br /&gt;Subject: [GL] Mandrake ve Gelecek Linux&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda bilgisayarımda windows98,windows2000, Gelecek Linux ve Mandrake 7.2 kurulu &lt;br /&gt;Bunlardan ben sadece tam olarak windowslarıma tam olarak giriyorum ama diğerlerine yani linuxlerime girerken bana şöyle bir soru soruyor.&lt;br /&gt;"Enter Runlevel:" diye bir soru soruyor. Bu arada Linuxler arasında ilk olarak Gelecek Linux'u kurdum daha sonra Mandrake 7.2 yi kurdu. acaba o satıra ne yazarsam normal bir şekilde girerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilginize tesekkurler&lt;br /&gt;Sorunumu windows yoluyla cozmek zorunda kaldim&lt;br /&gt;image dosyalarinin hepsini diske yazdirip deneme ragmen linuxsa bir turlu&lt;br /&gt;gecemedim. aslinda asil sorunum tarzanca bir ingilizcem olmasinda yatiyor.&lt;br /&gt;Erkan beyin dedigi yontemleri de denedim hda ve hdb olarak degistirmeme&lt;br /&gt;ragmen cozemedim.&lt;br /&gt;Yeniden kurmak zorunda kaldim.&lt;br /&gt;Aslinda yeniden kurmak istemiyordum cunku yaklasik olarak bir yildir linux&lt;br /&gt;kullaniyorum ve gecenlerde bende nasil yaptim bilmiyorum ama radyo kartimi&lt;br /&gt;bir seneden sonra ilk defa tanitmayi basarabildim. dedim ya nasil yaptim&lt;br /&gt;bilmiyorum iste sorunum simdi burda yani radyo kartim icin tekrar ugrasacagim.&lt;br /&gt;her sey icin cok tesekkur ederim&lt;br /&gt;Sevgiyle kalin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------  Forwarded Message  ----------&lt;br /&gt;Subject: [linux] acilis disketi&lt;br /&gt;Date: Fri, 13 Jul 2001 14:55:03 +0300&lt;br /&gt;From: "KAAN DUZALAN" &lt;kaan.duzalan@star.com.tr&gt;&lt;br /&gt;To: ersany@ixir.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;selam sorununu çözdünmü???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------- Forwarded by KAAN DUZALAN/OPERASYON/TEKNIK/TELEON on&lt;br /&gt;13.07.2001 14:50 ---------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ersany@ixir.com on 12.07.2001 14:10:39&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Please respond to linux@gelecek.com.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To:   linux@gelecek.com.tr&lt;br /&gt;cc:    (bcc: KAAN DUZALAN/OPERASYON/TEKNIK/TELEON)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Subject:  [linux] acilis disketi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;merhaba mandrake 8.0 kullaniyorum&lt;br /&gt;acilis disketim bozuldu ve mbr de silindi acaba yeni bir acilis disketi&lt;br /&gt;olusturup linuxsa nasil gecebilirim.&lt;br /&gt;Daha once boyle bir konu islenmisti fakat bir turlu bulamadim&lt;br /&gt;yardimci olabilirseniz sevinirim&lt;br /&gt;Tesekkurler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***********&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-1607297068557328508?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/1607297068557328508/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=1607297068557328508' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/1607297068557328508'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/1607297068557328508'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2007/11/linux-ile-ilgili-soru-cevaplar-1.html' title='Linux ile ilgili soru cevaplar -1'/><author><name>blogger</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-1723983191020244110</id><published>2007-11-04T13:43:00.000-08:00</published><updated>2007-11-04T13:44:28.338-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çeşitli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güzel sözler'/><title type='text'>Onu Öpücüklerinizle Baştan Çıkartın!</title><content type='html'>Yürek Hoplatan Öpücük:&lt;br /&gt;Onu ne zaman böyle öpmeli: Kendinizi ateşli ve romantik hissettiğiniz anlarda.  &lt;br /&gt;Nasıl öpmeli: Dudaklarının etrafına &lt;br /&gt;(kesinlikle dudaklarına değil!) milyonlarca &lt;br /&gt;öpücük kondurarak işe başlayın. &lt;br /&gt;Sonra yavaş yavaş dudaklarına yönelin &lt;br /&gt;ve dilinizle onun dudaklarını ufak ufak yalayın. &lt;br /&gt;Muhteşem olacak! &lt;br /&gt;Bu stil niye iyi? Partnerinizin ağzını ve dudaklarını artık &lt;br /&gt;ezberlemiş olmanız gerekli. Onu bir anda öpücük &lt;br /&gt;cennetine göndereceğinizden emin olun! &lt;br /&gt;Uyarı! Kesinlikle kaba olmamalısınız. Ateşli bir &lt;br /&gt;öpüşmeyi kan davasına çevirmemeniz açısından bu &lt;br /&gt;çok önemli!  Onu Kızdırarak Öpmek: &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Onu ne zaman böyle öpmeli: İlişkiniz ciddi boyutlarda ise ve birbirinizi gerçekten iyi tanıyorsanız. &lt;br /&gt;Nasıl öpmeli: Yüzünü ellerinizin içine alarak gözlerinin içine uzun uzun bakın.. Onu sarhoş edebilecek &lt;br /&gt;bir istekle öpmeye başlayın. &lt;br /&gt;Dudaklarınızla birlikte dilinizi de kullanmayı unutmayın. &lt;br /&gt;Zaman zaman dudaklarını hafifçe ısırmayı ihmal etmeyin. &lt;br /&gt;Öpüşmenin en kızışmışanında ondan uzaklaşın ve burnunun ucunaufak bir öpücük kondurun, &lt;br /&gt;çıldıracaktır! &lt;br /&gt;Bu stil niye iyi? İnanın gösterip de vermemek en iyi taktiktir! &lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Onu boynundan avlamak: &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Onu ne zaman böyle öpmeli: Ne kadar şehvetli &lt;br /&gt;olabileceğinizi göstermek istediğinizde. &lt;br /&gt;Nasıl Öpmeli: İşe boynuna ufak ve tutkulu öpücükler &lt;br /&gt;kondurarak başlayın. Ellerinizle saçlarını okşarken, &lt;br /&gt;boynunu da bir vampir edasıyla hafif hafif ıssırabilir, &lt;br /&gt;ateşli ateşli öperek onu çıldırtabilirsiniz! &lt;br /&gt;Bu stil niye iyi? Boynuna bir kedi gibi sokulmanız ona &lt;br /&gt;harika duygular yaşatacaktır. Emin ol! Bu arada &lt;br /&gt;boynunda bıraktığınız izler sayesinde herkes onun bir &lt;br /&gt;sevgilisi olduğunu anlayacaktır! &lt;br /&gt;Uyarı! Çok sert öpmeyin sakın, biricik sevgilinizi &lt;br /&gt;haftalar boyu geçmeyecek morluklar içerisinde &lt;br /&gt;bırakmak istemezsiniz herhalde! &lt;br /&gt;   Dil Kullanmak: &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Onu ne zaman böyle öpmeli: Kendinize hakim olamadığınızda. &lt;br /&gt;Nasıl Öpmeli: Ona sıkıca sarıldıktan sonra dudaklarına uzun sürenkocaman bir öpücük kondurun. &lt;br /&gt;Ateşli öpücüğünüzü dilinizi kullanaraksürdürün. &lt;br /&gt;Onu çılgına çevirene kadar öpmeye devam edin! &lt;br /&gt;Bu stil niye iyi? Bu tarz bir öpüşme, karşınızdakini masumca tavlamayadeğil çıldırtarak baştan &lt;br /&gt;çıkarmaya yarar. &lt;br /&gt;Uyarı! Onu bu şekilde öpmek istiyorsanız ıssız yerleri tercih edin. Öpüşürken çok zevkli olan bu stil, seyredenler &lt;br /&gt;açısından pek de hoşkarşılanmayabilir. &lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Sersemleten Öpücük: &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Onu ne zaman böyle öpmeli: Onu gördüğünüz ilk an. &lt;br /&gt;Nasıl öpmeli: Yavaş yavaş başınızı onun çenesine doğru eğin ve dudaklarına uzun bir öpücük kondurun. &lt;br /&gt;Onu öpmeyedevam etmeden önce biraz ara verin ama &lt;br /&gt;yine de dudaklarınaçok yakın mesafede olun. &lt;br /&gt;İkinci öpüşmeniz çok daha uzun vetutku dolu &lt;br /&gt;olmalı bunu unutmayın. &lt;br /&gt;Bu stil niye iyi? Bu tarz bir öpücük birbirinizin öpüşme ritminiyakalamanız açısından oldukça faydalıdır. &lt;br /&gt;Uyarı! Bu öpücük, dudaklarınızı kullandığınız kadar kalbinizi &lt;br /&gt;ve ruhunuzu da işin içine sokabildiğiniz takdirde iyi olacaktır!  Dokun Ve Hisset Öpücüğü: &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Onu ne zaman böyle öpmeli: Ona kaygılarınızı &lt;br /&gt;göstermek istediğinizde &lt;br /&gt;Nasıl Öpmeli: Ona sarılın ve alnına ufak bir öpücük &lt;br /&gt;kondurun. Sonra yavaş yavaş gözlerine, burnuna çenesine ufak ufak öpücükler kondurmayı sürdürün &lt;br /&gt;bu arada parmak uçlarınızla onu okşamayı da &lt;br /&gt;unutmayın. En sonunda hiç beklemediği bir anda &lt;br /&gt;onu dudaklarından uzun uzun öpün! &lt;br /&gt;Bu stil niye iyi? Öpüşme sırasında en önemli organlar &lt;br /&gt;dudaklar değildir. Yüzün her bölgesi ateşli bir öpücüğe &lt;br /&gt;açıktır aslında. &lt;br /&gt;Uyarı! Kibar olmaya dikkat edin. Özellikle onun göz &lt;br /&gt;çevresinden öperken dikkatli olmalısınız. Aksi takdirde &lt;br /&gt;kaş yapayım derken göz çıkartabilirsiniz!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-1723983191020244110?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/1723983191020244110/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=1723983191020244110' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/1723983191020244110'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/1723983191020244110'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2007/11/onu-pcklerinizle-batan-kartn.html' title='Onu Öpücüklerinizle Baştan Çıkartın!'/><author><name>blogger</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-2750416112205267216</id><published>2007-11-04T13:41:00.000-08:00</published><updated>2007-11-04T13:43:02.678-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güzel sözler'/><title type='text'>Sıradan Arkadaş ve Gerçek Dost</title><content type='html'>•Sıradan bir arkadaşınız sizi ağlarken görmemiştir. Gerçek dostunuzun omuzu gözyaşlarınızdan sırılsıklam olmuştur. &lt;br /&gt;•Sıradan bir arkadaşınız, anne ve babanızın adını bilmez. Gerçek dostunuzda onların telefon numaraları bile vardır. &lt;br /&gt;•Sıradan bir arkadaşınız kendisini yemeğe çağırdığınızda bir şişe şarapla gelir. Gerçek dostunuz ise yemek hazırlığına yardım için davetinize erken gelir, masayı toplamaya ve bulaşığa yardım için geç gider. &lt;br /&gt;•Sıradan bir arkadaşınız uyurken onu aramanızdan rahatsız olur. Gerçek bir dostunuz ise kendisini neden uzun süredir aramadığınızı sorar. &lt;br /&gt;•Sıradan bir arkadaşınızla sorunlarınızı rahatlıkla konuşabilirsiniz. Gerçek dostunuzla ise sorunlarınızı çözümlemeye çalışırsınız. &lt;br /&gt;•Sıradan bir arkadaşınız aşk yaşamınızı çok merak eder. Gerçek dostunuz ise, aşk yaşamınız konusunda sizi uyarır. &lt;br /&gt;•Sıradan bir arkadaşınız sizin konuğunuz olur. Gerçek dostunuz evinizi kendi evi gibi görür. &lt;br /&gt;•Sıradan bir arkadaşınızla aranızdaki ilişki, en küçük bir tartışma sonunda biter. Gerçek dostunuzla ise kavga ettikten sonra da dost kalırsınız. &lt;br /&gt;•Sıradan bir arkadaşınız, hep kendisinin yanında olmanızı bekler. Gerçek dostunuz ise hep &lt;br /&gt;sizin yanınızdadır. &lt;br /&gt;Gerçek dostlarınızın sayısı, bir elinizin parmaklarından fazla ise, ne mutlu size... &lt;br /&gt;Siz yeryüzünün çok çok şanslı birkaç kişisinden birisiniz &lt;br /&gt;aydankrm@&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-2750416112205267216?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/2750416112205267216/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=2750416112205267216' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/2750416112205267216'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/2750416112205267216'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2007/11/sradan-arkada-ve-gerek-dost.html' title='Sıradan Arkadaş ve Gerçek Dost'/><author><name>blogger</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-4932253314588027659</id><published>2007-10-28T08:20:00.000-07:00</published><updated>2007-10-28T08:21:11.307-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güzel sözler'/><title type='text'>Pia'nın Peşinde</title><content type='html'>PİA'NIN PEŞİNDE&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;"Pia"yı tanırmısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pia, Atilla İlhan'ın şiirinde bir mechulün adıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şair bir şehire geldiği vakit , Pia başka bir şehre gider hep...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden "Ne olur, kim olduğunu bilsem Pia'nın / ellerini bir tutsam, ölsem" de İlhan...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Üstada Mag'da "içindeki kadınlar"ı soruyorlar; şöyle diyor:&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;"Belki de o kadın aslında Pia... O hiç olmayan kadın... Aklımda kalanlar, imkansız aşkların kadınları... Yaşanmış aşklar kalmıyor. Bitiriyorsunuz karşılıklı... Hatırlanan askıda kalmış aşklar..."&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Gülay Göktürk de Hüriyet'te Ayşe Arman'a "aşk"ı, "karşındakini tanımlamaktan, bilmezlikten kaynaklanan birduygu" diye tanımlıyordu:&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;"Aynı evde yaşayınca bilmeye, tanımaya başlıyorsun. Aşk da uçup gidiyor."&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ne garip değil mi?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kadın ve erkek. Adem ile Havva'dan beridir o "yasak meyve"nin peşinde koşup durdular. Kim bilir kaç kuşaktır sabırla, özlemle, ümitle, ölesiye, birbirine kavuşacakları, bir yastığa baş koyacakları günü beklediler.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;"Aşk-ı Memnu", gözünü vuslata dikti asırlarca...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu marazi tutku, şiirlerden, masallardan koca bir külliyat doğurdu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sonra...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Gün geldi; devir değişti. "Sevenleri ayıran zalimler" devrildi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Eros, tutuksuz yargılanmak üzere salıverildi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sevenler nihayet kavuştular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve buluştukları anda aşk, uçarken bahar kokuları saçarak rengarenk parıldayan narin bir sabun köpüğü gibi sönüp dağıldı avuçlarında...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Anlaşıldı ki vuslat, aşkın miladı değil, celladıymış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Yüzünü bile görmediği sevdalısı için dağlar delen Ferhat, asrımızda nihayet vuslata erince Şirin'e dönüp bakmaz, internet başından kalkmaz oldu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Savdalısını bir kez görebilmek uğruna yıllarca pencerede bekleyen Leyla, evleneli beri, Mecnun'uı kafaya takmaz, merak edip cama çıkmaz oldu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;O zaman analaşıldı ki, aşk güçünü kıstırılmışlığından alıyor, karşılıksızlığından, naçarlığından besleniyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Aşıklar yakınlaştıkça, aşk uzaklaşıyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Nazım, "Sende ben uzaklığı, sende ben imkansızlığı seviyorum" diye yazmıştı sevdalısına... Çünkü Veysel'in dediği gibi, deryaya akan bir nehir, aslında deryaya değil, mütemadiyen ve hararetle ona doğru çağlamaya tutkundu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Cazip olan, maksut mahalden ziyada; seyahatti bizatihi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Aşk bir tahayyüldür.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ebediyen müptelası olacağımız bir serap...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Dokununca dağılan bir kumdan kale...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ben bu sırra ilk kez Metin Erksan'ın "Sevmek Zamanı"ında ermiştim. Duvarda fotoğrafını görüp vurulduğu kızın gerçeğiyle karşılaşınca dünyası yıkılan Boyacı Halil, sonunda kendi tahayyülünün hakikatin sıradanlığıyla aşınmasına izin vermemiş, kızı bırakıp sevdiği fotoğrafla göle açılmıştı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Zor olan da budur zaten:&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Aşkı her daim kendinde yaşatabilmek...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu anlamda aşk tek kişiliktir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bizim icadımızdır. Meçhule adanmışlığımız... gönüllü esaretimiz... bir muammanın peşinde tarumar olmayı göze alışımız...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İnsanoğlu birbirine varıp birbirini tükettiğinden beridir, ancak kafasındaki hayale tutunarak mutlu olabiliyor; her gördüğünde o hayalli arıyor, her sevdiğini o hayal sanıyor, her hayal kırıklığının kahredici keyfinden melankolik bir haz alıyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ve yeniden Mecnun'a dönüyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bugün "aşk devri"nden kalma bir sihirli lambayı umarsızca ovalayıp duruyorsak o yüzdendir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki Pia ansızın çıkıp gelir diye...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Can DÜNDAR&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-4932253314588027659?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/4932253314588027659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=4932253314588027659' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/4932253314588027659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/4932253314588027659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2007/10/piann-peinde.html' title='Pia&apos;nın Peşinde'/><author><name>blogger</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-5644773977010583879</id><published>2007-10-28T08:19:00.001-07:00</published><updated>2007-10-28T08:19:52.620-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güzel sözler'/><title type='text'>İlk Düğme</title><content type='html'>Bir kadının, daha önce hiç beraber olmadığı bir erkeğin karşısında bluzunun ilk düğmesini çözdüğü bir an vardır; iki insanın arasındki ilişkinin biçim değiştirdiği, kısa ya da uzun sürecek bir serüvenin başladığı, arkasında ne tür hazların saklandığının bilinmediği, mahremiyetin kanatlarının açıldığı o an genellikle en hızlı geçilen, tadı en az çıkarılan duraktır.&lt;br /&gt;Birikmiş arzuların her türlü bendi çökerterek hayata doğru püskürdüğü o an, duyulan istekle telaşlanmış bir aceleciliğin kurbanı olur; günahkar bir törenin belki de en heyecan dolu, en görkemli parçası, biraz önce yaşanmış olanların yarattığı istek ve biraz sonra yaşanacak olanların yarattığı özlem arasında, hak etmediği bir özensizlikle atlanır.&lt;br /&gt;Üstelik, o anın bağımsızca ortaya çıkmasına daizin verilmez.&lt;br /&gt;Bütün yasakları, bütün kuralları, kalabalıkların kurduğu bütün köprüleri yıkan ilişkilerde bile "ilk düğme"nin açıldığı ana varmak için yine de haritası daha önceden çıkartılmış yollardan, kurallardan, köprülerden geçilir.&lt;br /&gt;Erkekleri daima biraz çocuksu, biraz saf, biraz şaşkın bulan kadınların belki de en çocuksu, en saf ve en şaşkın hallerini ortaya koyan o tuhaf sorunun, bir erkeğin asla soramıyacağı, sormayı aklından bile geçirmeyeceği, "Beni benim içinmi, yoksa vücudum içinmi istiyorsun?" sorusunun cevabının kadınların istediği biçimde verilebilmiş olması için sevişmenin sihirli "dua"sının daha önceden yapılması, erkeğin kadına kendini beğendirebilmek amaçıyla çeşitli gösterilerde bulunması, kadınla ilgili duygularını incelikle dile getirmesi, kadını vücüdu için değilde onun varlığı için istediğini birlikte yenen yemeklerle, yapılan konuşmalarla kanıtlaması gerekir.&lt;br /&gt;Kalabalıkların tüm kurallarını çğnemeye hazır bir kadın bile ilk düğmenin açılmasından önce bu kuralların yerine getirilmesini bekler; bunlar yapılmazsa, yaşanacak olanlar "ucuz ve çirkin" olacaktır.&lt;br /&gt;Kendisini "kendim ve vücudum" diye ikiye bölen kadının, aslında çok sevdiği, aynanın karşısında uzun uzadıya incelediği, beğenmediği kısımlarını bin bir giyuim hillesiyle saklayıp beğendiğibölümlerini ustalıkla gözler önüne serdiği vücudunu, o ilk düğme açılmadan önce hiç fark etmemiş gibi yapması beklenir erkekten.&lt;br /&gt;Vücudu sanki kadının rakibidir.&lt;br /&gt;O vücuda elbette hayran olunmalı, o vücuda tapınılmalı ama ilk düğme açılmadan önce asla ondan söz edilmemeli, ona bakılmamalı, onunla ilgilenilmemelidir.&lt;br /&gt;Bir kadına göre, "ilk düğme çözülmeden" önce onun vücudunu istemek, o vücuttan hoşlanmak, onu aşağılamak, onu o eğlenceli oyunun eşit bir tarafı olmaktan çıkarıp kendisi yapmak, onunla oynamaktır.&lt;br /&gt;kadın hep, "Ben oyunculardan biri miyim, yoksa onun oynadığı oyunun kendisi miyim?" sorusunu sorar; erkeğin hiç bilmediği, hiç sormadığı bu soru onun için önemlidir, o oyunun tarafı olmak ister.&lt;br /&gt;Ve bu tuhaf soru insanoğlunun hayatındaki belki de en heyecanlı anın o muhteşem titretişiminin yaşanmasını engeller.&lt;br /&gt;Her duygunun en saf halini isteyen kadınların şehvetin en saf halini aşağılamalerı, şehveti yaşayabilmek için sevişmenin başlamasını beklemeleri, ilk düğmenin çözülmesinden önce mutlaka bazı kurallara uyulmasını istemeleri, en ayrıksı, en "ahlaksız" ilişkileri bile kuralların ve kendince bir "ahlakın" içine sokar, tertemiz ve sınırsız bir heyecan erzberlenmiş bir yakınlaşmanın içine hapsedip onu evcilleştirir.&lt;br /&gt;Heyecan ve şehvet, kurallarının dışındadır halbuki.&lt;br /&gt;İlk düğmenin açılmasının şartlara bağlanmamasındadır.&lt;br /&gt;Kendini, vücudunu, erkeği bir oyuna dönüştürmektedir heyecan, kuralları parçalamaktır.&lt;br /&gt;Duygulardan hiç söz etmeden, belkide hiç konuşmadaan, arzuyla dümdüz bir şekilde göğüslerine bakan bir erkeğin karşısında, o erkeği beğenen bir kadının usulca parmaklarını bluzuna götürüp ağır hareketlerle ilk düğmeyi açtığı anı düşünün.&lt;br /&gt;Hiç blinmeyen, yeni bir oyunun keşfidir bu.&lt;br /&gt;Belki de saatlerce sürecek bir sevişmenin bütün şehvetinin tek bir ana yüklenmesi, minicik bir hareketle hayatın bütün sınırlarının yıkılması, özgürlüğe bilinmeyen bir kapıdan geçilmesi, o anda hissedilecek duyguları herhalde bir fresk gibi bir daha silinmez bir biçimde insanın hafızasına ve ruhuna kazır.&lt;br /&gt;O ilk düğmenin öyle açılması bütün kuralları yok edecek bir arzuyu eşine bir daha çok zor rastlanacak bir biçimde korkusuzca ortaya koyarken arzunun ortaya çıkış biçimindeki şiddet, arzunun kendisinden bile daha kuvvetli bir sarsıntı yaratır.&lt;br /&gt;Bir insanın kendi vücuduna ve arzusuna böylesine tapınması, o vücuda ve arzuya Tanrısal bir güç ekler.&lt;br /&gt;O anı yaşayan erkekle kadını gerçekten "özel bir ilişkinin içine sokar.&lt;br /&gt;Bir kadın bir çok erkekle sevişebilir, sevişebileceği çok erkek bulunabilir; bir erkek de öyle, o da sevişebileceği çok kadın bulabilir, ama kaç kadınla kaç erkek böyle bir oyunu oynayabileceği bir "oyun arkadaşı"na, ilk düğmenin böyle bir şekilde açıldığı anı paylaşabileceği kaç kişiye rastlayabilir?&lt;br /&gt;Bir insanın kendisine ve arzusuna teslim oluşundaki şiddeti bir başkasıyla paylaşabilmesi hayata çok değişik ve unutulmaz hazlar katar.&lt;br /&gt;Kadınların bir yandan kendi vücutlarına böylesine düşkün olurken bir yandan da o vücudu böylesine küçümsemeleri, kendi vücutlarını kendilerine rakip görmeleri, heyecanı ve şehveti "duygular" dünyasının dışına atıp bu iki duygunun yalnızca yatakta yaşanabileceğini düşünmeleri, tensel arzunun ilk düğme açılmadan önce ortada görünmesini "ucuz" bulmaları, çok eğelenceli bir oyunun iki tarafından biri, üstelik de yönetimi elinde tutanı olduklarına inanamamaları, sevişmenin bir kurallar zincirinin ucuna asıldığını sanmaları insanların hayatından epeyce bir şeyler eksiltiyor.&lt;br /&gt;Anları yaşayamıyor insanlar.&lt;br /&gt;Saatleri, günleri, haftaları istemeleri anların çılgın pırıltısını söndürüyor.&lt;br /&gt;Hayatı inci dizer gibi anları birbirine ekleyerek yaşamak da var halbuki.&lt;br /&gt;Bir gün insanlar anların yakıcı varlığını keşfedecek.&lt;br /&gt;Yasakların, korkuların, kuralların arkasına saklaaanan, en cesurlar tarafından bile ancak günlerden oluşan maşalarla tutulmaya çalışan, uzun zamanlar "soylu" bulunurken hep "ucuzlukla" suçlanan, başına ve sonuna hep bildik bir şeyler eklenen, ateşi söndürüp şiddeti azaltılan anlar; bir vakit gelecek bağımsızlığını ilan edecek, bütün asiliği ile ortaya çıkıp gizli esaretlerin bildik haritalarını yırtacak.&lt;br /&gt;Kadınlar arzularından ve vücudlarından korkmayacaklar.&lt;br /&gt;Uzun zamanların esir aldığı kadınlar anlarla özgürleşecek.&lt;br /&gt;Ve onların özgürlüğü hayatın özgürlüğü olacak.&lt;br /&gt;Ahmet ALTAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-5644773977010583879?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/5644773977010583879/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=5644773977010583879' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/5644773977010583879'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/5644773977010583879'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2007/10/ilk-dme.html' title='İlk Düğme'/><author><name>blogger</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-2789837612539525517</id><published>2007-10-28T08:11:00.000-07:00</published><updated>2007-10-28T08:13:06.921-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güzel sözler'/><title type='text'>Sevgi</title><content type='html'>Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yaşam&lt;br /&gt;şansı beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı&lt;br /&gt;hastalıktan mucizevi şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını&lt;br /&gt;yok eden bağışıklık oluşmuştu.&lt;br /&gt;Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip&lt;br /&gt;vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes&lt;br /&gt;aldı ve "Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan nakli yapılırken, ablasının gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyordu.&lt;br /&gt;Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, ama küçük çocuğun yüzü de&lt;br /&gt;giderek soluyordu. Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora&lt;br /&gt;sordu:&lt;br /&gt;"Hemen mi ölecegim?.."&lt;br /&gt;Küçük, doktoru yanlış anlamış, ablasına vücundaki bütün kanı verip,&lt;br /&gt;öleceğini sanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Sertaç ÇELIKEL&lt;br /&gt;Avcilar Hayat Hastanesi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-2789837612539525517?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/2789837612539525517/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=2789837612539525517' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/2789837612539525517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/2789837612539525517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2007/10/sevgi.html' title='Sevgi'/><author><name>blogger</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-964656321031948944</id><published>2007-10-28T08:07:00.000-07:00</published><updated>2007-10-28T08:08:30.929-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güzel sözler'/><title type='text'>TAHRİF VE TAHRİP EDİLİYOR HAYATLARIMIZ</title><content type='html'>TAHRİF VE TAHRİP EDİLİYOR HAYATLARIMIZ-8&lt;br /&gt;Mahmut AYAZ &lt;br /&gt;"İnsanlar balık gibidir; balık sudan çıkınca,&lt;br /&gt;insan insanlığından çıkınca ölür."&lt;br /&gt;Yugoslav Atasözü &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey kendisine yabancılaşıyor Arkadaşım! Yüreğimiz bedenimize, bedenimiz kalabalıklara, kalabalıklar doğaya yabancılaşıyor. Yüreklerimiz aşka yabancılaşıyor. Aşklarımızın diğer adı düşlerimizdi; ikisini de iğdiş ettiler! Yüreklerde barınan artık aşk değil, yanılsamadır! Yürekler artik birer uzaktan kumanda aleti. İlişkiler artık rahatlıkla zappinglenebiliyor. Alçalan ve yükselen değerlere göre her şey kategorize edilerek, in ve out olarak yaşanıyor. Oysa aşklar kategorize edilemez, zappinglenemez ve yatak ilişkisine indirgenemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulvarlarda ve barlarda alkol ve parfüm kokusuyla yaşanan ve ardında hep bir eksiklik, boşluk ve burukluk bırakan aşk değil, şehevi duygular üzerinde yükselen doyurulmamış, kuru, yavan, salt bir cinselliktir. Kimsenin maskesini indirmediği ve herkesin birbirine yalan söylediği bir ortamda, gerçek aşka yer yoktur Arkadaşım. Rousseau, "gerçek aşk bağlılıkların en temizidir" demiş. İnsanların birbirine ve en başta kendisine ihanet ettiği bir ortamda gerçek aşka ne denli yer vardır Arkadaşım? Devletin ve toplumun onayıyla imzalanmış evliliklerin çift kişilik yataklarında aşk mı, utançla büyütülen yalanlar mı baş koyarlar yastığa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tescil edilmiş zorunluluğun, çağımızdaki adı aşk oluyor! Aşk olsun size!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa aşk bir zorunluluk değil, gönüllülüktür. Gönüllü birliktelik, zorunlu birlikteliğe dönüştüğü anda, aşk da, sevgi de, saygı da, incelik ve içtenlik de biter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dürüstlüğün, paylaşmanın, özverinin, güvenin, inceliğin ve içtenliğin adıdır aşk. Siz isterseniz buna sevgi de diyebilirsiniz. Sevmek ki, "birçok şeyi" değil, her şeyi göze almaktır! İnsanların küçük şeyleri bile göze alamadığı bir ortamda sevgi de, aşk da aynı kapıya çıkmak zorundadır. Yeter ki, kimse özlemlerini gözbebeklerine gömmesin. Yeter ki, kimse korkunç yalnızlığıyla yüreğini kanatmasın / karartmasın. Çünkü aşk ve sevgi varsa, hayat güzelleşir ve çekilir / yaşanır. Dürüstlüğün, paylaşmanın, özverinin, güvenin, inceliğin ve içtenliğin adıdır aşk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk, gönüllü ve onurlu yaşamaktır Arkadaşım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahar yavaş yavaş doğaya inip, ortalığı şöyle bir kolaçan ederek apartopar, telaşla ve ansızın kaçarken, yaz apansız bastırdı. Yazla birlikte, etinden budundan başka sergileyeceği hiçbir şeyi olmayan bu zavallı kent de, tüm şehevi duygularıyla dişiliğini soyundu. Bulvarlar, barlar, kafeteryalar, pastaneler, fast food’lar, Mc Donalds’lar, hattâ kültür merkezleri bile cinsel açlıkla yanıp tutuşan, daha doğrusu kuduran bedenlerin apışaralarından akan sıvılarla, ter, parfüm ve alkol kokularıyla karışık bir şehvet kokuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kentte rahimlere acı bir çığlık gibi düşen, talihsiz ve tarihsiz / kimsesiz çocuklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün içimizde bir çocuk öldürmüyor muyuz Arkadaşım? Her gün insanlığımızı öldürmüyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suskunluktur kanayan! Suskunluğun duvarlarına çarpan kimsesiz bir çığlıktır kanayan. Ayrıntılarda aldanışımdır kanayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayat bir hayatla giriştiğim düelloda yenildim. Bütün hüzünleri gözlerime gömerek bu bayat hayattan çekiliyorum; ardımda kanayan kuşları ve çocukları kimsesiz bırakarak. Bayat bir hayata güzellikler yakışmaz. Bayat bir hayatta güzellikler yaşamaz. Çocukları ve kuşları, yani aşkları öldürüyorlar Arkadaşım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların ve kuşların çekilen fotoğraflarında sesleri çıkmaz. İnsanlar fotoğraflardaki sessizliğe bakarlar da anlamazlar. Fotoğrafların arkasına da bakmazlar. Oysa çocukların ve kuşların çığlık gibi sesleri fotoğrafların arkasındadır Arkadaşım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" Bir dolu kuş içinde küçük kuşumu yitirdim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok çocuklar bilir aşkları, en çok küçük kuşlar hak eder aşkları ama en çok bildikleri ve hak ettikleri aşkları yaşayamazlar. Yaşayamazlar ve gider yalnızlıklara ya da yanılgılara yaslanırlar, hatta yaslanmaktan da öte, sığınırlar. Oysa sığındıkları, yıkık dökük duvarlardan ibaret bir virane, korkunç bir yanılsamadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin kendisini birer özerk ve demokratik cumhuriyet ilan edişinin altında korkunç bir yanılsama, yani mecburiyet vardır. Özerk ve demokratik cumhuriyetlerin cilaları kazındığında, mecburiyet çıkar ortaya. Mecburiyet ki, zavallı ve kirli bir utançtır; özerk ve demokratik mecburiyetlerde gerçek aşklara yer yoktur. Mecburiyet cumhuriyetine, sevdaya gecikenler ve sevdayı kaçıranlar iltica eder ve iğdiş edilmiş aşklar yaşarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suskunluktur kanayan! Suskunluğun duvarlarına çarpan kimsesiz bir çığlıktır kanayan. Ayrıntılarda aldanışımdır kanayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" Kuşlar/Artık uçmayacaklarsa ölmeleri daha iyi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nitekim kuşlar ölüyorlar teker teker. Her kuş öldükçe, içimde bir çocuk ölüyor. Oysa biliyorum; bütün kuşlar ölümlüdür. Fakat kalbim anlamıyor bunu. Kalbim hiçbir ölümü anlamıyor Arkadaşım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu rezil hayat yüreğimi yaralıyor durmadan. Oysa yaşamın güzel yanları da var ama solgun, ama cılız, ama sessiz ve yaralı. İnsanlar ne kadar çabuk, dünya ne kadar hızlı kirleniyor! Sevginin sesi soluğu kesiliyor; boğuluyor hızla kirlenen yüreklerde. Sevgi siliniyor yüreklerden. Kanayan yüreklerdir, büyüyen yalnızlıklarda....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk neye benziyor, biliyor musun Arkadaşım? Durmadan örselenen ve kimsesiz bir çocuğa... Elinden oyuncakları alınmış, oyuncaksız kalmış bir çocuğun hıçkırıklarına karışan gözyaşlarına... Yaprakları hızla dökülen ve dalları içten içe kuruyan yalnız bir ağaca, bir cezaevi fotografına, bir genelev kadınının çığlık gibi gülüşüne, kanatları kırılmış ve yağmurdan sırılsıklam olmuş, uzaklara uçamayan bir kuşun yüreğine gömdüğü acıya, yaralı ve yorgun bir karanfile, bir gözü sevinç, bir gözü hüzün bakan umarsızca susan bir çocuk yüzüne, frijit tenlerin ölü vücutlarla, suskun sözcüklerle, gizli bir utançla ve sahte bir şehvetle sevişmesine, acılarla gölgelenen yaralı bir şiir gibi eksik ve yanlış aşklara sürgün kılınmış genç ömürlere, yakılan şairlerin gözlerindeki tuhaf hüzünlere, kapkara bir umutsuzluğun burgacında sesini yüzyıllara yaymaya çalışan bir umut çığlığına, hoyrat ve kirli bir kalabalığın karanlık ve çirkin suretinde çaresizliğe, suskunluğa, ıssızlığa gömülmüş cılız bir fener gibi onura... Evet, onura benziyor Arkadaşım! Aşk, yargısız infazlara, faili meçhullere, sürgünlere, işkencelere, katliamlara uğratılan çığlık gibi bir onura benziyor. Şahlardan ve atlardan sonra, artık aşkları da vuruyorlar Arkadaşım. Yaralı ama onurlu aşklara Aşk olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu yüreğe aşkı hep yasakladım Arkadaşım. Aşkların her geçen gün daha da artarak, neredeyse topluca ve onursuzca, çığlık çığlığa intihar ettiği bir ortamda, bu yürek böylesi aşkları hak edemez. Aşk, aslında onursuzca bir intihardır artık! Aşk, artık yürekleri arkadan sinsice ve gizlice hançerleyen bir Brütüs'tür. Aşk artık büyük bir yanılgıdır; aşk artık korkunç bir ihanettir. Artık her aşık müstakbel bir Sezar, her maşuk da müstakbel bir Brütüs'tür. Ben bu yüreğe Sezar'ın tahtını hep yasakladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk artık bitti, Arkadaşım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey sanki sürekli beni sınayan, bende tekerrür eden bir şaka. Ama neden hep ben kırılıyorum ki? Su yolunda kırılan bir su testisiyim sanki. Ama hep ben kırılıyorum. Kırılmaktan da öte, paramparça oluyorum. Parçalarımı toplayıp yapıştırmak, kendimi onarmak epey zamanımı alıyor ve oldukça da pahalıya patlıyor bana. Ancak, bir süre sonra yine su yolunda kırılacak bir su testisi oluyorum. Ve bir kez daha ve her kez daha kırılıyorum. Bu kısırdöngüsel şaka, beynimi kanatan bir kötü masal. Artık kötü masallar dinlemek istemiyorum. Artık çocuk değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukken kötü masallarda yüreğim kanardı... Şimdiyse çocukluğum kanıyor!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-964656321031948944?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/964656321031948944/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=964656321031948944' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/964656321031948944'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/964656321031948944'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2007/10/tahrif-ve-tahrip-ediliyor-hayatlarimiz.html' title='TAHRİF VE TAHRİP EDİLİYOR HAYATLARIMIZ'/><author><name>blogger</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-3954182147817421254</id><published>2007-10-28T08:05:00.000-07:00</published><updated>2007-10-28T08:07:25.698-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='windows'/><title type='text'>Windows İpuçları</title><content type='html'>[Win XP açılış logosunu devre dışı bırakın!] &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   Açılıştaki logoyu kaldırarak WinXP açılışını bir nebze olsun hızlandırabilirsiniz! &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     C sürücünüzün altında bulunan boot.ini dosyasını bulun ve '/fastdetect' komutunun yanına ' /noguiboot' kelimesini ekleyin. Sisteminizi eski haline getirmek için bu kelimeyi silmeniz yeterli… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; [Ağ şifresini kaldırmak] &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   Win 98 kullanıp; 'Bilgisayarım herhangi bir bilgisayar ağına bağlı olmadığı halde başlangıçta ağ(Network) şifresi soruyor. Bunu nasıl kaldırabilirim?" diyorsanız bu yazımızı mutlaka okuyun! &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     Bu ekranı kaldırmak için; Bilgisayarda çok kullanıcı tanımlanmamışsa; denetim masasına giderek ağ seçeneğine girin. Açılan penceredeki listede 'Primary Network Logon' yerine 'Windows Logon' seçeneğini seçin ve Tamam butonuyla işlemi sonlandırın.Eğer bilgisayarınızda çok kullanıcı tanımlanmışsa regedit'e girip 'HKEY_LOCAL_MACHINE\Network\Logon' da 'Process Logon Script' anahtarına '0000 01' değerini yazarak makinenizi yeniden başlatın. Açılışta sizden şifre girmenizi istemeyecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[Daha hızlı Windows XP için...] &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   Windows XP'nin sık grafik arabirimi göze ne kadar güzel gözükse de sistem performansınızın önemli ölçüde düşmesine neden olur... &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     Ancak Windows XP 'nin sisteminizi yavaşlatan uygulamalarını devre dışı bırakarak sistem performansınızı yükseltebilirsiniz. Bunun için yapılması gerekenler; bilgisayarım ikonuna sağ tıklamak ve başarım seçeneğindeki: "Bilgisayarımı en iyi performans için ayarla" butonuna basmak… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_-----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; [Program Ekle\Kaldır 'da Görünmüyor...] &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   Bir program yüklediniz ama kaldırmak istediğinizde Program Ekle\Kaldır üzerinde program gözükmüyorsa... &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     Öncelikle bilmeniz gereken bir şey var. Program Ekle\Kaldır 63 karakteri geçen uygulamaları listeye sokmaz. Siz programın ismini registry den kısaltarak listede görünmesini sağlayabilirsiniz. Bunu için Registry den HKEY_LOCAL_MACHINE \Software \Microsoft \Windows \Current Version \Uninstall anahtarı altında 63 karakterden uzun olan programın ismini kısaltmalısınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpucu;  [Explorer Hızlı açılsın!] &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   Win XP kullananlar bilirler; Internet Explorer programı XP üzerinde yavaş açılır. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     Bu programı mümkün olan en hızlı şekilde açabilmek için Internet Explorer programının herhangi bir yerdeki kısayoluna sağ tıklayıp özelliklerine girin ve Hedef kısmında yazılı "C:\Program Files\Internet Explorer\IEXPLORE.EXE" ifadesinin sonuna '-nohome' komutunu ekleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    "C:\Program Files\Internet Explorer\IEXPLORE.EXE" -nohome&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Artık Explorer başlangıç sayfası açmaya çalışmayacaktır ve doğal olarak daha hızlı çalışacaktır… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[Windows XP kapanışını hızlandırın!] &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   Windows XP işletim sistemi kapanırken ve açılırken standart olarak bazı ses efektleri çalar. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     Ve bu ses dosyasının çalınması bitene kadar bekler. Denetim masasına girip ses efektlerinden tüm sesleri ya da sadece kapanış sesini YOK olarak ayarlarsanız kapanışta herhangi bir ses dosyası beklenmeyeceğinden kapanış hızlanacaktır… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çözüm/İpucu;  [IP numaranızı öğrenin!] &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   IP numaranızı merak ediyorsanız... &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     IP adresi, Subnet Mask, Default Gateway gibi bilgilerinizi öğrenmek istiyorsanız komut satırına IPCONFIG yazmanız yeterlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpucu;  [XP'de hata bildirimini nasıl kapatırım?] &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   Denetim Masasına girin ve Performans ve bakim seçeneğini tıklayın. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     Ardından sistem simgesini tıklayın ve gelişmiş sekmesinden hata bildirimi butonuna basın. Hata bildirimini devre dışı bırak olarak ayarlayın… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-+---------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpucu;  [Başlat menüsünü hızlandırın!] &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   Başlat menüsünde dolaşırken bir alt menünün geç gelmesinden sıkıldıysanız... &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     Bunun için 'HKEY_CURRENT_USER \Control Panel \Desktop' anahtarındaki 'MenuShowDelay' kaydını bulun yoksa böyle bir dize değeri yaratın. Değer olarak ta milisaniye cinsinden menünün açılma süresini giriniz. Örnek olarak değeri 1000 olarak verdiğinizde menünüz 1 saniye sonra açılacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpucu;  [Photoshop Türkçe karakter sorunu] &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   Yazdığınız Türkçe karakterler photoshop üzerinde görünmüyorsa... &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     Çözüm çok basit notepad 'i açıp yazınızı orda yazın. Kopyalayıp Photoshop da yapıştırın. işte hepsi bu… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpucu;  [Windows Messenger istemiyorum!] &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   Windows XP ile gelen Windows Messenger programını kullanmak istemiyorsanız... &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     Başlat/Run komut satırına "RunDll32 advpack.dll,LaunchINFSection %windir%\inf\msmsgs.inf,BLC.Remove" (Tırnak işaretleri yok!) komutunu girin ve çalıştırın. Karşınıza Windows Messenger 'ı kaldırmak istediğinizden emin misiniz? şeklinde bir soru çıkacaktır. Bunu evet ile geçtiğinizde artık Windows Messenger 'dan kurtulmuş olacaksınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpucu;  [Windows Sleep modundan çıkmıyor!] &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   Windows'u askıya aldınız ancak klavye ve fare ile komut verdiğiniz halde bilgisayarınız açılmıyorsa... &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     Sorunu çözmek için makinenizi yeniden başlatın. BIOS ayarlarından Power Saving bölümünde 'Event Timer' seçeneğini aktif hale getirin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpucu;  [Windows gezginine hedefi siz gösterin!] &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   Bilindiği gibi Windows gezgini ilk açıldığında belgelerim klasörünün içeriğini gösterir. Ancak siz ona hedef göstererek istediğiniz klasörün gösterilmesini sağlayabilirsiniz... &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     Bunun için Windows gezginine ulaşmak için kullandığınız kısayola sağ tıklayın ve hedef yazan bölüme %SystemRoot%\Explorer.exe yerine %SystemRoot%\Explorer.exe /n, /e, c:\Windows olarak değiştirin. burada c:\Windows yazan kısım gezgin açıldığında içeriği gösterilecek klasördür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpucu;  [Sürücülerin harflerini değiştirmek] &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   İşletim sisteminizde, sürücülerinizin harflerini alttaki ipucu yardımıyla istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     Windows 2000 ve Windows XP' de Control Panel altında yer alan administrative Tools bölümüne girin. Buradan Computer Management, oradan da Storage bölümünü açın. Disk Management adli  başlık altına girdiğinizde sisteminizde bulunan diskleri göreceksiniz. Hangisinin harfini değiştirmek istiyorsanız ona sağ tıklayarak Change Drive Letter and Paths seçeneğini seçin. Buradan sürücünüze dilediğiniz harfi koymanız mümkün ancak işletim sisteminizin kurulu olduğu diskin harfini değiştiremezsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpucu;  [Win XP 'de konuşma balonlarını nasıl kaldırırım?] &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   Windows XP kullanırken sağda solda çıkan konuşma balonlarından sıkıldıysanız ve "bunları nasıl kaldırırım?" diyorsanız... &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     Başlat\Çalıştır komut satırına regedit yazarak kayıt düzenleyiciyi çalıştırın. "HKEY_CURRENT_USER\ Software\ Microsoft\ Windows\ Current Version\ Explorer\ Advanced" değeri altında "EnableBallonTips" değerini "0" olarak yenileyin ve balonlardan kurtulun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpucu;  [Reklamsız ICQ] &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   ICQ üzerindeki reklamlardan kurtulun! &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     ICQ kullanan herkes bilir, bir arkadaşımızla konuşurken birden bire bir reklam ICQ üzerinde beliriverir. Bu hiç de hoş olmayan durumdan kurtulmak için ICQ 'ya bazı eklentiler yapmamız gerekir. Gerekli yama ile ilgili ayrıntılı bilgiyi www.michael-prokop.at/internet/icq.html adresine bakabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpucu;  [Birden fazla ICQ nasıl çalıştırılır?] &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;   Birden fazla ICQ penceresi ile çalışmak istiyorsanız... &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     Başlat\Çalıştır regedit yazarak kayıt düzenleyiciyi açın. "HKEY_CURRENT_USER\ software\ mirabilis\ ICQ" anahtarını bularak sağ tarafta "MultiInstance" adında yeni bir dize değeri oluşturun ve "YES" atamasını yapın. Bilgisayarınızı yeniden başlatın ve artık birden fazla ICQ çalıştırabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------------------&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-3954182147817421254?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/3954182147817421254/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=3954182147817421254' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/3954182147817421254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/3954182147817421254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2007/10/windows-ipular.html' title='Windows İpuçları'/><author><name>blogger</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-3013375036242794880</id><published>2007-10-28T07:58:00.000-07:00</published><updated>2007-10-28T08:05:05.630-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='makale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güzel sözler'/><title type='text'>Vazgeçilmeyen</title><content type='html'>Ne garip. Uzaklaştığı kapının ardında, yaşamının en acı anlarını bırakmıştı ve binlerce hücum edeceğine kafasına, beyninde dün söylenmiş bir tümce çınlıyordu: "Saçlarına dokunma lütfen!" Önceleri, aşklarının canım cicim aylarında, daha zarif itiraz ederdi, saçlarının okşanmasından hoşlamayan beyefendi. Beyefendi!...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Lame pabuçlarının yüksek topukları üstünde, resepsiyonun verildiği otelin çakıl taşı döşeli yolunda bata çıka, bilekleri bükülerek ilerlemeye çalışırken, gülmekle ağlamak arasında olduğunu duyumsuyor, ancak henüz hiçbir şey düşünemiyordu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sonunda Boğaz yoluna çıkıp, bir taksiye attı kendini. "Nereye abla?" Tereddüt etti. Elbette içki istiyordu canı. Bol içki. Böyle bir geceyi, alkolde boğmazsa nerede boğabilirdi ki? Ama yalnız. Ama tanıksız. Çaresiz eve gidecekti. "Cihangir'e..." dedi şöföre. Araba, yarış atı gibi kişniyerek havalandı. Derdini unuttu, taksiciye yöneltti dikkatini. Genç, yakışıklı, afili bir lümpendi. Fren gıcırtıylarıyla ilk virajları almaya başladıklarında: "Biraz daha yavaş kullanabilir misiniz?" Dedi sakin olmaya çalışan sesiyle. Delikkanlı şöförün direneceğini ummuştu. Hiç sesini çıkarmadı adam, araba yavaşladı. Rahatlayıp arkasına yaslandı kadın.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Beyefendi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç yıl olmuştu, kaça göçe beraberlikleri başlayalı. Hayır, gizlememişti evli olduğunu. Zaten doğru dürüst ve yüzüne bakılır erkeklerin tümü evli değil miydi? Niye bu kadar erken evleniyordu ki bu salaklar? "Ya sen, 18 yaşında evlenmedin mi be kadın!" diye çınladı içinde, vicdanının bir türlü yalancılığa alıştıramadığı sesi. Evet ama o, hatasını anlayınca (bırakınca) ayrılmıştı. Oysa budala erkekler, nedense bir türlü boşanmaya karar veremiyorlardı. Beyefendi... Neler anlatmıştı neler, o beyefendi. Karısıyla sevişmiyorlardı artık. Hiç bir şey kalmamışlardı aralarında. Zaman aşımı, alışkanlık... Elbette ayrılmayı düşünmüştü. Ama işte çocuklar vardı. Onlardan kopmamak için... Fakat bu kez birnine, yani kendisine aşıktı, kararlıydı boşanmaya, biraz sabır gerekiyordu, biraz bekliyecekti. Beklerken saçları karıştırılmıyacaktı ama! Başlangıçta şaşırmıştı kadın. Yaşamına giren erkeklerin hepsi bayılırdı başlarını okşatmaya. Oysa bu, ödünç yataklarda ne zaman ellerini saçlarına atsa, "Yapma! Hoşlanmıyorum..." diyordu. "Demek bekaretiymiş..." diye geçirdi içinden kadın.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu, gece onlara rastlayacağını bilmiyordu. Adam da onun resepsiyona geleceğini. Üç yıldan beri ilk kez, karşılaşmışlardı. O, adam ve karısı. Kim tanıştırmıştı (ya da tanıştırdığını sanmıştı) anımsamıyordu, birdenbire burun buruna gelmişlerdi, neşeli bir grubun ortasında. Karısı hiç tahmin ettiği gibi değildi. Ufak tefek, gamzeli bir sarışın. Fıldır fıldır gözleri, muzip ve iyimser bir ışık saçıyor. 'Beyefendi'nin evdeki sakarlığını hicvediyordu, arkadaşlarına. Dinleyenler, kadının anlattıklarına gülüyorlardı katıla katıla. O hariç. Bir ara, aynı adamı paylaştıkları kadın, konuya nerden gelindiyse: "Ah, bir de," demişt, "Beyefendi saçları iyice karıştırılmadan uyuyamaz... bendeniz, o uyuyuncaya kadar başını okşamakla yükümlüyümdür!"&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Göz göze gelmişlerdi aynı anda, adamla. Her şey anlaşılmış ve bitmişti.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Taksi, evin önünde durdu. Parayı titrek ellerle uzun uzun arayıp saydıktan sonra uzattı kadın. İndi. Merdivenlere doğru ilerledi. Taksi hala hareket etmemişti. Delikanlı şöförün bakışlarını üzerinde hissdiyordu. Ansızın döndü, eğildi cam çoktan inmişti. "Benimle gelmek ister misiniz?" dedi kadın.&lt;br /&gt;AŞK HİKAYELERİ-Mine G. KIRIKKANAT&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9199081759926925002-3013375036242794880?l=cesitli-belgeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/feeds/3013375036242794880/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9199081759926925002&amp;postID=3013375036242794880' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/3013375036242794880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9199081759926925002/posts/default/3013375036242794880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cesitli-belgeler.blogspot.com/2007/10/vazgeilmeyen.html' title='Vazgeçilmeyen'/><author><name>blogger</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9199081759926925002.post-5592493449802390109</id><published>2007-10-10T04:17:00.001-07:00</published><updated>2007-10-10T04:17:55.715-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='linux'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><title type='text'>Basit Linux Dosya Komutları</title><content type='html'>Her işletim sistemi gibi linux'da önceleri sadece komut satırından oluşuyordu. Herhangi bir grafik arayüzü içermiyordu.Bu şimdi ki bilgisayar kullanıcılarına çok soğuk kullanışsız gelecektir. Artık bir çok bilgisayar kulanıcısının dos ile tek alakası windows açılırken gözüken ,autoexec.bat dosyasından çağırılan bir kaç komut. Ama linux kurulduktan sonra console yani komut satırı default olarak başlar (çogu dağıtımda böyledir). Yani işletim sistemi hemen bir grafik arayüze geçmez.Tabi birkaç ayar ile bunuda sağlıyabilirsiniz. Öyle ya da böyle her linux kullanıcısı bu komut satırını kullanmak zorunda kalacaktır. Özellikle bunu kullanmaya alıştıktan sonra yaptığınız işlemlerin pencere açıp kapamaktan daha hızlı olduğunu göreceksiniz. Özellikle "tab" tuşunu kullanmaya alışınca yılladır size öcü gibi gözüken dos'un sadece çok "anlayışsız" olduğunu farkedeceksiniz.Linux'un anlayışlılığı konusuna bir kaç basit komutu anlatıktan sonra döneceğim. Linux altında basit komutların bile gerekli gereksiz bir çok parametresi mevcut. Bu parametreleri kullanmak için kullanacagınız parametrenin önüne çoğu zaman bir yada iki eksi işareti ( "-" ya da "--") konur. Her komutun sonuna "--help" yazınca genellikle parametreleri acıklayan küçük bir yardım ekranı gözükür. Bu arada vereceğim komutların parametreleri Red Hat6.x ve Mandrake 6.x dağıtımları için geçerlidir.Bu parametrelerin bir kısmı diğer linux dağıtımlarında bulunmayabilir. Üzülmeyin çoğunu bir kaç saat içinde unutursunuz :) .&lt;br /&gt;Öncelikle işe ls komutu ile başlıyalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ls:&lt;br /&gt;Nedense bir işletim sistemini öğrenmeye başlıyan insanlar önce dosya listeleme komutunu öğrenir (dos'taki dir komutunu herkes bilir). ls komutu hemen hemen dos'taki dir komutu ile aynı işi görür. Yani aksini belirtmedikce bu komut o dizindeki tüm dosyaları ve altdizinleri ekrana basar. Ama bu komut parametresiz yazıldıgında sadece isimleri verir dosya ve ya dizin hakkında başka bir bilgi vermez.Dosyalar hakkında daha cok bilgi almak isterseniz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ls -l&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazmanız yeterlidir.Böylece dosyanın ozelliklerini (okunabilirmi? değiştirlebilirmi? calıştırılabilirmi?bu mevzuya komutlardan sonra dalacagım o yüzden şimdilik dosyaların sol tarafında göreceğiniz -x- rxw gibi harfler kafanızı karıştırmasın) ve büyüklüğünü ögrenebilirsiniz. Bir başka parametre ise "-a" (--all da kullanılabilir) parametresidir. Bu parametre adından anlaşılacağı üzre tüm dosyaları gösterir. Adı nokta ile başlıyan dosyalar ve dizinler linux'ta gizli dosyalardır ve ls yazdığınızda gösterilmez. Mesela adı ".xinitrc" olan dosya veya dizin "ls -a" yazmadan ya da ls komutuna "--all" parametresi yazılmadan gösterilmez. Sizinde bu dosyadan haberiniz olmaz. "-c" ile dosyaları oluşturulma zamanına göre sıralar. "--full-time" ile dosyanın oluşturulma zaman ve tarihini gösterir. Bunları ve geri kalan parametreleri beraber de kullanabilirsiniz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ls -alc --full-time&lt;br /&gt;bu komut size tüm dosyaları ayrıntılı gösterecek, onları zamanına göre dizecek, ve tarihlerini gösterecektir."-u" dosyaları,dosyaya en son ulaşma zamanına göre dizecektir."-X" dosyaları alfabetik olarak dizer. "-d" komutu sadece dizinleri gosterir."-k" dosyaların büyüklüğünü kilobyte olarak verir.Ls default olarak büyüklüğü byte cinsinden verir."-h" (yada --human-readable ) ile dosya buyukluklerini küsürata kaçmadan öğrenebilirsiniz.Mesela 1k 5M ya da 6G gibi."-H" (unutmayın linux "case sensitive" dir yani H ile h aynı şeyi ifade etmez linux'a ) ile ls, 1 kilobyte 1000 byte'a 1000 k=1mb'a eşitmiş gibi davranır. Sırada cp komutu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cp:&lt;br /&gt;Cp anlıyacağınız üzre copy demektir yani dosya kopyalama komutudur.bu komutun kullanımı ise şöyledir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cp davul.tgz /gel/buraya/&lt;br /&gt;Bu komut davul.tgz doyasını gel dizini altındaki buraya dizinine (tabii varsa) kopyalar.Önemli bir olayda koplayacağınız dosyadan sonra yazdığınız dizin adını slash yani bölü işareti "/" ile başlamazsa o dizinin dosyanın altındaki bir altdizine kopyalacağınız manasına gelir.&lt;br /&gt;Dosyanın bulunduğu dizinin altında "burasi" diye bir dizin olsun. Dosyayı bu dizine kopyalamak için;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cp davul.tgz burasi/&lt;br /&gt;yazmanız yeterlidir. Dosyayı yine aynı dizine farklı bir isimle kaydetmek içinse;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cp davul.tgz burasi/zurna.tgz&lt;br /&gt;yazabilirsiniz.Gelelim bu komutun parametrelerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-i --interactive&lt;br /&gt;Bu parametre herhangi bir dosyanın üzerine yazıyorsanız sizden onay istemesini sağlar.Çoğu linux sisteminde zaten bu parametre default olarak açıktır. Yani genelde kullanmanıza gerek yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-l&lt;br /&gt;Bu önemli bir parametredir. Bununla dosya kopyalanmaz sadece hedef dizininde bir link yaratılır. Bu linkler windows9x te karşılaştığımız kısayollar (shortcut) ile aynı şeydir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-p&lt;br /&gt;Mümkünse dosyanın attributelarını (türkcesi nedir bilmiyorum :( ) korumaya zorlar. Bu dosya modlarınıda komutlardan sonra anlatacagım merak etmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-r&lt;br /&gt;Çok kullanılan bir parametredir.Çoğu komutta aynı işi ifade eder. Bu parametre cp komutuna altdizinleride kopyalamasını söyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-R&lt;br /&gt;Sadece altdizinleri kopyalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-u --update&lt;br /&gt;Yedekleme ile arası iyi insanlar için çok kullancağı bir parametre. Hedef dizinde, kopyalanacak dosyaların aynısı ya da yeni tarihlisi yoksa kopyalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-v&lt;br /&gt;Paranoyak arkadaşlar için iyi bir parametre.Yapılan işlemleri gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mv:&lt;br /&gt;Dos'taki move komutuyla aynı işi görür.Yani bir dosyayı bir dizinden başka dizine taşımaya yarar.&lt;br /&gt;Mesela /home/aldemir/ dizininde oluşturduğumuz "mevzu" dosyasını /etc dizininin altına atacağız. Eğer şu anda /home/aldemir/ dizinide bulunuyorsak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mv mevzu /etc/&lt;br /&gt;yazarak dosyayı /etc dizinine atabiliriz.Eğer /home/aldemir/ dizininden farklı bir dizinde bulunuyorsak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mv /home/aldemir/mevzu /etc/&lt;br /&gt;yazmamız lazımdır.Kolay değilmi?Özellikle bash kabuğunu kullanmaya alıştıkca(ipucu:tab tuşu!!!)&lt;br /&gt;komut satırını kullanmanız çok daha kolay olacaktır.&lt;br /&gt;Bu komut ikinci bir amaç için kullanılabilir;Dosya ismi değiştirme yani dostaki ren komutunun yaptığı işin aynısını yapabilir.Mesela elinizdeki index.html dosyasının ismini enter.html olarak (aynı dizinde) değiştirmek isterseniz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mv index.html enter.html&lt;br /&gt;ve işlem tamamlanacaktır.Bu isim değiştirme işlemini dosyayı başka dizinlere taşırken de yapabilirsiniz.Mv'nin parametreleri azdır ama çok da önemlidir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-f --force bu parametre hedefteki dosyanın aynı olduğu durumlarda mv'nin size üstüne yazıyimmi?&lt;br /&gt;türünden bir soru sormasını engeller.Hiç sormadan dosyanın üzerine yazar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-i --interactive bu ise -f'nin tam tersine soru sormasını sağlar çoğu işletim sisteminde default olarak açıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-u bu da sadece hedefteki dosya daha yeni değil ise üzerine yazar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Root olarak login olduğunuz durumlarda bu komutu kullanırken dikkatli olmanızı öneririm. Sisteme büyük zararlar verebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rmdir: Bu komut dizinlerin silinmesi için kullanılır.Ama sadece silinecek dizinin içi boş ise o dizini siler.Eğer dizinin içi dolu ise 2 seçeneğiniz mevcuttur.Ya teker teker dosyaları ve altdizinleri sileceksiniz ya da birazdan anlatacağım rm komutunu bir takım parametrelerle kullanarak "olaya girceksiniz".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mkdir:&lt;br /&gt;Bu komut da dizin oluşturmak için kullanılır.Kullanımı çok basittir ve sadece&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mkdir dizin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazarak bulunduğunuz dizinde bir altdizin oluşturabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rm:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim root'lar için bir başka tehlikeli komuta :) . Tabii ki bu komut kaçınılmaz ve çok önemli bir komuttur.Dosya silmeye yarar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Linux altında dos'taki undelete gibi bir araç mevcut değildir.O yüzden bir dosyayı linux altında sildinizmi,dosya tarihin tozlu sayfalarına ilelebet gömülür.Bu yüzden bu komut çoğu linux dağıtımında,dosya silme onayı ister.Yani dosyayı silmek isteyip istemediğinizi sorar.Bir süre sonra bu sorular canınızı sıkmaya başlarsa "-f" parametresini kullanıp bu sorulardan kurtulabilirsiniz.Ama burdan ifade ediyim,sorumluluk kabul etmem :) .Çünkü hiç bişey sormadan dosyayı hemen siler.Ekrandaki tüm göreceğiniz sanki birisi "enter" a basmış gibi komut satırının bir satır aşşağı kaymasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer çok önemli parametre ise;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-r -R -recursive 'dir.Bununla rm komutunun altdizinleride "elinden geçirmesine" sebep olur.Yani altdizinleride siler.Bu parametre ile "rmdir" komutunun yapamadığını yapabilirsiniz.Mesela elinizde "gereksiz" diye bir dizin olsun ve biz de bunu silmek istiyelim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rm -r gereksiz/&lt;br /&gt;yazarsanız,tüm gereksiz dizinini silecektir.Eğer dizinin altında onlarca hatta yüzlerce dizin ve dosya varsa eliniz "y" tuşuna basmaktan yorulacaktır.Çünkü komut her dosya ve dizin için sizden onay isteyecektir.Bunu engellemek için;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rm -rf gereksiz/&lt;br /&gt;dersek yine bir-iki saniye içinde linux'un o dizini yokettiğine şahit oluruz.Burdan sizi bi daha uyarmak isterim şöyleki;Eğer root iseniz işletim sistemine kalıcı hasarlar verebilirsiniz (inanmıyorsanız "rm -rf /bin/" komutunu root iken deneyin ) linux'u yeniden kurmak zorunda kalabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tar:&lt;br /&gt;Tar komutu linux'un arşivleme (backup) komutudur.Internette linuxla ilgili dosyaların&lt;br /&gt;hemen hemen hepsi tar ile arşivlenmiş ve de gzip ile sıkıştırılmış halde bulunur.Genellikle bu tür dosyaların uzantısı " .tar.gz" ve ya " .tgz" dir.Bu komut bir çok parametre içerir ama basit olarak şu üç amaç için kullanabilmeniz yeterlidir(zaten bende bu kadarını açıklıyacağım):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Arşivin içeriğinin görülmesi&lt;br /&gt;2.Arşivin gerekli ortama açılması&lt;br /&gt;3.Yeni bir arşiv oluşturulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların nasıl yapıldığını açıklamdan önce şunu söyliyeyim.Tar arşivleri genelde içinde programa ait dizini barındırır ama akıllı bir arkadaşamızın böyle bir yapmamış olması içine açtığımız dizini onlarca dosyaya boğabilir ve bunlari silmek insanın hem vaktini hem de mutluluğunu çalar.&lt;br /&gt;O yüzden öncelikle dosyanın içerine bakılmalıdır.Elimizde arshiv1.tar.gz isimli bir dosya bulunsun;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tar ztvf arshiv1.tar.gz&lt;br /&gt;yazılırsa sadece o dosyanın içeriğini ekrana ayrıntılı olarak basar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tar zxvf arshiv1.tar.gz&lt;br /&gt;yi denersek arşivin bulunduğumuz dizine açıldığını görürüz.Dikkat dosyanın uzantısnda "gz" yok ise yani uzantısı sadece "tar" ise "z" parametresini kullanmamak gerekir zira bu parametre tar'a doyanın gzip'li olduğunu ve onu önce gzip ten kurtarması gerektiğini söyler tabii dosya ziplenmemiş olduğundan tar hata verip işlemi başlatmaz.&lt;br /&gt;Bir tar arşivi oluşturmakta dos altında dosya ziplemekten farksızdır.Her sıkıştırma ve arşivleme işlemi gibi öncelikle arşivin adı daha sonra arşive konacak dosyalar satıra yazılır.Oluşturacagımız arşivin adı yedekolayi.tar.gz olsun.Bunun içinde /root/prog/ dizinini alacağımı farz edelim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tar zcvf yedekolayi.tar.gz /root/prog/*&lt;br /&gt;derseniz /root/prog/ dizini altındaki tüm dosyaları alacak ve de yedekolayi.tar.gz diye bir arşiv oluşturacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mount:&lt;br /&gt;Linux'un hala windows'a göre birtakım garip özellikleri vardır.Bunlardan biride mount olayıdır.Linux'a göre bilgisayarınızda ki her şey birer dosyadan ibrettir.Mesela linux için sizin 150$ verdiğiniz external modem sadece bir dosyadır.Linux vri alışverişini bu dosyalara yazarak ve bu dosyalardaki veri değişimini okuyarak sağlar.Bilgisayara veri yüklediğimiz ve ondan veri aldığımız disket sürücüler,sabit diskler,cd-rom lar için durum biraz farklıdır.Linux onları yine birer dosya gibi görür.Ama bunları okuyabilmeniz için linux'a bir disket yada cd-rom taktığınızı söylemeniz gerekir.Bunu söyliyen komut ise "mount" komutudur.mount komutunu kullanarak /dev dizini altında o alete ait dosyayı istediğiniz dbir dizine bağlarsınız.Böylece o dizinin içi direkt olarak sizin disket sürücünüz içiymiş gibi davranır.Yani o dizinin içinden dosya silerek disketten dosya silmiş olursunuz.Disket yada cd-rom değiştirmeniz gerektiği zaman ise "umount" komutu ile o dizinin disket sürücü ya da v.b. gibi davranmasına son vermiş olursunuz,ve de yeni bir cd-rom v.b. takacağınız zaman sürücüyü yeniden mount etmeniz gerekir.&lt;br /&gt;Aslında aynı şey sizin linux'un kurmuş olduğunuz partition içinde geçerlidir ama zaten linux açılırken bu partition'ı mount eder.Yeni kullanıcıların büyük derdi ise fat32'li bir sabit disk bölümünü görememektir.Bunun birazadan ne kadar kolay bir çözümü olduğunu göreceksiniz.Ama bundan önce linux formatlı bir disketin nasıl mount edildiğini görelim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mount /dev/fd0 /mnt/floppy/&lt;br /&gt;Bu komutu yazdıktan sonra linux formatlı bir disketin(mesela boot disketi) içeriğini /mnt/floppy/ isimli dizine ls çekerek görebilirsiniz.Bu komutun tek önemli parametresi "-t" dir.Bu parametre mount edeceğiniz medyanın hangi dosya formatı içerdiğini linux'a açıklar.Dos formatlı bir disketi&lt;br /&gt;mount etmek için;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mount -t vfat /dev/fd0 /mnt/floppy/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazmanız yeterlidir.Bİr floppy'yi mount ederken /dev/fd0 'ı kaynak olarak göstermeye mecbursunuz(bir den fazla sürücünüz olmadığı zamanlarda tabii ki!).Aynı zamanda adı linux tarafından hda1 olarak görülen bir dos ya da fat32 disk bölümünü mount etmek için şunu yazmanız yeterlidir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mount -t vfat /dev/hda1 /mnt/herhangi/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burda herhangi dediğimiz dizin.Sizin istediğiniz bir dizin olabilir.mnt dizini içersinde bulunmasıda gerekmez.Herhangi bir dizin olabilir.Un-mount ederken (komutu umount) sadece mount ettiğiniz dizini yazmanız yeterlidir.Mesela yukardaki sabit-disk bölümü için;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;umount /mnt/herhangi/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o disk bölümünü un-mount eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;df:&lt;br /&gt;Disk-free kelimsinin baş harflerinden adını alan bu komut sabit diskinizde ne kadar yer kaldığını gösterir.Günümüzde tüm paketleri ile kurulan bir linux dağıtımının yaklaşık 1.2Gbyte yer kapladığı düşünülürse bu komutun küçük ama faydalı bir komut olduğu ortaya çıkacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;chmod:&lt;br /&gt;chmod komutundan önce işe dosya özellikleri ile başlıyalım."ls -l" yazıldığında benim bilgisayarımın görüntüsü kısmen şöyle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;drwxr-xr-x 5 root root 1024 Sep 27 16:20 Desktop&lt;br /&gt;drwxr-xr-x 5 root root 1024 Sep 29 16:08 GNUstep&lt;br /&gt;drwxr-xr-x 4 root root 1024 Sep 28 11:34 Projects&lt;br /&gt;-rw------- 1 root root 1843200 Oct 4 12:12 core&lt;br /&gt;drwxr-xr-x 2 root root 3072 Sep 29 11:42 danger&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey iyi güzelde peki bu sol taraftaki d'ler r'ler ne?Bunlar bir dosya yada dizinin özelliklerini gösterir. Bu on sütunluk harfler gurubunun ilk sütunu elemanın dizin dosya yada link olduğunu belirtir. Eğer ilk harf d ise dizin,tire "-" ise dosya ve "l" ise link olduğunu gösterir. Geri kalan 9 sütun 3 ayrı parçaya bölünmüştür. İlk üçlü grup (Desktop dizini için rwx dir) o anda bağlı kullanıcının dosya üzerindeki haklarını,ikinci grup(r-x dir) kullanıcının bağlı olduğu grubun haklarını,son grup ise (r-x) ise diğer kullanıcıların haklarını gösterir. "r" read yani okuma manasına gelir. "w" write yani yazma manasına gelir. Aynı zamanda bi dosyanın değistirilmesi içinde yazılabilir olması gerekir. "x" ise execute yani çalıştırma manasına gelir. Çalıştırılabilir dosyaların herhangi bir özel uzantısı olması gerekmez. Dizinlerde x bulunması o hakka sahip kullanıcının o dizine geçebilmesini sağlar.Tabii ki bu haklar root için geçerli değildir.Root sistem üzerindeki her dosyaya ulaşma hakkına sahiptir.Yukardaki örnek için;&lt;br /&gt;core dosyasını kullanıcı hariç hiç kimse göremez.Çünkü "r" modu diğer gruplar için açık değildir.&lt;br /&gt;chmod komutu ise bu özelliklerin değiştirilmesini sağlar.Bu ko
